migren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
migren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mayıs 2010 Salı

Kayısının Faydaları

Kayısının Faydaları: Kayısı besleyici ve iştah açıcıdır. Bol miktarda demir içerdiğinden kansızlığa iyi gelir. Vücuttaki zararlı maddelerin uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Başta akciğer ve cilt kanseri olmak üzere kansere karşı koruyucudur. Vücuda kuvvet verir. Bedensel ve zihinsel yorgunluğu giderir. Özellikle gelişme çağındaki çocuklara faydalıdır. Raşitizm gibi gelişme bozukluklarını önler. Hastaların iyileşmesini hızlandırır. Sinirleri sakinleştirir ve uyku verir. Migrene karşı da iyi gelir. Ayrıca cildi besler, nemlendirir ve yumuşatır.


Kayısı Nasıl Kullanılır? Kayısı kuru ya da taze olarak yenebileceği gibi reçeli ve kompostosu da yapılabilir. Ayrıca, Kayısı çekirdeği yağ elde etmek için kullanılır. Kayısının yaprakları da kullanılır. Kayısı kompostosu idrar söktürür ve kabızlığı giderir. Kuru kayısı A, B ve C vitaminleri ve potasyum minerali açısında oldukça zengindir. Kayısının yemeklerden sonra yenmesi hazmı kolaylaştırmasını sağlar. Bunların dışında, kayısı cilt bakımı için maske yapılarak yüze sürülebilir.http://tr.mydearbody.com

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Avşar Otunun Faydaları

Avşar Otunun Faydaları: İdrar arttırıcı ve kabızlığı gidericidir. Adet söktürür. Kusturucu etkiye sahiptir. Uyuza karşı faydalıdır. Ateş düşürücüdür. Öksürüğü keser ve balgamı söktürür. Sinirleri yatıştırıcı etkisi ile baş ağrısı ve migren şikayetlerini azaltmakta faydalı olabilir.


Avşar Otu Bitkisi Nasıl Kullanılır? Avşar Otunun kökleri kurutulup toz haline getirildikten sonra suya katılarak kullanılır. Çay şeklinde içilebileceği gibi haricen yaraların üzerine ve uyuz gibi deri hastalıklarına karşı kullanılabilir.http://tr.mydearbody.com

10 Mayıs 2009 Pazar

İbrahim Saraçoğlu Migren Ağrısından Kolayca Kurtulun

Migren atakları geldiği zaman, tatlı isteğinin artacağını belirten İbrahim Saraçoğlu, Migren ağrıları için, önerisi, biberiye ve düz yapraklı aslanpençesi.
GEREKLİ MALZEMELER :
* 1 yemek kaşığı biberiye
* 1 bardak klorsuz su,
HAZIRLANIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ : Kaynattığınız suyun içerisine, biberiyeyi atın. 9 dakika kısık ateşte kaynattıktan sonra, altını kapatıp, süzün. Ilık olarak, yudum yudum için. Bu kürü uyguladığınız takdirde, zamanla ağrılarınızın şiddeti azalacak. Atak dönemlerinizin arsının uzadığını göreceksiniz. Biberiye kürü, gut hastalığı için de, oldukça fayda sağlayacak bir kürdür.
DAHA ŞİDDETLİ MİGREN AĞRILARI İÇİN; Aynı şekilde hazırlanacak olan kürümüzde, biberiye yerine, düz yapraklı aslanpençesi kullanılır.

9 Mayıs 2009 Cumartesi

Migren Sorunu Olan Dikkat

Son zamanlarda yapılan bir araştırma migren ağrısı çeken kişilerin felç riskinin iki kat arttığını ortaya koydu..

Son zamanlarda yapılan bir araştırma migren ağrısı çeken kişilerin felç riskinin iki kat arttığını ortaya koydu..

Kanadalı ve Amerikalı bilim adamlarının raporunda, baş ağrısıyla felç arasındaki bağlantıya dair yapılan 14 araştırmanın, hafif baş ağrısı çekenlerde de riskin arttığı açıklanıyor.

Kadınlar üzerinde yapılan üç araştırmaya göre, migreni olan ve doğum kontrol hapı alanlarda felç riski, ilaç almayanlara oranla 8 kat artıyor.

Sami ve Montreal'deki Royal Victoria Hastanesi'nden Mayhar Etminan ile çalışmaya ortak olan meslektaşlarına göre risk, baş ağrısı sırasında beyne giden kan oranında azalma olmasına bağlı olarak artıyor. Beyne giden atardamarı veya damarı tıkayan kan pıhtılaşmasının neden olduğu bölgesel anemi, felç türlerinin en yaygını olarak biliniyor.

15 Temmuz 2008 Salı

Migren Sinsi ve Kadinsever Bir Hastalik



Dicle Üniversitesi (DÜ) Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nebahat Taşdemir, migrenin eğitim düzeyi yüksek, her şeyi kafasına takan, mükemmeliyetçi kadınlarda daha çok görüldüğünü bildirdi.

Prof. Dr. Taşdemir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, migrenin iş gücü kaybına neden olan şiddetli baş ağrısı olduğunu söyledi.

Ataklar ve genellikle yarım baş ağrısı şeklinde kendini gösteren hastalığın atak sırasında hastanın ışıktan, sesten, kalabalıktan rahatsız olduğunu belirten Taşdemir, ayda 4-5 atağı olan hastalarda bazen bu atakların 72 saat kadar sürebildiğini ifade etti.

Taşdemir, baş ağrısının orta şiddetten çok şiddetliye kadar seyredebildiğini kaydederek, ''Migren, daha çok kadınları tercih eder'' dedi.

-''MASUM BİR HASTALIK DEĞİL''-

Hastalığın kalıtımsal olabildiğini, yanıp sönen ışıklar, parfüm kokuları, peynir, özellikle kırmızı şarap, portakal türü meyveler, domates, salam, sosis ve turşu gibi gibi bekletilmiş gıdaların hastalığı tetiklediğini belirten Taşdemir, şöyle konuştu:

''Hastalarımıza ilacın yanı sıra eğitim veririz. Hastaya 'ağrının sevmediği şeyleri yapma, uykusuz kalma, az veya çok uyuma' şeklinde uyarılarda bulunuruz. Çünkü migren pek de masum bir hastalık değil. Beyinde bazı hasarlar meydana getirebiliyor. Damarlarda tıkanıklıklara yol açabiliyor. Yüzde, elde, bacakta uyuşmalar veya güç kaybı, bütün bu belirtiler ağırının geleceğini haber verir. Bu dönemde beyin damarları daralır. Beyinde bölgesel kan akımı azalır.''

-STRES EN ÖNEMLİ TETİKLEYİCİ FAKTÖR-

Baş ağrısını tetikleyen en önemli faktörün stres olduğunu, şehirli, eğitim düzeyi yüksek, her şeyi kafasına takan, mükemmeliyetçi kadınlarda migrenin daha çok görüldüğünü belirten Taşdemir, migrenin tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu kaydetti.

Hastalığın sıklığını ve şiddetini azaltmaya yönelik tedavilerin yapıldığını ayda 4-5 atağın daha aza indirgenebildiğini belirten Taşdemir, ''Her baş ağrısı migren değildir. Migren ataklar halinde gelir ve ataklar belli bir zaman içinde devam eder. Zonklayıcıdır. Sıkıştırıcı değildir'' dedi.

Prof. Dr. Taşdemir, stresten olabildiğince uzak durma, oksijeni bol yerlerde yürüyüş türü hafif egzersizler yapma ve tetikleyici gıdalardan uzak durma önerisinde bulunarak, şöyle konuştu:

''Hastalarımızın doktor kontrolünde ilaç kullanması gerekiyor. Gelişigüzel ilaç kullanmamalarını öneriyorum. Bazı baş ağrıları hastanın hayatında gördüğü en kötü baş ağrısıdır. Beyninde bomba patlamış gibi hisseder. Birdenbire yaşanan böyle bir ağrı, damar çatlamasına bağlı beyin kanaması veya beyin tümörü olabilir. Bu durumda vakit geçirmeden nöroloji kliniğine başvurulması şarttır.''

25 Nisan 2008 Cuma

Migren en çok kadınları vuruyor..



Yapılan araştırmalar Türk kadınlarının yüzde 74’ünün ağrı yaşadığını ortaya koyuyor. Yaşamlarının ortalama 5 yılı ağrı çeken kadınlarda en sık görülen ağrı çeşidi ise baş ağrısı ve migren...

Tüm dünyada en yaygın hastalıklardan biri olarak yaşanan migren, kadınlarda erkeklere oranla iki kat daha fazla görülüyor. Yapılan araştırmalar ülkemizde erişkinlik döneminde migren görülme sıklığının erkeklerde yüzde 11 iken kadınlarda yüzde 22 civarında olduğunu ortaya koyuyor. Ergenlik dönemindeki genç kadınlarda migren görülme sıklığı ise her geçen gün daha da artıyor.

Uzmanlar kadınlarda migrenin daha fazla görülmesini östrojen seviyesinin yüksekliği ile ilişkilendiriyor. Migren hastalığı bulunan kadınların yüzde 60’ında baş ağrısı atakları adet dönemlerinde sıklaşıyor. Sadece adet dönemlerinde görülen bir migren türü bile bulunuyor. Bu migren türünde baş ağrısı adetin 1. ve 2. gününde görülüyor diğer zamanlarda ise ortaya çıkmıyor. Kadınların yüzde 60’ında hamilelik sırasında, özellikle de ikinci ve üçüncü üç aylık dönemlerde migren açısından bir iyileşme görülebiliyor.

Uzmanlar bu iyileşmenin, östrojen ve progesteron hormonu seviyelerinin bu dönemde nispeten sabit kalmasına bağlı olduğunu düşünüyor. Yüzde 15 oranında ise migren bulguları hamilelik döneminde kötüleşebiliyor. Hastanın migren paterni, hamilelik bittiğinde ve tekrar adet görmeye başladığında geriye dönüyor.

Felç Geçirme Riskine Dikkat!

Kadınların ayrıca baş ağrısı öncesinde görme bozukluğunun yanı sıra ışıklar ve çizgiler görebileceğini belirten Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Ertaş, auralı migreni olan kadınların bir sorununun da doğum kontrol ilaçları ve sigara olduğunu vurguluyor. Ertaş, “Eğer auralı migreni olan hasta doğum kontrol ilaçları ve sigara kullanıyorsa felç geçirme riski, migreni olmayanlara göre 15 kat artıyor. Bu risklerden kaçınmak için baş ağrısı tipinin doğru teşhis edilmesi gerekmektedir. Auralı migren tipi olan kadınların bu riskten kaçınması için bu tip ilaç kullanımlarından ve sigara alışkanlıklarından vazgeçmesi gerekmektedir” dedi.

Migrenin tedavisi akut atakların tedavisi ve atakların gelmesini önleyici tedavi olarak iki aşamada değerlendiriliyor. Akut tedavide ağrı kesiciler (antienflamatuvar) ilaçlar veya triptanlar kullanılıyor. Aspirin gibi ağrı kesici antienflamatuvar ilaçlar, tek başlarına ya da bulantı kesici bir ilaçla baş ağrısında etkili bir çözüm olarak öneriliyor. Önleyici tedavi, migren atakları ayda iki veya üç defadan daha fazla görüldüğünde, günlük yaşamı etkileyecek kadar şiddetli olduğunda uygulanıyor ve genellikle her gün kullanılıyor.

22 Mart 2008 Cumartesi

Sürekli ağrı ruh sağlığını bozuyor



Merkezi ya da çevresel sinir sisteminin hasar görmesi sonucunda ortaya çıkan ve 1994 yılında tanımlanan nöropatik ağrı, hastaların yüzde 40’ın da depresyona neden oluyor.

Hacettepe Üniversitesi Erişkin Nöromusküler Hastalıklar Araştırma Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Ersin Tan, merkezi ya da çevresel sinir sisteminin hasar görmesi sonucunda ortaya çıkan süreğen ağrı olarak adlandırılan nöropatik ağrının, hastalar tarafından batıcı, delici, saplanıcı, yakıcı, iğnelenme şeklinde tanımlandığını belirtti.

Hastalığın en olumsuz yanının, hastaların yaşamında yarattığı işlevsel, fiziksel, psikolojik, duygusal ve sosyal etkiler olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tan, doktorların da yeni tanımaya başladığı nöropatik ağrıyı çekenlerin yüzde 70’inde depresyon, anksiyete ve uyku bozukluğu görüldüğünü söyledi.

Nöropatik ağrının, sinir sisteminin herhangi bir yerindeki probleme bağlı olarak ortaya çıkan fonksiyon kaybı olduğunu, sıklıkla görülen ağrının doktorlar tarafından teşhisinin zor olduğunu belirten Prof. Dr. Tan, şöyle dedi:
“Bu ağrı, her 10 kişiden birinde görülen ve oldukça yaygın ortaya çıkan bir ağrı türü. Bazı hastalar vücutlarına sürülen pamukla bile çok şiddetli ağrı çekiyor. Hastaların bir kısmı ağrı nedeniyle çalışamaz, yürüyemez, uyuyamaz, hatta giysilerin yarattığı yanma hissiyle giyinemez hale gelmektedir.”

DİYABETLİLERDE ÇOK SIK GÖRÜLÜYOR
Böbrek yetersizliği, çeşitli damar hastalıkları, alkolizm, bazı nörolojik hastalıklar, kanser, bel ve boyun fıtığı, zona gibi enfeksiyon hastalıklarının nöropatik ağrıya neden olduğunu belirten Prof. Dr. Ersin Tan, özellikle diyabetlilerde bu ağrı türünün sık görüldüğünü kaydetti.

Diyabetlilerin yüzde 51’inde sinir hasarı oluştuğunu bildiren Prof. Dr. Tan, her 100 şeker hastasından 15’inin nöropatik ağrı çektiğini ifade etti.

AYDA 5.5 GÜN İŞ KAYBINA NEDEN OLUYOR
Özellikle geceleri artan ağrıların uyku bozukluğuna, sosyal yaşamın aksamasına, depresyon ve gerginliğe yol açtığını belirten Prof. Dr. Tan, bu durumun hastalarda iş gücü kaybına neden olduğunu söyledi. Prof. Dr. Tan, ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, nöropatik ağrısı olanların ayda 5.5 gün çalışamadıklarını bildirdi.

Nöropatik ağrının yarattığı fiziksel, psikolojik, duygusal ve sosyal etkiler nedeniyle hastaların yüzde 40’ının depresyona girdiğini kaydeden Prof. Dr. Tan, büyük bölümünün uykusuzluk çektiğini ifade etti.

HEKİMLER HASTAYA İNANSIN
Doktorların nöropatik ağrıyla ilgili çok fazla bilgi sahibi olmadığını belirten Prof. Dr. Tan, ağrının teşhisinin de bazı zamanlarda zor olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:
“Bazen hastaların muayenesinde herşey çok normal çıkabilir. Hastaya inanmak zorundasınız. Tüm testlerin normal olmasına rağmen hasta ayağım yanıyor diyorsa tedavi etmelisiniz. Hastanın ayaklarında yanma varsa geceleri şiddeti artıyorsa uyuşma, karıncalanma, yakıcı, şimşekvari ağrı oluyorsa hastaya nöropatik ağrısı
olduğunu söylemek lazım. Soru sorarak da hastanın nöropatik ağrısını teşhis edebilirsiniz.”

Prof. Dr. Tan, ellerinde ve ayaklarında karıncalanma gibi uyuşukluklar olan hastaların da doktora başvurmalarını istedi.

STANDART AĞRI KESİCİ ETKİLEMİYOR
Nöpopatik ağrının tedavisinin de çok yönlü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ersin Tan, ağrı ile birlikte, buna neden olan hastalığın ve hastalarda oluşan, depresyon, uykusuzluk ve konsantrasyon güçlüğünün de tedavi edilmesi gerektiğini vurguladı.

Prof. Dr. Tan, tedavide standart ağrı kesicilere yer olmadığını belirterek, “Boşa kürek çekmiş olursunuz. Nöropatik ağrının tedavisinde hiçbir zaman basit ağrı kesicilerin yeri yoktur” diye konuştu.

Popüler Yayınlar

Related Posts with Thumbnails
Pasta Tarifleri

Uyarı

Bu site yayınlanan sağlık ile ilgili bilgiler , ziyaretçilerini bilgilendirmek amacıyla yayınlanmaktadır. Burada yayınlanan yazıların tamamı bilgilendirme amaçlı olup, hiçbir şekilde hekim muayenesi ve konsültasyonunun yerine konulmamalı, hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Sağlığınızla ilgili acil durumlarda, bekleme süresi sağlığınızı olumsuz yönde etkileyebileceği için, zaman geçirmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmanızı öneririz.
Genel Kişisel Web