Sağlıklı Yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sağlıklı Yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2011 Pazartesi

Doğru zayıflamak için uzman tavsiyeleri


Kilo verme, zayıflamak için verilen çaba çoğu zaman bir kabusa dönüşe bilir. İşte doğru kilo vermek , doğru zayıklamak için uzman tavsiyeleri

Bitip tükenmek bilmez bir çabadır zayıflamak. Gün biter, hafta biter, hatta yıl biter de kadınların kilo verme çabası bitmez. Bu kadar çabanın üstüne bir-iki kilo verince değmeyin hanımların keyfine!
“Nasıl olsa vücuttaki fazlalıklar gitti.” diye bir rahatlama ki sormayın; verilen kilolar olduğu gibi vücuda geri dönüyor. Haliyle dondurmadan, tatlıdan, pilavdan uzak zalim günler yeniden kapıda! Bu sefer yorucu ve nefsi bezdiren diyetlere başlanıyor. Haftalar aylar geçiyor bir sonuca varılamıyor; onca çabaya rağmen yağlar halen vücudu sarıp sarmalıyor. Kadınlar için kâbuslar kaçınılmaz; depresyon ise sonu gelmez bir yol oluyor.
Hal böyle olunca diyet yapmak eşittir ‘kilo alma sendromu’na dönüşüyor. Peki, zayıflamayı kilo alma sendromundan çıkarmak için ne yapmalıyız? Sema Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Hayrettin Mutlu’ya göre yapılması gereken ilk şey, sendrom oluşturacak ve kilo vermenizi önleyecek sebepleri ortadan kaldırmak. Mutlu, kış aylarında vücut yağlanmasının arttığını, yaz aylarında ise vücut yağ dokusunun azaldığını, bu yüzden diyet yapıp strese girmek yerine sağlıklı beslenmenin yollarıyla uğraşmak gerektiğini söylüyor. Mutsuz olmadan zayıflamak için toplumun olumsuz söylemlerini bir kenara bırakarak yağlarla savaşmayı öneriyor.

Mutlu, “İnsanları ‘kilo alma sendromuna’ yaz aylarında uygulanan şok diyetler itiyor. Bu diyetler zayıflatıyor fakat en ufak bir rahatlamada kiloları geri getiriyor. Tabii bu da diyet yapmayı sürekli kılıyor. Sendroma girmeden zayıflamanın tek çaresi var: Hızlı kilo verme hayallerini bir kenara bırakmak. Şunu unutmayın yavaş zayıflamaya çalışırsanız, verdiğiniz kiloları hemen geri almazsınız. Haliyle, ‘kilo alma sendromu’ gibi bir ruh haliyle mücadele etmemiş olursunuz.” diyor.
Mutlu’ya göre sendromu tetikleyen etkenlerden bir diğeri de sevdiğimiz lezzetleri hayatımızdan tamamıyla çıkarmaya çalışmak. İnsan sevdiği bir tatlıyı yiyemezse kilo vermesi zorlaşır, hatta strese girer. Burada önemli olan hiç yememek değil, az yemektir. Bir kilo baklava yemek yerine bir dilim baklava tatmayı tercih etmektir mesela.
Kilo alma sendromuna yakalanmamak için ne yapılmalı?
Hayrettin Mutlu (Sema Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Uzmanı): Sürekli diyet yapıyor, kilo veremiyor ya da verdiğiniz kiloları geri alıyorsanız yapacağınız en önemli şey, beslenme düzeninizi biraz basitleştirmek. Bedeninizi rahat bırakın. Katı ve kısa süreli diyetler yerine uzman takibiyle ayda bir kilo vermeyi hedefleyin. Zayıflamayı amaç edinmek yerine zayıf kalmayı benimseyin. Sonra ‘zayıflayayım da ne şekilde olursa olsun zayıflayayım’ tavrıyla hiçbir şekilde diyet aramayın. Bu, sadece sorunu görmezden gelmektir. Siz kilolarınızı görmezden gelmek yerine, onlarla yüzleşin ki daha sağlıklı kilo vermek için kendinizi motive edebilesiniz. İradenizin güçlü olduğu noktasında telkinlerde bulunup bunu kendinize kanıtlayın. Piyasadaki haplardan uzak durun. Yemek yerken ağır olun, gerekirse çiğneme sürenizi uzatın, böylece çok yemiş hissine ulaşacaksınız. Hızlı ve büyük hedefler koyup kendinizi üzmeyin, küçük hedeflerle vereceğiniz kiloların mutluluğuna ulaşın.

Kadriye Şentürk Pehlivan (Sema Hastanesi Psikiyatri Uzmanı): Şişmanlık tedavisinde, fazla yemenin psikolojik sebepleri araştırılıp tedavi edilmezse zayıflatmak kolay olmuyor. Üstelik hasta kilo verse bile bu kilolar çok rahat geri alınabiliyor. Haliyle tekrarlayan kısır döngü kişileri daha çok mutsuz ediyor. Bu bakımdan, kilo vermeyi sendroma dönüştürmemek için hastayı diyet öncesi psikolojik olarak tedavi etmek gerekiyor. Kısacası sağlıklı kilo vermenin yolu psikolojik bir tedavi ile sağlanıyor. Çünkü psikolojik destek, kişinin kontrollü bir şekilde kilo verme sürecinde önemli bir rol oynuyor.

1 Haziran 2009 Pazartesi

Reiki Hakkında Merak Edilenler

Gülcan Arpacıoğlu hemen hemen her koşulda reiki uygulanmasını önerir. Bunun birkaç küçük istisnası olabilir. Örneğin eğer bir parmak kopmuşsa o zaman hemen mikro cerrahiye gidilmesi ve buzlanması lazım. Biz orada kanı durdurmak için reiki uygularız ama uzun uzadıya dokuların iyileşmesi için reiki uygulamayı düşünmeyiz. Çünkü uzun zaman birleşmeyi engelleyebilir. Bu yüzden istisna olarak bunu ve benzeri olayları söyleyebiliriz.

Birde çok nadiren kalp pili kullanan hastalarda kalp üzerine uygulandığında rahatsızlık doğurabiliyor. O zaman da belki kalbin etrafına yapılabilir. Bunun dışında ki her koşulda reiki uygulanabilir. Ameliyatlı hastalarda, ciddi şekilde kaza geçirmiş hastalarda, kemik kırıklarında , açık yaralarda her yerde uygulanabilir. Bağışıklık sistemi hastalıklarında, kanserde, genetik hastalıklarda dahi reiki kullanılması uygun olabilir.

Eğer kişi reikiden fayda görmek için psikolojik olarak kendini açıyorsa ve bundan yarar göreceğine inanıyorsa bu hastalığın tedavisinde yararlıdır ama illa şifa bulmak için gerekmemektedir. Reiki insanı rahatlatan bir şey olduğu için çoğu insan sadece deneme amaçlı yapmak istese bile anında rahatladığı için etkiyi çok çabuk gördüğü için reikiye devam etmek isteyecektir zaten.

Reiki ne işe yarar

Reiki zihinsel, duygusal, bedensel ve hatta ruhsal her türlü sorunda kullanılabilen bir enerjidir ve her birinde de etkilidir. Sorunlarımızın çoğu zihinsel ve duygusal enerji olarak başlıyor ve sonradan bedensel oluyor. Dolayısıyla biz çalıştığımız zaman atom altı seviyede çok ince çok süptil bir enerjiden bahsediyoruz.
Bu ince enerji, bizim bütün varlığımızın içinden geçerek çalışıyor ve bizim bedenimizin kendini iyileştirme kapasitesini artıran ve onu uyaran, hatırlamasını sağlayan bir enerji.

Gerek akut hastalıklarda, çok kısa süreli, günlük olaylarda, öksürük, nezle, ishal, kabızlık gibi veya kazalarda, yanıklarda, düşmelerde ya da ülser, mide hastalıkları, kalp hastalıkları gibi hastalıklarda olumlu sonuç veriyor. Ama kronik hastalıklarda uzun süreli tedavi sonucunda hatta 2. 3. Derecelerde reiki kullanılarak sonuç alınabilir. Özellikle kanserde kullanılabilir. Direk kanserde reiki iyileştirici tedavi edicidir diyemiyoruz. Aksine yapılan tedavilere destek olarak hastanelerde bile reiki kullanılmaktadır. Büyük hastalıklarda bile reiki kullanılabilir.

9 Mayıs 2009 Cumartesi

İşte Size Ceviz Macunu

• 40 adet yeşil ceviz
• 1 kg şeker
• 1-2 limon
• karanfil
• 1 avuç kireç
• 7 bardak su

- Cevizler ayıklanıp suya konur ve 4-5 gün, her gün suyu değiştirilerek, suda bekletilir.
- 3. gün şiş yardımıyla delinir.
- Son gün bir beze sarılmış kireç, suya atılır ve 2 saat kireçli suda bekletilir.
- Yıkanan cevizler tencereye konulur ve üzerlerini örtecek kadar su ilave edilir. İlk su kaynamaya başlayınca değiştirilir.
- Cevizler yumuşayıp, şişten düşünceye kadar kaynatılır. Sonra soğuk suya atılıp, yarım limon sıkılır.
- Ayrı bir tencerede 1 kg şeker ve 7 bardak su karıştırılır, içersine cevizler ilave edilir; 6-8 saat bekletilir.
- 15 dakika kadar kaynatılır. Sonra yine 6-8 saat bekletilir, tekrar kaynatılır.
- Bu işlem en az 4 defa tekrarlanır.
- Son kaynamada içine ½ limon suyu ve karanfil ilave edilir.

13 Şubat 2009 Cuma

İnsanı 100 yıl yaşatan 100 gıda

İşte kalbe kuvvet, beyne enerji veren gıdalar

Gıdalar üzerinde yapılan çalışmalar bir araya toplandı. Sağlıklı kalabilmek için yenmesi gereken 100 gıdanın listesi çıkarıldı. İşte kalbe kuvvet, beyne enerji veren gıdalar

İnternet üzerinden yayın yapan sağlıklı yaşam sitesi FoodProof.com, dünya çapındaki saygın üniversiteler tarafından kişinin daha sağlıklı, verimli ve uzun bir yaşam sürmesi için gıdalar üzerinde şimdiye dek yürütülen tüm araştırmaları inceledi. Daha sonra da hangi gıdanın neye iyi geldiğini derleyerek en faydalı 100 gıdadan oluşan bir liste hazırladı. Sindirim, uyku, enerji, daha iyi bir görme duyusu için gerekli ve beyni çalıştırmaya, genel verimliliği arttırmaya yarayan 100 gıdanın listesi şöyle:

SAĞLIKLI VÜCUDUN REÇETESİ

Enerji veren ve beyni güçlendirenler:

Patlıcan, Kuru üzüm, Fasulye, Mısır, İncir, Ton balığı, Ispanak, Tavuk, Taze fasulye Şalgam, Sazan, Humus, Ekmek, Fıstık ezmesi, Barbunya, Bal, Ceviz, Ayçekirdeği, Limon, Adaçayı

Gözleri kuvvetlendirenler:

Çilek, Havuç, Keten tohumu, Meyveli dondurulmuş yoğurt

Genel olarak sağlığa iyi gelenler:

Somon, Karides, Su, Hindi, Yeşillikler, Dereotu, Erik, Taze patates, Papaya, Armut, Karnabahar

Soğuk algınlığıyla mücadele edenler:

Portakal suyu, Dolmalık biber, Yeşil çay, Kabak çekirdeği, Salatalık, Tarçın, Sarımsak, Kayısı, Kırmızı biber, Kızılcık, Karanfil, Turunçgiller

Kansere karşı etkili olanlar:

Yaban mersini, Kıvırcık, Lahana, Domates, Pırasa, Brokoli, Çavdar ekmeği, Ahududu, Fesleğen, Mantar, Brüksel lahanası, Su yosunu

Tansiyonu dengeleyen kalp dostu gıdalar:

Muz, Siyah çikolata, Deniz tarağı, Marul, Zeytin, Kivi, Üzüm, Kara lahana

Düşük yağlı doyurucu gıdalar:

Acı salsa sosu, Yumurta akı, Geyik eti, Yoğurt, Peynir, Süt, Badem, Patates, Karpuz, Bezelye, Levrek, Diyet gazlı içecekler, Soya sütü, Tam tahıllı makarna, az yağlı meyveli yoğurt

Uykuyu kolaylaştıran ve mide dostu gıdalar:

Siyah fasulye, Kepek, Avokado, Elma, Esmer pirinç, Soğan, Greyfurt, Enginar, Barbunya, Kereviz, Bamya, Nane, Zencefil, Ananas, Kavun, Soya fasulyesi, Kuşkonmaz

5 Şubat 2009 Perşembe

Afrodizyak Etkisi Yapan Besinler

Cinsel hayatı güçlendirmek için, doktora danışılarak kullanabilecek besinler şunlar:

* Yulaf Ezmesi
* Sarımsak
* Zencefil
* Vanilya
* Zerdeçal
* Havyar
* Isırgan Otu
*Arı Sütü bal ve poleni
*İstiridye
*Çikolata
*Ginseng
*Roka
*Kekik ve Nane
*Antep fıstığı
*Maydonaz
*Kereviz
*Havuç
*Karpuz
*Hardal
*Kimyon
*Kişniş
*Çinko
*Kalsiyum
*E ve C vitamini

13 Aralık 2008 Cumartesi

İşte zayıflatan 5 yiyecek

Her keseye uygun zayıfalatan 5 yiyecek.Zayıfalamak pahalı ve sağlıksız yöntemleri denemek yerine sağlıklı ve pratik çözüm

Greyfurt: Hiç greyfurt diyetini denediniz mi? Uzun araştırmalar sonucunda greyfurt kilo savaşçısı olarak ün kazandı. Son zamanlarda Kaliforniya Scripps Kliniği’ndeki bilim adamları greyfurdun etkileri üzerinde yaptıkları çalışmalarında yemekten önce yenilen yârim greyfurdun, kilo vermeye yardımcı olduğunu buldu. Buna göre greyfurt kapsülleri, greyfurt suları içmek ve greyfurt yemek kilo vermede çok etkili. Bu 3 sık arasında en iyi etkiyi gerçek greyfurt sağlıyor. Bunlara ek olarak greyfurt içerisinde kanserle savaşan liminoids ve lycopene içerir. Kırmızı greyfurt da insan vücudundaki kolesterol oranını düşürmeye yardımcı olur. Bir greyfurdun yarısı sadece 39 kaloridir.

Sardalya: Sardalya bu zamana kadar ki en sağlıklı besindir ve kilo vermek için çok iyi bir ortaktır. Her şeyden önce Sardalye protein yüklü bir besindir ve kan sekerini dengeleme özelliğine sahiptir. Tam ve yenilenmiş bir metabolizmaya sahip olmanızı sağlar. İkinci büyük deposu devasa 3’ tür. Sadece kardiyovaküler bölgeyi güçlendirmekle kalmaz moral ve motivasyonunuzu yükseltmenizi sağlar. (İyi hissetisiniz için abur cubursan uzak durmaya baslarsınız.) Sardalye besin zincirinde türüne az rastlanacak derece zarar verici özelliği en az olan bir besindir.

Balkabağı: En iyi kilo verdirebilecek besinler arasındadır. Uzun süre konserve halinde saklanılmış balkabağında yüksek olanda lif vardır ve buna karşılık 40 kalori kadar düşük bir kalori oranına sahiptir. Uzun araştırmalar sonucunda elde edilen bilgilere göre, lifler insan sağlığı için çok önemlidir ve kilo düzenlenmesinde de büyük yararları bulunur. Balkabağı dünyada yetiştirilmesi en kolay sebzelerdendir. Tatlandırıcılarla tatlandırıp, bir tutam tarçın, badem ve Hindistan cevizi ekleyerek kan sekerinizi düşürebilirsiniz.

Sığır eti: Et çok iyi bir diyet besinidir çünkü içinde antibiyotik, steroid ve hormon içermez. Eğer etten kendimizi sakınırsak kötü sonuçlarla karsılaşabiliriz. Yüksek protein diyetleri çeşitli sebeplerden dolayı kilo kaybına neden olur. İçerdiği protein metabolizmayı uyarır, daha uzun süre tok hissettirir ve iştahınızı azaltır. Ayrıca, sığır eti yüksek miktarda devasa 3 içerir bu da size sağlıklı bir hayat kazandırır.

Yeşil çay: Besin değeri taşımayan bitki kilo vermenizi hızlandırır ve incelmemizde bize çok yardımcı olur. Yüksek oranda antioksidan içerir, kalp sağlığımızı destekler, sindirime yardımcı olarak kan şekerini ve vücut sıcaklığını ayarlar. Metabolizmayı hizlandiri, yağ oksidasyonunu artırır. Bu şekilde kilo vermemizde bize yardımcı olur. Bazı araştırmalara göre günde 5 fincan yeşil çay kilo vermek için sihirli bir dokunuş, rahatlamak için iyi bir yoldur

Alkol beyni küçültüyor

Amerikalı araştırmacılara göre az miktarda alınan alkol beyinde küçülmeye yol açıyor.

Bazı bilim adamlarının az miktarda alınan alkolün, kalp ve damar fonksiyonlarını iyileştirdiği gerekçesiyle, normalde insan yaşlandıkça beyin hacminin 10 yılda bir yüzde 2 oranında azalması sürecini yavaşlattığını savunmalarına karşın, ABD’de yapılan son araştırmada bu teorinin tersine bulgular elde edildi. Araştırmada, 1999 ile 2001 yılları arasında 2 bin yetişkinin içki alışkanlıkları ve beyin hacimleri ile içki içen ve içmeyenlerin beyinlerinin MR görüntüleri incelendi. Sonuçta, alkol alanların beyinlerinin küçüldüğü ortaya çıktı.

12 Aralık 2008 Cuma

Sağlıklı Yaşamak için Bu Gıdaları Tüketin

Leeds Üniversitesi gıda bilimi departmanından Profesör Garry Williamson, ömrü uzatan gıdalardan oluşan 20 maddelik bir liste hazırladı. Araştırmaya göre, tamamı polifenol olarak bilinen doğal kimyasallar açısından zengin olan bu gıdaların, kalp krizine karşı koruma da dahil sağlığa birçok faydası bulunuyor. Meyve ve sebze ağırlıklı listede yer alan gıdalar yaşlanma sürecini yavaşlatıyor, hücreleri koruyor.

Hastalık riskini arttırır
Prof. Williamson, "Beslenmede meyve ve sebze eksikliği kronik hastalık riskini de artırır" dedi. Ömrü uzatan gıdaların listesi ise şöyle: "Elma, böğürtlen, siyah çay, yaban mersini, brokoli, kepek, kiraz, domates, kahve, kızılcık, siyah çikolata, yeşilçay, portakal, şeftali, erik, ahududu, kırmızı üzüm, kırmızı soğan, ıspanak, çilek".

Ömrü Uzatan 20 Gıda

İngiliz bilimadamları, ömrü uzatan gıdalarla ilgili bir araştırma yayınladı. Araştırmaya göre, polifenol olarak bilinen doğal kimyasallar açısından zengin bu gıdıların kalp krizi dahil birçok hastalığa karşı koruduğu gibi vücudun yaşlanmasını da önlüyor.

* Elma
* Böğürtlen
* Siyah çay
* Yaban mersini
* Brokoli
* Kepek
* Kiraz
* Domates
* Kahve
* Kızılcık
* Siyah çikolata
* Yeşil çay
* Portakal
* Şeftali
* Erik
* Ahududu
* Kırmızı üzüm
* Kırmızı soğan
* Ispanak
* Çilek

15 Nisan 2008 Salı

Kısa aralıklarla egzersiz



Yağların en fazla yandığı egzersiz türü 30 dakika egzersiz ve 20 dakikalık aralardan oluşan çalışma.

Japonyalı araştırmacıların yaptığı bir çalışmada, 20’şer dakikalık aralarla yapılan 30’ar dakikalık egzersizlerin, hiç ara vermeden yapılan egzersizlere göre yağların daha fazla yakılmasını sağladığı belirlendi.

Yapılan araştırmalar doğruluyor
Yapılan çalışmada, yaş ortalamaları 25 olan yedi erkek katılımcının egzersiz bisikletinde yaptıkları çalışmalar sırasında ve sonrasında kan testleri yapıldı. Yapılan aktiviteler üç kategoriden oluşuyordu. Birinci egzersiz, bir saat çalışma ve bir saat mola, ikinci egzersiz 30 dakika çalışma ve 20 dakika mola, üçüncü egzersiz ise 30 dakika çalışma ve bir saat ara verilerek yapıldı.

Yağların en fazla yandığı egzersiz türünün, 30 dakika egzersiz ve 20 dakikalık aralardan oluşan çalışma olduğu belirtildi. Yapılan bu egzersizin, ayrıca adrenalin seviyesinin yükselmesini, ve düşük plazma glikozunun bir sonucu olarak ensülin düzeyinin düşmesini sağladığı açıklandı. Araştırmacılar, bu kimyasal olayların yağ yıkımını gerçekleştirdiğini düşünüyorlar.

Ara verin!
Amerikan Spor Tıp Koleji, 45-60 dakikalık orta düzeyde egzersizle yağların yakılabildiğini belirtiyor, ancak yapılan bu çalışmayla egzersizlere belirli aralıklarla devam etmenin en iyi sonucu sağladığı belirlendi.

Tokyo Üniversitesi’nde araştırmacı Kazushige Goto açıklıyor: "Egzersizlerden en fazla yararın uzun süreli çalışmayla elde edileceği inancı oldukça yaygındır, ancak kısa aralarla tekrarlanan egzersizler sırasında ve sonrasında, yağların yakılması artıyor. Elde edilen bu veriler, gelecekte hazırlanacak egzersiz programları için aydınlatıcı olacaktır."

Journal of Applied Physiology’nin Haziran sayısında bu çalışmaya yer verilmiştir.

22 Mart 2008 Cumartesi

Hastalıksız yaşam önerileri!



Hastalık üreten yaşam tarzı yüzünden küresel bir salgınla karşı karşıyayız. Şeker ve kalp hastalığından, şişmanlık ve hipertansiyona kadar yaygın sağlık sorunları giderek artıyor.

Bu salgına yol açan yaşam tarzı, ‘uygunsuz gerçek’ olarak sadece bizi değil dünyamızı da tehdit ediyor.

• Peki uygunsuz olan ne? ‘Uygunsuz gerçek’ şu: Peşinden koştuğumuz bu modern ve çağdaş yaşam tarzı, neden bizi ve dünyamızı hasta ediyor? Sorgulanması gereken bu! Eğer salgın gibi artan hastalıklar, çevre felaketleri, kuraklık, susuzluk olmasaydı ve buzdağları tereyağ gibi erimeseydi bu soruyu sormayacaktık. Bizi ve dünyamızı boğan bu deli gömleğini nasıl çıkarabiliriz? Bu gömleği giydirenler de dahil kimse bu sorunun cevabını bilmiyor. Zihinlerin moloz bilgiyle kirlenmesi ve işgali, sağlık ve hayatımızı kilitleyen bu şifreyi çözmeyi engelliyor.

• Çözüm diye dayatılan her şey, trilyon dolarlık sektörü şişirmekten başka işe yaramıyor. Artan sağlık harcamalarına rağmen, insanlık daha sağlıklı değil. Bu hastalıklarla mücadelede bunca yılda gelinen yer; krizlerle uğraşmak yani ‘kriz yönetimi’ yerine krizlere yol açan risklerle uğraşmak yani ‘risk yönetimi’: Hastalık doğuran risk faktörlerini ortadan kaldırma stratejisi. Yani bizi sokan ne kadar sivrisinek varsa, hepsine birden girişmek anlayışı. Risklerle dolu bir dünyada, insanlığı sokan sivrisinek bulutları olan bu riskleri yok etme savaşı, dev bir sektör doğuruyor.

• Bu riskleri üreten bataklığı kurutmak çok daha ucuz ve kolay olmasına rağmen ‘bataklık yönetimi’ kavramı henüz bilinmiyor. Bu üçüncü kavramdan haberimiz yok. Bilim dünyası ise bu dev sektörü doğuran sonuçlara odaklanmış bulunuyor. Bilime yön veren sektörler para getiren sonuçlara, krizlere ve risklere dayandığı için tıp kurumu dahil hiç kimse bindiği dalı kesemiyor. Bu yüzden bataklık kurutma görevini üstlenen yok. Küresel boyunduruk altında olan devlet ve milletlerin ise tam bağımsız olmadan böyle bir işe girişmesi oldukça zor.

• Şişmanlıktan kansere kadar bir dizi sağlık sorununa getirilen çözümler, yaşam tarzını değiştirmek yerine yaratılan sektörü daha da büyütmek esasına dayalı. Daha şimdiden, 5-6 ilacın ayrı ayrı veya bir tek tablet halinde alınacağı ilginç bir döneme giriyoruz. Sadece yüksek tansiyon için bile çok sayıda ilaca mahkum olabiliriz. Bunu alamayanların akibeti ise kötü. Yüksek tansiyon ve kalpten ölümler bu yöntemle kontrol altına alınabilirse, şeker hastalığı ile boğuşan şişman bir dünyada yaşıyor olacağız. Şeker hastalığı ve şişmanlıkla ilgili araştırmalar ise son sürat devam ediyor. Yediğiniz içtiğiniz kalorilerin emilmeden atılması da dahil olmak üzere bir sürü çözüm(!) hizmetinizde. Mideye konan kelepçe ve balonlar, karında toplanan yağların ameliyatla alınması, iştah artıran reklamlardan sonra alınan iştah kesen ilaçlar ve daha niceleri…

• Herkesi hasta, hastayı müşteri ve her şeyi de para olarak gören sağlık anlayışı, sağlığın önünde bir duvar gibi duruyor. Sağlığın önündeki engel sanıldığı gibi tıp kurumu veya bilim dünyası değil, günümüz tıbbını ve bilimi bu yola sevk eden sektörün can damarı olan işte bu anlayış! Hastalık üreten yaşam tarzı ise bu anlayışın hayat kaynağı.

• Küresel sağlık mehdileri ise sihirli gıdalarla ve yüksek teknolojiye dayalı rüyalarla toplumu uyutmaya devam ediyor. Yeter ki bu hastalık üreten yaşam tarzını değiştirmeyi kimse aklına bile getirmesin! Zaten isteseniz bile değiştiremezsiniz. Verilen mesaj bu! Dayatılan yaşam tarzını zorunlu olarak yaşıyoruz.

• Küresel sistemin yönlendirdiği bilim dünyası, yaşam tarzını kökten değiştirmek ve Okinawa benzeri sağlıklı bir yaşam tarzının nasıl kurulacağı konusunu araştırmak hariç her konuda harıl harıl çalışıyor. Bu gibi konular bilim dünyasını aşıyor olmalı. Öte yandan, tek tük çabalar dışında yaşam tarzını değiştirmenin zor ve pahalı, ilaç kullanmanın ise daha etkili olduğuna dair yayınlar çıkmaya başladı bile. Yani ‘değiştirmek için boşuna uğraşmayın, kirli akvaryumda ilaçlarla yaşamaya devam edin’ diyorlar. Bu yaşam tarzının mimarları bilime de yön veriyor olmasın?

• Yaşam tarzımız, bizi ve dünyamızı tüketiyor. Canavarı yaratanlar ne yapacağını bilemez durumda. Küresel ısınma mehdisi Al Gore, bizi ve dünyamızı yok oluşa sürükleyen gerçek felaketin bu yaşam tarzı olduğunu ve bu uygunsuz gerçeğin mutlaka sorgulanması gerektiğini söylerken Nobel ödülü alıyor(?).

• İçinde yaşadığımız akvaryumu hastalık üreten bataklığa çeviren her çeşit kirlenme, felaketlerin asıl nedeni. Bu yüzden, ‘şunu yiyin, bunu yapmayın’ türünde öneriler içeren sağlık kitapları, sağlığımızın kilitlendiği kara kutunun şifrelerini ne yazık ki çözemiyor. Bizler bu öneriler peşinden koşarken, yaşam tarzımız hastalık üretmeye devam ediyor. Sağlık ve hayatımıza geçirilen çuval içinde karanlık bir savaşın kurbanı oluyoruz. Her çeşit yöntemin kullanıldığı bu karanlık savaşın hedefi; bedenimizi ve zihnimizi ele geçirmek. Taşıdığımız bedeni kim yönetecek? Patron kim olacak? Dış dünyadan beynimize üflenen programlar mı, yoksa biz mi? Bu açıdan bakılırsa sorun özgürlük sorunu, çözüm ise bilim ve akıl oyunu.

• Bu bilim ve akıl oyununda akvaryumu kirleten kanalları bilmeden ve bunları temizleyen akıllı filtreler takmadan sağlıklı bir hayata geçmek mümkün değil. İşte, yaşadığımız akvaryumu kirleten kanallar : Ülkemizi çöplüğe çeviren çevre savaşı, toplumun yaşam tarzını yozlaştırıp çürüten medya savaşı, özgür iradeyi yok ederek toplumu uzaktan kumandayla yönetmeye çalışan algı savaşı, beyinleri işgal ederek küresel yaşam tarzını dayatan ve bize ait ne varsa yok eden zihinsel soykırım savaşı, vücudumuzu şişiren boyalı sıvı ve içkileri dayatan su savaşı, Türk toplumunu hasta ederek kırmayı amaçlayan sağlık savaşı, bilimsel yozlaşmaya yol açan bilim savaşı, küresel sağlık anlayışı ve şifreleri…

• Sayısı belirsiz oyunların arka planını gösteren sihirli bir gözlüğe ihtiyaç duyuyoruz. Küresel yel değirmenlerine saldıran Don Kişot’luk yerine, yaşam tarzı filminin perde arkasını gözler önüne sermeliyiz. Küresel yaşam tarzının bilimsel analizini yaparken, bu dayatmanın sağlık ve hayatımızı tehdit ettiğini idrak eden derin akıllar ve karar vericiler için çözüm yollarını sunmalıyız. Çünkü çözüme onlar karar verecek. Onlar çözelim derlerse çözülecek, yoksa kötü kaderimiz devam edecek. Bu amaçla, hastalık üreten bir yaşamdan sağlıklı yaşama geçişin yol haritasını çizerken, sağlık ve hayatımızı kilitleyen şifreyi çözmeliyiz.

• İnsanı tüketim canavarına dönüştüren tüketim hırsı yerine, ruhsal zenginliği artıran Anadolu Erenleri’nin gönül anlayışı çözümün temeli. Batı dünyasının tüketim anlayışı gaz emisyonunu artırır, küresel kıyamete yol açarken, maddi ihtiyaç ve ihtirasları sınırlayan milli kültürümüz yaşam sigortamız olabilir. İsrafı yasaklayan, karıncayı bile düşünen manevi anlayışımız küresel ısınmaya yol açmıyor. Batı dünyasının dünyayı kirleten tüketim hırsının tek tedavi yolu bizim gönül dünyamız. Tabii akıl edenler için.

• Sağlığı ticari meta haline getiren küresel oyunlar karşısında, sihirli gıdalarla oyalanan bir toplumun şok olup uyanması ve sağlık bilincine kavuşması zaman alacaktır. Sağlıklı ve özgür yaşama yöntemlerini içeren düşüncelerin, ülkemizin en ücra köşelerine kadar yayılması ve doktor ithal eden değil, ihraç eden bir ülke olmak dileği ile 14 Mart TIP BAYRAMI kutlu olsun.

11 Mart 2008 Salı

En yararsız 5 egzersiz!



Saatlerini göbeğini eritmek için mekikler çekerek ve oturup kalkarak harcayan herkes size aynı şeyi söyleyebilir, bazı hareketler diğerlerinden çok daha etkilidir. Bazıları da aslında pek bir işe yaramaz. Artık siz vaktinizi boşu boşuna didinerek geçirmeyin diye, en yararsız 5 hareketi sizlere sunmaya karar verdik.


İşte karşınızda en işe yaramaz 5 egzersiz hareketi, eğer çalışma planınız sadece bunlardan ibaretse, programınızı değiştirmenizi öneririz.

Mekik çekme!
Bu aslında gerçekten mükemmel bir egzersiz, tabi doğru yapılırsa ve bir rutini varsa? Çoğu kez insanların iki ay boyunca her akşam 30 mekik çektiğini fakat bir türlü dümdüz bir karna sahip olamadıklarını duyarsınız. Genellikle bunun nedenini de anlamazlar.

Genelde insanlar mekiği yanlış yapıyorlar? Hızlı bir şekilde eğilip kalkmak sadece enerji harcamanıza neden olur, kaslarınızı çalıştırmaz. Doğru tarz, karnınızda bir yanma hissedecek kadar kalkmak ve çok hızlı yapmamaya çalışmaktır.

AB Rocker
Bu aletleri hatırladınız mı? Yakın zamana kadar bütün kanallarda reklamları vardı, neredeyse mekikle aynı şey? Kolay bir şekilde mekik hareketini yapmanızı sağlıyor?

Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, bu alet hiçbir işe yaramıyor, bunu kullanarak baklava şeklinde kaslara asla sahip olamazsınız! Bu alet sadece gösteriş için. Bunun tecrübeyle sabit olduğunu söyleyebiliriz.

Yan mekik
Hareketi biliyorsunuz değil mi? Yere uzanıyorsunuz, bir ayağınızı dizinize koyup, diğer dizinize doğru kalkıyorsunuz. Evet, bu diğerlerine göre daha etkili bir hareket, yan karın kaslarınızı ?azıcık? geliştirir. Fakat her gün, iki yana da 100'er mekik çekiyor olsanız bile, dümdüz bir karına ulaşamazsınız?

Yana doğru eğilme
Üzgünüz fakat ayakta durup bir sağa, bir sola vücudunuzu esnetmek, göbeğinizin küçülmesine hiç yardımcı olmayacaktır.

Elinizde kaldıramayacağınız ağırlıklarla bir o yana bir bu yana eğilip vakit harcamak yerine, bir spor salonuna gidip hareketi nasıl daha doğru yapabileceğinizi sorabilirsiniz.

İncelme kemerleri
Bunlar egzersiz bile değil, eğer bunun farkındaysanız, kendinizi şanslı saymalısınız. Bunlar kaslarınızı zıplatan aletlerden başka bir şey değil. Bunları kullanarak göbeğinizi eritebileceğinizi düşünüyorsanız hemen söyleyelim, ayaklarınızı havaya kaldırıp çekeceğiniz 5 mekik, bunlardan daha etkilidir.

Bu tür aletlere paranızı yatırmayın, hiçbir işe yaramadığı gibi, kas zedelenmelerine de yol açabiliyor. Eğer para harcamak istiyorsanız bir spor salonuna gidin! Söz veriyoruz faydasını göreceksiniz.

9 Ocak 2008 Çarşamba

Ömrünüzü 11 yıl daha uzatmanın formülü!



Hayatınızda ufak değişiklikler yaparak ömrünüze olumlu katkıda bulunabilirsiniz. Üstelik fazla masraf yapmadan hem sağlıklı kalabilir hemde ömrünüzü 11 yıl daha uzun yaşama imkanına sahip olabilirsiniz.

Yapılan bir araştırma, asansör yerine merdivenleri kullanmak ve sürekli oturmayıp arada dolaşmak gibi önemsiz görünen ayrıntıların insan sağlığına etkisinin sanılandan çok daha büyük olduğunu ortaya koydu. İşte Önemsiz Görünen Ayrıntılarla 11 Yıl Fazla Yaşamanın Formülü:

Cambridge Üniversitesi bilim adamlarının, yaşları 45-79 arasında değişen 25 bin kişiyle yaptığı araştırma “uzun yaşam formülünü” basitleştirdi. Araştırmaya göre,

• sigara içmeyi bırakmak 5,

• spor yapmak 3,

• gün içinde 5 kez sebze ve meyve yemek de 3 yıl insan hayatını uzatıyor.

Bilimadamları, bu uğurda çok da çaba harcanmasına gerek olmadığı görüşünde. Zira, araştırmaya göre,

• günlük yemek listesine bir elma veya bir armudun eklenmesi, insan hayatını 2 yıl uzatıyor.

Araştırma, kişilerin ne kadar spor yapmaları gerektiğini ise mesleklerine göre belirliyor.

• Tüm gün oturarak çalışanların bir saat,

• neredeyse bütün gün ayakta duran kuaförlerin veya tezgahtarların 30 dakika egzersiz yapmaları hayatlarını 3 yıl uzatıyor.

• Temizlikçiler, hemşireler veya inşaat işçilerininse ağır çalışma koşulları sebebiyle spor yapması gerekmiyor.

Araştırmada,

• asansörü kullanmak yerine merdiveni tercih etmenin,

• oturmak yerine arada sırada dolaşıp hareket etmenin spor kadar etkili olduğu da vurgulanıyor.

Popüler Yayınlar

Related Posts with Thumbnails
Pasta Tarifleri

Uyarı

Bu site yayınlanan sağlık ile ilgili bilgiler , ziyaretçilerini bilgilendirmek amacıyla yayınlanmaktadır. Burada yayınlanan yazıların tamamı bilgilendirme amaçlı olup, hiçbir şekilde hekim muayenesi ve konsültasyonunun yerine konulmamalı, hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Sağlığınızla ilgili acil durumlarda, bekleme süresi sağlığınızı olumsuz yönde etkileyebileceği için, zaman geçirmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmanızı öneririz.
Genel Kişisel Web