beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2009 Cuma

Her vejetaryen beslenen sağlıklı besleniyor mu?



Şunu da özellikle belirtmek gerekiyor, "Et yemeyen herkes sağlıklı besleniyor" demek değildir. Vejetaryen beslenmenin ince noktaları vardır. Et yemeyince protein, karbonhidrat, yağ, mineral, iyon dengesinin iyi sağlanması gerekir.

Süt, bal gibi hiçbir hayvandal ürünü tüketmeyen Vegan'lar da demir, B12 vitamini, bazı proteinlerin eksikliği görülebilir. En uygun vejetaryenlik laktodur. Süt gibi, hayvanın beslemek için verdiği ürünlerden yararlanabilmektir.

Yumurta yemek mejetaryenler arasında tartışma konusudur. Döllenmiş yumurtayı yemek, bu feslsefeye aykırıdır. Çünkü içinde potansiyel bir canlı taşımaktadır. Döllenmemiş yumurta yenmesinin, hayvanın canına kastetmek olmadığı görüşündeyim. Çünkü içinde potansiyel bir canlı yoktur. Genelde yumurta ağır bir gıdadır. Beyazında yoğun kalsiyom ve bazı proteinler, sarısında ise yüksek oranda B vitaminleri vardır. Sarısının hazmı daha zordur ve yüksek oranda kolesterol içermektedir.

Dr. M. Ender Saraç /Ayurveda

4 Kasım 2008 Salı

Sağlıklı Kilo Almak için

Eğer sağlıklı buna rağmen zayıfsanız ve yüksek kalorili yiyecekler yediğiniz halde kilo alma sorununuz varsa aile bireylerinizi inceleyin. Ailenizin genetik yapısı vücut tipinizin oluşmasına etkilidir. Kilo almak için aşşağıda ki yöntemleri denemenizi öneririz.

Kilo almak istiyorsan yüksek kalorili yiyecekler yemeli hafif egzersizler yaparak hem iştahınızı açarsınız hemde yağ yerine kas oluşmasını sağlarsınız.

Gün içerisinde sürekli birşeyler atıştırın.Yağdaki kalori diğer yiyeceklerdeki kalorilerden daha fazladır. Bolbol bitkisel yağlar, yumuşak margarinler ve fıstık ezmesi yerseniz kilo almanız hızlanır.

Doymuş yağlardan uzak durun. Çünkü doymuş yağlar kolesterolünüzü ve diğer zararlı kan yağlarınızı yükseltir.

Yüksek kalorili bir diyet uyguluyor olsanız bile bunu, tam tahıllar, meyve ve sebzeler gibi işlenmemiş karbonhidratlarla ve yağsız süt, derisi ayıklanmış kümes hayvanı eti, balık, yumurta beyazı, fasulye, yağsız biftek gibi yağsız protein ürünleriyle destekleyerek sağlıklı hale getirebilirsiniz.

Kas yapmak ve kilo almak için en iyi yöntemi bulma konusunda birçok yanlış bilgi bulunmaktadır. Kas yapabilmenin bilinen tek ve güvenli yolu egzersiz yapmaktır.

3 Kasım 2008 Pazartesi

Kahverengi Pirinç Kalp Hastalıklarına İyi Geliyor

ABDli bilim adamlarının ve Tarım bakanlığının yaptıkları araştırmalar sonucunda kahverengi pirincin belirli kanser hastalıklarına ve Kalp hastalığına iyi geldiği kesin olarak belirlendi.Amerikan gıda ve ilaç dairesi FDA; yayınladığı bildiride kahverengi pirincin sağlıklı bir tahıl ürünü olduğu onaylandı. Bu onay, tüketicilerin kahverengi pirinci belirli kanser hastalıklarını ve kalp hastalığını azaltmaya yardımcı bir ürün olarak tanımalarını sağlıyor.

Kahverengi pirinç, kalp hastalıkları ve bazı kanserlere karşı koruyucu etkilerinden dolayı Amerikan Kanser Topluluğu, Amerikan Kalp Birliği ve 2005 Amerikalılar için Diyet Rehberliğini de içine alan halk sağlık topluluğu tarafından tüketicilere öneriliyor.

Kahverengi pirinç paketlerinin etiketlerinde "kalp hastalıkları ve bazı kanser risklerini azaltabilir" ibaresi yer alıyor. Yarım bardak pişmiş kahverengi pirinç; 2 gram lif ve B vitamini, potasyum, magnezyum, selenyum, demir gibi 15 farklı vitamin ve minerali bünyesinde bulunduruyor.

1 Kasım 2008 Cumartesi

Balık, Bebeklerde Egzama Riskini Azaltıyor

Doğumlarından sonraki ilk 9 aylık dönemde balık yedirilen bebeklerde, egzama görülme olasılığının daha az olduğu belirlendi. İsveçli bilimadamlarının yaptığı aaştırma kapsamında, çocukları henüz yeni doğmuş 5 bin aileyle, çocukları 1 yaşına gelinceye kadar görüşüldü.

Araaştırma, balığın, bebeklerde egzama olasılığını yüzde 24 oranında azalttığını ortaya koydu. Bu oran, yağlı veya yağsız balık türlerine göre değişiklik göstermedi. Sonuçları Childhood dergisinde yayımlanan araştırma ayrıca, evde kuş beslenmesinin de bebeklerde egzama görülme olasılığının yüzde 65 oranında azalttığını gözterdi.

Zeka Kaynağı Besinler

Gelelim kadın ile erkekleri daha zeki yapan besinlere.. Amerikalı ve İngiliz bilimadamlarının ortak yürüttüğü bir

çalışmaya göre; erkekler günde 1 avuç fındık tükettiği taktirde daha zeki oluyor. Fındığın erkekler üzerindeki

bir diğer etkisi ise cinsel güçlerini artırması. Kadınları daha zeki yapan gıdaların başında ise balık geliyor.

31 Ekim 2008 Cuma

Kışa Doğru Sağlıklı Beslenme Rehberi

Sonbaharın en büyük özelliği hiç kuşkusuz ki kendine özgü hastalıkları da beraberinde getirmesi. Soğuk algınlığı, grip, bronşit gibi bir çok hastalığın görülme sıklığı bu aylarda artıyor. Dolayısıyla vücudu hastalıklardan korumakla görevli bağışıklık sisteminin aylarca sürecek savaşı da yazın bitmesiyle başlıyor. Havaların serinlemeye başlamasıyla birlikte bağışıklık sisteminizi de güçlendirmeniz büyük önem taşıyor. Bağışıklık sistemini güçlendirmenin en etkili yolu da yeterli ve dengeli beslenmekten geçiyor. Karbonhidrat, protein, vitamin, mineral ve yağdan oluşan besin gruplarını günlük ihtiyacınız kadar dengeli almak enfeksiyonlardan korunmak için büyük önem taşıyor. Peki kışın ne tür besinleri, ne miktarda tüketmeniz gerekiyor, hangi besinleri sık tüketmek bağışıklık sistemini artırıyor?

* Bağışıklı sistemini güçlendirmek için hangi besin gruplarını tüketmeliyiz?


Bağışıklık sisteminde vitamin ve minerallerin önemi büyüktür. Son yıllarda yapılan araştırmalar, antioksidan vitaminlerin (A, C, E vitaminleri) bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve hücre zararı, doku hasarına yol açan serbest radikallerin vücuttan uzaklaştırdığını göstermiştir. Yumurta, süt, balık, ıspanak, havuç, kayısı gibi sarı, turuncu ve yeşil sebze ve meyvelerde bulunan A vitamini güçlü bir antioksidandır. Vücutta savunma sisteminde görev alır, lenfosit yapımı ve antikor oluşumunu arttırır böylece enfeksiyonlara karşı vücudu korur. Bağışıklık sistemini güçlendirmek için koyu yeşil yapraklı sebzeler sık tüketilmeli, her gün 3-4 adet kuru kayısı yenilmeli, haftada 1-2 kez yumurta tüketilmeli ve aynı zamanda kaliteli protein içeriğinden dolayı düzenli süt ürünleri ve süt tüketilmelidir.


* C vitaminini doğal yollardan almak için hangi besinleri tüketmeliyiz?

Önemli antioksidanlardan bir diğeri de C vitaminidir. C vitamini virüs engelleyicidir, vücuttan zararlı maddelerin atılmasını sağlar, vücudu bakteri toksinlerinden korur, savunma sistemini güçlendirir. Yeşil biber, maydanoz, tere, roka, karnabahar, ıspanak, portakal, limon, mandalina, kuşburnu gibi besinler bol miktarda C vitamini içerir.

* E vitaminini ne kadar tüketmeliyiz?

Fındık, ceviz, badem gibi yağlı tohumlar, sıvı yağlar, kurubaklagiller, tahin gibi besinlerde bulunan diğer bir antioksidan da E Vitaminidir. E vitamini de güçlü bir antioksidandır ve bağışıklık sisteminde görevlidir. Yemeklere sıvı yağ koymak, haftada 2 kez kurubaklagil tüketmek, haftada 2-3 kez 6-7 fındık, 2-3 ceviz tüketimi ile E vitamininin yeteri kadar tüketimi sağlanabilir.

* Soğuk havalarda yağ tüketimini nasıl ayarlamalıyız?

Yağ tüketiminin miktarı ve çeşidi bağışıklık sistemi üzerinde etkilidir. Günlük tüketilen yağ miktarının fazla olması bağışıklık sisteminin baskılanmasına sebep olur. Bu yüzden yağ tüketimi kısıtlanmalı, kızartma, kaymak, cips, pasta, krema gibi yağlı besinleri tüketmekten kaçınılmalıdır. Balık, balık yağı, fındık ve cevizde bulunan omega-3 yağ asitleri ise antioksidandır ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkilidir. Ayrıca zeytinyağı, fındık yağı gibi sıvı yağlarda bulunan omega-9 yağ asitleri de bağışıklık sistemini olumlu etkiler. Bu yüzden haftada 2 ya da 3 kez balık, 6-7 fındık, 2-3 ceviz tüketilmesi, zeytinyağlı salata ve sebze yemeklerinin her gün düzenli yenmesi önerilmektedir.

* Probiyotik ürünler yararlı mıdır?

Probiyotikler: Bağışıklık sisteminin uyarılması, barsakların enfeksiyonlara karşı korunması, immünoglobilinlerin (savunma sisteminde görevli) yapımının artırılmasına, immünoenflamatuar hastalıkların önlenmesinde etkilidir. Probiyotik içeren besinlerin (yoğurt v.b.) düzenli tüketilmesi vücut açısından yararlıdır.

* Besinlerin dışında vitamin tabletleri kullanmak gerekli mi?

Vitamin - mineral tabletlerinin sağlığı korumak için doktorun önerisi dışında kullanılması yanlıştır. Çünkü bazı vitaminler vücutta depo edilmektedir. Fazla kullanımı karaciğerde fazla depolanmasına ve böylece vücuda toksik etki yapmasına yol açabilmektedir. Ayrıca vitaminlerin fazla alınması böbrek taşları gibi sağlık problemlerine neden olabilmektedir. Doğal besinlerden alınan vitamin ve minerallerin vücuda yararlılıkları daha fazladır. Ayrıca doğal besinlerden sadece vitamin değil aynı anda posa, karbonhidrat, vitamin gibi çeşitli besin gruplarını da bir arada alabilmekteyiz. Doktora danışmadan sürekli vitamin kullanımı doğru değildir.

* Dikkat edilmesi gerekenler

* Gün içerisinde tüketilen karbonhidrat, yağ, protein, mineral ve vitaminlerin dengeli ve yeterli tüketilmesi önemlidir.
* Kızartmalar, kaymak, pasta, börek gibi hamur işleri, cips, krema, sakatat, salam, sucuk gibi yağ içeriği yüksek gıdaların tüketimi sınırlandırılmalı, ızgara, buğulama, haşlama gibi pişirme yöntemleri kullanılmalıdır.
* Çay ve kahve yerine C Vitamini içeren kuşburnu, ıhlamur, adaçayı gibi bitki çayları tüketilmelidir.
* Vücuttan toksik maddelerin uzaklaştırılması için 2-2.5 litre su tüketilmelidir.
* Haftada 3 gün düzenli egzersiz yapılmalıdır.
* Her öğünde salata ve sebze tüketilmelidir.
* C Vitamini yüksek miktarda içeren turunçgiller, yeşil biber, karnabahar, ıspanak, roka, tere gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler ve meyveler düzenli tüketilmelidir.
* Haftada 2-3 kez düzenli balık tüketilmelidir.
* Yumurta, süt, yoğurt, peynir, et grubu gibi yüksek protein içeren gıdaların düzenli tüketimine özen gösterilmelidir.
* Haftada 2 kez mercimek, barbunya, nohut gibi kurubaklagiller tüketilmelidir.

* Sonbahara özel beslenme programı;

Sabah: 1 dilim yağsız peynir - 5 adet zeytin - domates-salatalık-roka-biber - 1 tatlı kaşığı pekmez - 1-2 dilim tam buğday ekmeği - yeşil çay
Veya; 1 bardak süt - 6-7 kaşık buğday gevreği - 3-4 adet kuru kayısı - 2 ceviz
Ara: 3-4 adet kuru kayısı
Öğle: Izgara tavuk - Karışık zeytinyağlı salata - 1 kase yoğurt - Zeytinyağlı sebze yemeği - 4-5 kaşık kepekli makarna
Ara: 1 porsiyon meyve - 1 bardak ayran
Akşam: Buğulama balık - bol salata - 1-2 dilim tam buğday ekmeği
Gece: 1-2 porsiyon meyve

29 Ekim 2008 Çarşamba

Sekiz mucize gıda

Uzmanlar, sağlıklı yaşam için her zaman kolaylıkla bulunabilen en sağlıklı sekiz gıdayı açıkladı.

Mayo Clinic uzmanlarına göre günün en önemli öğünü kahvaltı. Zayıflamak isteyen bir kişi için kilolarını kontrol etmenin tek yolu sağlıklı bir kahvaltıdan geçiyor.

İşte uzmanlardan sağlıklı yaşam için öneriler:

SAĞLIKLI KAHVALTI

3 gruptan bir besin seçin

Sağlıklı bir şekilde zayıflamak için şart olan kahvaltıda, aşağıdaki üç besin grubundan birer besin maddesi seçilmesi gerekiyor:

- Sebze ve meyveler: Taze sebze ve meyveler, sebze-meyve püreleri ya da şeker eklenmemiş meyve suyu.

- Tahıl: Bir çeşit tahıl ekmeği, mısır gevreği ya da bir çeşit çörek

- Süt ürünleri: Az yağlı peynir, az yağlı bir kase yoğurt ya da yağsız süt

SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN 8 MUCİZE GIDA

İşte Mayo Clinic uzmanları tarafından önerilen ve her zaman kolaylıkla bulabileceğiniz en sağlıklı 8 gıda.

Kırmızı mercimek: Çok iyi bir demir, magnezyum ve fosfor kaynağıdır. Düşük kalorilidir. Kronik rahatsızlıklardan ve kanserden korur. İçerdiği fosfor sayesinde hafızayı dinç tutar.

Elma: Bünyesinde barındırdığı pektin isimli maddeyle kötü kolesterol ve glükoz seviyesini düşürür. Tazesi en büyük C vitamini kaynaklarından birisidir. Hücreleri ve damarları koruyarak vücuda demir girişini kolaylaştırır.

Yaban mersini: İdrar yolu iltihabından korur. Hafızayı geliştirir. Sağlıklı yaşlanma sağlar. Çok düşük kaloriye sahip olup, lif ve C vitamini açısından zengindir.

Brokoli: İçinde bol miktarda kalsiyum, potasyum ve lif olması sayesinde kalp rahatsızlıkları ve kanserden korur. Hücreleri hasardan korumaya yarayan A ve C vitamini açısından zengindir.

Badem: Yemişler arasında en fazla kalsiyumu bünyesinde barındırır. Lif, magnezyum ve demir bakımından zengindir. En iyi protein kaynaklarından biridir. Kolestrerol seviyesini düşürür.

Somon: Mükemmel bir Omega-3 kaynağıdır. Tansiyonu düşürür, kalp krizi ve felç riskini azaltır. Çok az doymuş yağ ve kolesterol içerir.

Ispanak: A, B, ve C vitaminleri ile demir, magnezyum ve kalsiyum barındırır. Bağışıklık sistemini canlandırır, deri ve saçları sağlıklı tutar.

Sebze suyu: Likopen açısından son derece zengindir. Kanser ve kalp krizinden korur.

Stresi artıran ve bastıran besinler

Beslenme uzmanları, besinlerin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini açıkladı.

Besinlerin ruh sağlığı üzerinde önemli etkileri bulunuyor. Bazı gıdalar rahatlamaya yardımcı olurken bazıları stresi artırabiliyor.

Bu durum, metabolizmanın alışık olduğu düzenin dışına çıktığı ramazan ayında daha fazla önem kazanıyor. Ramazanda öğün sıklığının azalması, uzun açlığın ardından yüksek kalori alımı ve hareketsizlik sonucu kas kitlesi azalıyor, enerji yakımına bağlı olarak da vücudun çalışma hızı düşüyor.

Yeme alışkanlıklarındaki bu değişikliğin hem metabolizmayı hem de ruh sağlığını etkilediğini söyleyen Diyetisyen Berrin Yiğit, İngiltere’de yapılan ve gıdaların ruhsal yapı üzerindeki etkilerini inceleyen bir araştırmaya dikkat çekiyor. Yiğit, besinlerin, ‘Stres Artıran’ ve ‘Destekleyici’ olarak iki grupta toplandığını söylüyor.

ŞEKERİ AZALTIN MEYVEYİ ARTIRIN

“Metabolizmanın alışık olduğu düzenin dışına çıktığı ramazanda, daha fazla stres yaratmadan doğru beslenebilirsiniz. Mutfağınızda ve besin seçimlerinde küçük değişimler yaparak hız kazanmak elinizde” diyen Yiğit, İngiltere’de 200 kişi üzerinde ve anket yöntemiyle yapılan çalışmanın sonuçlarını şöyle özetliyor:

“Katılımcılar ‘Stres Artıran Besinler’ olarak nitelendirdikleri besinleri diyetlerinden tamamen çıkardıkları veya azalttıkları takdirde daha dengeli moda girdiklerini belirtmişler ve şekere yüzde 80, kafeine yüzde 79, alkole yüzde 55 ve çikolataya yüzde 53 oranında veda etmişlerdir.

Öte yandan “Destekleyici Besinler” olarak nitelendirilen grupta yer alan su yüzde 80, sebzeler yüzde 78, meyveler yüzde 72 ve balık yüzde 52 oranında artırılmış. Bu şekilde beslenmenin ruh sağlığı ve stres yönetimi konusunda olumlu etkileri gözlenmiş.”

STRESİ AZALTAN 10 BESİN

1. Pancar: En ideali konserve deil, taze ve çiğ tüketmektir. Çünkü ısı pancarın antioksidan kapasitesini düşürür. Salatanıza 1 tam pancarı irice rendeleyip limon ve zeytinyağından oluşan sosla tüketmelisiniz.

2. Lahana: Çok düşük kalorili ama zengin besleyicilikte olan lahana kansere karşı en üstün koruyuculukta olan sülfürlü bileşiklerden zengindir, vücudun serbest radikallere karşı savaş mekanizmasını güçlendirebilmektedir. Kara, beyaz ve mor lahanayı ayırt etmeyin ve beslenmenizde maksimum yer vermeye çalışın.

3. Avakado: Yağlı olduğu için tercih edilmez, Türk mutfağında da fazla yeri yoktur ancak salatalara, mezelere, çorbalara eşsiz besleyicilik ve lezzet katar.

4. Pazı: İçeriğinde muhteşem bir lutein, zeaksantin hazinesi saklamaktadır. Bu iki önemli antioksidan retinayı koruyan göz sağlığı için yararlı karetonidlerdendir. Pazı ile aynı familyadan koyu yeşil yapraklı diğer sebzeleri de göz ardı etmemelisiniz.

5. Tarçın: Kan şekeri dengesini koruyarak hem iştah mekanizmasını destekler hem de kalp sağlığı için faydalıdır. Çay, kahve, tatlılar ve bazı sebze yemeklerine serpebileceğiniz tarçın özellikle süt, mısır gevrekleri ve sütlü tatlılarla harika uyumdadır. Özellikle karanfille birleştirdiğiniz takdirde çok daha etkili olacaktır.

6. Semizotu: University of Texas at San Antonio araştırmacılarına göre semizotu omega 3 yağ asitlerinden en zengin sebzedir. Diğer sebze ve meyvelere kıyasla, semizotu kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatan melatoninden 10-20 kat daha zengindir.

7. Nar: Harika antioksidan kaynağı, kalbe giden kan akışının belirgin oranda azaldığı da belirlenmiştir.

8. Yeşil çay: Ramazanda gün boyu özlenen çay ve kahve iftar sonrası oldukça fazla tüketilir. Oysa ki yavaşlayan metabolizmaya destek olmak adına yeşil çay içmeye özen gösterilmelidir.

9. Kuru erik: Neoklorojenik ve klorojenik asitlerden zengin olan kuru erik hücrelere ciddi yapısal zararlar verebilen serbest radikallerin bozulmasına yardımcı olabilmektedir.

10. Kabak çekirdeği: Magnezyum ihtiyacını karşılamaya yardımcı en iyi besinlerdendir. Fransız araştırmacılara göre kanlarında maksimumda magnezyum olan bireylerin olmayanlara göre erken ölüm riskleri yüzde 40 daha azdır. Ancak kabak çekideği faydalı olduğu kadar kalorilidir de bu nedenle ayıklanmış kabak çekirdeğinden günde en fazla 1 yemek kaşığı tüketmelisiniz.

Çin çikolatasında melamin bulundu

İngiliz yetkililer, Çin çikolatasında kimyasal madde olan melamin bulunduğunu belirtti.
İngiliz şekerleme şirketi Cadbury'nun bir sözcüsü, Çin yapımı çikolatalarına yapılan ön testlerde kimyasal madde melamin bulunduğunu bildirdi.

Adı açıklanmayan sözcü, çikolatalarında tespit edilen melamin maddesinin miktarının ne kadar olduğunu belirtmek için erken olduğunu söyledi. Şirket tarafından daha önce yapılan açıklamada, Çin yapımı çikolatalarının güvenli olup olmadığı konusunda şüpheleri bulunduğu bildirilmiş ve bu çikolataların önlem olarak geri çekildiği açıklanmıştı.

Hon Kong hükümeti, Cadbury'nun Asya Pasifik şubesinin, merkezdeki Gıda Güvenliği birimine, Çin'in başkenti Pekin'deki fabrikasında üretilen 11 çeşit çikolatanın toplatıldığını bildirdiğini duyurmuştu.

Açıklamada, ürünlerde melamin bulunup bulunmadığı belirtilmemişti.

Batı tarzı beslenmede kalp riski

Kızartma, tuz ve et bakımından zengin olan Batı tarzı beslenmenin kalp krizi riskini artırdığı ortaya kondu.

Kanada'da yapılan bir araştırma, kızartma, tuz ve et bakımından zengin Batı tarzı beslenmenin kalp krizi riskini artırdığını gösterdi.

Amerikan Kalp Birliği'nin dergisi Circulation'da yayımlanan araştırma, kızartılmış ve tuzlu besinler yerine sağlıklı besinler yemenin, dünyada kalp krizi vakalarını üçte bir oranında azaltacağını ortaya koydu.

Ontario'daki Nüfus Sağlığı Araştırma Kurumu Başkanı profesör Selim Yusuf'un liderliğindeki araştırma ekibi, 52 ülkede 16 bin kişiyi inceledi ve dünya üzerinde 3 beslenme tarzı tanımladı.

Bunlar arasında yağ, tuz ve etin ağırlıklı olduğu Batı tarzı beslenme, kalp krizi riskinin yaklaşık yüzde 30'unun nedenini oluşturuyor. Daha çok Afrika'da rastlanan meyve ve sebze ağırlıklı beslenme tarzı ise bu riski üçte bir oranında azaltıyor. Tofu, soya ve diğer soslar bakımından zengin Doğu tarzı ise kalp krizi riski için bir fark yaratmıyor.

24 Eylül 2008 Çarşamba

Üzüm Çekirdeği antioksidan kaynağı

Üzüm Çekirdeği ( Vitis vinifera ); Fransa' da güçlü bir anti-aging ( yaşlanma etkilerini azaltıcı ) kaynağı olarak sunulmakta ve Amerika Birleşik Devletleri'nde de hızla popüler olmaktadır.

Üzüm çekirdeği, bioflavonoidlerin proanthocyanidin adlı benzersiz bir tipini içerir. Bu maddenin, C vitamini ile aynı yönde etkileri vardır ve C vitamininin aktivitesini oldukça artırır. Gerçekte bazı araştırmacılar üzüm çekirdeği ekstresinin, C vitamininin hücrelere girmesine yardım ettiğini düşünmektedirler.

Böylece, üzüm çekirdeği ekstresi, hücre zarlarını güçlendirirerek hücreleri oksitlenme hasarlarından korur. Proanthocyanidinler ayrıca yabanmersininde , kola fındığında ve diğer bazı sebze ve meyvelerde de bulunur.

Kanser Savaşçısı : Üzüm çekirdeği, güçlü bir antioksidandır ve vücudu serbest radikallerden temizler. Serbest radikaller , normal hücrelere saldırabilen, onları harap eden veya mutasyona uğratan dengesiz oksijen molekülleridir.

Serbest radikal hasarlar, kansere eşlik eden bir çeşit hücre büyümesine yol açabilirler. C vitamini kendi başına güçlü bir antioksidandır fakat araştırmalar üzüm çekirdeği ekstresi gibi proanthocyanidinlerle beraber çok daha etkili olabileceğini öne sürmektedir.

Kalp hastalığı : Bazı araştırmalar üzüm çekirdeği ekstresi gibi antioksidanların, arterlerde plak veya yağ birikimlerinin oluşmasına katkıda bulunabilecek düşük yoğunluklu lipoprotein ( LDL ) veyahut "kötü" kolesterol gibi kan lipitlerinin oksidasyonunu önleyebileceğini doğrulamıştır.

Anti-İltihapsal : Üzüm çekirdeği, artrit ve alerjiler gibi yaygın hastalıkların tedavisinde kullanılan bir anti-iltihapsaldır. Bir çok bioflavonoid, iltihaplanmayı teşvik eden bazı enzimlerin salınımını baskılar. Artrit durumunda serbest radikal hasarın, bu hastalığa eşlik eden eklem ağrısında ve şişmelerde payı vardır.

Dolaşım : Kılcal damarlar, serbest radikal hasar tarafından kolayca tahrip edilebilecek küçük kan damarlarıdır. Ek olarak hücreler yaşlanırken, kolajen ( Collagen : Kılcal hücreler de dahil hücrelerin onarımında ve büyümesinde önemli olan bir protein lifi ) kaybeder.

Zayıflayan kılcal damarlar, kolay morarmaya ve varis geliştirmeye yatkın hale gelir. Üzüm çekirdeği ekstresi, kılcal damarları güçlendirmeye iki şekilde yardım eder. Üzüm çekirdeği, serbest radikal saldırıdan koruyarak kılcal damarların zayıflamasını engellemeye yardım edebilir.

Ayrıca C vitamini kolajenin üretimi için gerekli olduğu için ve üzüm çekirdeği ekstresi C vitamininin performansını geliştirdiğinden dolayı kolajen üretimi ile de ilgilidir.

Ender saraç Maca ( maka ) bitkisi hapı

Maca (Lepidium Meyenii); Güney Amerika (Peru) kökenli bir bitkidir.Tarihdeki kullanımı İnkalara kadar uzanan Maca bitkisi, Peru halkı tarafından yüzyıllardan beri hem bir besin hem de şifalı bir bitki olarak güven ile kullanılıyor.

Maca bitkisinin köklerinin besin değeri çok yüksektir. Maca kökü; karbonhidrat, protein, fiber ve esansiyel mineraller (özellikle selenyum, kalsiyum magnezyum ve demir) bakımından zengindir. Ayrıca linolenik asit, palmitik asit, oleik asit, steroller ve polisakkaritler içermektedir.

Maca, bu bölgede stresle başa çıkma, libido (cinsel istek) ve kuvvet verici bir tonik olarak iyi bir şöhreti vardır ve cinsel hayatlarına heyecan katmak ya da daha ilginç hale getirmek isteyen hem kadınlar hemde erkekler tarafından kullanılmaktadır.

Latin Amerika’ nın pek çok yerinde ise, içerik açısından aynı olmadığı halde, “Peru Ginseng” diye anılır ve tıpkı ginseng gibi enerji seviyesini yükseltmek, daha güçlü ve dayanıklı olmak, yorgunluk ve halsizliği azaltmak ya da gidermek ve cinsel güç için veya bunların değişik kombinasyonları için pek çok kişi tarafından kullanılır.

Fakat Maca artık sadece Peru ya da Latin Amerika’da değil başta A.B.D, Avrupa ve Japonya olmak üzere birçok ülkede biliniyor ve bir takviye ürün olarak Türkiye'de de eczanelerde satılıyor.

Faydaları ve Kullanım Alanları:

* Aşırı yorgunluk, bitkinlik ve halsizlik hissine karşı enerji seviyesini yükselterek yardımcı olur.
* Fiziksel ve duygusal (zihinsel) dinginlik hissi verir.
* Kuvvet verici, dayanıklılık ve atletik performansı arttırıcı etkisi vardır.
* Strese karşı fiziksel ve zihinsel olarak adaptasyon sağlanmasına yardımcı bir adaptojendir.
* Hem erkek hem de kadınlarda libido, cinsel istek ve arzuyu arttırıcı etkisi vardır.
* Vajinal kuruluk ve menopoz semptomlarına karşı yardımcı olur.
* Kadınlarda cinsel uyarıcı ve vajinal ıslanmaya yardımcı etkisi vardır.
* Erkeklerde cinsel iktidarsızlık ve sertleşme problemlerine yardımcı olabilir.
* Her iki cinste de doğal hormon dengeleyici etkisi vardır.

Kullanım Önerisi: Günde 2 kez 1 kapsül alınabilir. Bilinen herhangi bir yan tesiri yoktur.

Ender Saraç'ın tavsiye ettiği 7 şifalı maddeli zayıflama hapı Bio Silhouette

Bio-Silhouette, yüksek kaliteli diyet desteği olarak etkili bir biçimde kilo vermeye yardımcı olmak amacı ile hazırlanmıştır.

Bio-Silhouette, dört aktif madde içermektedir: L-karnitin, krom, ko-enzim Q 10, garnicia cambogia. Kalıcı kilo vermeye yardım eden özel bir besin karışımıdır.

Bio-Silhouette, açlığı bastırabilir, yağların yakılmasını ve içerdiği besin takviyeleri ile vücudun daha etkili kilo kontrolünü sağlayabilir.

Bu, kilo almadan sağlıksız bir şekilde besin tüketilebileceği anlamına gelmez; fakat dikkatli besin tüketimi ile düzenli kilo vermeye devam edilebileceği anlamına gelir. Bu preparat vücudun yağ, karbonhidrat ve protein kullanımını arttırırken aynı zamanda çikolata ve tatlı isteğini bastırmayı amaçlamaktadır.

34 kadın üzerinde plasebo kontrollü olarak yapılan bir araştırmada, 3 ay sonunda Bio-Silhouette grubu ortalama 9 kilo, kontrol grubu ise 6.4 kilo vermiştir. Yüzde 40'lık farkın yanı sıra, Bio-Silhouette kullanan grupta açlık ve şeker isteği azalmış ve kendilerini daha iyi hissettiklerini ifade etmişlerdir.*

Bio Silhouette'te Yer Alan 4 Aktif Madde Vücutta Farklı Etki Gösterir:

.Karnitin, serbest yağ asitlerinin metabolize edilmesine yardımcı olabilir.
.Krom, çikolata, şeker gibi tatlı besinleri tüketme isteğini azaltabilir.
.Ko-enzim Q 10 enerji mekanizmasında rol oynar
.Garnicia cambogia iştahı azaltabilir ve yağları kullanmaya yardımcı olabilir.

Gıda alımında önemli kesinti temeline dayanan şok diyetlerin aksine, Bio-Silhouette en üst düzeyde biyokimyasal denge içinde uzun süreli sağlıklı kilo kaybına yardımcı olur.

Kullanım Önerisi: Günde 3 kere 1 tablet, yemeklerden önce bol su ile alınması önerilir.

İçerik:
Krom 90mcg...........................Tatlı isteğini azaltıyor
Co-enzyme Q10 30 mg..........Yaşlanma karşıtı,enerji veriyor
L-Carnitin 150 mg..................Yağ yakımına yardımcı
Lif(Garnicia Cambogia Rind ekstresi) 900 mg.......İştah azaltıcı

Bio-Silhoutte nispeten daha güvenilir bir haptır.
Bol su içmek şartı ile kullanabilirsiniz.

Ender saraç bamya çorbası tarifi

Malzemeler:

1 su bardağı dolusu kuru bamya
1 çorba kaşığı dolusu tam buğday unu
1 tatlı kaşığı domates salçası
2 çay kaşığı zeytin yağı
4 su bardağı sebze suyu
kuzu eti

Hazırlanışı : Sebze suyunun içine buğday unu,domates salçası ve zeytinyağını koyup karıştırdıktan sonra içine bamyaları koyarak kısık ateşte pişirin.İçine önceden pişirilmiş fazla yağı alınmış kuzu etini katabilirsiniz.

Ender saraç cheese kek tarifi

Malzemeler:

300 gram lor peyniri
200 gram light süt
3 adet yumurta
2 yemek kaşığı dolusu pekmez
1 tatlı kaşığı nişasta
Tabanı için yulaflı bisküvi

Hazırlanışı: Yulaflı bisküviyleri ezerek toz haline getirdikten sonra kek kalıbının altına yayıp bastırarak düzleştirin. Sertleşmesi için buzlığa koyun.

Light sütün birazını ısıtıp içinde pekmezi erittikten sonra ılınmaya bırakın.

Sütün geri kalanına lor peynirini,yumurtaları,nişastayı ilave ettikten sonra mikserle homojenize olana kadar iyice karıştırın.Oda sıcaklığı kadar ılınmış olan pekmezli sütü ilave ederek karıştırmaya devam edin. Bu karışımı buzdolabından çıkardığınız kek kalıbına koyun.

Önceden 160 derecede ısıtılmış fırına koyarak 30-35 dakika üzeri hafif kahverengi olana dek pişirin.

Kalsiyum,protein ve içindeki pekmezden dolayı demir açısından zengin,besleyici ve şişmanlatmayan bu keki çocuğunuzun beslenme çantasına koyabilirsiniz.

21 Eylül 2008 Pazar

Çörek otunun faydaları

İnsan vücudu, doymamış yağ asitlerini üretemediği için, dışarıdan almaya mecburdur. Bir gram çörek otu yağı, bu açıdan günlük ihtiyacımızı karşılamaktadır.

Çörek otunun diğer tesirleri

•Çörek otundaki nigellon ve alfa-pinen gibi eterli yağlar, solunum borusunu genişletip kramp gidericidir. Ayrıca ifrazı geliştirip öksürüğü hafifletir. İltihap giderici, ağrı dindirici ve idrar söktürücüdür. Devamlı kullanımda kan şekerini düşürür.

•Çörek otundaki B1, B2 ve B6 vitaminleri, birçok enzimlerin üretiminde önem taşır. Zira bunlar, savunma ablukalarını yok eder ve boyun altı bezini; dolayısı ile savunma sistemini güçlendirir. Folasidi vitamini ise, kalp ve tansiyon hastalıklarının riskini azaltır. Bunun yanısıra hücre yenilenmesinde de lüzumlûdur.

• Beta karotin, A, E ve C vitamini, selen gibi antioksitler vücudun savunma sistemini güçlendirir. Selen, vücudun zehirli maddeleri atmasında yardımcı olur.

Çörek otunun faydaları:

Bu kadar mükemmel olarak yaratılan çörek otu, bütün bu özellikleri ile:

•Mikrop, virüs ve mantarlara karşı öldürücü tesire sahiptir.

•İfraz boşaltıcı ve solunum borusunu genişleticidir.

•Kan şekerini düşürür.

•Damar hastalıklarını önler.

•Hazmı kolaylaştırır.

•Vücuttaki zehirleri süzerek atar.

•İdrar söktürücü özelliği ile safraya iyi gelir.

•Yaraların çabuk iyileşmesini ve hücrelerin yenilenmesini hızlandırır.

•Alerjiyi önler.

•Savunma sistemini dengeler.

•Hormon sistemini ve ruh hâlini sağlamlaştırır.

Özel hallerde faydaları:

•Çörek otu, müzmin hastalıklarda şaşırtıcı iyileşmeler sağlar. Çocuklarda özellikle sinir ve deri hastalıklarına, astım ile alerjiye iyi gelir.

•Çörek otu ürünleri (yağ ve ezilmiş bal karışımlı) hamilelik devresindeki şikayetleri azaltır. Yan tesiri olmayıp, bu devredeki hanımlara ve bebeklerini ana sütüyle besleyenler için süt kalitesinin bebeğe daha yarayışlı olmasını sağlar.

•Egzamalı deriye sık sık çörek otu yağı sürüldüğünde deri çabuk iyileşir. Yine deri hastalıklarında mikrop öldürücü tesirinden dolayı çok fayda verir.

Bazı Hastalıklarda Çörek Otu:

•Hazım zorluğu ve mide şişkinliklerinde çörek otu eskiden beri bilinmektedir.

•Hemoroite iyi gelir, çünkü damarları güçlendirir ve kan dolaşımını hızlandırır.

•Romatizma, şeker hastalığı ve kolesterolün yükselmesi gibi metabolizma hastalıklarına faydalıdır.

•İktidarsızlık ve kısırlıkta yine yarar verici tesire sahiptir. Çünkü çörek otu, cinsî hormonları tanzim etmekte, bedenî ve ruhî olarak zindelik ve dinçlik vermektedir.

•Çörek otu yağı kadınlardaki ay hâli sancıları ve diş ağrılarına karşı yine başarıyla kullanılmaktadır.

Sağlıklı olmak için çörek otu kürü:

Tabii muhtevası ile savunma sistemine, metabolizma ve hormonlara iyi gelen çörek otu, vücudu toksin adı verilen zehirli maddelerden temizler, kan dolaşımını güçlendirir ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Cildi parlaklaştırır. Düzgün bir cilde, parlak saç ve gözlere sebep olur. Sağlıklı ve hayat dolu bir görünüm sağlar.

Çörek otu savunma (immün) sistemini güçlendirdiğinden, kanser, AIDS gibi çağın hastalıklarına karşı tavsiye edilmektedir. Yine tansiyon ve ateş düşürücü ve tabii antibiyotik tesirleriyle yaygın hastalıklara şifâ olmaktadır. Başta astım ve polen alerjisi olmak üzere alerjik hastalıklara, saç dökülmesine ve kepeğe karşı da tesirlidir.

18 Eylül 2008 Perşembe

Gürkan Kubilay adet dönemi öncesi tatlı krizi

Adet dönemi öncesinde tatlı krizinin sebepleri psikolojik kökenlidir. Kişi kan kaybettiğini düşünüp tatlı yemek ister. Aslında kan kaybı yoktur, sadece yumurtalıkta döllenmemiş kirli kan vücuttan dışarı atılmaktadır.

Her ay 21-28 günlük dönemler halinde erişkinliğe adım atılan süreç ve sonrası, her kadının yaşadığı bir dönemdir. Vücudumuz bu sürece hazırlanırken, biz kadınları belli sıkıntılar bekler.

Öncesinde vücudumuz su tutmaya başlar, şişkinlik, baş ağrısı, gerginlik ve sivilce gibi sorunlar ortaya çıkar.

Bizim bilimsel olarak ödem dediğimiz, yalancı kilo diye adlandırdığımız, adet öncesinde başlayan su tutumu, adet sürecinin 4'üncü gününden itibaren yavaş yavaş çözülür.

Bu dönemde metabolizmamız biraz daha fazla çalışır ki; bu da daha çok enerji ihtiyacını beraberinde getirir. Biz beslenmemizden karbonhidrat ihtiyacımızı tam karşılamıyorsak, vücudumuz eksik olan şeyi tamamlamak için sinyal verecek ve canımız tatlı isteyecektir.

Günlük öğünlerinizi 3 ana ve 3 ara öğün şeklinde ayarlarsanız bu sorunu yaşamazsınız. Ayrıca sağlıklı ve dengeli beslenme de yine tatlı krizlerinin çözümüdür. Geri kalan ise psikolojik bağımlılıktır. Çünkü tatlı vücuda sakinlik verir ve mutluluk hormonu salgılatır.

Bunu yenmek sizin elinizdedir. Alınabilecek tedbirler ise şöyle sıralanabilir

* Yeterli ve dengeli beslemeye dikkat edin, ana öğünlerin yanına ufak ara öğünler ekleyin. Örneğin, kuru üzüm bile olabilir. hem tatlı hem de demir içerir.

- Aşırı tuz tüketmeyin.

- Bol miktarda su için.

- Tatlı tüketmeye yönelmeyin.

- Sinirsel faaliyetlerin düzeni B grubu vitaminler tarafından sağlanır. Bu noktada sağlıklı beslenme kuralları daha çok önem kazanır. Yani her besin grubundan, günlük her öğünde almak gerekir.

- Alkol almayın, ödemi artırabilir.

- Demir içeriği yüksek olan gıdaları tüketmeye özen gösterin. Demir kaynakları; karaciğer, tüm kırmızı etler, yumurta, kuru baklagiller, pekmez, siyah üzüm (taze ya da kurusu), yeşil yapraklı sebzelerdir ama en iyi emilim hayvansal kaynaklı besinlerden olur. Demir içeriği yüksek bir besin tüketirken o öğüne mutlaka C vitamini içeren bir salata, domates, taze sıkılmış portakal suyu eklemek gerekir.

- Bu dönemdeki tartı artışlarıyla moralinizi bozmayın. "Bu süreçte kilo verilmez" diye bir şey söz konusu değildir.

- Mide bulantılarınız oluyorsa yemeklere limonla tat verebilirsiniz. Yemekler yağ oranını azaltarak, ızgara veya haşlama ya da buğulama olarak tüketilebilir.

Yağ Yakan Çorba

Malzemeler:
* 2 demet taze soğanya da 1 büyük boy ince doğranmış soğan/pırasa
* 1 orta boy karnabahar veya 2 orta boy brokoli
* 125 gram ıspanak veya doğranmış orta boy lahananın yarısı
* 1 adet irice sarı biber
* 6-8 adet doğranmış kereviz sapı
* 2-3 adet büyük boy ince dilimlenmiş havuç
* 1 ölçek ev yapımı tavuk ya da sebze suyu
* 4-5 adet olgun domates
* Yarım limon suyu
* 1 ufak avuç irice doğranmış maydanoz
* 2 diş sarımsak (isteğe bağlı)
* Yarım çay kaşığı pul biber (isteğe bağlı)
* 1-2 çay kaşığı dövülmüş hardal ve kişniş tohumu (İsteğe bağlı)

Hazırlanışı: Domates dışındaki tüm sebzeleri ve baharatları büyük bir tencerenin içine koyun. Tavuk ya da sebze suyunu ekleyin ve gerektiği kadar su ilave edin. Kaynamaya başlayana kadar kısık ateşte pişirin. Ardından domatesleri ve limon suyunu ekleyin. Taze otları ve sarımsağı ve pul biberi kattıktan sonra yarım saat kısık ateşte pişirin.

Maş fasulyesi ve faydaları

Maş fasulyesi bağırsak düzenleyici ve şeker düşürücüdür.

Şeker hastaları için gerekli olan B vitaminlerini içermektedir.

Maş fasulyesinin içeriğinde bol protein ve lif bulunur.

Maş fasulyesinin hücre yenileyici özelliği de vardır.

Güneydoğu Anadolu mutfağında çok kullanılan, ufak, yeşil bir fasulye türüdür. Akdeniz Bölgesi'nde de Toroslarda yetişir ve 'cin börülcesi' olarak bilinir.

Maş fasulyesi ile piyaz ve çorba yapabilir, pilavlara ekleyebilir ve filizlendirebilirsiniz. Çin mutfağında da kullanılan maş fasulyesinin eski zamanlarda hastalık tedavisinde kullanıldığı söylenir.

Süpermarketlerde, 500 gramlık paketlerde, organik ürün standlarında satılmaktadır. Ayrıca aktarlardan da temin edilebilmektedir.

Maş fasulyesinin mercimek gibi pişirilerek,içine piyaz garnitürü, yeşil soğan, maydanoz, salatalık, zeytinyağı, koruk ekşisi eklenip servis edilmesi önerilir.

Serin ve kuru yerde ,ağzı kapalı olarak muhafaza edilmelidir.

Maş Fasulyesi Salatası

1 bardak Maş Fasulyesi
2-3 yemek kaşığı Nar Ekşisi
Yarım çay kaşığı Kimyon
İnce doğranmış maydanoz
Zeytinyağı ve tuz

Yapılışı : Maş fasulyesi bol su ile tuz ilave edilerek haşlanır. ( Maş fasulyesi pişerken çok fazla su çeker) Haşlarken sık sık kontrol etmekte fayda var. Maş fasulyesi piştikten sonra suyu süzülerek soğuması için bekletilir.

Soğuyan maş fasulyesinin içine ince doğranmış maydanoz nar ekşisi, kimyon, zeytinyağı ve isteğe göre bir miktar daha tuz daha ilave edilip servis yapılır.

Maş fasulyesi salatasına domates, biber, mısır vs. ekleyerek zenginleştirebilirsiniz.

Maş Çorbası (10 kişilik)

Malzemeler

Maş Fasulyesi
1 Kg. soğan
3 adet havuç
2 adet patates
4 adet sivri biber
250 g rendelenmiş omates
100 g makarna veya erişte
Et suyu (tablet veya hazır et suları kullanmayın)
Kırmızı biber
Karabiber, tuz

Yapılışı
Havucu rendeleyin.
Soğanı,patatesi,sivri biberi ve kırmızı biberi kuşbaşı doğrayıp kavurun.
Maş fasulyesini ayrı bir kapta et veya tavuk suyu ile haşlayın.
İçine kavrulan karışımı,püreyi ekleyin.
Kaynadıktan sonra makarnayı da ilave ederek yumuşayıncaya kadar pişirin.

Maş Fasulyesi Piyazı

Malzemeler:

2 su bardağı maş fasulyesi

6-7 adet taze soğan

1 demet maydanoz

1 çay bardağı iri dövülmüş ceviz

5 çorba kaşığı zeytinyağı

1 tatlı kaşığı pul biber

1 adet limonun suyu

1 tatlı kaşığı tuz

Yapımı:

Maş fasulyesi yıkanır, tencerede üzerine 1 parmak geçecek kadar su konularak orta ateşte şekli bozulmadan, yumuşayana kadar haşlanır. Daha sonra kevgirle çıkarılarak suyu süzülür. Maydanoz ve soğan ince kıyılır, derin, karıştırma kabına aktarılır. Üzerine haşlanmış maş, ceviz, tuz, pul biber, limon suyu ve zeytinyağı ilave edilerek karıştırılır. Servis tabağına konulur.

15 Nisan 2008 Salı

Cocuklara ilk altı ay sadece anne sütü!



Sağlıklı bir hayatın temeli, henüz yaşamın ilk dakikalarında anne sütüyle atılıyor. Anne sütü ise, yeri doldurulamayacak bir besin...

Her yıl 1 - 7 Ağustos haftasında 'Anne Sütü ve Bebek Besleme Haftası’ adı altında anne sütünün ve emzirmenin önemi vurgulanır. Yüzlerce yararı olan ve bebek beslenmesinde ''Yeri doldurulamayacak bir besin'' diye tanımlanan anne sütü, bebeğin sağlığının ve ileriki yaşlardaki hayatının garantisi niteliğinde.

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Pediatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Pediatrik Alerji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Reha Cengizlier, anne sütü ve yararlarıyla ilgili sorularımızı yanıtladı.

Anne sütüyle beslenmenin önemi nedir?
Gerek miktar gerek içerik olarak bebeğin ihtiyaçlarına, gerek zekâ gerekse fiziksel büyüme ve gelişmesine en uygun bileşim sağladığı için anne sütü gerçekten benzersizdir. Bebeğin hayatının bir parçasıdır.

Anne sütü, bir bebeğin doğduğu günden itibaren ilk altı ay boyunca su dahil tüm ihtiyaçlarını karşılayan bir besindir. Altı aydan ilk bir yaş hatta iki yaşa kadar da anne sütü yine çok önemli yer tutar bebeklerin hayatında.

Anne sütünün özellikleri nelerdir?
Anne sütü, bebeğin ihtiyacına göre farklılık gösterir. Yeni doğan bir bebeğin annesinin sütünün içeriği, o bebek 1 - 2 aylık olduktan sonra farklılaşır. Hatta her emzirmede dahi anne sütünün içeriği, bebeğin ihtiyaçlarına göre değişir. O kadar güzel bir denge söz konusudur ki başlangıçta bebeğin daha güzel emebilmesi için şekerli kıvamdadır. Bebeğin doyma aşamasına geldiği zaman doygunluk hissi vermek için yaÇ içerir. Yani tamamen bebeğin ihtiyacına göre ayarlanır. Beslenme, büyüme, gelişme ve yaşama için en ideal ve en gerekli olan anne sütüyle beslenmedir. Burada suyu, vitamini, proteini, yağı ve karbonhidratı bebeğe göre ayarlanır.


Anne sütünün yararları nelerdir?
Anne sütü iyi bir besin kaynağı olması dışında koruyucu maddeler de içerir. Bebek kendi koruma sistemini geliştirinceye kadar anne sütü onu hastalıklardan korur. Bebeklerin ilk altı ay bütün ihtiyacını karşılayacak içeriğe sahiptir.

Getirdiği avantajlar nedir?
Ucuz, daha doğrusu bedava olması açısından avantajlı. Ayrıca hazırlanması kolay. Belli bir ısıtma veya pişirme gibi bir prosedür gerektirmiyor. Mikropsuz, steril olması da diğer bir avantajı.

Kaç aylık olana kadar öneriyorsunuz?
Altı aydan sonra bazı eksiklikler görülebildiğinden beslenmenin desteklenmesi gerekiyor. Ama yine de iki yaşına kadarki dönemde bebeğin ihtiyaçlarının en azından bir kısmına cevap verebildiği için, mümkünse iki yaşa kadar bebeğin emdirilmesini öneriyoruz.

İlk başta süt gelmiyorsa ne yapmalı?
Süt verebilmek için hiçbir zaman geç değil. Anne sütü vermek için daha bebek doğar doğmaz hemen bu emzirme işlemini mümkün olan en kısa sürede başlatmak gerekir. İlk gelen süt 'kolostrum’ denen biraz daha yoğun bir süttür. Bebeğin bağırsaklarına bir hacim giderek hem bağırsaklarda uygun floranın gelişmesini sağlar hem de mide bağırsak sisteminin çalışmasını başlatır.

Anneye düşen görevler nedir?
Denemek çok önemli. Baştan 'olmuyor’ deyip bırakmamak gerekiyor. Tekrar tekrar denenmelidir. Bazı annelerin başlangıçta özellikle süt miktarı çok az olabiliyor, süt yetmeyebiliyor. Ama anneler şunu bilmeli ki bebek emdikçe süt artıyor. Ya da baştan itibaren süt yetmedi mama verildi diyelim. Bu anneler 'Artık anne sütü veremeyeceğim’ gibi bir endişe duymamalı. Anne sütüne sonradan da dönülebilir. Annelerin sütü az bile olsa her seferinde emebildiği kadar bebeği emzirmesi gerekiyor.

Aileler, 'İlk verildiğinde süt gelmedi bebek aç kaldı, hemen mama vermeli miyiz?’ diye soruyor. Biraz sabredip, en azından bir iki denemeyle sütün az çok gelmeye başladığı, daha sonra da hızlandığı görülecektir.

Anne sütünü artıran faktörler nelerdir?
Annenin sağlıklı olması, iyi dinlenip beslenmesi önemli. Çünkü devamlı yorgun, stres altında olan annelerde süt azalır.

Annelere öneriler

• Yeterince dinlenin ve beslenin.

• Bebeğinizle duygusal iletişim kuracak kadar, örneğin bir beslenme zamanı için yarım saat ayırın, gevşeyin ve o emzirme sırasında bebeğe konsantre olun.

• İlaç almanız gerekiyorsa mutlaka doktorunuzla görüşün.

• Bol süt üretimi için sıvısız kalmayın, emzirdiğiniz sürece abartılı kilo vermeyin. Dengeli ve doğru beslenin.

Popüler Yayınlar

Related Posts with Thumbnails
Pasta Tarifleri

Uyarı

Bu site yayınlanan sağlık ile ilgili bilgiler , ziyaretçilerini bilgilendirmek amacıyla yayınlanmaktadır. Burada yayınlanan yazıların tamamı bilgilendirme amaçlı olup, hiçbir şekilde hekim muayenesi ve konsültasyonunun yerine konulmamalı, hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Sağlığınızla ilgili acil durumlarda, bekleme süresi sağlığınızı olumsuz yönde etkileyebileceği için, zaman geçirmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmanızı öneririz.
Genel Kişisel Web