17 Ocak 2008 Perşembe

YABAN ÇİLEĞİNİN FAYDALARI

Uzmanlara göre yaban çileği, bağışıklığı güçlendiren besin değeri yüksek bir meyve. Normal çileğe oranla daha küçük olan yaban çileği tam bir vitamin deposu.
Doğada kendiliğinden yetişen ve normal çileğe oranla daha küçük olan yaban çileğinin vitamin deposu olduğu bildirildi.
Çocuk felci, ağız ve deri yaralarını oluşturan bazı virüsler için öldürücü etki taşıyor. Halk arasında dağ çileği olarak da bilinen yaban çileği, C vitamini açısından oldukça zengin bir meyve.
Çileğin, aynı zamanda ishale yol açan bazı mikroorganizmaları durdurma özelliğine de sahip olduğunu belirten uzmanlar, "Yaban çileğinin besleyici ve vücuda zarar verecek bazı kimyasal maddelere karşı savaş veriyor. Sigaranın yarattığı damar tahrip edici özelliği azaltabiliyor.
C vitamini açısından zengin olan ve besleyici özelliği bulunan yaban çileği, vücuttaki serbest radikalleri, bir şekilde vücuttan atmaya yönelik bir fonksiyon içeriyor. Kırmızı meyvelerde mevcut olan; ancak yaban çileğinde yoğun miktarda bulunan antosiyanin pigmenti sayesinde, vücuttaki zararlı etkenlerle savaşan yaban çileği, aynı zamanda damar tıkanmalarını önleyici özelliğe sahip.
Ciltteki sivilce ve aknelere iyi geliyor. Kansere karşı koruyucu ve ilerlemesini önleyici özellikler içerir. İdrar söktürücü, romatizma ağrılarını azaltıcı etkisi vardır. Sinirleri kuvvetlendirip, bağırsak kurtlarını döker ve ateş düşürür. Çok güçlü bir besin olduğu için bazen alerjiye neden olabilir" dedi

PR.DR.ERKAN TOPUZDAN HAYAT KURTARAN ÖNERİLER

İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, kansere karşı nasıl beslenilmesi gerektiği yolunda çarpıcı açıklamalarda bulundu. İşte Prof. Dr. Topuz’dan kanserden korunma reçeteleri...
Kolon kanserine deve dikeni sütü
“Kolon kanserlerine gelince, kolon kanseri yapan nedir? Bir kere kabızlık en önemli faktör. Onun için bağırsaklarımızı muhakka yumuşak tutalım. Kırmızı etten kaçalım. Mesela dandelion denilen bir bir madde vardır. Türkiye’de henüz yok . Sonra taysıl dediğimiz deve dikeninin sütünden elde edilen bir madde vardır ki aşağı yukarı 30-40 yıldır Alman tıbbında 3-4 bin senedir dünya tıbbında vardır karaciğer kanserini korur. Kolon kanseri riski olanların günde bir gram calsium 100 mg aspirin alması lazım. Hasta olanların ise yoğurt yemesi lazım sürekli olarak. ”
Sucuk, salam ve sosisten sakının
“Beyaz un, beyaz şeker, konserve, sucuk, salam, sosis, hazır meyve suları, margarin; bunlar genellikle kanserojen maddelerdir. Soya yağı ve keten tohumu meme kanseri olan ve sektörleri pozitif olan hastalara vermeyin. Ancak soya yağı, soya sütü, keten tohumu çocuğumuz küçük ve kansere meyili varsa o zaman korur. Bakın ne kadar çelişkili.”
Kanser olan süt içmesin
“Büyüme hormonu sütle de vücuda geçiyor. Bu sütü çocuklar için söylemiyorum kanserli hastalara verdiğimiz zaman kanserde insülin seviyesini yani kanserojen maddeyi de yükseltiyor. Kanser hastaları neler yapmalı? Bir kere kilo almamalılar. Spor yapmalılar. Yağlı gıdalardan kaçmalılar. Hormonlu gıdalar almalılar. Doğum kontrol hapı da almalılar. ”
Doğum kontrol hapına dikkat!
“Kadınlar eğer memesinde fibrokist, ailesinde kanser varsa menopoza girdiği zaman kesinlikle hormon almamalı ve muhakkak çok sık meme kontrolleri yaptırmalı. Doğum kontrol hapını bir seneden fazla kullanmayın. Bir sene dinlenin. Çünkü over (yumurtalık) kanserini korur meme kanserini artırır.”
Yoğurdu evinizde yapın, keçi peyniri yiyin. Cevizi de unutmayın!
“Yoğurdun üzerindeki yeşil su mideye zararlıdır. Brokoli, karnabahar, lahana, kırmızı lahana, kıvırcık salata, semiz otu, kırmızı turp salatası, kereviz, yeşil kabak ama bunlar mevsiminde yiyeceksiniz, turfanda değil... Ayrıca bunlar kemoterapi esnasında yenmeli. En makbul gıda, en ucuz gıdadır. Şimdi soğan ve sarımsağa gelelim. Ceviz çok faydalı, günde 4-5 acıbadem yenmeli. Kavrulmamış kayısı çekirdeğini 5 taneden fazla yemeyin, içinde bir madde vardır 15 tane yerseniz diger tarafa gidersiniz. 3 kara üzüm, kara erik, kara kayısı ama tazesini yiyeceksiniz. Kışın ise güneşte kurumuş gül kurusu makbuldur. Yoğurdu evde yapacaksınız. Katkısız olacak. Probiyotikten yapın ve soğuk sütün içine atın. Keçi peyniri ve çökelek de çok faydalıdır, özellikle karaciğer kanserine...
Süte bir bardak limon dökün, kesilsin ve içinde kalan peynirimsi kısmı dökün, suyunudan bardak bardak için... Şile Ağva ve Kilyos’ta kendiniz toplayın böğürtlenleri. Kendisini yerseniz elledit asit var böğürtlenin hem yaprağında hem meyvesinde, hem kökünde. Ama meyvesi bir ay sürdüğü için yaprağını veriyoruz. Böğürtleni bu mevsimde yani simdi alın toplayın, bunun şurubunu yapın. Çorba kaşığıyla, kolon kanserine büyük şifadır.
Kırmızı et olarak kuzu yiyin
“Genelilkle beyaz eti tavsiye ediyoruz. Balık tavuk hindi ve arkasından haftada bir kez kırmızı et veriyoruz. Ama lütfen kırmızı ette kuzu etini tercih ediniz. Çünkü genellikle zavallı kuzular hiçbir şekilde zehirlenmemiştir. Niye kırmızı et zararlı diyoruz. bakın hayvanlar genellikle otluyorlar. Etraftan inteksit (zehirlenmiş) dediğimiz otları yiyorlar o da doğrudan doğruya adalesine gidiyor Ayrıca biz bunlara growth factors yani büyüme hormonu veriyoruz. Bir de kırmızı etin öz yapısında kansorejen madde var. Zavallı kuzunun daha otlamadan gırtlağını kesiyoruz. Ne hormon veriyoruz ne bir şey”
Kız çocuklarınıza asla turfanda yedirmeyin
“20 yaşına kadar bu diyet yapılırsa yüzde 60 kurtulur. 20 yaşından sonra ise yüzde 20 korur. En çok kadınlarda görülen meme kanseri; kız çocuklarını hormonal beslenmelerden uzak tutmak lazım. Tüm gıdalarımızda hormon var. 15 Eylül’den 1 Ekim’e kadar domatesinizi salçanızı yapın. Sakın turfanda yemeyin. Karnabahar varken brokoli yemeyin. Brüksel lahanası değil, oturun 400 liralık lahana yiyin. Lahana brokoli semizotu karnabahar meme kanserinin en büyük düşmanları. 12 yaşında erken bluğ, meme kanseri için çok önemli bir potansiyeldir, meme kanserini arttırır. Haftada 3 kez yada daha fazla fast-food yiyen gençlerde beyin kanseri enf kanseri ve kan kanseri 3 kat fazladır. Haftada 1 kere yesinler.
En faydalısı kanola yağı
“Fındık yağı, kanola yağı, zeytin yağını tavsiye ediyorum. Kanola yağı dünyada çok yaygın Türkiye’ye de yeni girdi ve en ucuz en kaliteli bitki yağıdır. Kanola ve zeytin yağı, keten tohumu ve soya yağı vermeliyiz çocuklara. Kadınlara kansere yakalanmadan önce vermeliyiz ama kadın kansere yakalandıysa bunları vermeyiniz çünkü kanseri azdırır. İlk başta korur sonra azdırır. Kemoterapide trombosit düşürdüğü iddia edilir. Isırgan yaprağı ısırgan kökünün çayı prostat kanserine faydalıdır Yeşil çay prostat, meme, kolon ve mide kanserlerine karşı korur ancak iki kupa içeceksiniz. Şöyle birleştiriyorum hastalarıma; bir yeşil çay iki böğürtlen yaprağı üç limon kabuğu dört ısırgan yaprağını karıştırın.

16 Ocak 2008 Çarşamba

CİLT TİPİNE GÖRE BAKIM

Cilt Bakımının SırlarıSoğuk kış günlerinde yıpranan cildinizi doğru bakım yöntemleri ile koruyabilirsiniz. Birkaç basit uygulama ile siz de güzel ve canlı bir cilde sahip olabilirsiniz.
Cilt tipine uygun bakım

KURU CİLT:
• İnce gözenekli
• Yanak kısımları pul pul ve kırmızı renkli
• Hassas
• Özellikle ağız ve göz çevresinde kırışıklıklar

Neler Yapabilirsiniz?
• Geceleri yüzün için yumuşak, sabun içermeyen likit temizleyiciler ya da süper yağlı temizleme sabunları kullanabilirsiniz. Sabahları yüzüne sadece sıcak su çarpmalısınız.
• Gliserin ile formüle edilmiş nemlendiricileri seçebilirsiniz, bunlar nem kaybını geciktirir, daha fazla kurumayı önler.
• Yüzünü ve vücudunu hala nemli iken nemlendirici kullanmalısınız.
• Yağ bazlı fondöten ve krem allık kullanmalısın. İçerdikleri yağ, çizgi ve kırışıklıkları yumuşatmaya yardımcı olacaktır.
• Her gün SPF 15 faktörlü bir koruyucuyu yüzüne ve boynuna uygulayabilirsinız.
Neler Yapmamalısınız?
• Yüzünü asla sert bir sabunla yıkamamalısınız.
• Pütürlü temizleme ürünlerinden ve peelinglerden uzak durmalısınız.

YAĞLI CİLT:
• Büyük gözenekler
• Parlama (özellikle T-bölgesi)
• Saf olmayan bir cilt eğilimi
Neler Yapmalısınız?
• Yüzünü günde iki kez yağlı ciltler için formüle edilmiş yumuşak bir likit temizleyici ile temizlemelisiniz.
• Eğer ihtiyaç duyuyorsan yağ içermeyen bir nemlendirici kullanabilirsiniz.
• Yağı, pırıltıyı ve sivilceleri önlemek için yağsız ya da yağı kurutan fondöten, pudra ve toz allık kullanabilirsiniz.
• 15 SPF koruma faktörlü bir koruyucuyu ara sıra uygulayabilirsiniz.
Neler Yapmamalısınız?
• Yüzünü fazla ovalayıp fırçalamamalısınız. Çünkü yağ cildin koruyucu bariyeridir.
• Cildini günde iki kereden fazla temizlememelisiniz.
• İhtiyacın yoksa nemlendirici kullanmamalısınız.
• Yağı yok etmek için yüzünü pudralamamalısınız. Bu cildinin tebeşir gibi görünmesine yol açar.
KARMA CİLT:
• Yanak bölgesi kuru
• T-bölgesi yağlı

Neler Yapmalısınız?
• Karma ciltler için formüle edilmiş temizleyiciler seçebilirsiniz.
• Nemlendiriciyi sadece ihtiyaç duyulan bölgelere uygulamalısınız, T bölgesine kullanmak sivilcelere neden olabilir.
• Yağsız formüle edilmiş SPF 15 koruma faktörlü bir ürün seçebilirsiniz.
• Su bazlı ya da yağsız fondöten kullanmalısınız.

Neler Yapmamalısınız?
• Yüzünün değişik yerleri için farklı temizleyiciler kullanmamalısınız. Zaman ve para kaybıdır bu.
• Bakım ve temizleyizi ürünler seçerken mutlaka bir uzmana başvurmalısınız
kaynak:netten alıntı

15 Ocak 2008 Salı

ŞİFA VEREN YAĞLAR

Bir damla yağda bin türlü şifa var
Bitkilerden elde edilen uçucu yağların birçok özelliği var. Bu özellikleri öğrenmek ister misiniz?Uçucu yağlar güçlü antimikrobik özellikleri taşıdıkları için, mikropları öldürdükten sonra ortamdan uzaklaşıyor ve arkalarında da artık bırakmıyorlar. Özellikle kekikyağı, çöpkaranfil, tarçın, yenibahar, sitronella, limonotu, limon oğulotu, limon kokulu ökapiltus ve kefe kimyonu yağları güçlü mikrop öldürücü yağlar olarak biliniyor.

Hangi yağ, nerede kullanılıyor?

*Melekotu yağı: Hazımsızlık, öksürük, ateş
*Anason yağı: Hazımsızlık, öksürük, bronşit
*Fesleğen yağı: Gut, ağrı, bronşit, halsizlik, soğuk algınlığı, migren, depresyon, sivrisinek kovucu
*Bergamot yağı: Ateş, akne, tansiyon, yara
*Sitronella yağı: Böcek öldürücü, deodoran, tonik, stimulan
*Okaliptus yağı: Boğaz ağrısı, bronşit, sinüzik, cilt enfeksiyonları
*Rezene yağı: Hazım sorunları, menopoz, oburluk, bulantı, kabızlık, idrar zorluğu
*Çayağacı yağı: Virüs, bakteri ve mantar enfeksiyonları, yara, yanık, soğuk algınlığı, nezle, sivilcelerBahçe
* nanesi yağı: Safra kesesi ve böbrek sorunları, romatizma, solunum sistemi hastalıkları, dolaşım bozuklukları
*Çam yağı: Safra kesesi ve böbrek sorunları, romatizma, solunum sistemi hastalıkları, dolaşım bozuklukları
*Kekik yağı: Yara iyileştirici, ağrı kesici, cilde kan çekici ve antiseptik özelliklidir. Romatizmada dıştan ovarak kullanılır.
*Lavanta yağı: Yanıklar, kesikler, böcek sokmaları, yaralar, egzama, dermatik, baş dönmesi, baş ağrısı, enfeksiyonlar, sivilce, astım, damar sertliğine ayrıca Koklama yoluyla ferahlatıcı mutluluk verici duygusu, uyku düzenleyici, stresi azaltıcı, spazm ve kasılmaları çözücü, Alzheimer hastalığında bunamaya karşı, öğrenmeyi hızlandırıcı ve matematik hesaplamalarda performans artırıcı etkileri belirlenmiştir. Lavanta yağı ayrıca yanıkları da iyileştirir.
*Karanfil yağı: Kekik yağı ile bir pamuğa damlatılarak ağrıyan dişin üzrine
bastırılır.
*Dere otu ve rezene tohum yağları: Bebeklerin gaz sancılarına karşı hazırlanan aromatik suların terkibine girerler.
*Zencefil ve papatya yağı: Spazm çözücü özelliğe sahipler.
*Limon yağı: Nasırlara doğrudan uygulanabilir.
Saç bakımında...
Şampuana ya da son durulama suyuna birkaç damla uçucu yağ damlatılarak kullanılabilir. Saç bakımında biberiye, yeni bahar, papatya yağları kullanılır

kepek için bergamot, çay ağacı ve defne yağı kullanılabilir.

Masaj yaparken...25 ml bitkisel sabit yağa (susam, bademyağı vs.) 18 damla uçucu yağ karıştırılır. Yağ olarak jojoba yağı, susam yağı, badem yağı ya da herhangi bir bitkisel sıvı yağ kullanılabilir. Karanane yağı, mide üzerine ovularak hazımsızlık giderilir. Mercanköşk yağı ense ve omuz tutulmalarında aynı şekilde ovarak kullanılır.
kaynak:netten alıntı

ZAYIFLATAN YİYECEKLER

iyi zayıflatan 10 yiyeceK belirledi. En çok zayıflatan yiyecekler ve vücutta yaptıkları etkiler şöyle...
Esmer pirinç: B Vitamini deposu olması sayesinde proteinleri, yağları parçalıyor, hazmı kolaylaştırıyor.
Greyfurt: Metabolizmayı hızlandırıyor, vücut direncini artırıyor.
Kırmızı üzüm: Dolaşım sistemini temizliyor. İçerdiği lif, vitamin ve mineraller sayesine kolesterolün düşmesine yardımcı oluyor.
Salatalık: Lif zengini olması sayesinde tokluk hissi veriyor. Ayrıca sağlıklı bir su deposu.
Nar: Hormonları dengeliyor. Bu sayede kilonuzu kontrol etmeniz daha kolaylaşıyor. Ayrıca güçlü bir antioksidan.
Adzuki fasulyesi: (Küçük kırmızı fasulye) Fasulyeler arasında en az yağ oranına sahip. Vücutta daha fazla suyu tutuyor.
Brokoli: Lif ve C vitamini deposu. Ayrıca kilo vermeye yarayan kalsiyum içeriyor. Karaciğere iyi geliyor. Hazma yardımcı oluyor.
Elma: Hafif tatlı, bağırsakları harekete geçiriyor.
Kiraz: Yumuşak bir müshil etkisi yapıyor ve kilo kaybına neden oluyor.
Yulaf: Tok ve şişkinlik hissi veriyor. Bir kase lapası vücutta üç kase su tutmayı sağlıyor
kaynak.dostform

2010’da Kızamık Türkiye’yi terk ediyor



Kızamık hastalığını Türkiye’de yok etme hedefine giderek yaklaşılırken, aşı önemli bir yere sahip. Kızamık hastalığı geçirdikten 5-6 yıl sonra ortaya çıkan SSPE vakaları aşı yapılmayan yerlerde daha fazla.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, ''2010 yılına kadar kızamık hastalığını ülkemizden tamamen yok etme hedefine oldukça yaklaşmış durumdayız'' dedi.

Bakan Akdağ, SSPE'nin bildirimi zorunlu olmayan hastalıklar arasındayken, verdikleri önemden dolayı 2004 yılında bildirimi zorunlu hastalıklar listesine dahil edildiğini anımsattı.

2005 yılından itibaren SSPE'ye ilişkin veri toplanmaya başlandığını belirten Recep Akdağ, kızamık aşısının 1970 yılından 1998 yılına kadar tek doz olarak uygulandığını, 1998'de okullarda yaşanan kızamık salgınlarını önlemek amacıyla ilköğretim 1. sınıflarda 2. doz uygulaması başlatıldığını hatırlattı.

SSPE hastalığının kızamık geçirilmesinden ortalama 5-6 yıl sonra ortaya çıktığını ifade eden Akdağ, son 3 yıldır kızamık aşı oranlarının yüzde 95'in üzerinde olduğunu, bu oranın AB ortalamasının da üzerinde bulunduğunu bildirdi. Sağlık Bakanı Akdağ, ''2001 yılında 30 binin üzerinde olan kızamık vaka sayısı, 2006 yılında 34, 2007 yılının ilk 10 ayında ise sadece 3'tür. 2010 yılına kadar kızamık hastalığını ülkemizden tamamen yok etme hedefine oldukça yaklaşmış durumdayız'' dedi.

Bilimsel İnceleme Komisyonunun, eğitim ve araştırma hastaneleri ile üniversite hastanelerinden 1995-2005 döneminde 1131 SSPE hastası tespit ettiğini bildiren Bakan Akdağ, şöyle devam etti:

''2006 yılında bildirimi yapılan SSPE vaka sayısı 115'tir. SSPE hastalığının nispeten daha sık görüldüğü iller, geçmiş yıllarda kızamık aşı oranları düşük olan veya bu illerden göç alan illerdir. Son yıllarda ortaya çıkan SSPE vakaları, aşılama oranlarının ve aşı ile elde edilen toplumsal bağışıklığın düşük olduğu geçmiş dönemlerde görülen kızamık vakalarından kaynaklanmaktadır.

Çünkü SSPE hastalığı, kızamık hastalığı geçirdikten 5-6 yıl sonra ortaya çıkmaktadır. Geçmiş yıllarda aşı oranlarının düşük olduğu ve bundan dolayı kızamık salgınlarının görüldüğü illerde SSPE görülmesi tesadüf değildir. Aşı oranlarının düşük olmasında ise dönemin sağlık sistemi ve uygulamalarının, aşılama konusuna yeterince duyarlı olmayan anne-babaların, aşı karşıtı tutumların, terör faaliyetlerinin ve diğer toplumsal engelleyicilerin değişik oranlarda rolleri olmuş olabilir.''

Sürekli Yorgunluğun Nedenleri



Gün sonunda bitkin ve halsiz kalıyor,uyuduğunuz halde yorgun mu kalkıyorsunuz? İşte insanı yorgun düşüren ve enerjisini bitiren en büyük 11 düşman...

İşte insanı yorgun düşüren ve enerjisini bitiren en büyük 11 düşman.

Bilim adamları, kronik yorgunluk ile tüm bu etkenler arasında şaşılacak bağlantılar olduğunu tespit ettiler.

1- Derin uykuda bizi rahatsız edenler:

Gürültü stres yaratır ve stres tansiyonu yükseltir. Sonuçta sürekli halsiz ve uykulu oluruz. Bunun için size önerimiz, yatak odanızdan saat gibi ses çıkarabilecek tüm eşyaları kaldırmanız olacaktır.

2- Kahve ve çay: 6 fincandan sonrası zarar:

Kafein uyarıcı etki yapar, yani beyne daha fazla enerji emri verir. Günde 3 fincan kadar çay veya kahve içersek, bu canlandırıcı özellikten iyi şekilde faydalanırız. Fakat miktar ikiye katlanırsa, kafein ve tein, vücudumuzdaki demiri emer. Bu durumda beyin ve kalbe yeterli oranda oksijen gitmez. Sonuçta kendimizi çok yorgun hissederiz.

3- Karbonhidrat uyku hapı etkisi yapar:

Tüm karbonhidratlar, aç karnına yenildiği zaman ağırlık yapar. Siz siz olun, aç karnına bu besinleri tüketmemeye özen gösterin.

4- Su eksilirse dikkatiniz de dağılır:

Her gün yaklaşık 8 bardak su içmemiz gerekiyor, yoksa hissedilir bir biçimde enerji boşluğuna düşeriz. En iyisi, her saat başı içine biraz limon suyu sıkılmış bir bardak su içmektir.

5- Cep telefonu hipnozdan beter:

20 dakikadan uzun telefon görüşmelerinin uyku hipnozu gibi bir etki yaptığı ortaya çıktı. Dolayısıyla, uzun süreli ve sık olarak telefonla konuşmak bizi yorar.

6- Duş alacağımıza yatağa geri dönelim daha iyi:

Suyun sıcaklığı vücut sıcaklığının çok üzerindeyse bünyemiz uyku getiren hormonları fazlasıyla salgılamaya başlar. Akşamları iyi uyumak için sıcakla, sabahları enerji depolamak için ılık suyla yıkanın!

7- Bazı besinlere karşı dayanıksız olabilirsiniz:

Her şeyi doğru yaptığınız halde zinde değilseniz, "çölyak" hastası olabilirsiniz. Bu bünyenizin tahıl nişastalarını işleyememesi anlamına gelir. Baş ağrısı ve yorgunluktan şikayet eden bu kişilerin buğday, arpa gibi tahıllardan uzak durması gerrekir.

8- Kola bünyeyi aside boğar:

Az harekete bir de aşırı kola, çay ve et tüketimi eklenirse, bünyede aşırı asit meydana gelir. Sonuçta da dolaşım bozuklukları, migren, bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi rahatsızlıklar yaşanır.

9- Gürültü de yorar:

Uzun süreli gürültüye maruz kalan insanların enerjisi tükeniyor. Bağıra çağıra konuşan insanların arasında olmak bile insanı yormaya yetiyor.

10- Floresan ışığı kronik esnemeye neden olur:

Floresan ışık, öğrenme ve konsantrasyon yetimizi yüzde 60 oranında düşürür. Gün içinde saatlerce bu ışığa maruz kalan birinin bağışıklık sisteminin zayıfladığı ispatlandı. Bu da kronik yorgunluğa neden olabilir.

11- Küften uzak durmalı:

Bulunduğunuz ortam yeterince havalanmıyorsa küf oluşabilir. Bünye, küfe tıpkı mikroplarda olduğu gibi karşılık verir, bununla mücadele eder. Bu da açıklanamayan sürekli yorgunluğa neden olabilir.

Popüler Yayınlar

Related Posts with Thumbnails
Pasta Tarifleri

Uyarı

Bu site yayınlanan sağlık ile ilgili bilgiler , ziyaretçilerini bilgilendirmek amacıyla yayınlanmaktadır. Burada yayınlanan yazıların tamamı bilgilendirme amaçlı olup, hiçbir şekilde hekim muayenesi ve konsültasyonunun yerine konulmamalı, hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Sağlığınızla ilgili acil durumlarda, bekleme süresi sağlığınızı olumsuz yönde etkileyebileceği için, zaman geçirmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmanızı öneririz.
Genel Kişisel Web