cocuk sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cocuk sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Nisan 2008 Cuma

Ana kucağı ağrı kesici ilaç gibi



Yapılan bir araştırma, prematüre olarak dünyaya gelen ve tıbbi bakımdan geçen bebeklerin anne kucağında ve tensel temas halinde olmaları durumunda daha az ağrı duyduklarını ortaya koydu.

Kanada'da McGill Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, prematüre olarak dünyaya gelen ve tıbbi bakımdan geçen bebeklerin anne kucağında ve tensel temas halinde olmaları durumunda daha az ağrı duyduklarını ortaya koydu. Acı çekip ağlayan bebekler anne kucağında 3 dakika içinde normale dönerken annesinden uzakta olanların acısı sürdü.

Evdeki stres, çocuğu hasta ediyor



Stresli ebeveynlerin çocukları daha çok hasta oluyor...

İngiltere’de yürütülen bir araştırma, stresli anne babaların çocuklarının hastalıklara daha yatkın olduğunu gösterdi.

Sürekli diken üzerinde yaşamak zorunda kalan çocukların bağışıklık sistemleri zayıflıyor bu da onları enfeksiyonlara açık hale getiriyor.

Uzmanlar, bu çocukların diğerlerinden kat ve kat daha fazla hasta olduğunu vurguluyor.

19 Nisan 2008 Cumartesi

Çocukluk Çağında Astım Tehlikesi



Astım, halk dilinde kısaca nefes darlığı olarak da bilinir. Bu tanımın dışında, tekrarlayan ya da bir kez başladı mı uzayıp giden öksürük; koşarken, oynarken ve hatta gülerken gelişen öksürük ya da nefes darlığı; veya doğrudan nefes darlığı ve hava açlığının yanı sıra hışıltılı solunum astımın belirtileri arasındadır. Bazen bu bulgular aniden başlayabilir ve nefes darlığı/hışıltılı solunum giderek solunum yetmezliğine ve ölümle sonuçlanabilecek astım krizlerine yol açabilir.

Kalıtımsal Faktörler Ön Planda

VKV Amerikan Hastanesi Allerji/İmmünoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Jale Göktan'ın verdiği bilgilere göre, astım çok çeşitli nedenlerle gelişebilir. Ama asıl neden kalıtsal olmasıdır. Kalıtıma katkıda bulunan ikincil faktörler ise çevresel faktörlerdir. Örneğin viruslar, allerjenler, (alerjik olma durumu da kalıtsaldır) hava kirlilikleri, sinüzit ve kimi ilaçlar en sık görülen ikincil faktörlerdir. Bu bağlamda çevre faktörleri, erken çocukluk ve geç çocukluk dönemlerinde kimi farklılıklar gösterebilir. Erken çocukluk devresinde hışıltılı solunum/solunum güçlüğüne neden olan en önemli faktör viral infeksiyonlardır. Viral infeksiyonlar içinde de en sık solunum güçlüğüne RSV-respiratory syncytial virüs – infeksiyonu neden olur. Her viral infeksiyonla nefes darlığı çeken çocuk, daha sonra astımlı olacak diye bir kural yoktur ama ilk 1-2 yılda 2’den fazla hışıltılı solunum/bronşit/bronşiolit/ “zatürree başlangıcı” gibi tanılar konulan bebeklerin çok dikkatle izlenmesi ve allerjik bir altyapılarının olup olmadığı incelenmelidir.

Alerji de Önemli Bir Etken

Çocukluk çağında en sık görülen astım nedenlerinden biri de allerjidir. Allerjik rinit – saman nezlesi – olan çocukların %25’inde astım da gelişir.Ayrıca atopik dermatit- allerjik egzamalı çocukların %70’inde yiyecek allerjisi gözlenmiştir. Özellikle erkek bebeklerde kız bebeklere göre atopit dermetiti olanlarda daha fazladır. Erken çocukluk çağına özgün allerjenler genellikle yiyecek allerjenleri-inek sütü, yumurta-ya da solunum yoluyla alınan-küf, ev tozu akarları, evde yaşayan evcil hayvanlar-allerjenil mileküllerdir.

Yiyecek Alerjileri...

Halk arasında yiyecek allerjilerinin, yalnızca deride döküntü ya da egzama yaptığı sanılmakla birlikte kimi kez burun tıkanıklığı, astım, isal/kusma gibi belirtiler de verebileceği bilinmektedir. Erken çocukluk döneminde hışıltılı bebeklerde ayırıcı tanıda anotomik-doğuştan yapısal-bozuklukların da göz önünde bulundurulması gerekir. Ayrıca tüm yaş gruplarında sistik fibroz tanısı da düşünülebilir. 3-4 yaşından sonra solunum allerjilerine mevsimlerle ilintili olarak polen allerjenleri de katılır ve saman nezlesi ile birlikte astıma da neden olabilir. Bu yaşlarda da soğuk algınlığı virüslerine bağlı olarak bronşit/branşiolit/bronşitik astım gelişebilir.

Astımı Tetikleyen Diğer Unsurlar

Astımı en fazla tetikleyen ve öteki nedenlerle bile gelişmiş olsa dahi astım tedavisini çok güçlendiren bir durum da hava kirliliğidir. Hava kirliliği yalnızca kömür/odun dumanı ya da egzoz gazları olarak düşünülmemelidir. Evlerde içilen sigarının dumanı, yapılan binlerce bilimsel çalışmayla saptandığı üzere astımlıları son derece olumsuz etkilemekle kalmayıp, tek başına astımın gelişmesine neden olabilmektedir. Sigara içilen evlerde yaşayan çocuklarda bronşit/astımın gelişmesinin, içilmeyen evlerdeki çocuklara göre %60 – 70 daha fazla olduğu gösterilmiştir.

Erken Tanı Önemli!

Erken tanı çok önemlidir. Erken tanı ile astımın yerleşmesi ve kemikleşmesi önlenebilir. Modern tıpta çok etkin ilaç tedavileri vardır. Ama çevre faktörlerinin kontrol edilmesi en az ilaç tedavisi kadar, hatta daha fazla önemlidir. Yukarıda sözünü ettiğim hikaye ve bulguları olan çocukların erken tanısı için oldukça kolay uygulanabilen birçok kan, deri ve solunum testleri vardır. Yukarıda sözü edilen şikayetleri olan çocukların bir allerji/ astım uzmanı tarafından incelenmesi ve gerekli önlemlerin mümkün olduğunca erken alınması çok uygun olur.

15 Nisan 2008 Salı

Oyun oynanan eve doktor girmez!



Çocukların oyun oynarken aynı zamanda koştuğunu, atlayıp sıçradığını da belirten uzmanlar oyunların metabolizmayı geliştirdiği görüşünde.

Oyun içinde yapılan koşma, atlama, sıçrama gibi sportif aktivitelerin, çocuğun gelişim sürecine olumlu etki sağlayarak, metabolizmasını güçlendirdiği açıklandı. Çukurova Üniversitesi'nden Prof. Dr. Yaşare Aktaş Arnas, gelişim çağındaki çocuklarda oyunun, hem metabolizmayı güçlendirdiğini, hem çocuğun sağlıklı gelişimini tetiklediğini, hem de çocukları hayata hazırladığını söyledi.

En doğal gelişen ortam
Çocuklar için en doğal gelişim ve en aktif öğrenme ortamının oyun olduğunu belirten Aktaş, şunları söyledi: "Koşma, atlama, sıçrama gibi sportif aktiviteler dolaşım, solunum, sindirim ve boşaltım sistemlerine olumlu etki sağlayarak metabolizmayı güçlendirir. Oyunda tekrarlanan hareketler kas gelişimini de hızlandırır. Çocuklar oyun oynayarak hem sağlıklı kalır hem de fiziksel gelişimlerini tamamlar."

Cocuklara ilk altı ay sadece anne sütü!



Sağlıklı bir hayatın temeli, henüz yaşamın ilk dakikalarında anne sütüyle atılıyor. Anne sütü ise, yeri doldurulamayacak bir besin...

Her yıl 1 - 7 Ağustos haftasında 'Anne Sütü ve Bebek Besleme Haftası’ adı altında anne sütünün ve emzirmenin önemi vurgulanır. Yüzlerce yararı olan ve bebek beslenmesinde ''Yeri doldurulamayacak bir besin'' diye tanımlanan anne sütü, bebeğin sağlığının ve ileriki yaşlardaki hayatının garantisi niteliğinde.

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Pediatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Pediatrik Alerji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Reha Cengizlier, anne sütü ve yararlarıyla ilgili sorularımızı yanıtladı.

Anne sütüyle beslenmenin önemi nedir?
Gerek miktar gerek içerik olarak bebeğin ihtiyaçlarına, gerek zekâ gerekse fiziksel büyüme ve gelişmesine en uygun bileşim sağladığı için anne sütü gerçekten benzersizdir. Bebeğin hayatının bir parçasıdır.

Anne sütü, bir bebeğin doğduğu günden itibaren ilk altı ay boyunca su dahil tüm ihtiyaçlarını karşılayan bir besindir. Altı aydan ilk bir yaş hatta iki yaşa kadar da anne sütü yine çok önemli yer tutar bebeklerin hayatında.

Anne sütünün özellikleri nelerdir?
Anne sütü, bebeğin ihtiyacına göre farklılık gösterir. Yeni doğan bir bebeğin annesinin sütünün içeriği, o bebek 1 - 2 aylık olduktan sonra farklılaşır. Hatta her emzirmede dahi anne sütünün içeriği, bebeğin ihtiyaçlarına göre değişir. O kadar güzel bir denge söz konusudur ki başlangıçta bebeğin daha güzel emebilmesi için şekerli kıvamdadır. Bebeğin doyma aşamasına geldiği zaman doygunluk hissi vermek için yaÇ içerir. Yani tamamen bebeğin ihtiyacına göre ayarlanır. Beslenme, büyüme, gelişme ve yaşama için en ideal ve en gerekli olan anne sütüyle beslenmedir. Burada suyu, vitamini, proteini, yağı ve karbonhidratı bebeğe göre ayarlanır.


Anne sütünün yararları nelerdir?
Anne sütü iyi bir besin kaynağı olması dışında koruyucu maddeler de içerir. Bebek kendi koruma sistemini geliştirinceye kadar anne sütü onu hastalıklardan korur. Bebeklerin ilk altı ay bütün ihtiyacını karşılayacak içeriğe sahiptir.

Getirdiği avantajlar nedir?
Ucuz, daha doğrusu bedava olması açısından avantajlı. Ayrıca hazırlanması kolay. Belli bir ısıtma veya pişirme gibi bir prosedür gerektirmiyor. Mikropsuz, steril olması da diğer bir avantajı.

Kaç aylık olana kadar öneriyorsunuz?
Altı aydan sonra bazı eksiklikler görülebildiğinden beslenmenin desteklenmesi gerekiyor. Ama yine de iki yaşına kadarki dönemde bebeğin ihtiyaçlarının en azından bir kısmına cevap verebildiği için, mümkünse iki yaşa kadar bebeğin emdirilmesini öneriyoruz.

İlk başta süt gelmiyorsa ne yapmalı?
Süt verebilmek için hiçbir zaman geç değil. Anne sütü vermek için daha bebek doğar doğmaz hemen bu emzirme işlemini mümkün olan en kısa sürede başlatmak gerekir. İlk gelen süt 'kolostrum’ denen biraz daha yoğun bir süttür. Bebeğin bağırsaklarına bir hacim giderek hem bağırsaklarda uygun floranın gelişmesini sağlar hem de mide bağırsak sisteminin çalışmasını başlatır.

Anneye düşen görevler nedir?
Denemek çok önemli. Baştan 'olmuyor’ deyip bırakmamak gerekiyor. Tekrar tekrar denenmelidir. Bazı annelerin başlangıçta özellikle süt miktarı çok az olabiliyor, süt yetmeyebiliyor. Ama anneler şunu bilmeli ki bebek emdikçe süt artıyor. Ya da baştan itibaren süt yetmedi mama verildi diyelim. Bu anneler 'Artık anne sütü veremeyeceğim’ gibi bir endişe duymamalı. Anne sütüne sonradan da dönülebilir. Annelerin sütü az bile olsa her seferinde emebildiği kadar bebeği emzirmesi gerekiyor.

Aileler, 'İlk verildiğinde süt gelmedi bebek aç kaldı, hemen mama vermeli miyiz?’ diye soruyor. Biraz sabredip, en azından bir iki denemeyle sütün az çok gelmeye başladığı, daha sonra da hızlandığı görülecektir.

Anne sütünü artıran faktörler nelerdir?
Annenin sağlıklı olması, iyi dinlenip beslenmesi önemli. Çünkü devamlı yorgun, stres altında olan annelerde süt azalır.

Annelere öneriler

• Yeterince dinlenin ve beslenin.

• Bebeğinizle duygusal iletişim kuracak kadar, örneğin bir beslenme zamanı için yarım saat ayırın, gevşeyin ve o emzirme sırasında bebeğe konsantre olun.

• İlaç almanız gerekiyorsa mutlaka doktorunuzla görüşün.

• Bol süt üretimi için sıvısız kalmayın, emzirdiğiniz sürece abartılı kilo vermeyin. Dengeli ve doğru beslenin.

Cinselliği çocuğa nasıl anlatmalı?



Çocuğa cinsel bilgiler vermenin ideal zamanı bu konularda soru sormaya başladığı dönem. Açıklamalarınızda gerçek dışı ifadeler kullanmamaya dikkat edin!

Soruların temelindeki dürtü merak
Çocuğun cinsel içerikli sorularının temelinde cinsel duygular değil onun üremeye yani bebeklerin nasıl dünyaya geldiklerine dair merakı yatar. Bu çocuğun uzaya gezegenlere ya da hayvanların yaşayışlarına olan merakından farklı değil. Anne ve babanın sorular karşısında duyduğu gerginlik bu farkı bilmemekten ve çocuğun cinsellik anlayışını erişkin anlayışıyla karıştırmaktan kaynaklanır.

3 yaş civarında sorular başlar
Çocuğa cinsel bilgiler vermenin ideal zamanı onun bu konularda soru sormaya başladığı dönemlerdir. Bu tür sorular genellikle 3 yaş civarında sorulmaya başlanır. İlk sorular kendi bedeni , annenin bedeni ya da bir kardeşin dünyaya gelişi ile ilgilidir. Ona vereceğimiz cevapların içeriği yaşa bağlı değişebilir. Ancak asıl dikkat edilmesi gereken gerçek dışı ifadelerden kaçınmak.

Çocuk cinsellikte neyi merak eder?


• Çevresini ve dış dünyayı yeni yeni tanımaya çalışan çocuğun özellikle 3 yaş civarında aşırı meraklı olduğu ve bu dönemlerde anne-babasını çeşitli konularda soru bombardımanına tuttuğu bir gerçek.

• Ansızın, beklenmedik anda böyle bir soruyla karşılaşan anne ve baba ne yapacağını bilmemenin verdiği telaşla ayıptır, daha sen çok küçüksün gibi kaçamak cevaplar vererek çocuğu başından savmak veya soruyu duymazlıktan gelerek cevapsız bırakmayı tercih eder.

• Oysa bu tutum çocuğun var olan merakını bir kat daha artırır. Bu merakı gidermek için çocuk anne-babanın yatak odasına ani baskınlar düzenler, onları banyo yaparken gizlice izlemeye çalışır ya da arkadaşlarının bedenlerini incelemek ister.

'Bebekler nasıl gelir?' sorusu en can alıcı olanı


• 'Bebekler nasıl gelir?'sorusu çocukların sıkça sorduğu bir soru. Buna çok basit şekilde şöyle cevap verebiliriz. Bebekler annenin karnında büyürler. Orada bebeklerin büyümesi için özel bir yuva vardır. Burada büyürler ve bir süre geçtikten sonra annenin döl yolundan dışarı çıkarlar.

• Bunun yerine bebekler leylekler tarafından getirildi ya da çarşıdan satın alındı gibi gerçek dışı ifadeler çocuğun yanlış bilgilenmesine neden olacak ve bir müddet sonra bu cevabın doğru olmadığını anlayan çocuk merakını gidermenin ve sorularına cevap bulmanın başka yollarını arayacaktır.

• Diğer taraftan bazı anne ve babalar da çocuklarının sordukları soruları kuşlar, arılar gibi hayvanlar üzerinden onları anlatarak cevaplamak isterler. Böylece üreme ile ilgili bilgilerin daha masum hale geleceğini ve cinsellikten arınacağını düşünürler.

• Oysa çocuğun asıl merak ettiği konu insanların üremesidir. İşe kuşlar ve arılarla başlamak sadece anne-babanın sıkıntısını hafifleten kaçamak bir yoldur , çocuğun merakını gidermez.

Yanıtlar merakını giderici olmalı!


• Çocuğun sorularına verilecek cevaplar onun merakını giderici ve doyurucu olmalı. Ancak bilgi verme amacıyla çocuğa her şeyi tüm detayları ile anlatmak ve çocuğun aklını karıştırmak da gerekmiyor.

• Vereceğimiz her türlü bilginin doğru ve abartısız olması gerekir. Uydurma yanlış, saçma ve hayali bilgiler vermek çocuğun zihnini bulandırır ve ileriki yaşamı için sorunlar oluşturur.

• Kullanılan dil basit olmalı ve fazla detaya girilmemeli. Çocuğa her şeyi detaylı biçimde anlatmanın bir anlamı ve yararı yok. Ona yaşına göre kaldıramayacağı derinlikte bilgiler vermek cinselliğin erken devreye girmesine neden olabilir. Cinsel konulardan bahsederken anne ve babaların yüz ifadeleri, gerginlikleri ve huzursuzlukları da çocuklar tarafından dikkatle algılanır.

• Huzursuz, gergin ve utungaç bir ifadeyle ne söyleyeceğini bilemeyen anne ve babalar çocuklarına bu konunun aslında konuşulmaması gereken kötü ve çirkin şeyler olduğu mesajını vermiş olurlar. Oysa çocuğun algılaması gereken cinselliğin doğallığı ile birlikte gizliliği ve özelliğidir.

Anne-babanın cinsel yaşamı merak konusu ise...


• Çocukların bir kısmı anne ve babaların cinsel yaşamı hakkında soru sorarlar. Cinsel bilgi verme adına anne-babanın çocuklarına cinsel yaşantılarından bahsetmesi sakıncalı. Cinsel yaşantıların çok özel konular olduğu ve başkaları ile paylaşılamayacağı ifade edilmeli.

• Anne ve babaları sıkıntıya sokan diğer bir düşünce de çocuklarının öğrendikleri bilgileri uygulamaya koyacakları endişesidir. Aslında bu düşünce yetişkinlerin kendi düşüncelerini çocuklara yansıtması anlamına gelir.

• Çocuk erişkinler gibi cinsel istek ve ilgi duymadığından bu korku yersiz. Ayrıca biyolojik olarak da hormonlar tarafından uyarılmamaktadır. Çocuğun sorularına yol açan sadece bilgi edinme isteği.

Onları örselemek zararlı!


• Cinsel konularla ilgili soru sormayan çocuklar ya daha önce sordukları sorular nedeni ile ayıplanmıştır ya da kendilerini rahat hissedecekleri bir ev ortamı bulamamışlardır. Bu nedenle oyunlarında ve arkadaşları ile konuşmalarında sorularına cevap ararlar.

• Merakını gidermek isteyen çocuk doktorculuk oynayarak hemcinslerinin ve karşı cinsin bedenini keşfetmeye çalışır. Bu durum bazı anne ve babaların telaşlanmasına neden olur.

• Başlangıçta bu tür araştırma ve merak giderme çabaları bir noktaya kadar doğal karşılanmalı ve çocuk suçlanmamalı. Ancak çocuğa yaptıklarının farkında olduğunuz mesajını vermeli ve merakını giderici gerekli açıklamalarda bulunmakta fayda var..

Kalabalık ortamda çocuğunuz sizi 'utandıracak' sorular sorduğunda nasıl davranmalı?


• Zaman kazanmaya çalışabilirsiniz: “Evet, bu iyi bir soru” türünde bir yanıt size düşünme fırsatı yaratır.

• Kısmi cevaplandırma: Konu ile ilgili aklınıza gelen ilk yanıtı verin ama ilk fırsatta bu konu üzerine düşünüp bir dahaki sefere daha açıklayıcı olun.

• Erteleme: “Bu soru çok özel bir soru ve bunu seninle daha sonra ikimiz başbaşa iken konuşmak isterim.

• Gözlerini kapatın ve bu işi bitirin: Eğer yeterince özgüvenli iseniz ve cinsellikle ilgili açık bir tutumunuz varsa şöyle bir cevap verebilirsiniz “Bu bir prezervatif. Annenle baban şimdilik başka bir bebek istemedikleri için bunu kullanıyorlar.

Yaş guruplarına göre sorular ve cevaplar...


7 Yaş öncesi

• Neden annemin memeleri var, babamın yok?
Annen bir kadın, baban bir erkek. Erkeklerin memeleri yoktur. Kadınlar ise çocuk sahibi olabildikleri için memeleri vardır. Çocuk doğduktan sonra annelerin memelerinden gelen sütle bebekler beslenir.

• Bebekler annelerin karnına nasıl giriyor?
Anne ve babaların vücutları birbirine çok uygundur ve birbirleri ile çok yakınlaştıklarında bir bebek oluşabilir. Bu bebek annelerin karnında büyür.

Yaş guruplarına göre sorular ve cevaplar...


7 Yaş sonrası

• O küçük delikten bebekler nasıl çıkıyor?
Bebeğin çıktığı delik çok esnek birşeydir ve doğum olacağı zaman bebeğin içinden çıkabileceği kadar büyüyebilir.

• Eğer bebek yapmak istemiyorsanız neden beraber yatıyorsunuz?
Çünkü büyükler birbirlerini çok sevdiklerinde bazen sadece birbirini sevmek ya da öpmek yeterli olmaz. O zaman birbirine gerçekten çok yakın olmak isterler.

Yaş guruplarına göre sorular ve cevaplar...


Ergenlik öncesi

• Orgazm ne demektir?
Yetişkin bir kadın ve erkeğin ancak cinsel ilişkide bulunduğunda yaşayabileceği çok özel bir duygudur.

• Regl ne demektir?
Yetişkin kadınlar ayda bir kez vajinalarından kanarlar. Buna Regl yada aybaşı denir. Bunun sebebi kadınların yumurtalıklarından her ay 1 yumurtanın döllenmek üzere hazırlanmasıdır. Eğer döllenme yani bebeğin oluşumu gerçekleşmezse bu yumurta bir miktar kan ile vücuttan atılır ve ertesi ay yeni bir yumurta oluşur. Her genç kız 12-15 yaşları arasında ilk kez regl olur.

Çocuğunuz horluyor mu?



Horlama sadece yetişkinlerde değil çocuklarda da görülüyor.Horlama okul başarısını tehdit eden bir sorunun da habercisi!

Üstelik çocuklarda horlama sadece uyku sırasında kaba, gürültülü bir ses olmanın dışında sağlıklarını, günlük aktivitelerini ve okul başarılarını tehdit eden önemli bir sorunun da habercisi.

Sağlık için tehdit
Acıbadem Onkoloji ve Nörolojik Bilimler Hastanesi Göğüs Hastalıkları ve Uyku Bozuklukları Uzmanı Dr. Ceyda Kırışoğlu, uykuda solunum bozukluklarını şöyle tarif ediyor; ''Uyku sırasında üst solunum yollarındaki (burun, boğaz, genizde) tıkanmalara, dilin arkaya kaymasına bağlı olarak solunumun birkaç saniye süreyle durması, daha yüzeyel veya hızlı solunması veya solunum için aşırı çaba harcanması sonucu uykunun sık sık bölünmesidir. Gerek uyku bölünmesi gerekse de uyku sırasında kanda oksijen düzeyinde meydana gelen düşüşler sağlığımız için önemli bir tehdit oluşturur.''

Uykuda solunum bozuklukları
Uykuda yaşanan solunum bozuklukları basit bir olgu değil. Solunum bozukluğunda nefes durması da gözleniyor. Dr. Kırışoğlu, solunum bozukluğunda yaşanılanları şöyle anlatıyor:
''Nefesin durması sırasında kanda oksijen seviyesi düşer ve kirli kan olan karbondioksit gazı artar. Bunu hayati bir tehdit olarak algılayan beyin çocuğu ''Uyan, nefes al, ölüyorsun'' diyerek uyandırır ve nefes almasını sağlar. Sıklıkla iç çekmeyle nefes almaya başlayan çocuk tekrar uykuya dalar ve gece boyunca bu şekilde kaç kez uyandığının farkında olmaz.''

Bazı çocuklarda ise nefes durması görülmüyor. Ancak onları da başka bir tehlike bekliyor. Bu çocuklar büyümek için kullanılacak enerji kaynağını uykuda nefes alıp verebilmek için kullandıkları için de sıklıkla büyüme geriliği, yüksek tansiyon ve kalp yetmezliği tehditi altında oluyorlar.

Nedenleri
En sık 2-6 yaş arası çocuklar etkilenmekle birlikte hemen her yaşta görülen bu durumun sebeplerini Dr. Kırışoğlu şöyle açıklıyor: ''Bademcik ve geniz etinin büyüklüğü başta gelen nedenler arasındadır. Diğer nedenler ise burun tıkanıklığı, allerjik durumlar, astım, reflü, şişmanlık, tiroid bezinin az çalışması, yüz kemik gelişimindeki farklılıklar, genetik (Down sendromu gibi) ve nörolojik hastalıklar olarak sıralanabilir.''

Belirtileri
Yetişkinlerde solunum bozukluklarına bağlı uyku bölünmesi kendisini sıklıkla gündüz aşırı uyku hali ile gösterirken çocuklar hiperaktivite, kolay sinirlenme, dikkat eksikliği gibi çeşitli davranış bozuklukları sergiliyor. Amerikan Pediatri Akademisi horlayan her çocuğun mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Amerikan Uyku Bozuklukları Akademisi de çocuğunuzda uykuda solunum bozukluklarından şüphelenmenizi gereken durumları şöyle sıralıyor:

Horlama
Nefes alıp verme güçlüğü, uykuda nefes durması, iç çekme. Dr. Kırışoğlu bu noktada aileleri uyararak şunları söylüyor: ''Bebekler genel olarak altı aylık olana kadar düzensiz, hızlı solurlar ve nefes tutma dönemleri olabilir. Bu bebeklerin gelişiminin bir parçasıdır. Sadece nefes almayı unuturlar. Ancak çocukta renk değişikliği meydana geliyorsa o zaman önem taşır.''

Anormal yatış pozisyonları

• Ağız açık uyuma, sabah ağız kuruluğu ile uyanma, baş ağrısı

• Uyku sırasında aşırı terleme, hareket etme, diş gıcırtma

• Uyurgezerlik

• Sık kâbus görme

• Uyku terörü (Uykudan çığlık atarak, ağlayarak uyanırlar. Anne ve babalarını tanımazlar. Ertesi sabah ise bu olayı hatırlamazlar)

• Uykuda idrar kaçırma

• Uykuya dalma güçlüğü veya uyku sırasında sık uyanma

• Sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirme
Hiperaktivite, okul sorunları, depresyon, aşırı utangaçlık

• İştahsızlık, büyüme geriliği veya obezite
Nedeni açıklanamayan hipertansiyon ve kalp yetmezliği

Teşhis

Bu şikâyetlerden bir veya birkaçının olması durumunda bir ''uyku bozukluğu uzmanına'' başvurmakta yarar var. Uykuda solunum bozukluğu tanısı, uyku laboratuvarında bir ebeveyn eşliğinde yapılacak uyku çalışması (polisomnografi) ile kolayca konuluyor. Uyku çalışması sırasında çocuğun uykusunu ve solunumunu kaydedecek çeşitli küçük elektrotlar yapıştırılıyor ve kemerler bağlanıyor. Bu elektrotlar ve kemerler çocuklar açısından bir tehlike yaratmadığı gibi ağrı da vermiyor.

Boşanma Cocukları Bitiriyor



Anne ve babasının ayrılması çocukları birinci dereceden etkiliyor; peki yaşlarına göre ideal bir boşanma zamanı belirlemek mümkün mü?

Büyük travma yaşadıkları bir gerçek!
Anne ve babası ayrılan çocukların büyük bir travma ile karşı karşıya kaldıkları ve hayatlarının bundan sonraki önemli bir kısmını ilave zorluklarla yaşayacakları tartışmasız bir gerçek.

Normale dönüş 6 yılı buluyor
Virginia Üniversitesi Psikoloji bölümünün yapmış olduğu bir araştırma çocukların özellikle boşanmadan hemen sonraki zaman diliminde bundan çok ağır şekilde etkilendiğini, ilk çözülmelerin ancak ortalama 2 yıl kadar sonra başladığını ve nispeten normale geçişin ilk olarak ancak 6 yıl sonra görülebildiğini ortaya koydu.

Boşanma kararından önce akla takılan sorular


• Boşanmaya doğru giden evliliklerde ebeveynler çoğu kez çocuklarıyla ilgili korku, şüphe ve suçluluk duygusu arasında gidip gelen karmaşık bir ruh haline bürünürler:

• Acaba 'kutsal aile' yapısını bir şekilde korumak mı daha iyi olur yoksa medenice (!) artık hiçbir anlamı kalmamış bu ilişkiye bir nokta koymak mı? Sadece kendi rahat ve huzurumu düşünmem çok mu bencil olur acaba?

• Bu şekilde yaşayarak mı çocuklarımıza daha çok zarar veriyoruz, yoksa ayrılırsak mı daha kötü olur? Zihinlerini meşgul eden bu ve benzeri sayısız soru ebeveynleri bir süre hırpalar.

Çocuğun yaşı ne ölçüde etkili?


• Araştırmalar farklı yaş gruplarındaki çocukların boşanmaya farklı tepki verdiklerini gösteriyor. Değişik yaş gruplarına göre anne babası boşanan çocukların davranış profilini özetleyecek olursak:

0-2 YAŞ

• Henüz birçok şeyin farkında olmadığı zannıyla bebeklik çağındaki çocukların boşanmadan en az etkileneceği düşüncesi yanlıştır.

• Bu yaştaki çocuklarda boşanma sonrası belirgin davranış değişiklikleri gözlenir. Daha çok ağlama ve ağlama nöbetleri, uyku ve beslenme bozuklukları, oyuncaklara karşı ilgisini kaybetme gibi davranışlar en çok göze çarpanlar.

• Dolayısıyla bu yaşta dahi boşanma sonrası ayrılan eşler sorumluluk paylaşımı ve çocukla bir araya gelme planlamasını iyi yapmalıdır. Bu sırada çocuğun yanında ise asla kavga ve tartışma ortamına girmemeli.

3-6 YAŞ


• Okul öncesi çağındaki çocuklar belki de boşanmadan en ağır etkilenenler olarak görülebilir. Çocuklar bu yaşlarda kendilerini hayatın dolayısıyla ailenin odak noktası olarak görür. Bu düşünce onları olası bir boşanmadan sorumlu oldukları zannıyla suçluluk duygusuna iter.

• Çocuk aklıyla 'ben akıllı durmadığım için anne ve babam kavga ediyor, bunun için ayrıldılar' tarzında düşüncelere boğulabilirler. Sonuçta yeniden yatağını ıslatmaya başlatma, parmak emme, yatmak için çoktan rafa kalkmış pelüş hayvanını ortaya çıkarma sıklıkla görülen sorunlardır.

• Bu davranışlar çocuğun ne ölçüde korunmasız ve yardıma muhtaçlık duygusu içinde kıvrandığını gösterir.

7-12 YAŞ


• Bu yaştaki çocuklar her ne kadar kendilerine sunulan boşanma sebeplerine anlayışlı davranıyormuş gibi görünse de aslında yoğun bir kaybetme duygusu içine bürünürler.

• Bununla birlikte bu yaştaki çocuklar küçük yaştakilerin aksine suçu kendi üzerlerine almaz ve anne-babalarını suçlarlar. Büyüklerine öfke duyar, hayal kırıklığı yaşar ve kendilerini reddedilmiş olarak görürler.

• Yer yer anne ya da babadan birinin tarafını tutmak zorunda oldukları düşüncesiyle diğer tarafa düşmanlık besleme gibi davranışlar da ortaya çıkabilir. Hemen hepsi boşanmayı takiben okulda sıkıntı yaşar ve ders başarıları azalır.

• Bu yaştaki çocuklara boşanma ile ilgili sebepleri yalansız olarak aktarmak en iyisidir. Onlara çocuk muamelesi yapmak yerine bir yetişkin gibi davranmalı.

• Ayrıca çoğu çocuk aile içinde cereyan eden bu durumu arkadaşlarından ve öğretmeninden gizleme eğiliminde olduğu için, okulda ortaya çıkabilecek problemlerin biraz olsun önüne geçebilmek için öğretmenine mutlaka bilgi verilmeli.

13-18 YAŞ


• Bu da yine yanlış olarak boşanmanın en az etkili olabileceği düşünülen bir yaş grubudur. Oysa ki bu yaşlarda zaten ergenlik çağının problemlerini üzerinde taşıyan çocuk anne babasının boşanması ilave bir stres faktörü ile karşı karşıya kalmış olacaktır.

• İlk tepkileri genellikle anne ve babalarına daha mesafeli davranmaya başlamaları, ebeveynlerinden çocuk kendi arkadaşları ile vakit geçirmeleri ve aile içerisinde yaşanan bu olaydan dolayı çevrelerine karşı utanç duyusu beslemeleri.

• Kız çocuklar genellikle erkeklerden biraz daha hassas tepki verir. Anne-babasına karşı ortaya çıkan güven kaybı nedeniyle karşı cinse karşı ilginin artması ve bir koruyucu erkek arkadaşına sonucunda erken yaşta cinsel tecrübe yaşaması olası sonuçlardır.

• Erkekler ise daha agresif tepki verir. Dikkat edilmesi gereken ve beklenebilecek en önemli sonuç küçük yaşlarda suç işlemeye meyil ile ıslahevlerinin yolunu tutmalarıdır. Hem kız hem erkeklerde ilaç bağımlılığına adım atma ve kendine zarar verme gibi daha ileri problemler de hesaba katılmalı.

Çocuk için ideal boşanma yaşını bulmak zor


• Çocuklu ailelerde boşanmanın çocuklara göre ideal yaşını bulmak hemen hemen imkansız. Anne ve babanın ayrılması her yaş grubundaki çocuğa oldukça ağır olabilen problemleri de beraberinde getirecektir.

• Çünkü 'kutsal ve sağlıklı aile' rüyası bebeklikten ergenlik çağına kadar her çocuk için aynı.

27 Mart 2008 Perşembe

Kız çocuklarının ergenliğe geçiş yaşı düşüyor



Hormonlu yiyecekler ve katkı maddeleri yüzünden kızların ergen olma yaşının 6’ya kadar düşebildiği belirtildi.

Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Çocuk Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Emre Atabek, kadınlarda ergenliğe geçişin tamamen hormonlarla ilgili olduğunu söyledi.

Çocukların cinsel gelişimini etkileyen hormonların doğumdan sonra bir süre aktif olduğunu belirten Doç. Dr. Atabek, kısa süre içinde bu hormonların etkisini kaybettiğini ve belli bir yaşa kadar sessiz kaldığını bildirdi.

Zamanla bazı etkenlerle hormonların tekrar aktifleşmesiyle ergenlik dönemine geçişin başladığını belirten Doç. Dr. Atabek, şunları kaydetti:
“Bu dönemden sonra hormon düzeyleri artmaya başlar ve cinsel gelişim basamakları ilerler. Günümüzde, ergenliğe ilköğretim çağından önce girenlere de rastlanıyor. Özellikle hormonlu yiyecekler ve katkı maddeleri yüzünden kızların ergen olma yaşı 6’ya kadar düşebiliyor. Bu düşüşte meyve ve sebzelerde kullanılan hormonlar, uzun raf ömrü için tercih edilen katkı maddeleri kadar, plastik, tekstil, boya, yapıştırıcı, elektronik sanayide kullanılan kimyasallar, hava kirliliği gibi hormon bozucular da etkili.”

Hormonlu gıdalar ve katkı maddelerinin östrojenik etkiyi artırdığını ifade eden Doç. Dr. Atabek, “Bu etkiyle henüz oyun dünyası içinde olan çocuk regl olmaya başlıyor. Hormonlu yiyecek yüzünden 6 yaşında ergenliğe geçen kız çocuğu bana geldi. Bunun gibi birçok örnek var” dedi.

BOY UZAMASINA ENGEL OLUYOR
Erken yaşta reglin, boyun uzamasına engel olduğunu bildiren Doç. Dr. Atabek, şöyle devam etti:
“Gelecek nesillerin daha uzun olacağı söyleniyordu, ancak bu durum gidişatı tam tersine çevirecek. Özellikle genç kızların boyları gelecek yıllarda daha kısa olacak. Aynı etkiler nedeniyle sperm bozukluğu yüzünden erkeklerin de boy konusunda sorun yaşaması bekleniyor. Erken ergenlik psikososyal sorunlara yol açıyor. Düşünün, 6 yaşında regl, olan bir kız çocuğu, bu sorumluluğu nasıl üstlensin? Ayrıca ergenliğe erken geçiş nedeniyle henüz çok küçükken göğüsleri büyüyor. Taşıyamıyor, kamburluk ortaya çıkıyor. Bütün bunlar çocuğun sosyal hayattan, arkadaşlarından uzaklaşması anlamına geliyor.”

ERKEK ÇOCUKLARDA DA SORUNLARA YOL AÇIYOR
Doç. Dr. Atabek, çevresel etkilerin erkek çocuklarda da bazı sorunlara yol açtığını belirterek, şunları söyledi:
“Son yıllarda halk arasında ‘doğuştan sünnetli’ olarak bilinen üreme organında deformasyon da çok görülmeye başlandı. Hormonlu yiyeceklerle katkı maddeli gıdalarla beslenen, aşırı kirliliğe maruz kalan annelerin karnında bebeklerin etkilenmesi sonucu bu tür sorun görülüyor. Doğuştan sünnetli çocuklardaki sorun özel ameliyatla düzeltiliyor.”

Prematüre doğanlar daha nazlı oluyor



Norveçli bilim adamları, 22-27 hafta arasında doğan bebeklerin hastalanarak ölme riskinin, normal bebeklere oranla 5 kat fazla olduğunu saptadı.

Norveç’te yapılan araştırmada, vaktinden önce dünyaya gelenlerin çocukken ölme riskinin daha fazla olduğu, yetişkinliklerinde de üreme ihtimallerinin daha düşük olduğu belirlendi.

37 haftadan önce doğan bebeklerin, zamanında doğanlara kıyasla daha çok sağlık ve gelişme problemleriyle karşılaştığı biliniyordu. Ancak prematürelerin uzun dönemde karşılaştığı problemlerle ilgili pek fazla araştırma yapılmadı. ABD’li ve Norveçli bilim adamlarınca yapılan yeni araştırmada 60 bin 354 prematüre doğum incelendi.

Araştırmada çok erken doğanlarda (22 ila 27 hafta) 6 yaşına kadar ölüm oranının vaktinde doğanlara göre oğlanlarda 5 kat, kızlarda ise neredeyse 10 kat fazla olduğu belirlendi. 13 yaşına kadar olan dönemde ise bu oğlanların ölme riskinin normal doğanlara oranla 7 kattan fazla olduğu saptandı. Bu dönemde kızlar arasında ölüm riskinde artış olmadığı saptandı.

28 ila 32 haftada doğan erkek çocuklarının ölüm riskinin normal doğanlara oranla 2,5 kat daha fazla olduğu bildirildi. Bu grupta da kızlarda ölüm riskinde artış saptanmadı.

YAŞAMLARI ÜZERİNDEKİ ETKİ
Bu çocukların yaşamlarının da erken dünyaya gelmiş olmaktan etkilendiği belirtildi. Genel olarak bu çocukların ortaokulu bitirme ve ileride çocuk sahibi olma ihtimallerinin daha düşük olduğu ortaya çıktı.

Araştırma kapsamındakilerden erkeklerin yüzde 14’ü, kadınlarınsa yüzde 25’i çocuk sahibi olabildi. Normal doğanlarda ise bu oranların sırasıyla yüzde 50 ve 68 olduğu hatırlatıldı.

Bununla birlikte bilim adamları, prematüre bebek dünyaya getirenlerin illa kötü bir şey olacak diye endişe etmelerine mahal olmadığını bildirdi. Bilim adamları, araştırma kapsamındakilerin doğum tarihlerinin 1967’ye kadar gittiğini, dolayısıyla bu çocukların modern teknolojinden yararlanmadığını hatırlattı.

Bilim adamları yine de, “araştırmanın prematüre doğumun tahmin edilenden daha büyük bir problem olduğunu gösterdiğini” belirtti.

2 Mart 2008 Pazar

Cocuklar nasil beslenmeli?



Çocuklarda normal büyüme ve gelişmenin izlenmesi, normalden sapmaların tespiti yoluyla hastalıkların belirlenmesi ve önlenmesi için gereklidir. Sağlıklı çocuk takibinde düzenli olarak boy, ağırlık ve baş çevresi ölçümleri yapılmalıdır.

Her şeyden çok sevdiğiniz bebeğinizin büyümesi, gelişmesi ve sağlıklı bir yaşam sürmesi şüphesiz ona sağlayacağınız imkanlarla mümkündür. Düzenli olarak doktora götürmek, kilosunu ve boyunu ölçtürmek, aşılatmak ve uygun besinlerle beslemek suretiyle iyi gelişmesini ve sağlıklı kalmasını sağlayabilirsiniz. Belirli bir çocukta saptanan değerler normal sınırlar içinde olsa bile, zaman içinde çocuğun kendine özgü büyüme grafiğinden sapmalar olabilir.

"Çocukluk Çağında Beslenme" adını verdiğim bu kılavuzda, doğduğu andan itibaren 5 yaşına gelinceye dek çocuğunuzun büyüme gelişmesindeki önemli aşamaları esas alarak, beslenme konusunda yol göstermeyi amaçladım. Her şey çocuklarımızın sağlığı için ..

ÇOCUKLUK DÖNEMLERİNE GÖRE BESLENME

0 - 4 Aylık Bebeğin Beslenmesi
4 - 9 Aylık Bebeğin Beslenmesi
9 - 12 Aylık Bebeğin Beslenmesi
1 - 5 Yaş Çocuk Beslenmesi

0 - 4 AYLIK BEBEĞİN BESLENMESİ:

Anne sütü mükemmel besin içeriği ile kolay hazmedilir, etkili bir biçimde kullanılır. Bebeğinizi hastalıklardan korur, mamalarla beslenmeden daha ucuza mal olur. Bunun ötesinde emzirmek suretiyle, anne bebek bağının kurulması kolaylaşır, yeni bir gebeliğin gecikmesi ve annenin sağlıklı kalması mümkün olur.

Doğumdan sonraki ilk 4 ayda yalnızca anne sütüyle beslenen bebekler ishal ve zatürree gibi bulaşıcı hastalıklara, alerjik rahatsızlıklara daha az yakalanırlar, daha sağlıklı büyürler. Bu nedenle;

İlk 4 ay bebeğinizi tek başına anne sütüyle besleyiniz. Bu aylarda anne sütüyle birlikte verilen ek besinler bebeğin anne sütünden yeterince yararlanmasını engeller.

Bebeğinizin yalnızca anne sütüyle beslendiği bu dönemde, su kaybına yol açan hastalık halleri dışında ilave su gereksinimi yoktur! Eğer ishal gibi mutlaka su verilmesi gereken bir durum söz konusuysa kaynatılmış su veriniz.

İlk günlerde gelen anne sütü çok besleyicidir. Bebeğinizi istedikçe ve sık sık emzirerek bu sütten yararlanmasını sağlayınız. Anne sütünün artmasını sağlamak için sık emzirme birinci koşuldur. Bebeğinizin emmediği durumlarda, göğsünüzde süt birikimi söz konusu olduğunda tırle adı verilen pompalarla boşaltma işlemi yapabilirsiniz. Bu pompalar hemen her eczaneden kolaylıkla temin edilebilmektedir.

Tüm annelerin sütü yararlıdır. Başlangıçta oldukça koyu olan sütünüz zamanla sulu bir hal alır; bu, anne sütünün genel özelliğidir ve tamamen doğal bir durumdur. Benim sütüm bebeğime yaramıyor gibi sözlerin hiçbir anlamı yoktur. Çünkü her annenin sütü kendi bebeği için özeldir.

Bebeğiniz her beslenmeden sonra az miktarda kaka yapabilir, bu durum bazen yanlışlıkla ishal olarak değerlendirilir. Oysaki altın sarısı renkte, kötü kokmayan, sulu, günde 7 - 8 kereye kadar olabilen bu dışkı tamamen normaldir. Yine aynı özellikleri taşıyan ama 3 günde bir bol miktarda yapılan kaka da normal kabul edilir. Ancak dışkı çok sert ise nedeni araştırılmalıdır.

Göğüs uçlarında meydana gelen çatlaklar genel kanının aksine, temizlikteki yetersizlikten değil, uygun emzirme pozisyonunun ve tekniğinin sağlanamamasından ileri gelir. Bebek, memenin sadece ucunu değil renkli kısmın önemli bir bölümünü bir ağız dolusu almalı, çene ucu meme cildine temas eder vaziyette ve alt dudak dışa kıvrılmış olmalıdır. Bu şekilde bebeğin yanaklarında şişlik oluşur ve yutkunarak annesinin sütünü aldığı kolayca fark edilir. Eğer çatlak meydana gelmişse doğru pozisyonda ve uygun emzirme tekniğiyle sorun kısa sürede halledilir. Beslenme sonrası bir miktar anne sütünün çatlak bölgelere sürülerek kurutulmasının yararlı olduğu düşünülmektedir.

Emziren anneler her zaman bol ve pamukludan yapılma sutyen giymelidirler.

Bebeklere ilk yaşın sonuna kadar kaynatılmamış su verilmemesi tavsiye edilir.

Bebeklerini emziren annelerin iyi beslenmesi anne bebek sağlığı açısından çok önemlidir. Bu nedenle annelerin; günde 2 litre (10 su bardağı) kadar sulu gıdalar (su, süt, az şekerli limonata, komposto çorbalar, vb.) almaları önerilir.

4 - 9 AYLIK BEBEK BESLENMESİ

Yalnız anne sütüyle beslenen bebeklerde ek gıdalara dördüncü aydan sonra başlanır. 4-6 ay arasında anne sütüyle yeterli büyüme gelişme sağlanıyorsa sadece anne sütüyle beslemeye devam edilir, bu durumda ek gıdalara altıncı aydan sonra başlanır.

Bu dönemde çocuğunuza verdiğiniz ek gıdalar anne sütünün tamamlayıcısıdır.

Ek Gıdalar:

Çocuğun ayına uygun büyüme ve gelişme sürecini destekleyen, değişik tatlarla tanışmak suretiyle sonraki aylarda kolay yeme alışkanlığı kazandıran, besleyici değeri yüksek ama allerji yapma niteliği az olan besinlerdir. Meyve suyu veya meyve püresi, sebze çorbası veya sebze püresi, muhallebi, yoğurt, peynir, reçel, bisküvi, ekmek, yumurta bebek beslenmesinde önde gelen ek gıdalardır.

Ek gıdaları kaşık ya da bardakla veriniz.

Yeni deneyeceğiniz yiyecekleri çocuk açken alışık olduğu yiyeceklerden önce veriniz. Miktarı daima azdan başlayarak arttırınız.

Yeni gıdaların allerji yapıp yapmadığına dikkat ediniz. Bu nedenle aynı gün içinde birden fazla yeni besin denemeyiniz. Şüpheli bir gıdayı kestiğinizde belirtilerin geçip geçmediğini kontrol ediniz. Bir iki gün sonra yeniden deneyiniz.

Bebeğinizin hoşlanmadığı önemli yiyecekleri zaman zaman yeniden deneyiniz.

Meyve Suyu:

Elma ve şeftali gibi meyvelerin suları taze olarak 1-2 tatlı kaşığı miktarından başlanarak verilir ve yavaş yavaş arttırılır. Portakal ve mandalina suyunun daha ileri aylarda verilmesi uygun olur.

Sebze Çorbası:

Meyve suyuna başlandıktan iki hafta kadar sonra öğle öğününde verilmek üzere patates, havuç, pirinç ve taze sebzelerden günlük olarak hazırlanır. Bir iki tatlı kaşığından başlanarak yavaş yavaş arttırılır. Dört haftalık bir süre içinde tam sebze püresine geçilir.

1. Hafta (sebze çorbası): 3-4 su bardağı su, 2 orta boy havuç, 1 orta boy patates 45 dakika kapaklı kapta pişirilir. Tel süzgeçle hiç ezmeden suyu bir başka kaba alınır. Bir çay kaşığı irmik ilavesiyle tekrar 5-10 dakika pişirilir. Sıvı miktarı 200 gram olacak şekilde ayarlanır.

2. Hafta (basit sebze püresi): Aynı şekilde pişirilir. Havuç ve patatesler tel süzgeçten tamamen ezilerek püre olarak geçirilir. Bu pürenin içine yine irmik katılarak mamanın hazırlanması tamamlanır.

3. Hafta (karışık sebze püresi): Havuç ve patatesin yanına 1 çay kaşığı pirinç ve her gün bir yenisi ilave edilmek üzere mevsimlik sebzeler eklenir. Örneğin ilk gün 3-4 yaprak maydanoz, ertesi gün maydanoz ve bir kaç yaprak ıspanak, sonraki gün ilaveten dörtte bir enginar, daha sonra dörtte bir domates gibi .. Tel süzgeçten ya da blenderden geçirilerek elde edilen püreye yine bir çay kaşığı irmik eklenerek 5 dakika daha pişirilir.

4. Hafta (tam sebze püresi): Ayrıntılarıyla anlattığım şekilde hazırlanan püreye 1 çay kaşığı zeytin yağı veya pastörize tereyağı katılır.

Altıncı aydan itibaren sebze çorbası ya da püresine 1 yemek kaşığı kıyma (3 kez çekilmiş yağsız sinirsiz dana) eklenmelidir.

Muhallebi:

Sebze püresinden 1-2 hafta kadar sonra genellikle 5. aydan itibaren akşam (gece değil) öğünü olarak verilir. 1 su bardağı süt, bir tatlı kaşığı pirinç unu, 1 tatlı kaşığı toz şekerle yapılır. Soğuk sütün bir kısmıyla pirinç unu iyice ezilir, kalan süt eklenir karıştırılarak pişirilir. Ateşten indirmeye yakın şeker eklenir. İlk günlerde süt sulandırılabilir.

Yoğurt:

Süt kaynatılır, elin dayanabileceği sıcaklığa kadar soğutulur. 1 litre süt içine bir çorba kaşığı yoğurt 1-2 kaşık sütle sulandırılarak eklenir, yavaşça karıştırılır. Hareket ettirmeksizin sıcaklığını koruyabilecek şekilde 3-4 saat bekletilir. Bir kase kadar ikindi öğünü olarak verilir.

Kahvaltı:

Çocuk altı ya da yedi ayını bitirdikten, sebze püresi, muhallebi, yoğurt gibi gıdalara iyice alıştıktan sonra kahvaltılara başlanır. Süt, beyaz peynir, reçel, pekmez, ekmek veya bebe bisküvisi başlıca malzemelerdir. Tuzu alınmış bir parça beyaz peynir ve reçel sütle ezilir. Karışıma ekmek içi katılır. Bu amaçla 3-4 bebe bisküvisi kullanılabilir. Kahvaltıya önce 1-2 tatlı kaşığı olarak başlanır, miktarı giderek arttırılır. Bal allerji yapma olasılığı nedeniyle bir yaşından önce tercih edilmez. İstenirse 1 çay kaşığı yağ eklenebilir. Bir süre sonra peynir, reçel, yağ ve ekmek sütten ayrı olarak verilebilir.

Yumurta:

Katı olarak pişirilmiş yumurtanın sarısı 1 çay kaşığı miktarından başlanıp giderek arttırılmak suretiyle kahvaltıya ilave olarak verilir. Bir haftanın sonunda bebeğiniz bir tam yumurta sarısı yiyebilir. İyice alışmış olan çocuklara yumurta kayısı kıvamında verilebilir. Yumurtanın beyazının bir yaşında önce verilmesi genellikle tercih edilmez.

Tahıllı Çorbalar:

Mercimek, yoğurtlu yayla, acısız tarhana çorbası gibi gıdalar, taze sebze çorbalarına alıştırılmış olan bebeklere 7. aydan sonra değişik tatları öğretmek amacıyla verilebilir.

Köfte:

Sebze çorbasıyla birlikte, yağsız sinirsiz üç kez çekilmiş dana kıymasından baharatsız olarak hazırlanmış 1-2 köfte 6. Aydan itibaren verilebilir.

Balık ve Tavuk:

Bebeğiniz yedi sekiz aylık olduğunda kıymaya alternatif olarak püre halinde öğle öğününde tavuk ve kılçıksız balık eti verebilirsiniz.

Karaciğer:

Kuzu ciğeri tercih edilir. Az tuzlu suda haşlanır, zarı çıkarılır, rendelenerek balık ve tavuk etleriyle dönüşümlü olarak sebze çorbalarıyla birlikte verilir.

Çay:

Çayın besleyici hiç bir değeri yoktur. Aksine diğer gıdaların besleyici değerini düşürür, barsaklardan demir emilimini bozarak kansızlığa yol açabilir. Bu bakımdan süt çocuğu beslenmesinde yeri yoktur.

6-8 AYLIK BEBEKTE BESLENME ŞEMASI:

1. Öğün (saat 06.00-07.00)

Kahvaltı + Anne Sütü

Ara Öğün (saat 09.00-09.30)

Meyve Suyu

2. Öğün (saat 11.30-12.30)

Et + Sebze Maması + Anne Sütü

Ara Öğün (saat 15.30-16.00)

Yoğurt + Meyve Püresi + Ekmek

3. Öğün (saat 18.30-19.30)

Sütlü Muhallebi + Anne Sütü

Gece Öğünü

Anne Sütü (1-2 kez)

Anne sütü verilmeyen bebeklerde bunun yerine uygun şekilde hazırlanmış hazır mama verilebilir. Ancak unutulmamalıdır ki hiç bir mama anne sütünün tam olarak yerini tutamaz. Bu nedenle bebeğinizi kendi sütünüzle beslemek için olabildiğince gayret gösteriniz.

9-12 AY ARASI BEBEĞİN BESLENMESİ:

Çocuğunuz için bu dönemde özel yiyecekler hazırlamanıza gerek yoktur. Yetişkinler için pişirilen tüm ev yemekleri az yağlı püreler halinde bebeğe verilebilir.

Örnek Mönü:

Sabah: Kahvaltı

1 Bardak şekersiz süt

1 Yumurta sarısı

1 Tatlı kaşığı reçel ya da pekmez

1 Çay kaşığı yağ

1 İnce dilim ekmek veya 3-4 adet bisküvi

Ara: Meyve püresi

Öğle: Kıymalı sebze püreleri

Dolma içleri, sebzeli köfteler

Kuru baklagil püreleri

Bir dilim ekmek içi (sebzelerle)

Akşam: Muhallebi (veya öğle öğünün aynısı)

Sebze olarak bakla ve patlıcan bebek beslenmesinde tercih edilmez. Bir yaşına basan bebekler aile sofrasına oturtulur, kendi kendine yemesi için teşvik edilir. Diğer sütlü besinlerin yanı sıra günde bir bardak süt içmesine özen gösterilir.

1-5 YAŞ ÇOCUK BESLENMESİ:

Dokuz aydan sonra çocuğun temel gıdası olmaktan çıkan anne sütü 2 yaşına dek anne için uygun olan bir zamanda kesilebilir.

Bir yaşından sonra 13-14 aylık olan çocuğa, çatal kaşık kullanma alıştırmaları yapılabilir. Ailenin diğer fertleriyle birlikte sofrada oturan çocuğun ayrı tabağı olmalı, neyi ne kadar tükettiğine dikkat edilmelidir.

Bu dönemde de çocuklar günde dört öğün beslenmeli, temel besin gruplarından (süt ve sütlü gıdalar .. etler, yumurta ve baklagiller .. sebze ve meyveler .. unlu ve nişastalı besinler) yeterli ve dengeli tüketmelidirler.

Ülkemizde en sık yapılan hatalardan biri çocuğu yemek suyuyla beslemektir. Hiç bir besleyici değeri olmayan bu beslenme biçimi uygulanmamalıdır.

Her gün yarım litre süt çocuklara verilmelidir. Süt her şekilde verilebilir. Sütün içerdiği kalsiyum çocukların gelişimi için çok önemlidir. 25 gram peynirde de 200 gram sütteki kadar kalsiyum vardır.

Her gün et ve baklagillerden bir ikisi beslenme listesinde bulunmalıdır. Her gün bir yumurta yedirilmelidir. Düzenli et verilen çocuklara gün aşırı olabilir. Günde bir ya da iki kez sebze verilmelidir.

Günde bir iki kez meyve yenmelidir. Fazladan bir öğün meyve vermek sebzenin yerini tutabilir. Meyve suları da meyvenin yerine geçebilir.

Günde bir iki kez nişastalı besinler ve üç dilim ekmek beslenme listesinde bulunmalıdır. Çocuklara olabildiğince erken dönemde kendi kendilerine çatal kaşık kullanarak yemeleri öğretilmelidir.

Her çeşit şekerleme, pasta, kek, dondurma sık sık verilmemesi gereken yiyeceklerdir. Öğünler arasında çocuğa şekerleme vermek iştahı azaltarak yetersiz beslenmeye yol açtığı gibi diş çürüklerinin de önde gelen nedenidir.

9 Ocak 2008 Çarşamba

Yeni doğan bebeğin bakımı korktuğunuz kadar zor değil



Yeni bebeği olan genç anne-babalar, hastaneden dönüp evde bebekle baş başa kalınca ne yapacaklarını şaşırıyor.

Eskisi gibi kalabalık ailelerde yaşanmadığı için, evde bebek bakımında yol gösterecek tecrübeli büyüklerin olmaması korkularını büyütüyor. Bebekteki en ufak bir değişiklik annede büyük korkulara yol açabilmekte ve ebeveyn doktora koşmaktadır. Hamilelik döneminde bebek bakımıyla ilgili kitaplar okunmuş, başka annelerden öneriler alınmış olsa da, tecrübe edilmeyen her durumda acemilik yaşanması normal bir durum. Genç anne-babaların öncelikle her şeyin mükemmel olması gerekmediğini ve her bebeğin farklı bir gelişim gösterdiğini kabul etmesi gerekiyor. Bu durum kardeşlerde bile farklılık gösteriyor. Hangi durumun acil, hangisinin normal olduğunu öğrendikten sonra yeni doğan bebeğin bakımı çok da zor gelmiyor.

Medical Park Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Balgöz Ergül, yeni doğan bir bebek eve götürüldükten sonra yapılacak en önemli şeyin yeteri kadar emzirmek olduğunu söylüyor. Bebek 2-3 saatte bir uyanıp ağlayarak emmek istiyor ve annenin memesini tutup 15 dakika süreyle aktif olarak emebiliyorsa sağlığında endişe edilecek bir durum yok demektir. Bebek uzun süre uyuyorsa, uyandırılamıyorsa, memede uzun süre tutulamıyorsa acil bir sorun olduğu belli olur. Dr. Pınar Balgöz Ergül, annelerin merak ettiği soruları cevapladı.

YENİ EBEVEYNLERE TAVSİYELER
Islak mendil kullanalım mı?
Bebeklerin cildi çok hassas olduğu için mümkün olan en yumuşak, en az katkı maddesi içeren temizlik malzemesi kullanılmalı. Alt temizliği 1. aya kadar pamuk ve su ile yapılmalı. Bu dönemde ıslak mendil tahriş edici olabilir, pişik oluşturabilir. 1. aydan sonra katkı maddesi ve parfüm içermeyen ıslak mendil kullanılabilir.

Nasıl yatıralım?
Bebek her zaman sırtüstü yatırılmalı. Ani bebek ölümü sendromu denilen, ilk 1 yaşta sebebi belli olmayan kayıplar oluyor. Bunun daha çok yüzüstü yatan bebeklerde görüldüğü tespit edildi. Yatağında yastık ve çok fazla örtünün bulunmaması gerek. Yatağının kenarındaki parmaklıklar boynunun ve başının geçemeyeceği darlıkta olması lazım.

Ateşlenirse ne yapacağım?
Bazı aileler 37-37,5 derece ateşi bile acil diye hastaneye getirebiliyor. 37 normal kabul edilebilecek bir değerdir. Ancak 38'in üzerine çıkan bir ateş bebeğin doktor tarafından görül-mesini gerektirebilir. Yeni doğandaki yüksek ateşi evde düşürmeye çalışmak doğru değil. Fazla giydirilmişse üzerini açıp bir süre sonra tekrar ateşi ölçülebilir; ama ateş düşürücü ilaç vermek yanlıştır.

Emziğin ne zararı var?
Bebeklerin emziğe alışmasının anneleri biraz rahatlatmasının dışında hiçbir yararı yoktur. Aksine tamamen zararlıdır. Bir şekilde ihtiyaç duyuluyorsa 1. aydan önce verilmemeli. Çünkü emzik emen bebek, anne memesini erken bırakıyor. Meme başı şaşkınlığı denilen bir durum yaşıyor. Emziği memeden kolay tuttuğu için bir süre sonra memeden tamamen vazgeçiyor. Ayrıca, emziğin sürekli temiz kalmasını sağlamak çok zor.

İshal mi olmuş?
Yeterli beslenen bebeğin günde 5-6 kez bezini ıslatması, 5-6 kez kakasını yapması normaldir. Daha fazla da olabilir; ama bir gün boyunca hiç yapmaması acil bir durum sayılabilir. Bazen aileler anne sütü alan bebeğin normal görüntülü sulu-sarı dışkısını ishal olarak değerlendirebiliyor. Günde 7-8 kere, hatta gaz durumuna bağlı olarak köpüklü bile olması korkulacak bir durum değildir.

Gaz sorunu niye olur?
2-3 günlük bebeğin ağlaması gazdan değil, bebeklerin emme ve anne ile beraber olma isteğine bağlıdır. Gerçek gaz sancıları 15 günden sonra başlar. Gazın en önemli sebebi, hatalı beslenme tekniğidir. Emzirirken doğru tutulamaması ve memeyi tam tutmadığı için hava yutması bebeklerde gaz yapar. Bebek annenin yediklerinden de bir derece etkilenebilir. Her beslenmeden sonra mutlaka gazını çıkarmak gerekir.

Kusması tehlikeli mi?
Bebekler karnı doyduktan sonra ve gaz çıkarırken bir miktar kusabilir. Bu normaldir. Ancak, aşırı fışkırır tarzda, yeşil renkli kusması veya emmede azalma, karın şişliği gibi durumlar varsa acil sayılır. Mutlaka doktor görmelidir.

Cildinde neden kızarıklıklar var?
Yeni doğan bebeklerin vücudunda birtakım kızarıklıklar da olabilir. Bunlar bir süre sonra kendiliğinden geçer. Bebeğinizin cildinde tıkanmış ter ve yağ bezleri burun, yanaklar ve çenede beyaz noktacıklar olabilir. Birkaç hafta içinde bu bezler çalışmaya başladığında bu noktacıklar ortadan kalkar. Temizlemeye gerek yoktur.

Bebeğe su vermek gerekir mi?
6 aya kadar bebeğe su vermemek lazım. Çünkü anne sütünün yüzde 80'i zaten sudur. Bebeğin ayrıca suya ihtiyacı yoktur. Dışarıdan verilen her şey bebek açısından bir enfeksiyon riski taşır. Bu yüzden ellerin sık sık yıkanması, biberonların steril edilmesi gerekir.

Ne kadar sık yıkanmalı?
Mevsime göre her gün veya gün aşırı banyo yaptırılabilir. Banyo suyu sıcaklığı annenin elini yakmayacak şekilde 37 derece civarında olmalı.

Göbek bağı hâlâ düşmedi?
Bebeğin göbeği 1-2 hafta arasında düşer. Ama bu süre bazen 20-25 güne de uzayabilir. Normal sayılması gerekir. Göbek bakımı için doktorların önerdiği alkol veya antiseptik solüsyon kullanın. Göbek düşene kadar bebeğin bezini göbek kordonu dışarda kalacak şekilde bağlayın.

Popüler Yayınlar

Related Posts with Thumbnails
Pasta Tarifleri

Uyarı

Bu site yayınlanan sağlık ile ilgili bilgiler , ziyaretçilerini bilgilendirmek amacıyla yayınlanmaktadır. Burada yayınlanan yazıların tamamı bilgilendirme amaçlı olup, hiçbir şekilde hekim muayenesi ve konsültasyonunun yerine konulmamalı, hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Sağlığınızla ilgili acil durumlarda, bekleme süresi sağlığınızı olumsuz yönde etkileyebileceği için, zaman geçirmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmanızı öneririz.
Genel Kişisel Web