Sünnet Yapılmış Bİr Bebek Verilecek İlk Gıda
Bebeğinize vereceğiniz ilk katı gıda maddelerinin çok lezzetli olmasına özen gösterin. Tabii ki besin değeri olan gıda maddelerini seçmeniz yerinde bir davranış olacaktır ancak katı gıdalara geçiş aşamasında öncelikli olan kriter bebeğinize vereceğiniz yiyeceğin tadının güzel olmasıdır. Geçiş aşamasında uyulması gereken başka bir kriter de bebeğinize vereceğiniz besinin sindirim sistemini zorlayan bir yiyecek olmamasıdır. Bebeğinize vereceğiniz katı besinleri rendelemeye, ezmeye ve püre haline getirmeye çalışın. Anne sütünden kesilen bebekler yediklerini hemen çiğnemeye alışamaz ve emmek isterler. Hazırlayacağınız püreler bebeğinizin işini kolaylaştıracaktır.
Püreler
Elma, armut, şeftali, kayısı ve muz püresi
■ Havuç, bezelye, tatlı patates, karnabahar, nohut ve brokoli püresi
■ Pirinç lapası
Bebeğiniz 6. ayını doldurduğunda doktorunuzun da uygun gördüğü yiyecekleri püre haline getirmeyi deneyebilirsiniz. Bebeğinize farklı bir gıda maddesi yedirmek istiyorsanız, bu gıdanın yanında başka bir katı gıda vermeyin. Bebeğinizi alıştırmaya çalıştığınız katı gıda maddesini 3-4 gün boyunca denemeye çalışın. Bu süre içinde bebeğiniz bu gıda maddesinin tadına alışır. Bebeğinize farklı bir gıda maddesi yedirmek istiyorsanız, önerilen süreyi bekleyin çünkü yeni bir damak tadına alışması zaman alabilir. Yeni bir gıda denemesi için beklediğiniz 3-4 günlük sürede, bebeğinizin vücudunun verdiği reaksiyonları da takip edin. Örneğin, denediğiniz gıda bebeğinizde alerjiye ve benzeri bir sağlık sorununa yol açıyor mu? Bu tür soruların cevapları bebeğinizin sağlığı için oldukça önemlidir.
Bebeğinize vereceğiniz ilk gıdalar akşam yemeği için hazırlanan klasik yemek çeşitlerinden olmak zorunda değildir. Bebeğiniz verdiğiniz yiyecekten sadece birkaç kaşık yemekle yetiniyorsa, endişelenmeyin. Yemek yemeye alışan bebekler öğle ve akşam yemeği düzenine ve bu düzen çerçevesinde yenilen yemeklere de alışırlar. Bebeğinize, yemeğini bitiremeyeceği konusundaki endişelerinizi hissettirmeyin. Aksi takdirde, bebeğinizin yemeği, “endişe duygusu” ile özdeşleştirmesine neden olursunuz.
Bebekler için önerilmeyen gıdalar
“Alerji ve gıda tahammülsüzlüğü” başlığı altında bebeklerin sağlığını bozan bazı gıdalardan söz edeceğiz. Bu bölümde ise alerji ve gıda tahammülsüzlüğü dışındaki sebeplerden dolayı uzak durulması gereken bazı gıda maddelerinden bahsetmek istiyoruz:
■ Ağır kırmızı et türleri (örneğin, kuzu eti) bir bebeğin sindiremeyeceği kadar fazla yağ oranına sahiptir. Bebeğiniz 9 aylık olana kadar, bu tür et çeşitlerinden kaçının.
■ Bebek mamalarına tuz koymayın. Tuzlu gıdalar bebeklerin böbreklerini yorar.
■ Bebeğiniz 6-7 aylık olana kadar, mamalarına baharat koymayın.
■ Şekerli yiyecek ve içecekler diş çürümesini kolaylaştırır
■ Kızartılmış gıdalar bebekler için uygun değildir. Bebeğinizin mamalarına katı yağ ya da tereyağı koymayın. Sıvı yağ kullanmamaya çalışın. Buharda pişirilen mamalar bebekler için idealdir.
Bebeğiniz tattığı birbirinden farklı gıdalardan sonra herhangi bir sorun yaşama-mışsa, sizinle beraber sofraya oturabilir ve büyüklerinin yediği yiyecekleri yemeye başlayabilir. Özellikle de kahvaltı bebekler için ideal bir başlangıçtır
Şifalı bitkilerle cilt bakımı ve güzellik kürleri. Ayrıca Uzmanlar tarafından Çeşitli kürler ve tavsiyeleri,Çocuk ve bebek sağlığı
Bebek Bakımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bebek Bakımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Haziran 2010 Pazartesi
29 Mart 2010 Pazartesi
Bebeklerde İnek Sütü Tüketimi
Bebeklerde İnek Sütü Tüketimi
Bebeklerde inek sütü kullanımı, inek sütü, inek sutu, bebeklere inek sütü, bebeklerde inek sütü…
İnek sütü ile anne sütünün bileşimleri farklıdır.İnek sütünün renal solüt yükü anne sütünden 3 kez daha fazladır. Bu nedenle hayatın ilk üç ayında inek sütü sulandırılmadan bebeğe verilmemelidir.Kazein inek sütünde, albumin, globulin anne sütünde fazladır.
Elzem amino asit içerikleri farklıdır. Anne sütündeki kalsiyum oranı inek sütüne göre azdır, ancak anne sütündeki kalsiyumun emilimi yüksek olduğundan, kana geçen kalsiyum oranı inek sütüne göre yüksektir.Anne sütündeki kalsiyum daha kolay emilir. İnek sütü proteinlerinin allerjik etkileri vardır.Anne sütünde infeksiyona karşı direnci artıran immünglobilinler vardır. Bebekleri gastroenteritten koruyucu etmenler vardır.
Emziren annelerde meme kanseri daha az görülür. Emzirme, anne ile bebek arasında iletişim sağlar. Anne sütü ekonomiktir.Hazırlama ve saklama gerektirmez. Her koşulda verilebilir.İnsan sütündeki vitamin düzeyleri annede bir yetersizlik yoksa hemen her zaman çocuğun gereksinimlerini karşılayacak durumdadır. İnsan sütündeki A ve C vitamini düzeyleri inek sütündekinden fazladır.
Sulandırılmamış inek sütü ile beslenen bebeklerde aşırı fosfor yükü nedeni ile genellikle birinci haftadan sonra hipokalsemik tetani gelişebilir.
İnek sütünü sulandırmaktaki neden, sindirimi zor olan kazeini azaltmaktır. Bu nedenle ancak 3-4 aydan sonra sulandırılmadan verilir. İnek sütü alan bebeklerin böbrekleri,aldıkları besin nedeniyle oluşan madensel yükü (solüt yükü) atmakta zorluk çekebilirler. Bu nedenle bebeğe ayrıca su verilmesi gerekebilir.
İnek Sütü Alerjisi
Gerçek alerji bir gıdadaki proteine olan tepkidir. Örneğin, vücudun karşıt maddeler üretimini içerir. İnek sütü allerjisi, bağışıklık sisteminin inek sütünde bulunan iki süt proteinini kabul etmemesinden kaynaklanmaktadır. Bunlar, alfalaktalbumin ve betalaktaglobulin adlı proteinler.Süt alerjisine çok nadir rastlanır ve sadece küçük çocukları etkiler, bu etki genelde beş yaşından sonra biter.Gerçek ve doğru tanı ancak testler yoluyla yapılabilir.
Genellikle bir çeşit mide rahatsızlığı ile başlar. Eğer çocuğunuzun süte alerjisi olduğundan şüpheleniyorsanız çocuğunuzun diyetini değiştirmeden önce sağlık danışmanınızla veya doktorunuzla görüşünüz.
Bazı uzmanlar hiçbir süt ürününü bebeğe yedirmezken, bazıları ancak keçisütü ve keçi sütünden yapılmış ürünlere izin vermekteler.Gerçek süt alerjisi 1/100 sıklığında görülür.
Süt alerjisinden şüpheleniyorsanız, doktorunuzla konuşun, ailede alerji hikayesi olup olmadığından bahsedin.
Aşağıdaki belirtiler görüldüğünde mutlaka doktorunuza haber verin.
Solunum zorluğu
Morarma
Soluk ve halsiz
Başta ve boyunda şişme
Kanlı ishal
Süt alerjisini önlemenin en iyi yolu, bebeği olabildiğince uzun süre anne sütüyle beslemektir. Anne sütü alanların çok azında süt alerjisi gelişir. Ek gıdalara geçildiğinde her yeni besini 1-2 hafta aralarla tanıştırmalı ve alerji belirtilerine dikkat etmelisiniz.
Bebeklerde inek sütü kullanımı, inek sütü, inek sutu, bebeklere inek sütü, bebeklerde inek sütü…
İnek sütü ile anne sütünün bileşimleri farklıdır.İnek sütünün renal solüt yükü anne sütünden 3 kez daha fazladır. Bu nedenle hayatın ilk üç ayında inek sütü sulandırılmadan bebeğe verilmemelidir.Kazein inek sütünde, albumin, globulin anne sütünde fazladır.
Elzem amino asit içerikleri farklıdır. Anne sütündeki kalsiyum oranı inek sütüne göre azdır, ancak anne sütündeki kalsiyumun emilimi yüksek olduğundan, kana geçen kalsiyum oranı inek sütüne göre yüksektir.Anne sütündeki kalsiyum daha kolay emilir. İnek sütü proteinlerinin allerjik etkileri vardır.Anne sütünde infeksiyona karşı direnci artıran immünglobilinler vardır. Bebekleri gastroenteritten koruyucu etmenler vardır.
Emziren annelerde meme kanseri daha az görülür. Emzirme, anne ile bebek arasında iletişim sağlar. Anne sütü ekonomiktir.Hazırlama ve saklama gerektirmez. Her koşulda verilebilir.İnsan sütündeki vitamin düzeyleri annede bir yetersizlik yoksa hemen her zaman çocuğun gereksinimlerini karşılayacak durumdadır. İnsan sütündeki A ve C vitamini düzeyleri inek sütündekinden fazladır.
Sulandırılmamış inek sütü ile beslenen bebeklerde aşırı fosfor yükü nedeni ile genellikle birinci haftadan sonra hipokalsemik tetani gelişebilir.
İnek sütünü sulandırmaktaki neden, sindirimi zor olan kazeini azaltmaktır. Bu nedenle ancak 3-4 aydan sonra sulandırılmadan verilir. İnek sütü alan bebeklerin böbrekleri,aldıkları besin nedeniyle oluşan madensel yükü (solüt yükü) atmakta zorluk çekebilirler. Bu nedenle bebeğe ayrıca su verilmesi gerekebilir.
İnek Sütü Alerjisi
Gerçek alerji bir gıdadaki proteine olan tepkidir. Örneğin, vücudun karşıt maddeler üretimini içerir. İnek sütü allerjisi, bağışıklık sisteminin inek sütünde bulunan iki süt proteinini kabul etmemesinden kaynaklanmaktadır. Bunlar, alfalaktalbumin ve betalaktaglobulin adlı proteinler.Süt alerjisine çok nadir rastlanır ve sadece küçük çocukları etkiler, bu etki genelde beş yaşından sonra biter.Gerçek ve doğru tanı ancak testler yoluyla yapılabilir.
Genellikle bir çeşit mide rahatsızlığı ile başlar. Eğer çocuğunuzun süte alerjisi olduğundan şüpheleniyorsanız çocuğunuzun diyetini değiştirmeden önce sağlık danışmanınızla veya doktorunuzla görüşünüz.
Bazı uzmanlar hiçbir süt ürününü bebeğe yedirmezken, bazıları ancak keçisütü ve keçi sütünden yapılmış ürünlere izin vermekteler.Gerçek süt alerjisi 1/100 sıklığında görülür.
Süt alerjisinden şüpheleniyorsanız, doktorunuzla konuşun, ailede alerji hikayesi olup olmadığından bahsedin.
Aşağıdaki belirtiler görüldüğünde mutlaka doktorunuza haber verin.
Solunum zorluğu
Morarma
Soluk ve halsiz
Başta ve boyunda şişme
Kanlı ishal
Süt alerjisini önlemenin en iyi yolu, bebeği olabildiğince uzun süre anne sütüyle beslemektir. Anne sütü alanların çok azında süt alerjisi gelişir. Ek gıdalara geçildiğinde her yeni besini 1-2 hafta aralarla tanıştırmalı ve alerji belirtilerine dikkat etmelisiniz.
Etiketler:
Bebek Bakımı,
bebek gelişimi,
bebeklede inek sütü
17 Mart 2010 Çarşamba
Anne sütü ikiz bebeklere yetiyor mu?
Anne sütü ikiz bebeklere yetiyor mu?
İkizlerin doğdukları andan itibaren anne sütüyle beslenmeleri gerekiyor. Hepimizin aklına annenin sütünün iki bebeğe birden yetip yetmediği geliyor. Anneler ise tek bebek için sütün yetip yetmeyeceğine ilişkin kaygıyı iki defa yaşıyor.

İSTANBUL - Tıp literatürü sütün iki bebeğe yeteceğini söylese de, anne ikiz bebekten uyarı alırsa ve bebekler de güçlüyse süt oluyor. Ancak bebeklerin kilo alımı yeterli değilse, birtakım takviyelerde bulunmak gerekiyor.
Acıbadem Maslak Hastanesi Yenidoğan Uzmanı Dr. Gülnihal Şarman, 100 ikiz bebek sahibi anneden sadece 3-4 tanesinin sütün yanında besin takviyesine ihtiyaç duymadan bebeğini besleyebildiğini söyledi.
Anne çok yorulduğundan evdeki bakım programının çok iyi organize edilmesi gerektiğine dikkati çeken Dr. Gülnihal Şarman, “Bu yorgunluk da, süt üretimini olumsuz etkiliyor. Annelerin iyi süt alabilmeleri için evde ikiz bebek bakımının planlanması lazım. Biz bu plan için ailelere bazı önerilerde bulunuyoruz” dedi ve ikiz bebek bakımının püf noktalarını anlattı.
Etiketler:
Bebek Bakımı,
ikiz bebek,
ikiz bebekler,
ikizler
16 Mart 2010 Salı
Ağlayan Bebeğin Yatıştırma
Ağlayan Bebeğin Yatıştırma
Bebeklerimizin ağlamasına anne ve babaların dışında bebek ile ilgilenen tüm kişiler dayanamazlar. Bebeğin bir an önce yatıştırılması için herkes elinden geleni yapmak ister. Bu çabalar sırasında bilinçli davranmak hem bebeği hem de anneyi rahatlatacaktır. :)
Bebek, genellikle acıktığı zaman ağlar, ancak huzursuzluk, yalnızlık ve can sıkıntısı gibi durumlar da bu tepkiye neden olabilir. Bebekle sürekli ilgilenen kişi, çeşitli nedenlerden kaynaklanan farklı ağlayış biçimlerini ayırt etmeyi kısa zamanda öğrenecektir. Ne var ki bebeğiniz bazen nedensiz olarak da ağlayabilir. Bu durum, kendilerine çok güvenen anne babaları bile üzecek ve morallerini bozacaktır. Bundan alınmayın, yalnızca varlığınızla onu rahatlatın ve kendini güvende hissetmesini sağlayın.
Bebeğinizin ağlamalarına birkaç dakika içinde yanıt vermeniz önemlidir. Nekadar uzun süre ağlarsa, o kadar rahatsız olacaktır. Ağlamaya terk edilirse, dahada huzursuz olacak ve derdini anlamanız iyice güçleşecektir.
Ağlamalarına kulak asılmayan bebekler, büyüdükçe daha da huysuz olurlar. Şundan emin olmalısınız; ağlamasına yanıt vermeniz onu şımartmaz. Tam tersine, gereksinimleriyle ilgilendiğinizi ve bunları karşılayacağını belirtir.
Bebeklerimizin ağlamasına anne ve babaların dışında bebek ile ilgilenen tüm kişiler dayanamazlar. Bebeğin bir an önce yatıştırılması için herkes elinden geleni yapmak ister. Bu çabalar sırasında bilinçli davranmak hem bebeği hem de anneyi rahatlatacaktır. :)Bebek, genellikle acıktığı zaman ağlar, ancak huzursuzluk, yalnızlık ve can sıkıntısı gibi durumlar da bu tepkiye neden olabilir. Bebekle sürekli ilgilenen kişi, çeşitli nedenlerden kaynaklanan farklı ağlayış biçimlerini ayırt etmeyi kısa zamanda öğrenecektir. Ne var ki bebeğiniz bazen nedensiz olarak da ağlayabilir. Bu durum, kendilerine çok güvenen anne babaları bile üzecek ve morallerini bozacaktır. Bundan alınmayın, yalnızca varlığınızla onu rahatlatın ve kendini güvende hissetmesini sağlayın.
Bebeğinizin ağlamalarına birkaç dakika içinde yanıt vermeniz önemlidir. Nekadar uzun süre ağlarsa, o kadar rahatsız olacaktır. Ağlamaya terk edilirse, dahada huzursuz olacak ve derdini anlamanız iyice güçleşecektir.
Ağlamalarına kulak asılmayan bebekler, büyüdükçe daha da huysuz olurlar. Şundan emin olmalısınız; ağlamasına yanıt vermeniz onu şımartmaz. Tam tersine, gereksinimleriyle ilgilendiğinizi ve bunları karşılayacağını belirtir.
Etiketler:
ağlayan bebek,
Bebek,
Bebek Bakımı,
bebek sağlığı,
bebekleri yatıştırma
Bebeğin Zeka Düzeyi Bebek Sağlığı
Bebeğin Zeka Düzeyi Bebek Sağlığı
Yapılan araştırmalar, bebekken anne sütüyle beslenen çocukların zekâ düzeylerinin mamayla beslenenlere göre 8 puan daha fazla olduğunu ortaya koydu.
Çocuk yaşamında sağlıklı bir beslenmeye giden yolda atılması gereken ilk adım, anne sütü ile emzirme. Uzmarlar, emzirmenin desteklenmesi ve yaygınlaştırılması gerektiğine dikkat çekiyorlar ve anne sütü ile beslenen çocukların zeka düzeylerinin mamayla beslenenlere göre 8 puan daha yüksek olduğunu belirtiyorlar.
Sağlık Bakanlığı'ndan edinilen bilgilere göre, anne sütüyle emzirme, sağlıklı bir beslenmenin üç temel öğesini ‘‘yiyeceği, sağlığı ve bakımı’’ kusursuz biçimde kaynaştırıyor.
Yapılan araştırmalar, bebekken anne sütüyle beslenen kişilerin zeka düzeylerinin(IQ) mamayla beslenenlere göre 8 puan daha yüksek olduğunu gösteriyor. Öte yandan araştırmalar, emzirmeye erken başlama ile doğum sonrası kanama riskinin azalması arasında güçlü bir bağlantı olduğunu da ortaya koyuyor. Ayrıca, bebeğin emzirilmesine doğumdan hemen sonra başlanılması, rahimde kasılmayı uyarıyor ve kan kaybını azaltıyor. Bebeklerini emziren annelerde menapoz öncesi göğüs kanseri riski azalıyor.
Emzirme ne kadar uzun sürerse kanser riski o kadar düşüyor. Alınan bilgilere göre, bebek ölüm oranlarının yüksek olduğu ülkelerde, mamayla beslenen bir bebeğin, yalnızca anne sütüyle beslenen bir bebeğe göre ishalden ölme riski 14, zatürreden ölme riski 4 kat daha fazla gerçekleşiyor
Yapılan araştırmalar, bebekken anne sütüyle beslenen çocukların zekâ düzeylerinin mamayla beslenenlere göre 8 puan daha fazla olduğunu ortaya koydu.Çocuk yaşamında sağlıklı bir beslenmeye giden yolda atılması gereken ilk adım, anne sütü ile emzirme. Uzmarlar, emzirmenin desteklenmesi ve yaygınlaştırılması gerektiğine dikkat çekiyorlar ve anne sütü ile beslenen çocukların zeka düzeylerinin mamayla beslenenlere göre 8 puan daha yüksek olduğunu belirtiyorlar.
Sağlık Bakanlığı'ndan edinilen bilgilere göre, anne sütüyle emzirme, sağlıklı bir beslenmenin üç temel öğesini ‘‘yiyeceği, sağlığı ve bakımı’’ kusursuz biçimde kaynaştırıyor.
Yapılan araştırmalar, bebekken anne sütüyle beslenen kişilerin zeka düzeylerinin(IQ) mamayla beslenenlere göre 8 puan daha yüksek olduğunu gösteriyor. Öte yandan araştırmalar, emzirmeye erken başlama ile doğum sonrası kanama riskinin azalması arasında güçlü bir bağlantı olduğunu da ortaya koyuyor. Ayrıca, bebeğin emzirilmesine doğumdan hemen sonra başlanılması, rahimde kasılmayı uyarıyor ve kan kaybını azaltıyor. Bebeklerini emziren annelerde menapoz öncesi göğüs kanseri riski azalıyor.
Emzirme ne kadar uzun sürerse kanser riski o kadar düşüyor. Alınan bilgilere göre, bebek ölüm oranlarının yüksek olduğu ülkelerde, mamayla beslenen bir bebeğin, yalnızca anne sütüyle beslenen bir bebeğe göre ishalden ölme riski 14, zatürreden ölme riski 4 kat daha fazla gerçekleşiyor
Etiketler:
Bebek Bakımı,
Bebek Zeka Duzeyi - Zekasini Yukseltin,
Sağlıkğı
11 Mart 2010 Perşembe
0– 1 Yaş Grubu Bebeklerin Beslenmesi
0– 1 Yaş Grubu Bebeklerin Beslenmesi
Yaşamın ilk birkaç yılı, sağlığın temellerinin atıldığı son derece önemli bir dönemdir. Bu kritik dönemde çocukların yaşaması ve sağlıklı büyüme ve gelişmelerinde yeterli ve dengeli beslenme belli başlı etmenlerden birisi, belki de enönemlisidir. Kişinin temel ihtiyaçlarından birisi olan beslenme; büyüme, gelişme ve sağlığın korunmasındaki en önemli faktördür.
0 – 6 aylık bebeklerin, sadece anne sütü ile beslenmesine “doğal beslenme”denir. Doğal beslenme ilk 4 – 6 aylık bebekler için en iyi beslenme şeklidir. 6 aydan büyük bebeklerde (bazen 4. aydan sonra) anne sütü tek başına yeterli olmaz. Bu nedenle diyete daha katı besinleri eklemek gerekir. Bu aylarda ek besinlere başlanmasının bir diğer nedeni bebeği diğer besinlerin tadına alıştırmaktır. Bebeğin kilo alma durumuna göre ek besinlere 4 – 6. aylar arasında başlanması sağlanmalıdır. Başlangıçta anne sütünü tamamlayıcı olarak verilen bu besinler, 9 – 12. aylarda esas besin olarak bebeğin beslenmesinde yer alır.
Ek besinler; teker teker, az miktarlarda (1 – 2 çay kaşığı) başlanmalı, her gün miktarı artırılmalı, yeni bir ek besin 1 – 2 gün ara ile eklenmeli, kaşık ve bardak ile verilmelidir. İlk başlanacak ek besinler elma veya şeftali suyu ve püresi ile yoğurttur. Bunları izleyerek diyete sebzeler, diğer meyve suları, yumurta, etler eklenir. Sebze ezmeleri ve çorbaları her gün taze olarak pişirilir. İçine un ve yağ da eklenerek zenginleştirilir. Normal süt veren annenin sütü 4 ile 6 ay kadar bebeğin enerji ve besin öğeleri gereksinmelerini karşılayacak durumda olduğuna göre, bu dönemde anne sütü alamayan bebeğe, eğer olanak varsa en azından 4 – 6 aya kadar anne sütüne en yakın olan ticari formüla sütleri de verilebilir.
Normal süt veren bir anneden bebek ortalama günde 700 – 800 ml. Kadar süt emmektedir. Bu miktardaki süt bebeğin
ilk 4 – 6 ayına kadar büyüme ve gelişmesini sağlayabilir, ancak bu aylardan sonra gerek annenin süt salgısının gittikçe azalması, gerekse bebeğin ağırlık kazanarak büyümesi, bebeğe, anne sütü yanı sıra tamamlayıcı besinlerin verilmesini gerektirmektedir. Normal anne sütü ile beslenen bebeğe verilecek ek besinler şunlardır:Yoğurt :Anne sütünden sonra ilk başlanan ek besinlerden biridir. İlk kez 1 kaşık verilerek miktarı zamanla artırılır.
Meyve suları ve ezmeleri :Anne sütü yeterli olduğunda 4 – 6. ayda verilir. C vitamini için en uygun yiyecekler turunçgiller ve domatestir. Bunların bulunmadığı yerlerde elma, şeftali suları da verilebilir. Meyve önce iyice yıkandıktan sonra suyu sıkılır. Günde 1 çay kaşığı ile başlamak suretiyle miktar gittikçe artırılır. Meyveler sıkılır sıkılmaz bekletilmeden bebeğe verilmelidir. Yalnız anne sütü ile beslenenlere 6. aydan itibaren verilmeye başlanır. Meyve ezmeleri 4. aydan itibaren verilir. Anne sütüyle beslenen bebeğe meyve suyu, meyve ezmesi, anne sütü ile aynı zamanda verilmez. Meyve suyu, ezme ve püresi anne sütü verildikten 2 saat sonra verilir.
Tahıllar : Pirinç unu, buğday unu, pirinç, bulgur, ekmek içi, yoğurtla çorba yapılarak verilir. Tarhana çorbası da bebek için uygun ek besindir. Tahıllar 4. ayda verilir.
Çorbalar : Yoğurda alışmış bebeğe 1 yemek kaşığı ile başlamak suretiyle tarhana, yayla, sebze çorbaları gibi besleyici değeri yüksek olanlardan verilmeye başlanır.
Yumurta :Yoğurt, meyve, tahıllı besinler ve sebze çorbasına alıştırılmış bebeğe, suda katı pişmiş
yumurta sarısından 1 çay kaşığı verilir ve miktarı zamanla artırılır. Yumurta, sebze çorbasına karıştırılarak verilebileceği gibi, ekmek içi ve sütle ezilerek de verilebilir. Yumurta beyazı 7 – 8. aylarda verilir. Et ve kurubaklagiller : Yoğurt, sebze, tahıllı besinlere alışmış bebeğin, sebze çorbasının içine biraz kıyma konularak ete alıştırılır. Zamanla tavuk ve balık etleri de sebzelerle birlikte ezilerek verilebilir. Yine kıyma yerine, sebze çorbasına kırmızı – sarı mercimek, pişmiş nohut konularak çocuk bu besinlere alıştırılır. Et, kıyma yada püre olarak 5. aydan itibaren çorbalara eklenerek verilir. Tavuk ve kılçıksız balık eti çocuklar için tercih edilir. Karaciğer püre olarak 7 – 8. aylarda verilmelidir. Öte yandan bebekler için beyin önerilmemektedir.
Görüldüğü gibi, 4 – 6 aylık dönem, ek besinlere alıştırma dönemidir. Her bir besin tek tek, az sulu kıvamda verilir. Şeker, şekerli çay ve lokum
çocuğa yarardan çok zarar verir.6. aydan sonra yukarıdaki yiyeceklerin miktarları biraz daha artırılarak çocuğa verilir. 7. aydan sonra çocuk, ailenin yediği baharatlı ve çok yağlı olmayan yemekten alabilir. Sadece yemeğin suyu değil, kendisi ezilerek verilmelidir. Ayrıca yemeklere ilave olarak çocuğun günde 2 su bardağı kadar yoğurt veya süt ile 1 yumurta yemesi sağlanmalıdır.
* Bu arada peynir 8. aydan önce önerilmez. Veriliyorsa da kesinlikle pastörize olduğundan emin olunmalıdır.
Tamamlayıcı Besinlere Alıştırma
Tamamlayıcı besinlerin çocuğun sindirim sistemine uygun olup olmadığı kontrol edilmelidir. İshal, kusma veya allerjik belirtilere neden olan besinleri belirleyebilmek için aşağıdaki kurallara uyulmalıdır:
o Bir günde birden fazla yeni besin verilmemelidir.
o Her yeni denenecek besinin miktarı önceden birkaç tatlı kaşığı olmalıdır. Herhangi bir sorun olmadığında besinin miktarı sonraki günlerde artırılmalıdır.
o Yeni verilen besin, çocuk aç iken verilmelidir.
o Lezzeti beğenilmeyen, kusma yada ishal gibi durumlara neden olan besinler birkaç gün beklenip tekrar denenmelidir.
o Yemek suyu ve et suyu tek başına tamamlayıcı besin değildir. Bu nedenle gerek yemek suyuna gerekse et suyuna ekmek doğrayıp vermek yerine, suyu içinde ezilmeli; et suyu da çeşitli çorbaların yapımında kullanılmalıdır.
o Çay, kolalı içecekler, hazır çorbalar bu yaş grubu çocuklara verilmemelidir.
Çocuklara, su kaynatılmadan verilmemelidir !
Özellikle kış günlerinde ve güneş ışınlarından yararlanamayan çocuklarda
1. aydan 1 yaşına kadar günde 400 IU vitamin D verilmelidir
Etiketler:
0-1 yaş bebekler,
Bebek,
Bebek Bakımı,
bebek sağlığı
10 Mart 2010 Çarşamba
Bebek Büyütürken Yapılan Hatalar
Bebek Büyütürken Yapılan Hatalar
Bebek büyütürken yapılan ve çocukların sağlığını olumsuz etkileyecek doğru bilinen yanlışlar neler?
Çocuk yetiştirmede anne-babaların en çok etkilendiği konulardan biri de kendi büyüklerinden gördükleri ve duydukları ‘geleneksel inanışlar’dır. Çok fazla inanmasalar bile şartlanmış bir şekilde bunları uygulamak isterler. Oysa bunların bir kısmı doğru değildir. Peki çocukların sağlıklı gelişimini olumsuz etkileyebilecek bu yanlışlar neler olabilir? ‘Bebeğim ve Biz’ dergisi, Çocuk Sağlığı Uzmanı Dr. Feyza Çivici Gümüş ile çocukları büyütürken yapılan hataları konuştu. İşte bu hatalar:
* Sütü yetmiyor!
Yeni annelerin en çok endişe ettiği konulardan biri, bebeğin aç kalmasıdır. Bu nedenle de çoğu zaman bebekler, anne sütü yerine mamayla beslenir. Oysa anneler, sütünün yetip yetmediğini bebeğinin çişini takip ederek anlayabilir. 24 saatte en az beş kez bezini ıslatan bebek, anne sütüyle doyuyor demektir. Anne sütü yetersizliğine ancak bir çocuk hastalıkları uzmanı doktor karar verebilir.
* Sarılık için şekerli su
İlk günlerde anne sütünün gelmesinde yaşanabilecek bir sorun, bebeğin zayıflamasına ve sarılık oluşumuna yol açabilir. Halk arasında, aç kalan ve az idrara çıkan bebeklere şekerli su verilmesi önerilir. Oysa bebek beslenmesinde şekerli suyun yeri yoktur.
* Bezi bırakma yaşı
İki yaş, çiş eğitimi vermek için başlangıç dönemidir. Bezi tamamen bırakma dönemi değildir. Tuvalet eğitimi verildiği dönemde çocuk zorlanmamalı, altına kaçırdığı için kızılmamalıdır.
* Dondurma hasta eder
Dondurma, tüm çocukların sevdiği ve yararlı bir yiyecektir. Bu yüzden onları bu güzel yiyecekten tamamen mahrum bırakmak doğru değildir. Yasaklamak yerine bu yiyeceğin hastalık nedenini ortadan kaldırmak gerekir. Bu doğrultuda dondurma, boğaz ağrısına neden olmaması için yalayarak yenmeli ve yanında su içilmelidir.
* Gürbüz çocuk sağlıklıdır
Gürbüz çocuk, sağlıklı çocuk değildir! Dengeli beslenen çocuk, zayıf da olsa sağlıklıdır. Çocukları yemek yeme konusunda zorlamayın, yemediği zaman beslenmeyi sonlandırın!
* Sıcak hava sever
Hayır, çocuklar her zaman terlemeyeceği şekilde giydirilmelidir. Üşüyeceği korkusuyla çocukları çok giydirmek, terlemeye ve hasta olmaya yol açar. Pamuklu kıyafetler idealdir.
* Aman terlemesin!
Hasta olur endişesiyle çocuğun hareket etmesini kısıtlamak yanlış bir yaklaşımdır. Her çocuk hareket edince terler; terleyince üstünü değiştirebilirsiniz! ‘Çok terledin artık yerine otur’ demek, onu tembel, hantal ve mutsuz yapar. Zaman içinde metabolizma hızı azalan çocuk, hızla kilo almaya başlar. Hareket etmelerini kısıtlamaktansa, onu spora yönlendirin.
* Şaşılık geçer
Çocuklarda şaşılık bir yaşına kadar fizyolojik kabul edilir. Ancak bir yaşından sonra düzelmeyen şaşılıklar için mutlaka göz doktoruna başvurulmalıdır. Bir yaşından önce bebeklerde Nistagmus (göz küresinin istemsiz titremesi) görüldüğünde de mutlaka bir göz doktoruna muayene ettirilmelidir.
* Fazla süt gaz yapar
Çocukların beslenmesinde bir yaşından önce inek sütü yer almamalıdır. Ancak bir yıldan sonrada günlük süt tüketimi 400 CC’yi geçmemelidir. Sütün içinde bulunan laktoz adlı şeker gaza yol açar. Fakat artık piyasada laktozsuz sütler de bulunabiliyor. Çocuğa süt vermemek çözüm olmamalı.
Bebek büyütürken yapılan ve çocukların sağlığını olumsuz etkileyecek doğru bilinen yanlışlar neler?
Çocuk yetiştirmede anne-babaların en çok etkilendiği konulardan biri de kendi büyüklerinden gördükleri ve duydukları ‘geleneksel inanışlar’dır. Çok fazla inanmasalar bile şartlanmış bir şekilde bunları uygulamak isterler. Oysa bunların bir kısmı doğru değildir. Peki çocukların sağlıklı gelişimini olumsuz etkileyebilecek bu yanlışlar neler olabilir? ‘Bebeğim ve Biz’ dergisi, Çocuk Sağlığı Uzmanı Dr. Feyza Çivici Gümüş ile çocukları büyütürken yapılan hataları konuştu. İşte bu hatalar:
* Sütü yetmiyor!
Yeni annelerin en çok endişe ettiği konulardan biri, bebeğin aç kalmasıdır. Bu nedenle de çoğu zaman bebekler, anne sütü yerine mamayla beslenir. Oysa anneler, sütünün yetip yetmediğini bebeğinin çişini takip ederek anlayabilir. 24 saatte en az beş kez bezini ıslatan bebek, anne sütüyle doyuyor demektir. Anne sütü yetersizliğine ancak bir çocuk hastalıkları uzmanı doktor karar verebilir.
* Sarılık için şekerli su
İlk günlerde anne sütünün gelmesinde yaşanabilecek bir sorun, bebeğin zayıflamasına ve sarılık oluşumuna yol açabilir. Halk arasında, aç kalan ve az idrara çıkan bebeklere şekerli su verilmesi önerilir. Oysa bebek beslenmesinde şekerli suyun yeri yoktur.
* Bezi bırakma yaşı
İki yaş, çiş eğitimi vermek için başlangıç dönemidir. Bezi tamamen bırakma dönemi değildir. Tuvalet eğitimi verildiği dönemde çocuk zorlanmamalı, altına kaçırdığı için kızılmamalıdır.
* Dondurma hasta eder
Dondurma, tüm çocukların sevdiği ve yararlı bir yiyecektir. Bu yüzden onları bu güzel yiyecekten tamamen mahrum bırakmak doğru değildir. Yasaklamak yerine bu yiyeceğin hastalık nedenini ortadan kaldırmak gerekir. Bu doğrultuda dondurma, boğaz ağrısına neden olmaması için yalayarak yenmeli ve yanında su içilmelidir.
* Gürbüz çocuk sağlıklıdır
Gürbüz çocuk, sağlıklı çocuk değildir! Dengeli beslenen çocuk, zayıf da olsa sağlıklıdır. Çocukları yemek yeme konusunda zorlamayın, yemediği zaman beslenmeyi sonlandırın!
* Sıcak hava sever
Hayır, çocuklar her zaman terlemeyeceği şekilde giydirilmelidir. Üşüyeceği korkusuyla çocukları çok giydirmek, terlemeye ve hasta olmaya yol açar. Pamuklu kıyafetler idealdir.
* Aman terlemesin!
Hasta olur endişesiyle çocuğun hareket etmesini kısıtlamak yanlış bir yaklaşımdır. Her çocuk hareket edince terler; terleyince üstünü değiştirebilirsiniz! ‘Çok terledin artık yerine otur’ demek, onu tembel, hantal ve mutsuz yapar. Zaman içinde metabolizma hızı azalan çocuk, hızla kilo almaya başlar. Hareket etmelerini kısıtlamaktansa, onu spora yönlendirin.
* Şaşılık geçer
Çocuklarda şaşılık bir yaşına kadar fizyolojik kabul edilir. Ancak bir yaşından sonra düzelmeyen şaşılıklar için mutlaka göz doktoruna başvurulmalıdır. Bir yaşından önce bebeklerde Nistagmus (göz küresinin istemsiz titremesi) görüldüğünde de mutlaka bir göz doktoruna muayene ettirilmelidir.
* Fazla süt gaz yapar
Çocukların beslenmesinde bir yaşından önce inek sütü yer almamalıdır. Ancak bir yıldan sonrada günlük süt tüketimi 400 CC’yi geçmemelidir. Sütün içinde bulunan laktoz adlı şeker gaza yol açar. Fakat artık piyasada laktozsuz sütler de bulunabiliyor. Çocuğa süt vermemek çözüm olmamalı.
Etiketler:
Bebek,
Bebek Bakımı,
bebek büyütmesi,
bebek gelişimi,
yapılan yanlışlar
22 Ocak 2010 Cuma
Emzirme Hakkında Bilmeniz Gerekenler
Emzirme Hakkında Bilmeniz Gerekenler
Emzirme saatlerinin ayarlanması
Emzirmenin etkili bir şekilde başlayıp sürdürülmesi için en ideal ve doğal olan yöntem; doğumdan hemen sonra bebeğin çıplak olarak annenin çıplak göğsüne konarak tensel temasın sağlanması ve emmeye hazır olduğunu belli eder etmez emzirilmesidir. Bu mümkün değilse en geç 1 saat içinde anne göğsüne konarak aynı şekilde emzirilmesi sağlanmalıdır. Çünkü bebeğin emmeye en istekli olduğu ilk 1 saat geçirilirse bebek uzunca bir süre isteksizlik duyar ve ilk emzirme çok gecikebilir. Bazı bebekler daha çabuk hazmettiklerinden daha sık, bazıları da yavaş hazmettiklerinden daha aralıklı beslenme gereksinimi duyabilirler. Fakat hangisi olursa olsun bebekler istediklerinden fazlasını ya da azını emmezler.
Anne sütü çabuk hazmedildiğinden özellikle ilk haftalarda bebekler sıkça ve düzensiz olarak beslenmek isterler. Bu yüzden bebeğinizin düzensiz de olsa emme isteğini reddetmemelisiniz. Ancak bazı bebeklerde birkaç hafta sonra emme isteği daha düzenli aralıklar halini alır. İlk iki haftanın ardından bebekler genellikle 2-3 saat ara ile emmeye ihtiyaç duyarlar. Ancak bazı bebeklerde bu aralık daha kısa olabilir. Özellikle ilk aylarda emme saatlerinin mekanik olmadığını aklınızda bulundurmalı ve bebeğiniz istedikçe emzirmelisiniz.
Emzirmeye hazırlık
Bebeği emzirme kararı alındıysa; bu işin her şeyden önce sabır, direnme ve irade gerektirdiğini unutmamak gerekir. Çünkü, bebeği tam anlamıyla doyurmaya yetecek sütün, memelerden gelmesi bazen belli bir süre alabilir.
• Anne sütünün gelme süresi kadından kadına değişebilir.
• Doğum sonrasında asıl sütün gelmesinden önce memeden ‘kolostrum’ (ağız sütü) olarak adlandırılan kıvamlı, koyu, sarı renkte, az yağlı, bol proteinli ve antikorlu bir sıvı gelir. Bu sıvının yüksek besleyici niteliği ve antikor açısından zengin bir yapısı vardır.
• Başlangıçtaki ağız sütü bebek için yeterlidir. Sonraki günlerde emzirme belli bir düzene girince annenin memelerinden süt gelişi fazlalaşır.
• Anne emzirirken önce bir memesindeki sütün boşalmasını sağlamalıdır. Eğer bebek doymadıysa diğer memeye geçmelidir.
• İlk günler emzirme süresi, her meme için 10 dakikadır. Daha sonraları emzirmeler 15 ile 25’şer dakika sürecektir. İlk günlerde bebek, her emzirme seansında 10 gram kadar içerken on aylık bebeğin içtiği miktar yaklaşık 100 gramdır. Emzirme süresinin uzaması da bundandır ve gayet normaldir.
Emzirirken dikkat edilmesi gerekenler
Anne ile bebek arasında kurulan duygusal bağın bebeğin sağlıklı gelişimine katkısı sanıldığından çok daha fazladır. Emzirme seansları bu konuda önemli bir rol oynar. Çünkü meme emme anları bebeğin gevşediği, kendisini güvende hissettiği, zevk aldığı, annesi ile sıkı bir duygusal bağ kurduğu özel anlardır. Emzirme anlarının her yönüyle doyurucu olabilmesi ise emzirme tekniklerinin ne kadar bilindiğine ve uygulandığına bağlıdır.
• Öncelikle ilk emzirme seanslarının sakin bir yerde yapılmasına dikkat etmek gerekir. Daha sonra anne ve bebek alıştığında emzirme rahat edilebilecek herhangi bir yerde yapılabilir.
• Emzirmeye başlamadan önce, eller iyice yıkanmalı; göğüsler de dahil her şey tertemiz olmalıdır.
• Anne, rahat bir şekilde emzirmelidir. Özellikle sırtını yaslayacağı, emzirirken bebeği yatırdığı kolunun destek alacağı bir koltuk tercih edilmelidir. Annenin rahat etmesi çok önemlidir. Çünkü, anne iyi yerleşmemişse aşırı yorulur ve yorgunluğun nedenini emzirme zannederek bir an önce bitmesi için sabırsızlanır. Bu da her emzirme seansının bir külfet ve eziyet haline dönüşmesine yol açar.
• Oturarak emzirmek için ideal olan pozisyon, rahat bir koltuk ya da sandalyeye sırtın dayanarak oturulmasıdır. Bu şekilde bebeğin başı annenin dirseğinin iç tarafına, yüzü ise anne eğilmeden memenin hemen yanı başına rahatça gelebilecektir. Koltuk ya da sandalyenin kol dayama yerlerinin olması oldukça faydalıdır. Eğer yoksa (veya tam rahat edilemiyorsa) dirseğin dayanması için yan taraflara yastık yerleştirilebilir. Ayrıca gerektiğinde ön tarafta ayakların üzerine koyulabileceği alçak, küçük bir tabure bulundurulabilir.
• Emzirme anında bebek annenin kolu tarafından aynı düzlemde tutulmalı ve annenin kolunun iç yüzeyine başı ve gövdesi gelecek şekilde uzanmalıdır. Bebeğin sadece başı değil, tüm vücudu anneye dönük ve yakın tutulmalıdır.
• Bebek annenin göğsüne yakın olduğunda içgüdüsel olarak memeye yönelir. Ancak ilk zamanlarda meme ucunu kendiliğinden ağzına alamaz. Bunun için yardıma ihtiyacı olabilir. Bu noktada anne, meme başını bebeğin yanağına dokundurarak emme arama refleksini uyarmalı, bebeğin kendisinin meme başını bulmasını, tüm meme ucunu ve etrafındaki kahverengi kısmın tamamını ağzına alması sağlamalıdır.
• Anne gerekirse serbest olan elinin baş ve işaret parmağı üstte meme başını çevreleyen kahverengi kısmın kenarında diğer üç parmağı ise bu bölümün altında olacak şekilde tutarak memesini destekleyebilir ve ancak sıkı sıkı bastırmamalı ve makas hareketi yapmamalıdır.Çünkü sıkı bastırma ve memeyi makaslama, süt kanallarının akışını zorlaştırabilir.
• Bebeğin emmesinin etkili olup olmadığını şakak ve kulağından anlamak mümkündür. Etkili emmede, bebeğin şakağı ve kulağı oynar. Çektiği sütü yutması ise memeyi her bir iki çekişinin ardından olur.
• Emzirmenin başında, bebek açtır ve çok güçlü emer. Sonra doymaya başlar ve yavaşlar. En sonunda ise tatmin olduğundan dolayı uyuya kalır ya da kendisi emmeyi bırakabilir.
• Bebek düzgün yerleştiyse, emzirmenin anneye acı vermemesi gerekir; belki başlangıçta göğüslerde hafif bir batma olabilir fakat bu his bir iki çekişten sonra geçer. Eğer devam ederse bebeğin ağzından meme ucu geri çekilip düzgün olarak tekrar bebeğin ağzına yerleştirilmelidir.
• Bebeğin her emzirmeden sonra gazını çıkarması sağlanmalıdır.
• Emzirdikten sonra, meme uçları temiz bir mendil ile kurutulmalıdır. Emzirilmediği zamanlarda da memelerden süt geliyorsa, meme uçlarına göğüs pedi koyulmalı ve bunlar nemlendikçe de değiştirilmelidir.
Emzirme saatlerinin ayarlanması
Emzirmenin etkili bir şekilde başlayıp sürdürülmesi için en ideal ve doğal olan yöntem; doğumdan hemen sonra bebeğin çıplak olarak annenin çıplak göğsüne konarak tensel temasın sağlanması ve emmeye hazır olduğunu belli eder etmez emzirilmesidir. Bu mümkün değilse en geç 1 saat içinde anne göğsüne konarak aynı şekilde emzirilmesi sağlanmalıdır. Çünkü bebeğin emmeye en istekli olduğu ilk 1 saat geçirilirse bebek uzunca bir süre isteksizlik duyar ve ilk emzirme çok gecikebilir. Bazı bebekler daha çabuk hazmettiklerinden daha sık, bazıları da yavaş hazmettiklerinden daha aralıklı beslenme gereksinimi duyabilirler. Fakat hangisi olursa olsun bebekler istediklerinden fazlasını ya da azını emmezler.
Anne sütü çabuk hazmedildiğinden özellikle ilk haftalarda bebekler sıkça ve düzensiz olarak beslenmek isterler. Bu yüzden bebeğinizin düzensiz de olsa emme isteğini reddetmemelisiniz. Ancak bazı bebeklerde birkaç hafta sonra emme isteği daha düzenli aralıklar halini alır. İlk iki haftanın ardından bebekler genellikle 2-3 saat ara ile emmeye ihtiyaç duyarlar. Ancak bazı bebeklerde bu aralık daha kısa olabilir. Özellikle ilk aylarda emme saatlerinin mekanik olmadığını aklınızda bulundurmalı ve bebeğiniz istedikçe emzirmelisiniz.
Emzirmeye hazırlık
Bebeği emzirme kararı alındıysa; bu işin her şeyden önce sabır, direnme ve irade gerektirdiğini unutmamak gerekir. Çünkü, bebeği tam anlamıyla doyurmaya yetecek sütün, memelerden gelmesi bazen belli bir süre alabilir.
• Anne sütünün gelme süresi kadından kadına değişebilir.
• Doğum sonrasında asıl sütün gelmesinden önce memeden ‘kolostrum’ (ağız sütü) olarak adlandırılan kıvamlı, koyu, sarı renkte, az yağlı, bol proteinli ve antikorlu bir sıvı gelir. Bu sıvının yüksek besleyici niteliği ve antikor açısından zengin bir yapısı vardır.
• Başlangıçtaki ağız sütü bebek için yeterlidir. Sonraki günlerde emzirme belli bir düzene girince annenin memelerinden süt gelişi fazlalaşır.
• Anne emzirirken önce bir memesindeki sütün boşalmasını sağlamalıdır. Eğer bebek doymadıysa diğer memeye geçmelidir.
• İlk günler emzirme süresi, her meme için 10 dakikadır. Daha sonraları emzirmeler 15 ile 25’şer dakika sürecektir. İlk günlerde bebek, her emzirme seansında 10 gram kadar içerken on aylık bebeğin içtiği miktar yaklaşık 100 gramdır. Emzirme süresinin uzaması da bundandır ve gayet normaldir.
Emzirirken dikkat edilmesi gerekenler
Anne ile bebek arasında kurulan duygusal bağın bebeğin sağlıklı gelişimine katkısı sanıldığından çok daha fazladır. Emzirme seansları bu konuda önemli bir rol oynar. Çünkü meme emme anları bebeğin gevşediği, kendisini güvende hissettiği, zevk aldığı, annesi ile sıkı bir duygusal bağ kurduğu özel anlardır. Emzirme anlarının her yönüyle doyurucu olabilmesi ise emzirme tekniklerinin ne kadar bilindiğine ve uygulandığına bağlıdır.
• Öncelikle ilk emzirme seanslarının sakin bir yerde yapılmasına dikkat etmek gerekir. Daha sonra anne ve bebek alıştığında emzirme rahat edilebilecek herhangi bir yerde yapılabilir.
• Emzirmeye başlamadan önce, eller iyice yıkanmalı; göğüsler de dahil her şey tertemiz olmalıdır.
• Anne, rahat bir şekilde emzirmelidir. Özellikle sırtını yaslayacağı, emzirirken bebeği yatırdığı kolunun destek alacağı bir koltuk tercih edilmelidir. Annenin rahat etmesi çok önemlidir. Çünkü, anne iyi yerleşmemişse aşırı yorulur ve yorgunluğun nedenini emzirme zannederek bir an önce bitmesi için sabırsızlanır. Bu da her emzirme seansının bir külfet ve eziyet haline dönüşmesine yol açar.
• Oturarak emzirmek için ideal olan pozisyon, rahat bir koltuk ya da sandalyeye sırtın dayanarak oturulmasıdır. Bu şekilde bebeğin başı annenin dirseğinin iç tarafına, yüzü ise anne eğilmeden memenin hemen yanı başına rahatça gelebilecektir. Koltuk ya da sandalyenin kol dayama yerlerinin olması oldukça faydalıdır. Eğer yoksa (veya tam rahat edilemiyorsa) dirseğin dayanması için yan taraflara yastık yerleştirilebilir. Ayrıca gerektiğinde ön tarafta ayakların üzerine koyulabileceği alçak, küçük bir tabure bulundurulabilir.
• Emzirme anında bebek annenin kolu tarafından aynı düzlemde tutulmalı ve annenin kolunun iç yüzeyine başı ve gövdesi gelecek şekilde uzanmalıdır. Bebeğin sadece başı değil, tüm vücudu anneye dönük ve yakın tutulmalıdır.
• Bebek annenin göğsüne yakın olduğunda içgüdüsel olarak memeye yönelir. Ancak ilk zamanlarda meme ucunu kendiliğinden ağzına alamaz. Bunun için yardıma ihtiyacı olabilir. Bu noktada anne, meme başını bebeğin yanağına dokundurarak emme arama refleksini uyarmalı, bebeğin kendisinin meme başını bulmasını, tüm meme ucunu ve etrafındaki kahverengi kısmın tamamını ağzına alması sağlamalıdır.
• Anne gerekirse serbest olan elinin baş ve işaret parmağı üstte meme başını çevreleyen kahverengi kısmın kenarında diğer üç parmağı ise bu bölümün altında olacak şekilde tutarak memesini destekleyebilir ve ancak sıkı sıkı bastırmamalı ve makas hareketi yapmamalıdır.Çünkü sıkı bastırma ve memeyi makaslama, süt kanallarının akışını zorlaştırabilir.
• Bebeğin emmesinin etkili olup olmadığını şakak ve kulağından anlamak mümkündür. Etkili emmede, bebeğin şakağı ve kulağı oynar. Çektiği sütü yutması ise memeyi her bir iki çekişinin ardından olur.
• Emzirmenin başında, bebek açtır ve çok güçlü emer. Sonra doymaya başlar ve yavaşlar. En sonunda ise tatmin olduğundan dolayı uyuya kalır ya da kendisi emmeyi bırakabilir.
• Bebek düzgün yerleştiyse, emzirmenin anneye acı vermemesi gerekir; belki başlangıçta göğüslerde hafif bir batma olabilir fakat bu his bir iki çekişten sonra geçer. Eğer devam ederse bebeğin ağzından meme ucu geri çekilip düzgün olarak tekrar bebeğin ağzına yerleştirilmelidir.
• Bebeğin her emzirmeden sonra gazını çıkarması sağlanmalıdır.
• Emzirdikten sonra, meme uçları temiz bir mendil ile kurutulmalıdır. Emzirilmediği zamanlarda da memelerden süt geliyorsa, meme uçlarına göğüs pedi koyulmalı ve bunlar nemlendikçe de değiştirilmelidir.
Etiketler:
Bebek Bakımı,
bebek gelişimi,
bebekleri emzirmenin faydaları
İlk 6 Ay Sadece Anne Sütü
İlk 6 Ay Sadece Anne Sütü
Sağlıklı bir toplum yaratmanın ilk adımı, öncelikle bebeklerimize sağlıklı başlangıçlar sunarak atılır.
Nedir sağlıklı başlangıçlar?...
Birincisi, bebeklerimize anne karnında sağlıklı bir süreç yaşatmaktır.
İkincisi, onları sağlıklı koşullarda dünyaya getirmektir.
Ve üçüncüsü, doğduktan sonra ne olursa olsun onları anne sütünden mahrum bırakmamaktır.
Bebekler beslenme bozukluklarından ölüyor...
Araştırmalar, ülkemizde binlerce bebeğin sırf anne sütünden doğru bir şekilde yararlanamadığı için yaşamını yitirdiğini ortaya koymaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın 2002 verilerine göre, ülkemizde canlı doğan her bin bebekten yaklaşık 38’i bir yaşına gelemeden yaşama veda etmektedir. Daha açık bir ifadeyle her yıl ülkemizde doğan yaklaşık bir buçuk milyon bebekten ortalama elli bini 1 yaşına gelemeden kaybedilmektedir. Bebeklerin ölüm nedenleri arasında beslenme bozuklukları ikinci sırada yer almaktadır. İlk bakışta bu olanaksız gibi gelebilir. Çünkü hepimizin de bildiği gibi, ülkemizde emzirme oldukça yaygın. Doğumdan sonraki ilk aylarda hemen her bebek anne sütü ile beslenmektedir. İstatistiklere göre ise, ülkemizde emzirmeye başlangıç oranı yüzde 95’in, ortalama emzirme süresi ise 12 ayın üzerindedir. Fakat yine de bebeklerimiz beslenme bozukluklarından ölebilmektedir. Neden? Uzmanlara göre bunun en önemli nedeni, ülkemizde emzirmenin yaygın ve süresinin uzun olmasına karşın, ek besinlere gerekenden çok erken ya da çok geç bir dönemde başlanmasıdır. Örneğin; bebeklerin ilk 6 ayda ‘sadece anne sütü’ almaları gerekirken bu dönemde gereksiz olduğu halde ishal riskini arttıran su ilavesi yapılabilmektedir. Ya da sindirim sistemlerinin henüz yeterli olgunluğa ulaşmadığı ilk altı aylık dönemde, onlara ek besin verilmeye başlanabilmektedir.
Her beş yılda bir gerçekleştirilen Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmalarına göre ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenen bebek oranı 1998’de yüzde 1.3 iken 2003’te yüzde 21’ e çıkmıştır.
Araştırmalar, ‘ilk altı ayda sadece anne sütü alan bebeklerin’ oranının artmış olduğunu gösterse de sonuç yine de yeterli değildir. Peki bu yanlış beslenmenin bedelini, toplum olarak nasıl ödemekteyiz?
Ne yazık ki; bebeklerimiz hala yetersiz ya da yanlış beslenmeden dolayı ölebilmektedir. Hem de bunu önlemek son derece basitken. İlk altı ay yalnızca anne sütü, daha sonra ise ek besinlerle beraber emzirmenin 2 yıla kadar sürdürülmesi... Sadece bu kadar...
İşte bu bilincin yaygınlaştırılabilmesi ve beslenme bozuklukları nedeniyle bebek ölümlerinin yaşanmaması için 1-8 Ekim arası, tüm dünyada ve ülkemizde ‘Dünya Emzirme Haftası’ olarak kutlanıyor. Ve biz, bu hafta aracılığıyla bebeklerimiz için eşi bulunmaz bir besin olan anne sütü ve emzirmenin faydalarını bir kez daha vurguluyoruz.
İlk altı ay ‘mutlaka’ ve ‘sadece’ anne sütü...
Yaşamlarının ilk altı ay içerisinde bebeklerimize sunabileceğimiz en ideal besin maddesi anne sütüdür. Bunun birçok nedeni var. Birkaçını hatırlatacak olursak...
Anne sütü içerdiği koruyucu maddelerle, bebeklerimizin mikroplara karşı ilk aşısıdır. Onları birçok hastalıktan korur, bağışıklık sistemlerinin güçlenmesine de yardım eder. Bebeklerimizin gereksinim duyduğu tüm besin maddeleri, en uygun oranda sadece anne sütünde mevcuttur. Anne sütü mikropsuzdur, her an hazırdır ve ekonomiktir... İlk altı ay boyunca bebeklerimize anne sütü vermek onlara sunabileceğimiz en değerli armağandır. Altıncı aydan sonra ek gıdalara başlanmasıyla beraber, emzirmenin iki yaşına kadar sürdürülmesi ayrı bir önem taşır. Çünkü büyüme ve gelişmelerinin çok hızlı olduğu bu iki yıllık süre zarfında onları emzirmek, sadece o andaki değil ileriki yıllardaki fiziksel ve ruhsal sağlıklarını da olumlu yönde etkiler. Onları olabildiğince uzun bir süre emzirmek, özellikle de beslenme bozukluklarının önlenmesinde önemli bir role sahiptir. Uzun süre emzirilen bebeklerin ilerde bazı hastalıklara karşı daha dirençli olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, bu bebeklerin daha zeki olduklarına dair çeşitli araştırma sonuçları da mevcuttur.
Anneler emzirerek kendi sağlıklarına da katkıda bulundukları gibi ekonomik, hijyenik, zahmetsiz bir besleme şansı da yakalarlar.
Bebekler içinse emmek, her yönüyle idealdir. Kendisi için gerekli bütün besinleri anne sütünden sağladığı gibi, annesinin sıcaklığını tensel temas yoluyla hisseder. Bu temas, bebekte güven duygusunun gelişmesini destekler. Daha doğar doğmaz, dünyaya gözlerini açtığı ilk saatlerde ve daha sonraki aylardaki kendisi için gerekli olanları, anne sütünü emerek sağlayabilir. İşte bu yüzden;
Her annenin bebeğine verebileceği en değerli armağan; anne sütüdür.
Sağlıklı bir toplum yaratmanın ilk adımı, öncelikle bebeklerimize sağlıklı başlangıçlar sunarak atılır.
Nedir sağlıklı başlangıçlar?...
Birincisi, bebeklerimize anne karnında sağlıklı bir süreç yaşatmaktır.
İkincisi, onları sağlıklı koşullarda dünyaya getirmektir.
Ve üçüncüsü, doğduktan sonra ne olursa olsun onları anne sütünden mahrum bırakmamaktır.
Bebekler beslenme bozukluklarından ölüyor...
Araştırmalar, ülkemizde binlerce bebeğin sırf anne sütünden doğru bir şekilde yararlanamadığı için yaşamını yitirdiğini ortaya koymaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın 2002 verilerine göre, ülkemizde canlı doğan her bin bebekten yaklaşık 38’i bir yaşına gelemeden yaşama veda etmektedir. Daha açık bir ifadeyle her yıl ülkemizde doğan yaklaşık bir buçuk milyon bebekten ortalama elli bini 1 yaşına gelemeden kaybedilmektedir. Bebeklerin ölüm nedenleri arasında beslenme bozuklukları ikinci sırada yer almaktadır. İlk bakışta bu olanaksız gibi gelebilir. Çünkü hepimizin de bildiği gibi, ülkemizde emzirme oldukça yaygın. Doğumdan sonraki ilk aylarda hemen her bebek anne sütü ile beslenmektedir. İstatistiklere göre ise, ülkemizde emzirmeye başlangıç oranı yüzde 95’in, ortalama emzirme süresi ise 12 ayın üzerindedir. Fakat yine de bebeklerimiz beslenme bozukluklarından ölebilmektedir. Neden? Uzmanlara göre bunun en önemli nedeni, ülkemizde emzirmenin yaygın ve süresinin uzun olmasına karşın, ek besinlere gerekenden çok erken ya da çok geç bir dönemde başlanmasıdır. Örneğin; bebeklerin ilk 6 ayda ‘sadece anne sütü’ almaları gerekirken bu dönemde gereksiz olduğu halde ishal riskini arttıran su ilavesi yapılabilmektedir. Ya da sindirim sistemlerinin henüz yeterli olgunluğa ulaşmadığı ilk altı aylık dönemde, onlara ek besin verilmeye başlanabilmektedir.
Her beş yılda bir gerçekleştirilen Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmalarına göre ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenen bebek oranı 1998’de yüzde 1.3 iken 2003’te yüzde 21’ e çıkmıştır.
Araştırmalar, ‘ilk altı ayda sadece anne sütü alan bebeklerin’ oranının artmış olduğunu gösterse de sonuç yine de yeterli değildir. Peki bu yanlış beslenmenin bedelini, toplum olarak nasıl ödemekteyiz?
Ne yazık ki; bebeklerimiz hala yetersiz ya da yanlış beslenmeden dolayı ölebilmektedir. Hem de bunu önlemek son derece basitken. İlk altı ay yalnızca anne sütü, daha sonra ise ek besinlerle beraber emzirmenin 2 yıla kadar sürdürülmesi... Sadece bu kadar...
İşte bu bilincin yaygınlaştırılabilmesi ve beslenme bozuklukları nedeniyle bebek ölümlerinin yaşanmaması için 1-8 Ekim arası, tüm dünyada ve ülkemizde ‘Dünya Emzirme Haftası’ olarak kutlanıyor. Ve biz, bu hafta aracılığıyla bebeklerimiz için eşi bulunmaz bir besin olan anne sütü ve emzirmenin faydalarını bir kez daha vurguluyoruz.
İlk altı ay ‘mutlaka’ ve ‘sadece’ anne sütü...
Yaşamlarının ilk altı ay içerisinde bebeklerimize sunabileceğimiz en ideal besin maddesi anne sütüdür. Bunun birçok nedeni var. Birkaçını hatırlatacak olursak...
Anne sütü içerdiği koruyucu maddelerle, bebeklerimizin mikroplara karşı ilk aşısıdır. Onları birçok hastalıktan korur, bağışıklık sistemlerinin güçlenmesine de yardım eder. Bebeklerimizin gereksinim duyduğu tüm besin maddeleri, en uygun oranda sadece anne sütünde mevcuttur. Anne sütü mikropsuzdur, her an hazırdır ve ekonomiktir... İlk altı ay boyunca bebeklerimize anne sütü vermek onlara sunabileceğimiz en değerli armağandır. Altıncı aydan sonra ek gıdalara başlanmasıyla beraber, emzirmenin iki yaşına kadar sürdürülmesi ayrı bir önem taşır. Çünkü büyüme ve gelişmelerinin çok hızlı olduğu bu iki yıllık süre zarfında onları emzirmek, sadece o andaki değil ileriki yıllardaki fiziksel ve ruhsal sağlıklarını da olumlu yönde etkiler. Onları olabildiğince uzun bir süre emzirmek, özellikle de beslenme bozukluklarının önlenmesinde önemli bir role sahiptir. Uzun süre emzirilen bebeklerin ilerde bazı hastalıklara karşı daha dirençli olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, bu bebeklerin daha zeki olduklarına dair çeşitli araştırma sonuçları da mevcuttur.
Anneler emzirerek kendi sağlıklarına da katkıda bulundukları gibi ekonomik, hijyenik, zahmetsiz bir besleme şansı da yakalarlar.
Bebekler içinse emmek, her yönüyle idealdir. Kendisi için gerekli bütün besinleri anne sütünden sağladığı gibi, annesinin sıcaklığını tensel temas yoluyla hisseder. Bu temas, bebekte güven duygusunun gelişmesini destekler. Daha doğar doğmaz, dünyaya gözlerini açtığı ilk saatlerde ve daha sonraki aylardaki kendisi için gerekli olanları, anne sütünü emerek sağlayabilir. İşte bu yüzden;
Her annenin bebeğine verebileceği en değerli armağan; anne sütüdür.
Etiketler:
Bebek,
Bebek Bakımı,
bebek gelişimi,
bebek sağlığı
13 Ocak 2010 Çarşamba
Bebeğimin Gözleri Çok çapak Oluyor
Bebeğimim Gözleri çok Çapak Oluyor
Doğal olarak oluşan göz yaşları gözü daima temizlediği için gözler sağlıklı olduğu sürece ayrıca göz temizliğine gerek yoktur. Gözün çapaklanması ise göz kapağı iltihabına (konjunktivit) bağlı olabilir.
Bu durumda bebeğin gözü kaynatılarak ılıtılmış suya batırılan temiz bir pamuk parçası ile göz pınarlarından dışa doğru,her bir göz için ayrı bir pamuk kullanılarak silinir. Kısa sürede geçmeyen çapaklanmalar doktor takibinde uygun ilaçlar ile tedavi edilir.
Doğal olarak oluşan göz yaşları gözü daima temizlediği için gözler sağlıklı olduğu sürece ayrıca göz temizliğine gerek yoktur. Gözün çapaklanması ise göz kapağı iltihabına (konjunktivit) bağlı olabilir.
Bu durumda bebeğin gözü kaynatılarak ılıtılmış suya batırılan temiz bir pamuk parçası ile göz pınarlarından dışa doğru,her bir göz için ayrı bir pamuk kullanılarak silinir. Kısa sürede geçmeyen çapaklanmalar doktor takibinde uygun ilaçlar ile tedavi edilir.
Etiketler:
Bebek,
Bebek Bakımı,
bebek sağlığı,
bebek ve uyku
Bebeğim Cok Ağlıyor
Bebeğim Cok Ağlıyor
Ağlama bebeklerin çevresi ile tek iletişim kurma şekli olup, basit bir nedenden ya da bir hastalıktan da kaynaklanıyor olabilir. Ağlama anne babayı endişelendiren, sık sık doktora başvurmalarına neden olan bir durumdur. Başlıca sepebler aşağıdakiler olabilir
Açlık ve susuzluk
Beslenme problemleri
Hastalıklar
Anneye temas isteği
Ortamın çok sıcak ya da soğuk olması
Altının ıslak olması ya da kaka yapması
Ağlama bebeklerin çevresi ile tek iletişim kurma şekli olup, basit bir nedenden ya da bir hastalıktan da kaynaklanıyor olabilir. Ağlama anne babayı endişelendiren, sık sık doktora başvurmalarına neden olan bir durumdur. Başlıca sepebler aşağıdakiler olabilir
Açlık ve susuzluk
Beslenme problemleri
Hastalıklar
Anneye temas isteği
Ortamın çok sıcak ya da soğuk olması
Altının ıslak olması ya da kaka yapması
Etiketler:
Bebek,
bebek ağlaması,
Bebek Bakımı,
bebek gelişimi
9 Ocak 2010 Cumartesi
Bebeğimin Genel Bakımı Yeni doğanda Cilt Bakımı
Bebeğimin Genel Bakımı Yeni doğanda Cilt Bakımı
Deri birçok rolü ve fonksiyonu olan yaşamsal bir organdır. Toksin ve infeksiyonlara karşı bariyer, ısı dengesi, su ve elektrolit dengesi, yağ deposu, yalıtım ve dokunma duyusunu sağlar. Bu fonksiyonlar doğumdan itibaren bazı değişikliklerle sağlanır. Değişikliklerin en yoğun olduğu dönem doğumdan sonraki ilk iki yıldır. Aköz fakat steril atmosferden patojenlerden zengin kuru ortama geçiş yenidoğan derisinde dramatik bir değişim oluşturur. Epidermal bariyerin bütünlüğü su kaybı ve mikroorganizma direnci için önemlidir. Temel deri bakımının amacı travmatik yaralanmaları azaltmak, olgunlaşmamış bariyer fonksiyonunu korumak, deri bütünlüğünü sağlamaktır.
VERNİKS KAZEOZA
Verniks kazeoza anne karnındaki dönemde fetusu koruma görevinin yanısıra antioksidan, yara iyileşmesini kolaylaştırma, su geçirmezlik özellikleri de olan fizyolojik bariyerdir. Doğumda deri verniks kazeoza ile kaplıdır. Bu beyazımsı yağlı tabaka tüm vücudu örtebilir veya sadece kıvrım bölgelerinde var olabilir. Doğumu izleyen saatlerde kurur ve dökülür. Rengi anne karnındaki dönemdeki problemleri yansıtabilir.
Verniks kazeozanın kaldırılması: Genellikle doğumdan hemen sonra bebek yıkanmadan önce temiz bir havlu ile silinir.
ISI DENGESİ
• Zamanında doğan bebeklerde ilk üç gün içinde ısı dengesinin sağlanmasına yönelik işlemler başlar.
• Terleme ilk olarak alında başlar ve daha sonra gövde ve ekstremitelerde ortaya çıkar. Preterm bebeklerde yaşamın ilk günlerinde ısıya karşı terleme görülmez.
• Deri vücudun ısısını kontrol etmede yardımcı olur. Çok küçük çocuklarda, aşırı sıcak ya da soğukla başa çıkmada ısı kontrolü daha zordur.
• Üşümemesi için ne kadar giydireceğinize gelince; yetişkinlere göre bir kat fazla giysi giydirilmesi, uykusu sırasında üzerinin örtülmesi yeterlidir.
• Çok küçük bebeklerde el ve ayaklar soğukta mavi benekli bir görünüm alabilir. Bu önemli bir sorun değildir. Ancak, soğukta el ve ayakları örtmek bu durumu önleyecektir.
• Giyimli olduğu halde elleri soğuksa üşüyor olabilir, kolayca terliyorsa fazla giydirilmiş olabilir. Koltuk altından derece ile ölçülen vücut ısısı 36-36.5°C ise üşümüyor demektir.
• Bebeğinize kundak yapmayınız. Kundak doğumda normal olan bebeğin kalçasında çıkıklığa yol açabilir. Bunun yerine bebeğinize onlar için yapılmış zıbın, tulum, pijama şeklinde giysileri giydiriniz. Bazen bebeklerin kaburga kemiklerinin batmaması için göğüs çevresine sıkı sıkıya bir sargı yaparlar. Bunu da yapmayınız, bu sargılar bebeğinizin nefes alıp vermesini güçleştirir. Bebeğiniz için çarşıdan aldığınız giysileri paketini ilk siz açsanız bile yıkamadan giydirmeyiniz. Pamuklu, yumuşak dikişli, rahat ve kolay yıkanıp ütülenebilen, tüylü olmayan kumaşlardan yapılan bebek giysilerini ve battaniyelerini tercih ediniz. Bebeğinizin giysi ve battaniyelerini, havlu ve nevresimlerini sabun veya sabun tozu ile yıkayınız ve ütüleyiniz. Çamaşır makinesinin son durulama işleminde suya herhangi bir kimyasal madde ilave etmek gerekmez.
SAÇ VE TIRNAK BAKIMI
Lanugo: Prematürelerde özellikle sırt, omuzlar ve yüz lanugo denilen kıllarla kaplıdır. Bu kıllar normalde doğumdan bir ay önce anne karnındayken dökülür ve yerine zamanında doğanlarda görülen daha kısa lanugo çıkar. Saçlar gibi bunlarda ilk aylar içinde yerlerini vellus kıllara bırakırlar. Kalıtsal bir hastalık olan konjenital hipertrikozis lanuginozadan ve hipertrikoz ile seyreden hastalıklar ayırt edilmelidir.
Bazı bebekler fazla saçlı olarak doğarlar. Bu saçlar, tekrar yumuşak ve ince yeni saçlar çıkmadan önce ilk birkaç ay içinde dökülebilir. Bebeklerin yumuşak olan saçları, daha kuvvetli, uzun ve kalın olan yetişkin saçlarından farklıdır.
Bazı bebekler çok az saçla doğarlar. Bu saçlar giderek normal büyüme düzenine döner ve ilk bir ya da ikinci yılda dökülürler. Çocuk ve küçük bebeklerin saçlarının kesilmesi gerekmez.
Sırtüstü yatan ve hareket eden bebeklerin başlarında saç derisinin yatak çarşaflarına sürtündüğü yerlerde saçlarda seyrelme olabilir.
Küçük bebeklerin çoğunun saçlarını şampuan ile yıkamaya gerek yoktur. Eğer şampuan kullanılacaksa, olabildiğince az miktarda ve sıklıkta çok hafif bir şampuan kullanmak uygun olur. Çocuklarda, saçlı derideki yağ bezlerinin çalışma bozukluğu sonucu oluşan kabuklu deri iltihabı oldukça yaygın olup, çoğu zamanla geçer. Kabuklar, baş derisine bebe yağı ya da nemlendiriciler ile masaj yaparak çıkarılabilir.
Bebeklerde saç rengi oldukça çeşitlilik gösterir. Bazı bebeklerin saçları doğduklarında koyudur. Bu saçlar daha sonra dökülerek yerlerine açık renkli saçlar çıkar. Tersi daha az yaygındır. Kızıl saç, saçların normal büyüme düzenine girdikleri altı ya da dokuz aya kadar belirgin olmayabilir. Ayrıca, saç rengi, bebek büyüdükçe de değişebilir. Bu bağlamda, sarışın çocukların saçları genellikle sekiz yaş civarında koyulaşır.
Bebeğin tırnağını, ona özel bir bebek tırnak makası ile kesebilirsiniz. Uzamış tırnaklarıyla bebek, yüzünü ve gözünün kornea tabakasını çizebilir. Bebek tırnak makasıyla tırnağın keskin ve sivriköşeleri de ince bir törpüyle yumuşatın. Bu işlemi yaparken yanınıza bir yardımcı almalısınız.
Bazen tırnak altındaki deri tırnağın ilk gelişimi sırasında yeterince düz olmayabilir. Bu durumda tırnak deriye batar ve el ya da ayak parmağının ucunda şişlik veya kızarıklık oluşabilir. Bu, tedaviye gerek kalmadan tırnak büyüdükçe zamanla geçecektir.
GÖZ BAKIMI:
Doğumu takip eden günlerde gözlerde çapaklanma, akıntı ve kızarıklık ile kendini gösteren konjonktivit (göz iltihaplanması) ile de sıkça karşılaşılır. Bunun nedeni yeni doğan bebeklerde üretilen göz yaşını burun içine akıtan kanalın drenajının bazen yeterli olmamasıdır. Doğum sonrası göz bakımını yaparken günlük kaynamış ılınmış su ile ıslatılmış lokmalar halinde pamuk parçalarını kullanabilirsiniz. Önce ellerinizi sabunlu suyla yıkayıp temiz havlu ile kurulamayı unutmayınız. Islattığınız pamuk lokması ile bebeğin gözünü pınarından başlayıp kuyruğuna kadar yumuşakça bir kerede siliniz. Diğer göz için yeni bir pamuk lokması kullanınız. Bu bakıma rağmen bebeğinizin gözü çapaklanıyor, sulanıyorsa doktorunuza başvurunuz.
KULAKLAR VE BURUN BAKIMI:
Temizlik ve bakım için pamuklu çubuk ve benzeri şeyler kullanmayınız. Bunlar bebeğin kulaklarını ve burnunu tahriş edebilir. Bir parça kaynatılmış ılık su ile ıslatılmış pamuk veya yumuşak bir peçete ile kulakların ve burunun giriş delikleri silinebilir.
DİĞER
Miliarya (İsilik): Derideki küçük ter bezi kanalları olan gözeneklerin sıcak ve nemli havaya ve yüksek ateşe bağlı aşırı terleme sonucu tıkanması ile oluşur. Sıcak ve nemin fazla olduğu ortamlar, geçirgenliği olmayan giysiler miliarya oluşumunda önemli rol oynar. Aşırı nemlendirici kullanma, sabun ve deterjanlar sorunu daha da artırabilir. Tıkanıklık düzeyine göre farklı döküntüler gelişir. Daha hafif olan isilik küçük ve kolayca patlayıp ince pullar oluşturan su kabarcıkları halinde görülür. Daha ağır vakalarda, kaşıntılı ve su toplayan kırmızı döküntüler oluşabilir. Bu döküntüler sıcakta karıncalanma veya kaşınma hissi yaratabilir. En yaygın olarak alın, yanaklar, gözkapakları ve bazen de burunda oluşur. Ayrıca, bel lastikleri gibi giysi malzemelerinin ter bezlerini tıkadığı yerlerde de görülebilir.
İlk iki hafta içinde sık görülür.
Sıcak havada bebeği serin tutmak önemlidir. Bezler sık sık kontrol edilmeli ve ıslak olmaları halinde değiştirilmelidir. Bel lastiği sıkı naylon kilotlar kullanmaktan kaçınmak gerekir. Nemlendirici kullanılıyorsa, çok sık olmamak şartıyla hafif bir şekilde sürülmelidir. Sıcak havalarda koyu nemlendirici kullanmaktan kaçınınız. Cildi, ılık suyla yıkanmalıdır. İnfeksiyon şüphesi varsa antibiyotik başlanmalıdır. Kalamin veya lanolin içeren losyonlar, şeklinde zayıf etkili kortikosteroidli losyonların geçici kullanımı yararlıdır. Tekrarlayabilir.
Yenidoğan aknesi: Yenidoğanın baş boyun bölgesinde yerleşir. Anneden geçen hormonların etkisiyle ortaya çıkar. Genellikle 3-6 ay içinde kendiliğinden iz bırakmadan geçer. Bazı bebeklerde devam edebilir; bu durumda ilaç kullanmak gerekebileceğinden mutlaka dermatoloji uzmanına başvurmak gerekir.
CİLT LEKELERİ
Çiller: Normal olarak doğumdan sonra oluşur. Pigmentlerin ürettiği boya maddeleri ile renkleri koyulaşır. Çiller, çocukluk döneminde yanaklar, ellerin üst kısımları ve dirsekle bilek arası gibi vücudun en fazla güneş gören yerlerinde normal ile aşırı güneş ışınlarına maruz kalma sonucu oluşmaktadır. Çil oluşumu iyi bir güneşten korunma yöntemi ile önlenebilir. Güneşli havada ince giysiler giydirme, şapka takma, çocuk arabasına gölgelik takma dışarıda gölgede durma güneşin morötesi ışınlarına (UV) karşı en iyi korunma yöntemleridir. Gerekli olduğunda, koruma faktörü 15 ya da daha fazla olan koruyucu bir güneş kremi, giysilerle korunmayan yüz,ellerin üst kısmı ve ayaklara az miktarda sürülebilir. Çok küçük çocuklar için, hafif bir losyon ağır bir kremden daha yararlıdır. Çocuğun derisinin çok kuru olması durumunda, krem losyondan daha etkili olabilir.
Doğumsal benler: Yenidoğanların yaklaşık %1’inde doğumsal benler vardır. Küçük ve orta büyüklükteki benler klinik fotoğraflarla izlenir, yapısındaki değişikliklere göre çıkartılabilir.
Yaşam boyu malign melanom riski %4.6-8 arasında değişmekte bunların yarısı ilk beş yaş içinde ortaya çıkmaktadır. Habis dönüşüm en çok puberte öncesi dönemde gelişmektedir. Dev doğumsal benler olabildiğince erken dönemde büyüklüğü ve yeri uygun olduğu durumlarda tamamen çıkartılmalıdır.
Hemanjiomlar (Kırmızı benler/damar benleri):
Yenidoğanların %1-2.6’sında rastlanır, kız çocuklarda erkeklerden dört kez daha fazladır ve özellikle prematüre doğanlarda sıktır. Yaklaşık yarısı doğumda vardır. Diğerleri ilk ay içinde ortaya çıkar. En çok baş ve boyun bölgesinde yerleşir. On yaş civarında çoğunda tamamen geriler, ancak yerlerinde iz ya da renk değişikliği kalabilir. Çok sayıda hemangiomun bir arada oluşu iç organ tutulumu ile giden ölüm oranı yüksek hastalıkların habercisi de olabilir.
Mongol lekesi: En sık görülen pigmenter değişikliktir. Doğulu siyah ırka mensup olanlarda daha sık görülür. Sakral bölge veya sırt alt kısım en çok yerleştiği alanlardır. Mavi-siyah tonda birkaç milimetreden 10 cm veya daha büyük çaplara uzanan yapılardır. Hemen hemen bütün mongol lekeleri puberte öncesi kaybolur.
Café-au-lait makülleri: Yuvarlak veya oval, açık kahverengi lekelerdir. Çapları birkaç mm.den 20mm’ye ulaşabilir. Sağlıklı yenidoğanda en çok gluteal bölgede tek lezyon olarak görülür. Seyrek olarak beyaz ırka mensup çocuklarda üç, diğer ırklarda beşten fazla cafe-au-lait makülü bulunur. Puberte öncesi altı veya daha fazla sayıda 0.5 cm. ve daha büyük puberte sonrası ise 1.5 cm veya daha büyük maküllerin varlığı tip 1 nörofibromatöz lehinedir
DİKKAT!
Bebeğinize bakım yapacağınız zaman ellerinizin temiz olduğundan emin olunuz.
İlk haftalarda karşılaşabileceğiniz döküntü veya sarılık gibi renk değişikliği şeklindeki cilt sorunlarınız olabilir. Cilt değişikliklerinin ne olduğunun tanımlanmasının en iyi görülerek yapılacağını unutmayınız ve dermatoloji uzmanı ile bağlantı kurunuz.
Deri birçok rolü ve fonksiyonu olan yaşamsal bir organdır. Toksin ve infeksiyonlara karşı bariyer, ısı dengesi, su ve elektrolit dengesi, yağ deposu, yalıtım ve dokunma duyusunu sağlar. Bu fonksiyonlar doğumdan itibaren bazı değişikliklerle sağlanır. Değişikliklerin en yoğun olduğu dönem doğumdan sonraki ilk iki yıldır. Aköz fakat steril atmosferden patojenlerden zengin kuru ortama geçiş yenidoğan derisinde dramatik bir değişim oluşturur. Epidermal bariyerin bütünlüğü su kaybı ve mikroorganizma direnci için önemlidir. Temel deri bakımının amacı travmatik yaralanmaları azaltmak, olgunlaşmamış bariyer fonksiyonunu korumak, deri bütünlüğünü sağlamaktır.
VERNİKS KAZEOZA
Verniks kazeoza anne karnındaki dönemde fetusu koruma görevinin yanısıra antioksidan, yara iyileşmesini kolaylaştırma, su geçirmezlik özellikleri de olan fizyolojik bariyerdir. Doğumda deri verniks kazeoza ile kaplıdır. Bu beyazımsı yağlı tabaka tüm vücudu örtebilir veya sadece kıvrım bölgelerinde var olabilir. Doğumu izleyen saatlerde kurur ve dökülür. Rengi anne karnındaki dönemdeki problemleri yansıtabilir.
Verniks kazeozanın kaldırılması: Genellikle doğumdan hemen sonra bebek yıkanmadan önce temiz bir havlu ile silinir.
ISI DENGESİ
• Zamanında doğan bebeklerde ilk üç gün içinde ısı dengesinin sağlanmasına yönelik işlemler başlar.
• Terleme ilk olarak alında başlar ve daha sonra gövde ve ekstremitelerde ortaya çıkar. Preterm bebeklerde yaşamın ilk günlerinde ısıya karşı terleme görülmez.
• Deri vücudun ısısını kontrol etmede yardımcı olur. Çok küçük çocuklarda, aşırı sıcak ya da soğukla başa çıkmada ısı kontrolü daha zordur.
• Üşümemesi için ne kadar giydireceğinize gelince; yetişkinlere göre bir kat fazla giysi giydirilmesi, uykusu sırasında üzerinin örtülmesi yeterlidir.
• Çok küçük bebeklerde el ve ayaklar soğukta mavi benekli bir görünüm alabilir. Bu önemli bir sorun değildir. Ancak, soğukta el ve ayakları örtmek bu durumu önleyecektir.
• Giyimli olduğu halde elleri soğuksa üşüyor olabilir, kolayca terliyorsa fazla giydirilmiş olabilir. Koltuk altından derece ile ölçülen vücut ısısı 36-36.5°C ise üşümüyor demektir.
• Bebeğinize kundak yapmayınız. Kundak doğumda normal olan bebeğin kalçasında çıkıklığa yol açabilir. Bunun yerine bebeğinize onlar için yapılmış zıbın, tulum, pijama şeklinde giysileri giydiriniz. Bazen bebeklerin kaburga kemiklerinin batmaması için göğüs çevresine sıkı sıkıya bir sargı yaparlar. Bunu da yapmayınız, bu sargılar bebeğinizin nefes alıp vermesini güçleştirir. Bebeğiniz için çarşıdan aldığınız giysileri paketini ilk siz açsanız bile yıkamadan giydirmeyiniz. Pamuklu, yumuşak dikişli, rahat ve kolay yıkanıp ütülenebilen, tüylü olmayan kumaşlardan yapılan bebek giysilerini ve battaniyelerini tercih ediniz. Bebeğinizin giysi ve battaniyelerini, havlu ve nevresimlerini sabun veya sabun tozu ile yıkayınız ve ütüleyiniz. Çamaşır makinesinin son durulama işleminde suya herhangi bir kimyasal madde ilave etmek gerekmez.
SAÇ VE TIRNAK BAKIMI
Lanugo: Prematürelerde özellikle sırt, omuzlar ve yüz lanugo denilen kıllarla kaplıdır. Bu kıllar normalde doğumdan bir ay önce anne karnındayken dökülür ve yerine zamanında doğanlarda görülen daha kısa lanugo çıkar. Saçlar gibi bunlarda ilk aylar içinde yerlerini vellus kıllara bırakırlar. Kalıtsal bir hastalık olan konjenital hipertrikozis lanuginozadan ve hipertrikoz ile seyreden hastalıklar ayırt edilmelidir.
Bazı bebekler fazla saçlı olarak doğarlar. Bu saçlar, tekrar yumuşak ve ince yeni saçlar çıkmadan önce ilk birkaç ay içinde dökülebilir. Bebeklerin yumuşak olan saçları, daha kuvvetli, uzun ve kalın olan yetişkin saçlarından farklıdır.
Bazı bebekler çok az saçla doğarlar. Bu saçlar giderek normal büyüme düzenine döner ve ilk bir ya da ikinci yılda dökülürler. Çocuk ve küçük bebeklerin saçlarının kesilmesi gerekmez.
Sırtüstü yatan ve hareket eden bebeklerin başlarında saç derisinin yatak çarşaflarına sürtündüğü yerlerde saçlarda seyrelme olabilir.
Küçük bebeklerin çoğunun saçlarını şampuan ile yıkamaya gerek yoktur. Eğer şampuan kullanılacaksa, olabildiğince az miktarda ve sıklıkta çok hafif bir şampuan kullanmak uygun olur. Çocuklarda, saçlı derideki yağ bezlerinin çalışma bozukluğu sonucu oluşan kabuklu deri iltihabı oldukça yaygın olup, çoğu zamanla geçer. Kabuklar, baş derisine bebe yağı ya da nemlendiriciler ile masaj yaparak çıkarılabilir.
Bebeklerde saç rengi oldukça çeşitlilik gösterir. Bazı bebeklerin saçları doğduklarında koyudur. Bu saçlar daha sonra dökülerek yerlerine açık renkli saçlar çıkar. Tersi daha az yaygındır. Kızıl saç, saçların normal büyüme düzenine girdikleri altı ya da dokuz aya kadar belirgin olmayabilir. Ayrıca, saç rengi, bebek büyüdükçe de değişebilir. Bu bağlamda, sarışın çocukların saçları genellikle sekiz yaş civarında koyulaşır.
Bebeğin tırnağını, ona özel bir bebek tırnak makası ile kesebilirsiniz. Uzamış tırnaklarıyla bebek, yüzünü ve gözünün kornea tabakasını çizebilir. Bebek tırnak makasıyla tırnağın keskin ve sivriköşeleri de ince bir törpüyle yumuşatın. Bu işlemi yaparken yanınıza bir yardımcı almalısınız.
Bazen tırnak altındaki deri tırnağın ilk gelişimi sırasında yeterince düz olmayabilir. Bu durumda tırnak deriye batar ve el ya da ayak parmağının ucunda şişlik veya kızarıklık oluşabilir. Bu, tedaviye gerek kalmadan tırnak büyüdükçe zamanla geçecektir.
GÖZ BAKIMI:
Doğumu takip eden günlerde gözlerde çapaklanma, akıntı ve kızarıklık ile kendini gösteren konjonktivit (göz iltihaplanması) ile de sıkça karşılaşılır. Bunun nedeni yeni doğan bebeklerde üretilen göz yaşını burun içine akıtan kanalın drenajının bazen yeterli olmamasıdır. Doğum sonrası göz bakımını yaparken günlük kaynamış ılınmış su ile ıslatılmış lokmalar halinde pamuk parçalarını kullanabilirsiniz. Önce ellerinizi sabunlu suyla yıkayıp temiz havlu ile kurulamayı unutmayınız. Islattığınız pamuk lokması ile bebeğin gözünü pınarından başlayıp kuyruğuna kadar yumuşakça bir kerede siliniz. Diğer göz için yeni bir pamuk lokması kullanınız. Bu bakıma rağmen bebeğinizin gözü çapaklanıyor, sulanıyorsa doktorunuza başvurunuz.
KULAKLAR VE BURUN BAKIMI:
Temizlik ve bakım için pamuklu çubuk ve benzeri şeyler kullanmayınız. Bunlar bebeğin kulaklarını ve burnunu tahriş edebilir. Bir parça kaynatılmış ılık su ile ıslatılmış pamuk veya yumuşak bir peçete ile kulakların ve burunun giriş delikleri silinebilir.
DİĞER
Miliarya (İsilik): Derideki küçük ter bezi kanalları olan gözeneklerin sıcak ve nemli havaya ve yüksek ateşe bağlı aşırı terleme sonucu tıkanması ile oluşur. Sıcak ve nemin fazla olduğu ortamlar, geçirgenliği olmayan giysiler miliarya oluşumunda önemli rol oynar. Aşırı nemlendirici kullanma, sabun ve deterjanlar sorunu daha da artırabilir. Tıkanıklık düzeyine göre farklı döküntüler gelişir. Daha hafif olan isilik küçük ve kolayca patlayıp ince pullar oluşturan su kabarcıkları halinde görülür. Daha ağır vakalarda, kaşıntılı ve su toplayan kırmızı döküntüler oluşabilir. Bu döküntüler sıcakta karıncalanma veya kaşınma hissi yaratabilir. En yaygın olarak alın, yanaklar, gözkapakları ve bazen de burunda oluşur. Ayrıca, bel lastikleri gibi giysi malzemelerinin ter bezlerini tıkadığı yerlerde de görülebilir.
İlk iki hafta içinde sık görülür.
Sıcak havada bebeği serin tutmak önemlidir. Bezler sık sık kontrol edilmeli ve ıslak olmaları halinde değiştirilmelidir. Bel lastiği sıkı naylon kilotlar kullanmaktan kaçınmak gerekir. Nemlendirici kullanılıyorsa, çok sık olmamak şartıyla hafif bir şekilde sürülmelidir. Sıcak havalarda koyu nemlendirici kullanmaktan kaçınınız. Cildi, ılık suyla yıkanmalıdır. İnfeksiyon şüphesi varsa antibiyotik başlanmalıdır. Kalamin veya lanolin içeren losyonlar, şeklinde zayıf etkili kortikosteroidli losyonların geçici kullanımı yararlıdır. Tekrarlayabilir.
Yenidoğan aknesi: Yenidoğanın baş boyun bölgesinde yerleşir. Anneden geçen hormonların etkisiyle ortaya çıkar. Genellikle 3-6 ay içinde kendiliğinden iz bırakmadan geçer. Bazı bebeklerde devam edebilir; bu durumda ilaç kullanmak gerekebileceğinden mutlaka dermatoloji uzmanına başvurmak gerekir.
CİLT LEKELERİ
Çiller: Normal olarak doğumdan sonra oluşur. Pigmentlerin ürettiği boya maddeleri ile renkleri koyulaşır. Çiller, çocukluk döneminde yanaklar, ellerin üst kısımları ve dirsekle bilek arası gibi vücudun en fazla güneş gören yerlerinde normal ile aşırı güneş ışınlarına maruz kalma sonucu oluşmaktadır. Çil oluşumu iyi bir güneşten korunma yöntemi ile önlenebilir. Güneşli havada ince giysiler giydirme, şapka takma, çocuk arabasına gölgelik takma dışarıda gölgede durma güneşin morötesi ışınlarına (UV) karşı en iyi korunma yöntemleridir. Gerekli olduğunda, koruma faktörü 15 ya da daha fazla olan koruyucu bir güneş kremi, giysilerle korunmayan yüz,ellerin üst kısmı ve ayaklara az miktarda sürülebilir. Çok küçük çocuklar için, hafif bir losyon ağır bir kremden daha yararlıdır. Çocuğun derisinin çok kuru olması durumunda, krem losyondan daha etkili olabilir.
Doğumsal benler: Yenidoğanların yaklaşık %1’inde doğumsal benler vardır. Küçük ve orta büyüklükteki benler klinik fotoğraflarla izlenir, yapısındaki değişikliklere göre çıkartılabilir.
Yaşam boyu malign melanom riski %4.6-8 arasında değişmekte bunların yarısı ilk beş yaş içinde ortaya çıkmaktadır. Habis dönüşüm en çok puberte öncesi dönemde gelişmektedir. Dev doğumsal benler olabildiğince erken dönemde büyüklüğü ve yeri uygun olduğu durumlarda tamamen çıkartılmalıdır.
Hemanjiomlar (Kırmızı benler/damar benleri):
Yenidoğanların %1-2.6’sında rastlanır, kız çocuklarda erkeklerden dört kez daha fazladır ve özellikle prematüre doğanlarda sıktır. Yaklaşık yarısı doğumda vardır. Diğerleri ilk ay içinde ortaya çıkar. En çok baş ve boyun bölgesinde yerleşir. On yaş civarında çoğunda tamamen geriler, ancak yerlerinde iz ya da renk değişikliği kalabilir. Çok sayıda hemangiomun bir arada oluşu iç organ tutulumu ile giden ölüm oranı yüksek hastalıkların habercisi de olabilir.
Mongol lekesi: En sık görülen pigmenter değişikliktir. Doğulu siyah ırka mensup olanlarda daha sık görülür. Sakral bölge veya sırt alt kısım en çok yerleştiği alanlardır. Mavi-siyah tonda birkaç milimetreden 10 cm veya daha büyük çaplara uzanan yapılardır. Hemen hemen bütün mongol lekeleri puberte öncesi kaybolur.
Café-au-lait makülleri: Yuvarlak veya oval, açık kahverengi lekelerdir. Çapları birkaç mm.den 20mm’ye ulaşabilir. Sağlıklı yenidoğanda en çok gluteal bölgede tek lezyon olarak görülür. Seyrek olarak beyaz ırka mensup çocuklarda üç, diğer ırklarda beşten fazla cafe-au-lait makülü bulunur. Puberte öncesi altı veya daha fazla sayıda 0.5 cm. ve daha büyük puberte sonrası ise 1.5 cm veya daha büyük maküllerin varlığı tip 1 nörofibromatöz lehinedir
DİKKAT!
Bebeğinize bakım yapacağınız zaman ellerinizin temiz olduğundan emin olunuz.
İlk haftalarda karşılaşabileceğiniz döküntü veya sarılık gibi renk değişikliği şeklindeki cilt sorunlarınız olabilir. Cilt değişikliklerinin ne olduğunun tanımlanmasının en iyi görülerek yapılacağını unutmayınız ve dermatoloji uzmanı ile bağlantı kurunuz.
Etiketler:
Bebek Bakımı,
bebek gelişimi,
yeni doğan bebek bakımı
Bebeklerde Beslenme Ve Babanın Yeri
Bebeklerde Beslenme Ve Babanın Yeri
Anne-babasıyla yakın, sevecen ilişkisi olan bebek çok şanslıdır. Bebeklerin fiziksel yakınlığa ihtiyaçları vardır ve emzirme dışında, bebeğin bulunabileceği en şahane yer babasının sevecen kollarıdır. Bebek ile sıcak ve bağlı (düşkün) bir ilişki kurmak için babanın onu beslemesi gerekmez. Sarılarak, severek, oynayarak onunla bu ilişkiyi kurabilir. Babasının omzunda sallanmak veya göğsünün üzerine yatmak bebeğin çok hoşuna gider.
Bırakın beslenmesi bitmiş bebeğinizi babasının göğsüne, onunla kalsın, babası onu sallasın kollarında. Bebeğin altını değiştirmek, yıkamak, ağladığı zaman yatıştırmaktan başka babanın onunla paylaşabileceği şeyler vardır, biraz hayal gücü yeterlidir. Hatırlanması gereken en önemli şey de bebeğin hem anneye hem babaya gereksinim duymasıdır.
Bebeğin ihtiyaçlarının her ikisi tarafından da karşılanacağını bilmesi çok önemlidir. Babanın, anne ile olan bağlılığı bebekle bağlılığını pekiştirir. İlk aylarda babanın asıl görevi anneyi rahatlatmaktır ki o da rahat rahat emzirsin, bunu da evdeki bazı işlerin yükünü üstünden alarak ve yardımcı olarak sağlar
Anne-babasıyla yakın, sevecen ilişkisi olan bebek çok şanslıdır. Bebeklerin fiziksel yakınlığa ihtiyaçları vardır ve emzirme dışında, bebeğin bulunabileceği en şahane yer babasının sevecen kollarıdır. Bebek ile sıcak ve bağlı (düşkün) bir ilişki kurmak için babanın onu beslemesi gerekmez. Sarılarak, severek, oynayarak onunla bu ilişkiyi kurabilir. Babasının omzunda sallanmak veya göğsünün üzerine yatmak bebeğin çok hoşuna gider.
Bırakın beslenmesi bitmiş bebeğinizi babasının göğsüne, onunla kalsın, babası onu sallasın kollarında. Bebeğin altını değiştirmek, yıkamak, ağladığı zaman yatıştırmaktan başka babanın onunla paylaşabileceği şeyler vardır, biraz hayal gücü yeterlidir. Hatırlanması gereken en önemli şey de bebeğin hem anneye hem babaya gereksinim duymasıdır.
Bebeğin ihtiyaçlarının her ikisi tarafından da karşılanacağını bilmesi çok önemlidir. Babanın, anne ile olan bağlılığı bebekle bağlılığını pekiştirir. İlk aylarda babanın asıl görevi anneyi rahatlatmaktır ki o da rahat rahat emzirsin, bunu da evdeki bazı işlerin yükünü üstünden alarak ve yardımcı olarak sağlar
Etiketler:
Bebek,
Bebek Bakımı,
bebek gelişimi,
bebek sağlığı
8 Ocak 2010 Cuma
Emziren annenin beslenme rehberi
Emziren annenin beslenme rehberi
Emzirme süreci (laktasyon) genellikle meme büyümesi, süt salgılanmasının başlaması ve başlayan süt salgılanmasının devamı olmak üzere üç döneme ayrılır. Başarılı bir emzirme bebeğe günde, 20-30 gram kilo alımı sağlar. Peki emzirmenin başarısını neler etkiler? Annenin beslenmesi önemli midir? Emzirme döneminde nasıl beslenilmeli? İşte bu soruların yanıtını Prof. Dr. Gülden Koksal veriyor:
İyi duygu beslenmeden önemli
Başarılı bir emzirme için yeterli ve dengeli beslenme gerekli. Ancak, bebeğini büyütmek, sağlıklı olmasını sağlamak ve yaşatmak amacı ile uyarılmış, beslenmesi dengeli ve yeterli olmayan bir anne bile başarılı bir emzirme dönemi geçirebilir. İyi duygular, bebeği ile mutlu olmak, sevgi ile onu düşünmek, çocuğunu görebilmek, ona dokunabilmek, bebeğini yanında hissetmek, sütünün onun için en iyi besin olduğunu bilmek, anneyi emzirme hazırlar.
Destek gerekli
Anne sütüyle beslenme, kültürlere göre değişmektedir. Aile çevresi ve yakın akrabaların tutumu, güven duyulan sağlık personeli, annenin duygularını etkileyebilmekte süt verimini arttırmaktadır. Bebeği ile ilgili kaygılar hastalık veya sakat doğumlar baba ve yakın ve güvenilir kişilerden destek görmemek, sağlık personelinin hatalı tutumu, annede kaygı yaratarak süt verimini azaltabilir.
Önce hazırlık
Emziren kadınların doğumdan önce ve sonra meme uçlarını özel yöntemlerle emzirmeye hazırlamaları gerekir. Memedeki herhangi bir bozukluk veya rahatsızlığı önleyebilmek için günde bir veya birkaç kez özel egzersizler yapılabilir, meme ucu uyarılmalı ve doğum öncesi bakım ünitelerinde ayrıntılı eğitim verilmelidir.
Uyarılma şartSüt salgılanmasında emme uyarılarının büyük etkisi vardır. Emzirme başladıktan sonra emme uyarılarına göre anne sütünün yapımı değişkenlik gösterir. Memenin içinde süt salgılama hücre kümelerinden oluşan ve alveol adı verilen küçük kesecikler vardır. Prolaktin adlı hormon bu hücrelerden süt salgılanmasını sağlar. Alveollerin çevresinde, kasıldıklarında sütü meme ucuna doğru sağan kas hücreleri vardır.
Oksitosin adlı hormon bu kas hücrelerinin kasılmasını sağlar. Küçük tüpler ya da kanallar sütü alveolden dışarı taşır. Küçük ve büyük memeler yaklaşık aynı miktarda salgı bezi dokusuna sahiptir ve ikisi de yeterince süt üretebilir. Başarılı bir emzirme bebeğin emmesi ile başlar. Emme emzirmenin başlamasında en önemli uyarıdır.
Fazla emme sütü arttırır
Bebek meme emdiğinde meme ucundan duyusal ileti beyine giderek süt salgısını uyarır. Yanıt olarak da beyin tabanında bulunan hipofiz bezinin ön lobu prolaktin salgılar. Prolaktin kan dolaşımına karışarak memeye gider ve süt salgılayıcı hücrelerin süt salgılamalarını sağlar. Fazla emme, fazla süt yapar. Bu doğaı bir bilgidir. Ekonomide sunu (arz) ve istem (talep) olarak adlandırılan denge, anne ve bebek arasında da vardır. Normal bir emzirme döneminde, bebekteki açlık giderme uyarısı annede süt salgılama etkisi yaratır. Midenin boşalma zamanı çocuklara göre farklılıklar gösterdiğinden, anne sütü alanlarda ilk aylarda bir beslenme programı yapmak, saat aralıkları koymak sakıncalıdır.
HUŞA ZAYIFLAMA DİYETİ UYGULAMAMALI
? Anneler, eski vücut ağırlıklarına için acele etmemeli. Bu süre 6 ay ya da daha fazla sürebilir. Bebeklerini emziriyorlarsa harcadıkları enerji nedeniyle eski formlarına daha kolay dönebilirler.
? Gebelik sırasında önerilenden fazla kilo almışsa her ay iki kilo kaybetmek normaldir. Bu kilo kaybı ağır diyetlerle değil emzirerek ve dengeli beslenerek sağlanmalıdır.
? Lohusalarda zayıflama diyeti uygulanmamalıdır. Ancak unlu, yağlı ve şekerli besinleri aşırı yememeye dikkat edilmelidir.
? kalsiyumdan zengin süt, yoğurt ve peynir miktarlarda düzenli tüketilmelidir.
? Her gün 1 adet yumurta ve 1 porsiyon sebze yemeği veya kurubaklagil yenilmelidir.
? Kuru fasulye, nohut, mercimek ve bulgur karışımı yemekler, C vitamini yönünden zengin sebze ve meyvelerle birlikte tüketilmelidir.
? Vitaminlerden zengin sebze ve meyveler diyette her öğün olmalıdır.
? Salam, sosis, sucuk gibi katkı maddesi içeren diğer hazır besinler mümkün olduğu kadar yenmelidir.
? D vitamini ancak güneş ışınlarının doğrudan cilde yansıması ile sağlanır. Emziren anne güneşlenilmelidir.
? Yemeklerde mutlaka iyotlu tuz kullanılmalıdır. Besinlerle yeterince alınmayan iyot, anne sütünden bebeğe geçer.
? Kuru meyveler ve kuru yemişler demir ve kalsiyum gibi minerallerden de zengindir. Ağırlık kontrolü de yapılarak bu besinler tüketilebilir.
? Kansızlığa neden olduğundan yemeklerle birlikte çay içilmemelidir.
? Sebzelerin, makarna ve eriştenin haşlama suları dökülmemelidir.
? Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları, ayran veya limonata tercih edilmelidir.
? Pekmez kan yapıcıdır, Şeker boş enerji kaynağıdır. Şeker yerine pekmez yenmesi kansızlığı önler.
? Eller sık sık sabunlu su ile yıkanmalıdır.
? Sigara ve alkol kullanılmamalıdır.
? Doktora danışılmadan ilaç kullanılmamalıdır.
? Emzirme süresince bebeğin hep memede olması ve emerken uykuya dalması emzirmenin iyi gittiğinin bir işaretidir.
? Anne dinlenmiş ve rahat olmalıdır, uzun süre oturmaktan yorulan annelere yatar şekilde emzirme pozisyonu öğretilmelidir.
? Başarılı bir emzirme için bebek rahat olmalı, yorgun ve tok olmamalıdır. Burun delikleri temiz olmalı rahat soluk alması sağlanmalıdır.
Emzirme süreci (laktasyon) genellikle meme büyümesi, süt salgılanmasının başlaması ve başlayan süt salgılanmasının devamı olmak üzere üç döneme ayrılır. Başarılı bir emzirme bebeğe günde, 20-30 gram kilo alımı sağlar. Peki emzirmenin başarısını neler etkiler? Annenin beslenmesi önemli midir? Emzirme döneminde nasıl beslenilmeli? İşte bu soruların yanıtını Prof. Dr. Gülden Koksal veriyor:
İyi duygu beslenmeden önemli
Başarılı bir emzirme için yeterli ve dengeli beslenme gerekli. Ancak, bebeğini büyütmek, sağlıklı olmasını sağlamak ve yaşatmak amacı ile uyarılmış, beslenmesi dengeli ve yeterli olmayan bir anne bile başarılı bir emzirme dönemi geçirebilir. İyi duygular, bebeği ile mutlu olmak, sevgi ile onu düşünmek, çocuğunu görebilmek, ona dokunabilmek, bebeğini yanında hissetmek, sütünün onun için en iyi besin olduğunu bilmek, anneyi emzirme hazırlar.
Destek gerekli
Anne sütüyle beslenme, kültürlere göre değişmektedir. Aile çevresi ve yakın akrabaların tutumu, güven duyulan sağlık personeli, annenin duygularını etkileyebilmekte süt verimini arttırmaktadır. Bebeği ile ilgili kaygılar hastalık veya sakat doğumlar baba ve yakın ve güvenilir kişilerden destek görmemek, sağlık personelinin hatalı tutumu, annede kaygı yaratarak süt verimini azaltabilir.
Önce hazırlık
Emziren kadınların doğumdan önce ve sonra meme uçlarını özel yöntemlerle emzirmeye hazırlamaları gerekir. Memedeki herhangi bir bozukluk veya rahatsızlığı önleyebilmek için günde bir veya birkaç kez özel egzersizler yapılabilir, meme ucu uyarılmalı ve doğum öncesi bakım ünitelerinde ayrıntılı eğitim verilmelidir.
Uyarılma şartSüt salgılanmasında emme uyarılarının büyük etkisi vardır. Emzirme başladıktan sonra emme uyarılarına göre anne sütünün yapımı değişkenlik gösterir. Memenin içinde süt salgılama hücre kümelerinden oluşan ve alveol adı verilen küçük kesecikler vardır. Prolaktin adlı hormon bu hücrelerden süt salgılanmasını sağlar. Alveollerin çevresinde, kasıldıklarında sütü meme ucuna doğru sağan kas hücreleri vardır.
Oksitosin adlı hormon bu kas hücrelerinin kasılmasını sağlar. Küçük tüpler ya da kanallar sütü alveolden dışarı taşır. Küçük ve büyük memeler yaklaşık aynı miktarda salgı bezi dokusuna sahiptir ve ikisi de yeterince süt üretebilir. Başarılı bir emzirme bebeğin emmesi ile başlar. Emme emzirmenin başlamasında en önemli uyarıdır.
Fazla emme sütü arttırır
Bebek meme emdiğinde meme ucundan duyusal ileti beyine giderek süt salgısını uyarır. Yanıt olarak da beyin tabanında bulunan hipofiz bezinin ön lobu prolaktin salgılar. Prolaktin kan dolaşımına karışarak memeye gider ve süt salgılayıcı hücrelerin süt salgılamalarını sağlar. Fazla emme, fazla süt yapar. Bu doğaı bir bilgidir. Ekonomide sunu (arz) ve istem (talep) olarak adlandırılan denge, anne ve bebek arasında da vardır. Normal bir emzirme döneminde, bebekteki açlık giderme uyarısı annede süt salgılama etkisi yaratır. Midenin boşalma zamanı çocuklara göre farklılıklar gösterdiğinden, anne sütü alanlarda ilk aylarda bir beslenme programı yapmak, saat aralıkları koymak sakıncalıdır.
HUŞA ZAYIFLAMA DİYETİ UYGULAMAMALI
? Anneler, eski vücut ağırlıklarına için acele etmemeli. Bu süre 6 ay ya da daha fazla sürebilir. Bebeklerini emziriyorlarsa harcadıkları enerji nedeniyle eski formlarına daha kolay dönebilirler.
? Gebelik sırasında önerilenden fazla kilo almışsa her ay iki kilo kaybetmek normaldir. Bu kilo kaybı ağır diyetlerle değil emzirerek ve dengeli beslenerek sağlanmalıdır.
? Lohusalarda zayıflama diyeti uygulanmamalıdır. Ancak unlu, yağlı ve şekerli besinleri aşırı yememeye dikkat edilmelidir.
? kalsiyumdan zengin süt, yoğurt ve peynir miktarlarda düzenli tüketilmelidir.
? Her gün 1 adet yumurta ve 1 porsiyon sebze yemeği veya kurubaklagil yenilmelidir.
? Kuru fasulye, nohut, mercimek ve bulgur karışımı yemekler, C vitamini yönünden zengin sebze ve meyvelerle birlikte tüketilmelidir.
? Vitaminlerden zengin sebze ve meyveler diyette her öğün olmalıdır.
? Salam, sosis, sucuk gibi katkı maddesi içeren diğer hazır besinler mümkün olduğu kadar yenmelidir.
? D vitamini ancak güneş ışınlarının doğrudan cilde yansıması ile sağlanır. Emziren anne güneşlenilmelidir.
? Yemeklerde mutlaka iyotlu tuz kullanılmalıdır. Besinlerle yeterince alınmayan iyot, anne sütünden bebeğe geçer.
? Kuru meyveler ve kuru yemişler demir ve kalsiyum gibi minerallerden de zengindir. Ağırlık kontrolü de yapılarak bu besinler tüketilebilir.
? Kansızlığa neden olduğundan yemeklerle birlikte çay içilmemelidir.
? Sebzelerin, makarna ve eriştenin haşlama suları dökülmemelidir.
? Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları, ayran veya limonata tercih edilmelidir.
? Pekmez kan yapıcıdır, Şeker boş enerji kaynağıdır. Şeker yerine pekmez yenmesi kansızlığı önler.
? Eller sık sık sabunlu su ile yıkanmalıdır.
? Sigara ve alkol kullanılmamalıdır.
? Doktora danışılmadan ilaç kullanılmamalıdır.
? Emzirme süresince bebeğin hep memede olması ve emerken uykuya dalması emzirmenin iyi gittiğinin bir işaretidir.
? Anne dinlenmiş ve rahat olmalıdır, uzun süre oturmaktan yorulan annelere yatar şekilde emzirme pozisyonu öğretilmelidir.
? Başarılı bir emzirme için bebek rahat olmalı, yorgun ve tok olmamalıdır. Burun delikleri temiz olmalı rahat soluk alması sağlanmalıdır.
Etiketler:
Bebek Bakımı,
bebek sağlığı,
Emziren annenin beslenme rehberi
Çocuklarımızı Grip Virüsünden Nasıl Koruruz
Çocuklarımızı Grip Virüsünden Nasıl Koruruz
• Okulda, çocukların birlikte oynadığı oyunlar yerine daha az temas kuracakları oyunlara yönlendirilmeleri gerekir.
• Okuldaki arkadaşlarıyla, zorunlu olmayan yakın temastan (sarılma, öpüşme, beraber oynanan oyunlar vs…) kaçınmaları gerekir. Unutmamalı ki grip, hastalıklı birine bir metreden daha yakın olduğunda insandan insana bulaşır. Öğretmenlerin çocukları bu konuda uyarmaları gerekmektedir.
• Ellerini sık sık, özellikle öksürdükten veya hapşırdıktan sonra su ve sabun ile yıkamaları gerekmektedir.
• Öksürürken veya hapşırırken ağızlarını kağıt mendil ile kapatmaları gerektiği öğretilmelidir. Mendil kullanımını özendirmek gereklidir.
• Öksürdükten veya hapşırdıktan ya da hasta olma ihtimali olan birisi ile temasta bulunan çocuklara, ellerini yıkayıncaya kadar; göze, burna veya ağza sürmemeleri gerektiği anlatılmalıdır. Virüs bu yolla bulaşabilmektedir.
• Eğer çocukta kağıt mendil yoksa veya çıkarıp kullanmaya fırsat bulamadıysa, öksürürken veya hapşırırken ağzını eliyle kapatmalı ve hemen elini su ve sabunla iyice yıkaması gereklidir.
• Hasta kişilerle yakın temastan uzak tutulmalılar. Temas zorunlu ise maske ve eldiven kullandırılmalı, temas sonrası hemen ellerini su ve sabun ile yıkamaları gerekmektedir.
• Grip belirtileri olursa hemen doktora veya hastaneye başvurun. ‘Çocuktur, soğuk algınlığına yakalanmıştır’ demeyin. İlk belirtiler griple aynı olacağından hastalığın Domuz gribi olup olmadığını anlamak için bir uzmana görünmek gerekir.
• Eğer çocuk hasta ise okuldan geri kalacak düşüncesi ile okula göndermeye çalışmamalı ve çocukların diğer kişilerle temasını sınırlandırmalıdır.
Suya sabuna dokunmayı özendirmeli; ellerin su ve sabun ile yıkanması mikroplardan korunmanın en etkili, en ucuz ve en kolay yoludur. Ancak etkili olabilmesi için en az yarım dakika süreyle ve parmak araları da dahil olmak üzere her yerin iyice yıkanması gerekmektedir. Su ve sabun yerine alkol bazlı el dezenfektanları da kullanılabilir
• Okulda, çocukların birlikte oynadığı oyunlar yerine daha az temas kuracakları oyunlara yönlendirilmeleri gerekir.
• Okuldaki arkadaşlarıyla, zorunlu olmayan yakın temastan (sarılma, öpüşme, beraber oynanan oyunlar vs…) kaçınmaları gerekir. Unutmamalı ki grip, hastalıklı birine bir metreden daha yakın olduğunda insandan insana bulaşır. Öğretmenlerin çocukları bu konuda uyarmaları gerekmektedir.
• Ellerini sık sık, özellikle öksürdükten veya hapşırdıktan sonra su ve sabun ile yıkamaları gerekmektedir.
• Öksürürken veya hapşırırken ağızlarını kağıt mendil ile kapatmaları gerektiği öğretilmelidir. Mendil kullanımını özendirmek gereklidir.
• Öksürdükten veya hapşırdıktan ya da hasta olma ihtimali olan birisi ile temasta bulunan çocuklara, ellerini yıkayıncaya kadar; göze, burna veya ağza sürmemeleri gerektiği anlatılmalıdır. Virüs bu yolla bulaşabilmektedir.
• Eğer çocukta kağıt mendil yoksa veya çıkarıp kullanmaya fırsat bulamadıysa, öksürürken veya hapşırırken ağzını eliyle kapatmalı ve hemen elini su ve sabunla iyice yıkaması gereklidir.
• Hasta kişilerle yakın temastan uzak tutulmalılar. Temas zorunlu ise maske ve eldiven kullandırılmalı, temas sonrası hemen ellerini su ve sabun ile yıkamaları gerekmektedir.
• Grip belirtileri olursa hemen doktora veya hastaneye başvurun. ‘Çocuktur, soğuk algınlığına yakalanmıştır’ demeyin. İlk belirtiler griple aynı olacağından hastalığın Domuz gribi olup olmadığını anlamak için bir uzmana görünmek gerekir.
• Eğer çocuk hasta ise okuldan geri kalacak düşüncesi ile okula göndermeye çalışmamalı ve çocukların diğer kişilerle temasını sınırlandırmalıdır.
Suya sabuna dokunmayı özendirmeli; ellerin su ve sabun ile yıkanması mikroplardan korunmanın en etkili, en ucuz ve en kolay yoludur. Ancak etkili olabilmesi için en az yarım dakika süreyle ve parmak araları da dahil olmak üzere her yerin iyice yıkanması gerekmektedir. Su ve sabun yerine alkol bazlı el dezenfektanları da kullanılabilir
4 Ocak 2010 Pazartesi
Bebeğin Davranışları Beyin Gelişimini Gösteriyor
Bebeğin Davranışları Beyin Gelişimini Gösteriyor
Türkiye'de yeni kullanılmaya başlanılan ''General Movements yöntemiyle, bebeğin 28. haftadan 56-58. haftaya kadar yaptığı hareketlerin özel bir teknikle takip edilerek, beyin gelişiminin sağlıklı olup olmadığını tespit edilebiliyor...
Eskiden iki yaşına gelinceye kadar çocuğa kesin tanı konulamazken, yeni yöntem sayesinde erken tanı ve erken rehabilitasyon tedavisi sayesinde çocukların motor-mental gelişimleri destekleniyor.
Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Kıymet İkbal Karadavut, çocuklarda serebral palsi (SP) diye tanımlanan gelişimsel bozuklukların erken yaşlarda tespit edilmesinin çok zor olduğunu, ilk aylarda gelişim bozukluğu tanısının konamayacağını ve hatta iki yaşına kadar kesin tanı yapılamadığını söyledi.
Gelişim bozukluğunda erken tanının, erken dönemde rehabilitasyona olanak verdiği için önemli olduğuna işaret eden Karadavut, erken başlayan rehabilitasyonla spastik çocukların motor-mental gelişimlerinin daha iyi olduğunu bildirdi.
-''YÖNTEMLE, HAREKETLERİN KALİTESİNE BAKIYORUZ''-
Bebeklerde nörolojik sorunlar açısından gebelik takibinin çok önemli olduğunu vurgulayan Karadavut, ikiz gebelik, erken doğum, sağlık durumunun riskli olabileceği öngörülen bebekler ile doğumda gelişebilecek komplikasyonların bebekte nörolojik bozukluklara yol açabileceğini anlattı. Karadavut, bu bebeklerin ilerleyen yaşlarda yürüme, oturma sıkıntıları, beyin felci, el ya da ayakta tutukluk sorunu yaşayabileceklerini, spastik hareketler gösterebileceklerini belirterek, riskli görülen bebeklere ''General Movements'' isimli yeni bir yöntemin uygulanarak erken dönemde tanı ve tedavi imkanının sağlandığını bildirdi.
Yöntemin Avrupa'da çok sık kullanıldığını, ancak Türkiye'de yeni olduğunu anlatan Karadavut, ''Yöntem, Türkiye'de ilk defa Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi'nde uygulanmaktadır'' dedi.
General Movements yöntemiyle ilgili olarak eğitimini Hollanda'da tamamlayarak Türkiye'de uygulamaya başlayan Karadavut, 28. haftadan 56-58 haftaya kadar bebekler tarafından yapılan motor hareketlerin kalitesinin değerlendirilmesini sağlayan yöntemle, risk öngörülen bebeklerin hareketlerinin doğum sonrasında ilk günden itibaren takip edildiğini anlattı.
Kimi sağlık sorunları olan gebelerin, erken doğum ihtimali olanların, ikiz gebelikleri olanların, daha önce spastik bir çocuğu olan hamilelerin bebeklerinde gelişim bozukluğu riskinin bulunduğuna dikkati çeken Karadavut, erken dönemde nörolojik bozukluk tanısına olanak veren yöntem hakkında şu bilgileri verdi:
''Tıbbi literatüre göre, bir bebeğe 2 yaşına kadar spastik ya da özürlü olup olmayacağına ilişkin kesin bir tanı yapılamıyor. Bu çocuklarda, her türlü tahlil yapılmasına karşın ancak yüzde 60'lık bir öngörüde bulunulabiliyor. Ancak yeni tanı yöntemiyle yüzde 98 oranında bebeğin ilerde bir sorun yaşayacağı saptanabiliyor. Tüm canlıların beyninde 4 aya kadar devam eden bir nöron ağı vardır. Bu ağ, 4. aydan sonra yok oluyor. Nöron yumağı, 4 ay boyunca bebeğin yapması gereken bazı hareketleri tetikliyor. Bu hareketlerin de sağlıklı çocuklar da birbirine benzer kalitede olması gerekiyor. Bizler de bu yöntemle, hareketlerin kalitesine bakıyoruz.''
-''REHABİLİTASYON İLE BEBEKTEKİ ÖZÜR ORANI AZALTILIYOR''-
Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Karadavut, anne babaların bebeklerinin vücut hareketlerine karşı doğumdan itibaren duyarlı olmaları gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
''Örneğin, erken doğan (prematüre) bebekler, kafalarını tutamayacakları için bir yatırıldığında kaba, yılan gibi kıvrılır şeklinde hareket etmelidir. Bunu yapamayan bebeklerin nörolojik gelişimi takip edilmelidir. 40. haftadaki bebeklerin ise kolunu, ayağını kendine çeker gibi ve içe dışa döndürerek hareket ettirmesi uygundur. Göbeğini ve kalçasını kabaca oynatması gereklidir. 2 ve 4 aylık bebeklerin ise ellerini, parmaklarını ve bileklerini dans eder gibi oynatması, kıvırması uygundur. Bebeklerin hareketlerinin 4. aydan sonra amaca yönelik olmalıdır. Çıngırağı tutmaya, anneye uzanmaya çalışmalıdır.''
Sağlıklı bir bebeğin başını tutabildiğini, oturma dengesini tutturabildiğini ve emekleyebildiğini ifade eden Karadavut, ''Spastik olan bir bebek ise bu tür eylemlerin hiçbirini yapamaz. Çünkü, bebek başını tutamadığı için beyni de bir süre sonra bunu doğru olarak kabul eder ve başı dik tutmayı öğrenemez. General Movements yöntemiyle, sorun olacağı tahmin edilen bebeğe normal duruş ve pozisyon öğretilip, beynin anormali öğrenmesine izin vermeden doğruyu öğrenmesi hedefleniyor'' diye konuştu.
Karadavut, çok belirgin anormal tanısı konulan bebeklerin, hastanede yattıkları süre boyunca rehabilitasyon programına alındığının altını çizerek, rehabilitasyon ile bebekteki özür oranının azaltılmasına çalışıldığını, doğru hareketleri yapması öğretilen bebeklerin, ileride daha kolay beceri kazanabildiklerini sözlerine ekledi.
Türkiye'de yeni kullanılmaya başlanılan ''General Movements yöntemiyle, bebeğin 28. haftadan 56-58. haftaya kadar yaptığı hareketlerin özel bir teknikle takip edilerek, beyin gelişiminin sağlıklı olup olmadığını tespit edilebiliyor...
Eskiden iki yaşına gelinceye kadar çocuğa kesin tanı konulamazken, yeni yöntem sayesinde erken tanı ve erken rehabilitasyon tedavisi sayesinde çocukların motor-mental gelişimleri destekleniyor.
Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Kıymet İkbal Karadavut, çocuklarda serebral palsi (SP) diye tanımlanan gelişimsel bozuklukların erken yaşlarda tespit edilmesinin çok zor olduğunu, ilk aylarda gelişim bozukluğu tanısının konamayacağını ve hatta iki yaşına kadar kesin tanı yapılamadığını söyledi.
Gelişim bozukluğunda erken tanının, erken dönemde rehabilitasyona olanak verdiği için önemli olduğuna işaret eden Karadavut, erken başlayan rehabilitasyonla spastik çocukların motor-mental gelişimlerinin daha iyi olduğunu bildirdi.
-''YÖNTEMLE, HAREKETLERİN KALİTESİNE BAKIYORUZ''-
Bebeklerde nörolojik sorunlar açısından gebelik takibinin çok önemli olduğunu vurgulayan Karadavut, ikiz gebelik, erken doğum, sağlık durumunun riskli olabileceği öngörülen bebekler ile doğumda gelişebilecek komplikasyonların bebekte nörolojik bozukluklara yol açabileceğini anlattı. Karadavut, bu bebeklerin ilerleyen yaşlarda yürüme, oturma sıkıntıları, beyin felci, el ya da ayakta tutukluk sorunu yaşayabileceklerini, spastik hareketler gösterebileceklerini belirterek, riskli görülen bebeklere ''General Movements'' isimli yeni bir yöntemin uygulanarak erken dönemde tanı ve tedavi imkanının sağlandığını bildirdi.
Yöntemin Avrupa'da çok sık kullanıldığını, ancak Türkiye'de yeni olduğunu anlatan Karadavut, ''Yöntem, Türkiye'de ilk defa Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi'nde uygulanmaktadır'' dedi.
General Movements yöntemiyle ilgili olarak eğitimini Hollanda'da tamamlayarak Türkiye'de uygulamaya başlayan Karadavut, 28. haftadan 56-58 haftaya kadar bebekler tarafından yapılan motor hareketlerin kalitesinin değerlendirilmesini sağlayan yöntemle, risk öngörülen bebeklerin hareketlerinin doğum sonrasında ilk günden itibaren takip edildiğini anlattı.
Kimi sağlık sorunları olan gebelerin, erken doğum ihtimali olanların, ikiz gebelikleri olanların, daha önce spastik bir çocuğu olan hamilelerin bebeklerinde gelişim bozukluğu riskinin bulunduğuna dikkati çeken Karadavut, erken dönemde nörolojik bozukluk tanısına olanak veren yöntem hakkında şu bilgileri verdi:
''Tıbbi literatüre göre, bir bebeğe 2 yaşına kadar spastik ya da özürlü olup olmayacağına ilişkin kesin bir tanı yapılamıyor. Bu çocuklarda, her türlü tahlil yapılmasına karşın ancak yüzde 60'lık bir öngörüde bulunulabiliyor. Ancak yeni tanı yöntemiyle yüzde 98 oranında bebeğin ilerde bir sorun yaşayacağı saptanabiliyor. Tüm canlıların beyninde 4 aya kadar devam eden bir nöron ağı vardır. Bu ağ, 4. aydan sonra yok oluyor. Nöron yumağı, 4 ay boyunca bebeğin yapması gereken bazı hareketleri tetikliyor. Bu hareketlerin de sağlıklı çocuklar da birbirine benzer kalitede olması gerekiyor. Bizler de bu yöntemle, hareketlerin kalitesine bakıyoruz.''
-''REHABİLİTASYON İLE BEBEKTEKİ ÖZÜR ORANI AZALTILIYOR''-
Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Karadavut, anne babaların bebeklerinin vücut hareketlerine karşı doğumdan itibaren duyarlı olmaları gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
''Örneğin, erken doğan (prematüre) bebekler, kafalarını tutamayacakları için bir yatırıldığında kaba, yılan gibi kıvrılır şeklinde hareket etmelidir. Bunu yapamayan bebeklerin nörolojik gelişimi takip edilmelidir. 40. haftadaki bebeklerin ise kolunu, ayağını kendine çeker gibi ve içe dışa döndürerek hareket ettirmesi uygundur. Göbeğini ve kalçasını kabaca oynatması gereklidir. 2 ve 4 aylık bebeklerin ise ellerini, parmaklarını ve bileklerini dans eder gibi oynatması, kıvırması uygundur. Bebeklerin hareketlerinin 4. aydan sonra amaca yönelik olmalıdır. Çıngırağı tutmaya, anneye uzanmaya çalışmalıdır.''
Sağlıklı bir bebeğin başını tutabildiğini, oturma dengesini tutturabildiğini ve emekleyebildiğini ifade eden Karadavut, ''Spastik olan bir bebek ise bu tür eylemlerin hiçbirini yapamaz. Çünkü, bebek başını tutamadığı için beyni de bir süre sonra bunu doğru olarak kabul eder ve başı dik tutmayı öğrenemez. General Movements yöntemiyle, sorun olacağı tahmin edilen bebeğe normal duruş ve pozisyon öğretilip, beynin anormali öğrenmesine izin vermeden doğruyu öğrenmesi hedefleniyor'' diye konuştu.
Karadavut, çok belirgin anormal tanısı konulan bebeklerin, hastanede yattıkları süre boyunca rehabilitasyon programına alındığının altını çizerek, rehabilitasyon ile bebekteki özür oranının azaltılmasına çalışıldığını, doğru hareketleri yapması öğretilen bebeklerin, ileride daha kolay beceri kazanabildiklerini sözlerine ekledi.
24 Aralık 2009 Perşembe
Bebeğinizle konuşun
bebeğinizle konuşun
Bebeğiniz sizi dinler.Onunla konuşup iletişiminizi sıcak tutun.
Bebeğiniz konuşmayı duyarak öğrenir. Bebekler, konuşmadan önce kelimeleri anlamaya başlarlar. Bebeklerle konuşulursa, isimleri, nesneleri, insanların yaptığı işlerin isimlerini öğrenirler. Bu sebeple, bebeklerle vakit geçirdiğinizde, ne yapıyorsanız, kelimelerle de ifade etmeniz gerekir. “Bebeğim seni yıkıyorum, giydiriyorum, siliyorum”, gibi. Sizin onunla konuştuğunuz zamanlar, bebeğiniz için en mutlu anlardır.
Siz bebeğinizin en iyi, en candan, en sevgili öğretmenisinizdir. Bebeğiniz herzaman sizin onunla ilgilenmenizi ister. Asla bebeğinizi bir TV önünde oturtup yanlız bırakmayın. Bebeğiniz, oynamakla, ilgilenilmekle öğrenirler; yavaş da olsa.
Ne söylediğinizden daha önemli olan, belki de nasıl baktığınızdır. Ses tonunuz, kelimelerden daha ağır ifadeler taşır. Bebeğiniz de size sözcüklerle olmasa da mutlu olduğunu rahatlıkla ifade eder.
Ona şarkı söyleyin. Devamlı olarak konuşun, konuşun. Yavaş ve yumuşak seslerle konuşun. Basit kelimeleri seçmeye önem verirn. Cümlelerinize ara verin. Kelimelerinizin hakkını verin. Yarım konuşmayın. Her şeyden konuşun. Sizin kelime hazneniz, onun dağarcığınızın başlangıcıdır. Onun cevap vermesini bekleyin. O da konuşsun. Ona zaman tanıyın. Konuşurken onun yüzüne bakın. Onunla iletişim kurduğunuzu anlasın. Onu dinlediğinizi gösterin. Onun kelimelerini tekrar edin. Yaptıklarını tekrar edin. Bebeğinizle birlikte oynayın. Onun sevdiği TV programlarını berarber seyredip hislerinizi onunla paylaşın. Ancak bu anlarınızı uzatmayın. Arka plan seslerini mümkün olduğunca azaltın. Sizin seslerinize odaklansın.
Her bebeğin konuşmayı öğrenme yaşı farklıdır.
İlk doğum gününden önce
•Yüzünüze bakmaktan hoşlanır
•Hoşlandığını ifade eder
•Onu tekrarlamanızdan memnun olur.
•Tanıdık sesleri olur.
•Bazı müziklerden hoşlanır.
•Kendine göre bir lisanı olur.
•İlk doğru kelimelerini söyleyebilir.
Çoğu bebek ilk doğru kelimelerini 12-18 aylık iken söyler. 3 yaş civarında da 4 kelimeden oluşan cümle kurabilirler. Bebeğiniz 18 aylık olmasına rağmen hala anlamlı kelime söyleyemiyorsa, 2,5 yaşında olup da anlamlı cümle kuramıyor ise, ne söylediğinizi anlayanıyor ve etrafına ilgisi zayıf ise, duyma sorunu olabilir. Bu sebeple bir uzmana başvurmanız gerekebilir.
Bebeğiniz sizi dinler.Onunla konuşup iletişiminizi sıcak tutun.
Bebeğiniz konuşmayı duyarak öğrenir. Bebekler, konuşmadan önce kelimeleri anlamaya başlarlar. Bebeklerle konuşulursa, isimleri, nesneleri, insanların yaptığı işlerin isimlerini öğrenirler. Bu sebeple, bebeklerle vakit geçirdiğinizde, ne yapıyorsanız, kelimelerle de ifade etmeniz gerekir. “Bebeğim seni yıkıyorum, giydiriyorum, siliyorum”, gibi. Sizin onunla konuştuğunuz zamanlar, bebeğiniz için en mutlu anlardır.
Siz bebeğinizin en iyi, en candan, en sevgili öğretmenisinizdir. Bebeğiniz herzaman sizin onunla ilgilenmenizi ister. Asla bebeğinizi bir TV önünde oturtup yanlız bırakmayın. Bebeğiniz, oynamakla, ilgilenilmekle öğrenirler; yavaş da olsa.
Ne söylediğinizden daha önemli olan, belki de nasıl baktığınızdır. Ses tonunuz, kelimelerden daha ağır ifadeler taşır. Bebeğiniz de size sözcüklerle olmasa da mutlu olduğunu rahatlıkla ifade eder.
Ona şarkı söyleyin. Devamlı olarak konuşun, konuşun. Yavaş ve yumuşak seslerle konuşun. Basit kelimeleri seçmeye önem verirn. Cümlelerinize ara verin. Kelimelerinizin hakkını verin. Yarım konuşmayın. Her şeyden konuşun. Sizin kelime hazneniz, onun dağarcığınızın başlangıcıdır. Onun cevap vermesini bekleyin. O da konuşsun. Ona zaman tanıyın. Konuşurken onun yüzüne bakın. Onunla iletişim kurduğunuzu anlasın. Onu dinlediğinizi gösterin. Onun kelimelerini tekrar edin. Yaptıklarını tekrar edin. Bebeğinizle birlikte oynayın. Onun sevdiği TV programlarını berarber seyredip hislerinizi onunla paylaşın. Ancak bu anlarınızı uzatmayın. Arka plan seslerini mümkün olduğunca azaltın. Sizin seslerinize odaklansın.
Her bebeğin konuşmayı öğrenme yaşı farklıdır.
İlk doğum gününden önce
•Yüzünüze bakmaktan hoşlanır
•Hoşlandığını ifade eder
•Onu tekrarlamanızdan memnun olur.
•Tanıdık sesleri olur.
•Bazı müziklerden hoşlanır.
•Kendine göre bir lisanı olur.
•İlk doğru kelimelerini söyleyebilir.
Çoğu bebek ilk doğru kelimelerini 12-18 aylık iken söyler. 3 yaş civarında da 4 kelimeden oluşan cümle kurabilirler. Bebeğiniz 18 aylık olmasına rağmen hala anlamlı kelime söyleyemiyorsa, 2,5 yaşında olup da anlamlı cümle kuramıyor ise, ne söylediğinizi anlayanıyor ve etrafına ilgisi zayıf ise, duyma sorunu olabilir. Bu sebeple bir uzmana başvurmanız gerekebilir.
Etiketler:
bebeğinizle konuşun,
Bebek Bakımı,
bebek gelişimi,
bebek sağlığı
23 Aralık 2009 Çarşamba
Çalışan anne ve bebeğinin bakımı
Çalışan anne ve bebeğinin bakımı
Geçmişten bugüne, çalışan kadının hayatın pek çok alanında zorlandığından söz edebiliriz. En çok üzerinde durulan ve tartışılan konu ise, çalışan bir annenin çocuğunun bakım sorunudur.
Günümüzde başta ekonomik sebepler olmak üzere, uzmanlaştığı veya zevk aldığı bir alanda çalışan kadınların sayısı hızla çoğalmaktadır. Çalışan bir annenin çocuğunun bakım sorunları ise sıklıkla yaşanılan annelerin ortak problemidir. Geçmiş zamanlara göre günümüzde, aileler daha çok çekirdek aile biçimini aldığından aile büyüklerinin, anneanne/babaanne gibi, çocuk üzerindeki etkinliği azalmıştır. Bu durum, çocuklar için erken yaşta kurum veya bakıcı bulma ihtiyacını doğurmuştur.
Çalışan bir anne iseniz, öncelikle bebeğinizle evde geçireceğiniz ilk zamanlarda kendinizi yabancılaşmış hissedebilirsiniz. İş hayatında her sabah düzenli olarak aynı saatte kalkmaya, evden çıkmaya, günlük yapmanız gereken işler listesinden sırayla gitmeye alışkın olduğunuzdan, bebeğinizin beklenmedik ve tahmin edilemez halleri sizi şaşırtacaktır. Tabii bu en zor haftalar bebeğiniz büyüdükçe, siz onu tanımaya başladıkça geçecektir. Bebeğiniz 2 aylık olduğunda size gülerek, kahkaha atarak karşılık verdiğinde ve sizi tanıdığını hissettirdiğinde, bu zor zamanlar yerini keyifli zamanlara bırakacaktır. Bebeğinizle ilgilenmek, o size gülümsedikçe sizin için ödül değeri taşıyacaktır.
Size bunu okurken olmayacak bir hayal gibi gelse de, bebeğiniz büyüdükçe onun ritmine ayak uydurmanız kolaylaşacaktır. Siz bebeğinizi tanıdıkça onun ihtiyaçlarını daha çabuk anlayabilecek, gereksinimlerini zamanında karşılayabilecek ve günlük rutinlerini oluşturabileceksiniz. Kısa zamanda bebeğiniz ve aileniz için neyin daha iyi olduğunu keşfedeceksiniz.
Evde Bir Bakıcı Mı? Yoksa Günlük Bakım Evi Mi?
Siz işe başlamadan önce düşünmeniz gereken en önemli konu, bebeğinizin sizin yokluğunuzda bakım sorunudur. Günümüzde değişen yaşam düzeniyle birlikte bu konuda birçok seçenek vardır ve yapmanız gereken ailenizin ihtiyaçlarına en uygun olanını seçmektir: Evde bir bakıcı ile kalması, günlük bakım evlerinde kalması veya bir yakınınızın evinde bakılması gibi. Bütün bu seçenekleri değerlendirirken, maddi olarak hangisini karşılayabileceğinizi düşünerek başlamak, sizin için daha kolay olacaktır.
Bu seçimi yapmanın en zor tarafı hangi seçeneğin sizin bebeğiniz için en iyisi olacağına karar vermektir. Bu konuda çevrenizde güvendiğiniz ve deneyimleri olan kişilerden fikir almanız ve önerilerini değerlendirmeniz işinizi kolaylaştırabilir. İlk zamanlar, bebeğinizi bir başkasıyla bırakma fikri size korkutucu gelebilir. Bu yüzden, bu konuda içinize sinmeden karar vermeyin. Eğer emzirmeye devam etmeyi düşünüyorsanız, bebeğinizin bakımını üstlenecek olan insanın size bu konuda yardımcı olacağından emin olun.
İş Hayatına Dönüş İçin Annenin Ön Hazırlığı
Bebeğinizin günlük bakımı için kararınızı verdiğinizde işe başlamadan önce mutlaka bu konuda ön hazırlığınızı yapın. İlk gün bir saatten başlayarak ve daha sonraki günler zamanı arttırarak bebeğinizi bakıcıya veya bakım evine bırakın. İdeal olan, işe başlamadan önce, bir tam gün bebeğinizi bırakabilmenizdir. Böylece kendinize bu duruma alışmak için zaman tanımış olursunuz ve durumu gözlemleme şansınız olur. Hem bebeğinizin hem de kendinizin bu yeni düzenlemeye alışmasına yardımcı olur.
Eğer emzirmeye devam ediyorsanız, işe başlamadan önceki haftalarda biraz daha fazla süt pompalayın ve depolayın. Böylece işe başladığınız ilk zamanlarda daha fazla süt pompalamanız gerekliliği fikrinden kurtulur ve çalışma hayatına daha kolay uyum sağlayabilirsiniz.Bazı şirketler, doğum izni sebebiyle, işe başladığınız ilk zamanlarda yarım-gün çalışmanızı daha sonra tam güne çıkarmanız konusunda size yardımcı olabilirler. Eğer böyle bir olanak yok ise, işe hafta ortası başlamaya çalışın. Böylece hafta sonundan önce sadece 2-3 gün işte olmuş olacaksınız.
İşe başlamadan önce uyanmanız ve evden çıkmanız ne kadar zaman alıyor tam olarak hesaplayın. Yeni anneler, işe geldikleri ilk günü "buruk bir gün" olarak tanımlarlar. Kendinizi üzgün, endişeli ve şaşkın hissedebilirsiniz ama eğer kendinizi işinize odaklayabilirseniz çok çabuk toparlanabilirsiniz. Unutmayın, iş arkadaşlarınız ve patronunuz sizin çalışma konusunda ne kadar istekli ve kararlı olduğunuzu anlamaya çalışacaklardır. Eğer işinize devam etmek istiyorsanız yapmanız gereken en önemli şey verimli olabilmektir. Hayatınızda oluşturduğunuz yeni düzen bir-iki hafta içinde kendiliğinden rayına oturacaktır.
Kendiniz ve bebeğiniz için verimli olabilmek adına, yol gösterici öneriler:
• Sizinle iletişime geçmesi için iş yerinizden bir kişiyi belirleyin. Böylece, sürekli değişik insanlarla iletişime geçme zorunluluğundan kurtulabilirsiniz.
• Çoğunlukla e-posta yoluyla iletişim kurmaya çalışın ve günlük rutininizde size uyan, kendi belirlediğiniz bir zamanda e-postanızı kontrol edin.
• Eğer telefonla iletişime geçmeniz gerekli ise, zamanını siz belirleyin. Ne zaman iş şapkanızı takacağınızı sizin belirlemeniz stresinizi azaltacaktır.
Anne olarak bilmeniz gereken en önemli şey
İşinize geri dönmeye karar verdiğinizde ise;
• İş arkadaşlarınızla mutlaka iletişime geçin ve siz gittikten sonraki değişiklikler hakkında bilgi alın. Onlarla iletişime geçerek yakında işinizin başında olacağınızın da mesajını vermiş olursunuz.
• İse başlamadan önce bir gün bebeğinizi iş yerinize götürmeniz sizin için durumu kolaylaştırabilir. İş yerinde düzeni bozmamak için uygun bir zamanı seçin; böylece, iş arkadaşlarınız da bebeğinizle ilgilenme fırsatı bulabilecektir.
• Eğer bebeğinizi emzirmeye devam etmeyi planlıyorsanız, bu konuyu patronunuz veya iş arkadaşlarınızla önceden paylaşın ve bu konuda gerek duyacağınız düzenlemeleri işe başlamadan önce yapmış olun.
Anne Olarak Bilmeniz Gereken En Önemli Şey:
Bebeğinizin ilk aylardan itibaren sizin ruh halinizden etkilendiğidir. Endişeli bir annenin bebeği bu endişeyi kendi duygusu gibi yaşar ve kendini iyi hissetmez. İlk aylar için anne-çocuk ilişkisini anlatan formül: "iyi anne=iyi bebek; kötü anne=kötü bebek"tir.
Kaliteli Zaman Faktörü
Çalışan anneler, tedirginlik ve suçluluk duyguları ile dolu olduğu zaman çocuklar için annelerinin çalışması problem yaratabilir. Araştırmalar, bebeğin daha birkaç aylıkken annesinin gidip geri döneceğini öğrendiğini ve ona güven duyabildiğini söylüyor. Yani anne olarak sizin belli bir çalışma düzeniniz varsa, bu düzen içinde teknik ve duygusal rahatlığınız sağlanırsa, çocuğunuzun gün içinde bakımı sadece ve sürekli olarak aynı kişi tarafından gerçekleşirse, annenin çalışmasının çocuğun sağlıklı yetişmesine çok olumlu katkılarından söz edilebilir.
Evde olan, ama zaten evde olmasının çocuk için yeterli olduğunu düşünen ve onunla "kaliteli zaman" dediğimiz yoğun ilişki kurabildiği en küçük bir faaliyet yapmayan pek çok ev kadını anne olduğunu da unutmayalım. Çalışan anneler kendilerini iyi hissettikleri sürece çocuklarının da iyi olacağını unutmamalılar. Annelerin, çalışmanın çocuğa ihanet olmadığını, ilişkiyi daha kaliteli yapabileceğini bilmeleri gerekir.
Geçmişten bugüne, çalışan kadının hayatın pek çok alanında zorlandığından söz edebiliriz. En çok üzerinde durulan ve tartışılan konu ise, çalışan bir annenin çocuğunun bakım sorunudur.
Günümüzde başta ekonomik sebepler olmak üzere, uzmanlaştığı veya zevk aldığı bir alanda çalışan kadınların sayısı hızla çoğalmaktadır. Çalışan bir annenin çocuğunun bakım sorunları ise sıklıkla yaşanılan annelerin ortak problemidir. Geçmiş zamanlara göre günümüzde, aileler daha çok çekirdek aile biçimini aldığından aile büyüklerinin, anneanne/babaanne gibi, çocuk üzerindeki etkinliği azalmıştır. Bu durum, çocuklar için erken yaşta kurum veya bakıcı bulma ihtiyacını doğurmuştur.
Çalışan bir anne iseniz, öncelikle bebeğinizle evde geçireceğiniz ilk zamanlarda kendinizi yabancılaşmış hissedebilirsiniz. İş hayatında her sabah düzenli olarak aynı saatte kalkmaya, evden çıkmaya, günlük yapmanız gereken işler listesinden sırayla gitmeye alışkın olduğunuzdan, bebeğinizin beklenmedik ve tahmin edilemez halleri sizi şaşırtacaktır. Tabii bu en zor haftalar bebeğiniz büyüdükçe, siz onu tanımaya başladıkça geçecektir. Bebeğiniz 2 aylık olduğunda size gülerek, kahkaha atarak karşılık verdiğinde ve sizi tanıdığını hissettirdiğinde, bu zor zamanlar yerini keyifli zamanlara bırakacaktır. Bebeğinizle ilgilenmek, o size gülümsedikçe sizin için ödül değeri taşıyacaktır.
Size bunu okurken olmayacak bir hayal gibi gelse de, bebeğiniz büyüdükçe onun ritmine ayak uydurmanız kolaylaşacaktır. Siz bebeğinizi tanıdıkça onun ihtiyaçlarını daha çabuk anlayabilecek, gereksinimlerini zamanında karşılayabilecek ve günlük rutinlerini oluşturabileceksiniz. Kısa zamanda bebeğiniz ve aileniz için neyin daha iyi olduğunu keşfedeceksiniz.
Evde Bir Bakıcı Mı? Yoksa Günlük Bakım Evi Mi?
Siz işe başlamadan önce düşünmeniz gereken en önemli konu, bebeğinizin sizin yokluğunuzda bakım sorunudur. Günümüzde değişen yaşam düzeniyle birlikte bu konuda birçok seçenek vardır ve yapmanız gereken ailenizin ihtiyaçlarına en uygun olanını seçmektir: Evde bir bakıcı ile kalması, günlük bakım evlerinde kalması veya bir yakınınızın evinde bakılması gibi. Bütün bu seçenekleri değerlendirirken, maddi olarak hangisini karşılayabileceğinizi düşünerek başlamak, sizin için daha kolay olacaktır.
Bu seçimi yapmanın en zor tarafı hangi seçeneğin sizin bebeğiniz için en iyisi olacağına karar vermektir. Bu konuda çevrenizde güvendiğiniz ve deneyimleri olan kişilerden fikir almanız ve önerilerini değerlendirmeniz işinizi kolaylaştırabilir. İlk zamanlar, bebeğinizi bir başkasıyla bırakma fikri size korkutucu gelebilir. Bu yüzden, bu konuda içinize sinmeden karar vermeyin. Eğer emzirmeye devam etmeyi düşünüyorsanız, bebeğinizin bakımını üstlenecek olan insanın size bu konuda yardımcı olacağından emin olun.
İş Hayatına Dönüş İçin Annenin Ön Hazırlığı
Bebeğinizin günlük bakımı için kararınızı verdiğinizde işe başlamadan önce mutlaka bu konuda ön hazırlığınızı yapın. İlk gün bir saatten başlayarak ve daha sonraki günler zamanı arttırarak bebeğinizi bakıcıya veya bakım evine bırakın. İdeal olan, işe başlamadan önce, bir tam gün bebeğinizi bırakabilmenizdir. Böylece kendinize bu duruma alışmak için zaman tanımış olursunuz ve durumu gözlemleme şansınız olur. Hem bebeğinizin hem de kendinizin bu yeni düzenlemeye alışmasına yardımcı olur.
Eğer emzirmeye devam ediyorsanız, işe başlamadan önceki haftalarda biraz daha fazla süt pompalayın ve depolayın. Böylece işe başladığınız ilk zamanlarda daha fazla süt pompalamanız gerekliliği fikrinden kurtulur ve çalışma hayatına daha kolay uyum sağlayabilirsiniz.Bazı şirketler, doğum izni sebebiyle, işe başladığınız ilk zamanlarda yarım-gün çalışmanızı daha sonra tam güne çıkarmanız konusunda size yardımcı olabilirler. Eğer böyle bir olanak yok ise, işe hafta ortası başlamaya çalışın. Böylece hafta sonundan önce sadece 2-3 gün işte olmuş olacaksınız.
İşe başlamadan önce uyanmanız ve evden çıkmanız ne kadar zaman alıyor tam olarak hesaplayın. Yeni anneler, işe geldikleri ilk günü "buruk bir gün" olarak tanımlarlar. Kendinizi üzgün, endişeli ve şaşkın hissedebilirsiniz ama eğer kendinizi işinize odaklayabilirseniz çok çabuk toparlanabilirsiniz. Unutmayın, iş arkadaşlarınız ve patronunuz sizin çalışma konusunda ne kadar istekli ve kararlı olduğunuzu anlamaya çalışacaklardır. Eğer işinize devam etmek istiyorsanız yapmanız gereken en önemli şey verimli olabilmektir. Hayatınızda oluşturduğunuz yeni düzen bir-iki hafta içinde kendiliğinden rayına oturacaktır.
Kendiniz ve bebeğiniz için verimli olabilmek adına, yol gösterici öneriler:
• Sizinle iletişime geçmesi için iş yerinizden bir kişiyi belirleyin. Böylece, sürekli değişik insanlarla iletişime geçme zorunluluğundan kurtulabilirsiniz.
• Çoğunlukla e-posta yoluyla iletişim kurmaya çalışın ve günlük rutininizde size uyan, kendi belirlediğiniz bir zamanda e-postanızı kontrol edin.
• Eğer telefonla iletişime geçmeniz gerekli ise, zamanını siz belirleyin. Ne zaman iş şapkanızı takacağınızı sizin belirlemeniz stresinizi azaltacaktır.
Anne olarak bilmeniz gereken en önemli şey
İşinize geri dönmeye karar verdiğinizde ise;
• İş arkadaşlarınızla mutlaka iletişime geçin ve siz gittikten sonraki değişiklikler hakkında bilgi alın. Onlarla iletişime geçerek yakında işinizin başında olacağınızın da mesajını vermiş olursunuz.
• İse başlamadan önce bir gün bebeğinizi iş yerinize götürmeniz sizin için durumu kolaylaştırabilir. İş yerinde düzeni bozmamak için uygun bir zamanı seçin; böylece, iş arkadaşlarınız da bebeğinizle ilgilenme fırsatı bulabilecektir.
• Eğer bebeğinizi emzirmeye devam etmeyi planlıyorsanız, bu konuyu patronunuz veya iş arkadaşlarınızla önceden paylaşın ve bu konuda gerek duyacağınız düzenlemeleri işe başlamadan önce yapmış olun.
Anne Olarak Bilmeniz Gereken En Önemli Şey:
Bebeğinizin ilk aylardan itibaren sizin ruh halinizden etkilendiğidir. Endişeli bir annenin bebeği bu endişeyi kendi duygusu gibi yaşar ve kendini iyi hissetmez. İlk aylar için anne-çocuk ilişkisini anlatan formül: "iyi anne=iyi bebek; kötü anne=kötü bebek"tir.
Kaliteli Zaman Faktörü
Çalışan anneler, tedirginlik ve suçluluk duyguları ile dolu olduğu zaman çocuklar için annelerinin çalışması problem yaratabilir. Araştırmalar, bebeğin daha birkaç aylıkken annesinin gidip geri döneceğini öğrendiğini ve ona güven duyabildiğini söylüyor. Yani anne olarak sizin belli bir çalışma düzeniniz varsa, bu düzen içinde teknik ve duygusal rahatlığınız sağlanırsa, çocuğunuzun gün içinde bakımı sadece ve sürekli olarak aynı kişi tarafından gerçekleşirse, annenin çalışmasının çocuğun sağlıklı yetişmesine çok olumlu katkılarından söz edilebilir.
Evde olan, ama zaten evde olmasının çocuk için yeterli olduğunu düşünen ve onunla "kaliteli zaman" dediğimiz yoğun ilişki kurabildiği en küçük bir faaliyet yapmayan pek çok ev kadını anne olduğunu da unutmayalım. Çalışan anneler kendilerini iyi hissettikleri sürece çocuklarının da iyi olacağını unutmamalılar. Annelerin, çalışmanın çocuğa ihanet olmadığını, ilişkiyi daha kaliteli yapabileceğini bilmeleri gerekir.
Etiketler:
Bebek Bakımı,
çalışan anne,
çalışan anne ve bebeğinin bakımı
19 Kasım 2009 Perşembe
Bebekleri Anlama Rehberi
‘Bebekleri anlama’ rehberi
Anneler bebekleri doğduğunda ne kadar kitap okurlarsa okusunlar, hatta anneleri, kayınvalideleri, arkadaşları ve kız kardeşlerinden bebek bakımı konusunda destek de alsalar, bebeklerini büyütürken onlarca soruyla karşı karşıya kalırlar.
Bu soruların yanıtlanmaması endişeye dönüşür. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İbrahim Çelik, annelerin bebek bakımında artık halk efsanesine dönüşmüş bilgilerin doğrularını anlatarak, annelere bir mini rehber oluşturdu. İşte anneler için bebeklerini anlama rehberi:
1- Anne üşütünce kendi karnı ağrır, bebeğe bir şey olmaz!
Anne üşütürse en fazla kendi karnı ağrır, zira soğukta bağırsak hareketleri hızlanır, bu da karın ağrısı olarak hissedilir. Ancak bu durumun süt yoluyla bebeğe geçmesi söz konusu değildir.
2- Anne gazlı içecek tüketirse bebekte gaz olmaz
Gazlı içecekler, sıkıştırılmış karbondioksit içeren sıvılardır. Bunlar içildiğinde açığa çıkan serbest karbondioksit midede gaz baloncukları şeklinde şişkinliğe yol açar. Ancak bu gaz baloncuklarının süt yoluyla bebeğe geçmesi fiziksel olarak imkânsızdır. Benzer şekilde gaz yapan yiyecekler, annede gaz yapabilir. Ancak bu gazın da süt yoluyla fiziksel olarak bebeğe geçmesi söz konusu değildir.
3-Yeşil kaka yapıyorsa araştırmak gerekir
Bebeğin kakasının yeşil olmasına neden olan çok sayıda sebep vardır. En temel neden bağırsak pasajının hızlanmasıdır. Bağırsak hareketini artıran her türlü fiziksel ve kimyasal etken bebeğin kakasının yeşil olmasına neden olur. Bu, çoğunlukla da belirgin bir sebep olmadan olur.
4- Anne strese girince sütü de etkilenir
Bilimsel olarak süt salgısını artırdığı kanıtlanmış özel bir gıda ne yazık ki yok. Anne sütü üzerine etkili olan temel faktörler şunlardır: Annenin yapısal ve genetik özellikleri, emzirmeye olan arzu ve inancı, normal doğum sonrası en kısa sürede bebeğin anne memesiyle buluşması, annenin ağrı, sancı ve stresinin olmaması, doğru teknikle ve sık aralıklarla emzirmesi, bol sıvı alması ve dengeli beslenmesi.
5- Tırnak kesmek için kırkının çıkmasını beklemeyin
Bebeğin tırnakları, tırnak yatağını ne zaman geçerse o zaman kesilir, bunun için kırkını beklemeye gerek yoktur.
6- Hava sıkışınca hıçkırık olur
Bebeğin hıçkırmasının nedeni midede sıkışıp kalan bir hava cebininin mideden dışarı diyafram kasına doğru bir baloncuk oluşturup bu kası uyarmasıdır. Sıkışan bu hava kitlesi çıkıncaya kadar hıçkırık sürer.
7- Göz yaşarması, göz zarının tahriş olması demektir
Bebeğin göz yaşarması çoğunlukla mikrobik, alerjik ya da fiziksel bir etkenin göz zarını tahriş etmesine tepkisel olarak ortaya çıkar. Bazen de gözyaşı kanallarının doğuştan tıkalı olması nedeniyle gözyaşının buruna drenajındaki zorluk nedeniyle olur.
8- Yer yemez kaka yapmasından korkmayın
Tüm canlılarda var olan bir refleksin yenidoğandaki görünümü gastrokolik refleks, mideye bir gıda maddesi girdiğinde, eş zamanlı olarak kalın bağırsaklar da harekete geçerek bağırsak içinde bulunan dışkının dışarı atılması hadisesidir. Son derece sağlıklı ve fonksiyonel bir süreçtir; kesinlikle sindirim ya da emilim bozukluğunun işareti değildir.
9-Şekerli suya alışınca memeyi reddeder
Yenidoğan sarılığında bebeğin beslenmesinin rolü büyüktür. Anne sütü yetersiz olan bebeklerde sarılık daha erken ve uzun sürer. Önceki yıllardan kalma bir alışkanlık olarak, aç kalan bebeğin en azından şekerli suyla beslenmesi gereksiz, hatta zararlı bir davranır olabilir. Zira şekerli suyun tadına alışan bebek anne memesini reddedebilir.
10- İlk üç ay yalancı meme vermeyin
Bebeğin yalancı emziği tutmak için yaptığı dil-damak-dudak hareketleri anne memesini emerken yaptığından farklıdır. İlk günlerde bebekler yalancı emziği tutmakta çok başarılı olamaz Ancak bir kere bu işi başardıklarında bu kez de anne memesini kavramakta zorluk çekerler. Bu da memenin bırakılması ve biberonla beslenmeye geçiş anlamına gelir. Mümkünse ilk üç ay bebeklere yalancı meme verilmemelidir.
11- Ağlayan bebeği sık sık kucaklayın
Yenidoğan bebeğin kendini güvende ve huzurlu hissedeceği tek ortam olan anne kucağından şımaracağı gerekçesi ile mahrum kalması ne acı! Bebeğiniz her ağladığında kucaklayın.
12- Bebek memeyi bulunca rahatlar
Bebekleri hayata bağlayan, güçlü arama refleksleridir. Bu refleks sayesinde bebek, anne memesini arar, bulunca da emer. Böylece hem karnı doyar, hem de kendini güvende hisseder. Dolayısıyla karnı tok bile olsa yenidoğan bebek, sürekli doğru yeri bulana kadar aranır.
13- Sık hapşırması reflekstir
Yenidoğan bebekler genellikle doğum sırasında burunlarında bulunan salgı ve mukusu atmak için sık sık hapşırırlar. Bu tamamen refleks bir olay olup üşütme ile ilgili değildir.
14- Bebeğin memesinde süt toplanırsa korkmayın
Anneden gecen hormonların etkisiyle yenido-ğan bebeğin memelerinde süt toplanabilir, buna hiç el sürmemek en iyisidir. Bu, bir kaç hafta içinde zaten kendiliğinden geçecektir. Masaj, memede enfeksiyona yol açabilir...
15-Göbeğinde fıtık varsa kendiliğinden geçer
Göbek fıtıkları, portakal büyüklüğünde bile olsa genellikle kendiliğinden geçen oluşumlardır. Üzerine bağlanacak cisimlerin bu sürece olumlu ya da olumsuz etkisi olmaz.
16- Göbeği düşsün diye toz kullanmayın
Göbek tozu çok eski yıllarda kullanılan bir çeşit antibiyotik olup günümüzde kesinlikle kullanılmamaktadır. Göbeğe kullanılacak en iyi madde yüzde 70’lik alkol solüsyonlarıdır.
17-Gözündeki çapağa anne sütü damlatmayın
Evet anne sütü içindeki antimikrobial maddeler yüzeysel göz enfeksiyonlarında işe yarayabilir. Ancak en doğrusu hekimin görüp karar vermesidir.
18- Bitki çayı gazı gidermez
Bitki çaylarının ya da geleneksel gaz gidericilerin bilimsel olarak bir faydası kanıtlanmamıştır. Bu içeceklerin temelde zararı içlerinde bulunan şeker nedeniyle bebeğin anne sütünden soğuması ve biberona alışmasıdır.
19- Her gün yıkamak çok önemli
Bazı bebekler banyodan sonra çok rahatlar. Büyüme hormonu uykuda salgılandığından dolaylı yolla banyo, büyümesine katkı sağlayabilir.
20- Bebeği tuzlamanın ölümcül tehlikesi var
Anadolu’da halen yaygın olarak kullanılan yenidoğan bebeğin tuzlanması âdeti, son derece tehlikeli ve ölümcül sonuçları olabilecek çağdışı bir uygulamadır.
Anneler bebekleri doğduğunda ne kadar kitap okurlarsa okusunlar, hatta anneleri, kayınvalideleri, arkadaşları ve kız kardeşlerinden bebek bakımı konusunda destek de alsalar, bebeklerini büyütürken onlarca soruyla karşı karşıya kalırlar.
Bu soruların yanıtlanmaması endişeye dönüşür. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İbrahim Çelik, annelerin bebek bakımında artık halk efsanesine dönüşmüş bilgilerin doğrularını anlatarak, annelere bir mini rehber oluşturdu. İşte anneler için bebeklerini anlama rehberi:
1- Anne üşütünce kendi karnı ağrır, bebeğe bir şey olmaz!
Anne üşütürse en fazla kendi karnı ağrır, zira soğukta bağırsak hareketleri hızlanır, bu da karın ağrısı olarak hissedilir. Ancak bu durumun süt yoluyla bebeğe geçmesi söz konusu değildir.
2- Anne gazlı içecek tüketirse bebekte gaz olmaz
Gazlı içecekler, sıkıştırılmış karbondioksit içeren sıvılardır. Bunlar içildiğinde açığa çıkan serbest karbondioksit midede gaz baloncukları şeklinde şişkinliğe yol açar. Ancak bu gaz baloncuklarının süt yoluyla bebeğe geçmesi fiziksel olarak imkânsızdır. Benzer şekilde gaz yapan yiyecekler, annede gaz yapabilir. Ancak bu gazın da süt yoluyla fiziksel olarak bebeğe geçmesi söz konusu değildir.
3-Yeşil kaka yapıyorsa araştırmak gerekir
Bebeğin kakasının yeşil olmasına neden olan çok sayıda sebep vardır. En temel neden bağırsak pasajının hızlanmasıdır. Bağırsak hareketini artıran her türlü fiziksel ve kimyasal etken bebeğin kakasının yeşil olmasına neden olur. Bu, çoğunlukla da belirgin bir sebep olmadan olur.
4- Anne strese girince sütü de etkilenir
Bilimsel olarak süt salgısını artırdığı kanıtlanmış özel bir gıda ne yazık ki yok. Anne sütü üzerine etkili olan temel faktörler şunlardır: Annenin yapısal ve genetik özellikleri, emzirmeye olan arzu ve inancı, normal doğum sonrası en kısa sürede bebeğin anne memesiyle buluşması, annenin ağrı, sancı ve stresinin olmaması, doğru teknikle ve sık aralıklarla emzirmesi, bol sıvı alması ve dengeli beslenmesi.
5- Tırnak kesmek için kırkının çıkmasını beklemeyin
Bebeğin tırnakları, tırnak yatağını ne zaman geçerse o zaman kesilir, bunun için kırkını beklemeye gerek yoktur.
6- Hava sıkışınca hıçkırık olur
Bebeğin hıçkırmasının nedeni midede sıkışıp kalan bir hava cebininin mideden dışarı diyafram kasına doğru bir baloncuk oluşturup bu kası uyarmasıdır. Sıkışan bu hava kitlesi çıkıncaya kadar hıçkırık sürer.
7- Göz yaşarması, göz zarının tahriş olması demektir
Bebeğin göz yaşarması çoğunlukla mikrobik, alerjik ya da fiziksel bir etkenin göz zarını tahriş etmesine tepkisel olarak ortaya çıkar. Bazen de gözyaşı kanallarının doğuştan tıkalı olması nedeniyle gözyaşının buruna drenajındaki zorluk nedeniyle olur.
8- Yer yemez kaka yapmasından korkmayın
Tüm canlılarda var olan bir refleksin yenidoğandaki görünümü gastrokolik refleks, mideye bir gıda maddesi girdiğinde, eş zamanlı olarak kalın bağırsaklar da harekete geçerek bağırsak içinde bulunan dışkının dışarı atılması hadisesidir. Son derece sağlıklı ve fonksiyonel bir süreçtir; kesinlikle sindirim ya da emilim bozukluğunun işareti değildir.
9-Şekerli suya alışınca memeyi reddeder
Yenidoğan sarılığında bebeğin beslenmesinin rolü büyüktür. Anne sütü yetersiz olan bebeklerde sarılık daha erken ve uzun sürer. Önceki yıllardan kalma bir alışkanlık olarak, aç kalan bebeğin en azından şekerli suyla beslenmesi gereksiz, hatta zararlı bir davranır olabilir. Zira şekerli suyun tadına alışan bebek anne memesini reddedebilir.
10- İlk üç ay yalancı meme vermeyin
Bebeğin yalancı emziği tutmak için yaptığı dil-damak-dudak hareketleri anne memesini emerken yaptığından farklıdır. İlk günlerde bebekler yalancı emziği tutmakta çok başarılı olamaz Ancak bir kere bu işi başardıklarında bu kez de anne memesini kavramakta zorluk çekerler. Bu da memenin bırakılması ve biberonla beslenmeye geçiş anlamına gelir. Mümkünse ilk üç ay bebeklere yalancı meme verilmemelidir.
11- Ağlayan bebeği sık sık kucaklayın
Yenidoğan bebeğin kendini güvende ve huzurlu hissedeceği tek ortam olan anne kucağından şımaracağı gerekçesi ile mahrum kalması ne acı! Bebeğiniz her ağladığında kucaklayın.
12- Bebek memeyi bulunca rahatlar
Bebekleri hayata bağlayan, güçlü arama refleksleridir. Bu refleks sayesinde bebek, anne memesini arar, bulunca da emer. Böylece hem karnı doyar, hem de kendini güvende hisseder. Dolayısıyla karnı tok bile olsa yenidoğan bebek, sürekli doğru yeri bulana kadar aranır.
13- Sık hapşırması reflekstir
Yenidoğan bebekler genellikle doğum sırasında burunlarında bulunan salgı ve mukusu atmak için sık sık hapşırırlar. Bu tamamen refleks bir olay olup üşütme ile ilgili değildir.
14- Bebeğin memesinde süt toplanırsa korkmayın
Anneden gecen hormonların etkisiyle yenido-ğan bebeğin memelerinde süt toplanabilir, buna hiç el sürmemek en iyisidir. Bu, bir kaç hafta içinde zaten kendiliğinden geçecektir. Masaj, memede enfeksiyona yol açabilir...
15-Göbeğinde fıtık varsa kendiliğinden geçer
Göbek fıtıkları, portakal büyüklüğünde bile olsa genellikle kendiliğinden geçen oluşumlardır. Üzerine bağlanacak cisimlerin bu sürece olumlu ya da olumsuz etkisi olmaz.
16- Göbeği düşsün diye toz kullanmayın
Göbek tozu çok eski yıllarda kullanılan bir çeşit antibiyotik olup günümüzde kesinlikle kullanılmamaktadır. Göbeğe kullanılacak en iyi madde yüzde 70’lik alkol solüsyonlarıdır.
17-Gözündeki çapağa anne sütü damlatmayın
Evet anne sütü içindeki antimikrobial maddeler yüzeysel göz enfeksiyonlarında işe yarayabilir. Ancak en doğrusu hekimin görüp karar vermesidir.
18- Bitki çayı gazı gidermez
Bitki çaylarının ya da geleneksel gaz gidericilerin bilimsel olarak bir faydası kanıtlanmamıştır. Bu içeceklerin temelde zararı içlerinde bulunan şeker nedeniyle bebeğin anne sütünden soğuması ve biberona alışmasıdır.
19- Her gün yıkamak çok önemli
Bazı bebekler banyodan sonra çok rahatlar. Büyüme hormonu uykuda salgılandığından dolaylı yolla banyo, büyümesine katkı sağlayabilir.
20- Bebeği tuzlamanın ölümcül tehlikesi var
Anadolu’da halen yaygın olarak kullanılan yenidoğan bebeğin tuzlanması âdeti, son derece tehlikeli ve ölümcül sonuçları olabilecek çağdışı bir uygulamadır.
Odasını Hazırlaken Nelere Dikkat Etmeli
Odasını hazırlarken nelere dikkat etmeli?
Yeni bir anne adayı olarak dünyaya getireceğiniz bebeğiniz için hazırlıklara nereden başlamanız gerektiğini bilemiyorsanız bize kulak verin. İşte onun sağlığını kollayan bir oda için yapmanız gerekenler...
Doğrudan güneş alsın
İşe oda seçiminden başlayın. Öncelikle yatak odanıza yakın ve doğrudan güneş alabilen odayı seçmelisiniz. Mobilya ve perde tercihinizi de açık renk ve kolay temizlenebilenlerden yana kullanın. Aydınlatmada kullanılan lamba ise ışığı tavana yansıtanlardan olmalı. Odanın sıcaklığına gelince ibre, günün her saatinde 16-25 derece arasında olmalı.
Sert bir yatak tercih edin
Keskin ve sivri köşeleri olmayan, aralarında 6 santimetreden fazla mesafe bulunmayan parmaklıklı bir karyolanın içine oturtulmuş düz ve sert bir yatak tercih edin. Yumuşak yatak bel kemiğini eğriltebilir. Sıkı doldurulmuş pamuk ve yün yataklar istenilen sertliği sağlar. Yatağın sertliği sizi tatmin etmiyorsa, bir battaniyeyi birkaç kat katlayıp üzerine çarşaf geçirerek de kullanabilirsiniz.
Karyolası hazırlanırken yatağın üzerine büyük bir muşamba, üzerine de ıslaklığı emmesi için pamuklu örtü serin. Böylece bebeğiniz altını ıslatınca bütün yatağı ıslatmamış olur.
Kuş tüyü yorgan kullanmayın
Çocuklar için hazırlanacak bir yorgan hiçbir zaman kalın ya da kuş tüyünden olmamalı. Kuş tüyü fazla sıcak tutar ve terletir. Üstelik bebeğinizin tüylere karşı alerjisi de olabilir.
Yastık şart değil
Yastık bebek için gerekli değil. Bebeği yastıksız yatırmak, daha derin soluk almasını ve göğsünün genişlemesini sağlar.
Yeni bir anne adayı olarak dünyaya getireceğiniz bebeğiniz için hazırlıklara nereden başlamanız gerektiğini bilemiyorsanız bize kulak verin. İşte onun sağlığını kollayan bir oda için yapmanız gerekenler...
Doğrudan güneş alsın
İşe oda seçiminden başlayın. Öncelikle yatak odanıza yakın ve doğrudan güneş alabilen odayı seçmelisiniz. Mobilya ve perde tercihinizi de açık renk ve kolay temizlenebilenlerden yana kullanın. Aydınlatmada kullanılan lamba ise ışığı tavana yansıtanlardan olmalı. Odanın sıcaklığına gelince ibre, günün her saatinde 16-25 derece arasında olmalı.
Sert bir yatak tercih edin
Keskin ve sivri köşeleri olmayan, aralarında 6 santimetreden fazla mesafe bulunmayan parmaklıklı bir karyolanın içine oturtulmuş düz ve sert bir yatak tercih edin. Yumuşak yatak bel kemiğini eğriltebilir. Sıkı doldurulmuş pamuk ve yün yataklar istenilen sertliği sağlar. Yatağın sertliği sizi tatmin etmiyorsa, bir battaniyeyi birkaç kat katlayıp üzerine çarşaf geçirerek de kullanabilirsiniz.
Karyolası hazırlanırken yatağın üzerine büyük bir muşamba, üzerine de ıslaklığı emmesi için pamuklu örtü serin. Böylece bebeğiniz altını ıslatınca bütün yatağı ıslatmamış olur.
Kuş tüyü yorgan kullanmayın
Çocuklar için hazırlanacak bir yorgan hiçbir zaman kalın ya da kuş tüyünden olmamalı. Kuş tüyü fazla sıcak tutar ve terletir. Üstelik bebeğinizin tüylere karşı alerjisi de olabilir.
Yastık şart değil
Yastık bebek için gerekli değil. Bebeği yastıksız yatırmak, daha derin soluk almasını ve göğsünün genişlemesini sağlar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Popüler Yayınlar
-
Sistit, genellikle bir enfeksiyon sonucunda idrar kesesi (mesane)nin iltihaplanmasıdır .Prof.Dr.İbrahim Saraçoğlu Sistit için en faydalı ot...
-
Badminton , açık havanın olumsuz etkilerini önlemek amacıyla genellikle kapalı alanlarda oynanır. Kort 13.40 m uzunluğundadır. Genişlik tekl...
-
Bazı kimseler beden yapıları açısından veya bazı psikolojik ve sosyal sebeplerle şehvet arzularının azalmasını isteyebilirler. Dinimiz...
-
Kına Kleopatra zamanından bu yana saç boyamakta başarıyla kullanılagelmiştir. Her ne kadar zamanımızda kimyasal boyalar moda olmuşsa da, bir...
-
SEZARYEN Eskiden sonuçları anne için tehlikelerle dolu olduğundan çok ender başvurulan sezaryen, günümüzde ameliyat ye uyuşturma teknikler...
-
2009 yazının en moda saçları nasıl olacak? 2009 yazında dağınık topuzları, örgülü saçları, uzun kakülleri, dalgaları ve bukleleri göreceğiz....
-
Rektal kanama genelde tuvalet kağında veya dışkıda parlak kırmızı renginde kan ile kendini belli eder. Büyük abdestinizdeki koyu kırmızı re...
-
uzunluk: minimum 90 maksimum 120 m genişlik : minimum 45 maksimum 90 m uluslarası maçlarda, uzunluk: minimum 45 maksimum 90 m genişlik : m...
-
Böbrek taşını harekete geçiren kimyasal güç avakado yaprağında bulunan "Methhychavicol" dur. Avakado yaprağını kaynatarak elde ede...
-
Teninize uygun parfüm olduğu gibi burcunuza görede parfümünüz olduğunu biliyormusunuz...İşte burcunuza uygun parfümler SU GRUBU (Yengeç,Bal...
Uyarı
Bu site yayınlanan sağlık ile ilgili bilgiler , ziyaretçilerini bilgilendirmek amacıyla yayınlanmaktadır.
Burada yayınlanan yazıların tamamı bilgilendirme amaçlı olup, hiçbir şekilde hekim muayenesi ve konsültasyonunun yerine konulmamalı, hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır.
Sağlığınızla ilgili acil durumlarda, bekleme süresi sağlığınızı olumsuz yönde etkileyebileceği için, zaman geçirmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmanızı öneririz.
Genel Kişisel Web
Genel Kişisel Web