bebek gelişimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebek gelişimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mart 2010 Pazartesi

Bebeklerde İnek Sütü Tüketimi

Bebeklerde İnek Sütü Tüketimi



Bebeklerde inek sütü kullanımı, inek sütü, inek sutu, bebeklere inek sütü, bebeklerde inek sütü…

İnek sütü ile anne sütünün bileşimleri farklıdır.İnek sütünün renal solüt yükü anne sütünden 3 kez daha fazladır. Bu nedenle hayatın ilk üç ayında inek sütü sulandırılmadan bebeğe verilmemelidir.Kazein inek sütünde, albumin, globulin anne sütünde fazladır.



Elzem amino asit içerikleri farklıdır. Anne sütündeki kalsiyum oranı inek sütüne göre azdır, ancak anne sütündeki kalsiyumun emilimi yüksek olduğundan, kana geçen kalsiyum oranı inek sütüne göre yüksektir.Anne sütündeki kalsiyum daha kolay emilir. İnek sütü proteinlerinin allerjik etkileri vardır.Anne sütünde infeksiyona karşı direnci artıran immünglobilinler vardır. Bebekleri gastroenteritten koruyucu etmenler vardır.



Emziren annelerde meme kanseri daha az görülür. Emzirme, anne ile bebek arasında iletişim sağlar. Anne sütü ekonomiktir.Hazırlama ve saklama gerektirmez. Her koşulda verilebilir.İnsan sütündeki vitamin düzeyleri annede bir yetersizlik yoksa hemen her zaman çocuğun gereksinimlerini karşılayacak durumdadır. İnsan sütündeki A ve C vitamini düzeyleri inek sütündekinden fazladır.


Sulandırılmamış inek sütü ile beslenen bebeklerde aşırı fosfor yükü nedeni ile genellikle birinci haftadan sonra hipokalsemik tetani gelişebilir.
İnek sütünü sulandırmaktaki neden, sindirimi zor olan kazeini azaltmaktır. Bu nedenle ancak 3-4 aydan sonra sulandırılmadan verilir. İnek sütü alan bebeklerin böbrekleri,aldıkları besin nedeniyle oluşan madensel yükü (solüt yükü) atmakta zorluk çekebilirler. Bu nedenle bebeğe ayrıca su verilmesi gerekebilir.
İnek Sütü Alerjisi
Gerçek alerji bir gıdadaki proteine olan tepkidir. Örneğin, vücudun karşıt maddeler üretimini içerir. İnek sütü allerjisi, bağışıklık sisteminin inek sütünde bulunan iki süt proteinini kabul etmemesinden kaynaklanmaktadır. Bunlar, alfalaktalbumin ve betalaktaglobulin adlı proteinler.Süt alerjisine çok nadir rastlanır ve sadece küçük çocukları etkiler, bu etki genelde beş yaşından sonra biter.Gerçek ve doğru tanı ancak testler yoluyla yapılabilir.
Genellikle bir çeşit mide rahatsızlığı ile başlar. Eğer çocuğunuzun süte alerjisi olduğundan şüpheleniyorsanız çocuğunuzun diyetini değiştirmeden önce sağlık danışmanınızla veya doktorunuzla görüşünüz.
Bazı uzmanlar hiçbir süt ürününü bebeğe yedirmezken, bazıları ancak keçisütü ve keçi sütünden yapılmış ürünlere izin vermekteler.Gerçek süt alerjisi 1/100 sıklığında görülür.
Süt alerjisinden şüpheleniyorsanız, doktorunuzla konuşun, ailede alerji hikayesi olup olmadığından bahsedin.
Aşağıdaki belirtiler görüldüğünde mutlaka doktorunuza haber verin.
Solunum zorluğu
Morarma
Soluk ve halsiz
Başta ve boyunda şişme
Kanlı ishal
Süt alerjisini önlemenin en iyi yolu, bebeği olabildiğince uzun süre anne sütüyle beslemektir. Anne sütü alanların çok azında süt alerjisi gelişir. Ek gıdalara geçildiğinde her yeni besini 1-2 hafta aralarla tanıştırmalı ve alerji belirtilerine dikkat etmelisiniz.

16 Mart 2010 Salı

Bebeği Emzirmenin İncelikleri

Bebeği Emzirmenin İncelikleri

Emzirmenin İncelikleri:

Meme verirken sakin bir ortam seçilmelidirMeme emme anı bebeğin gevşediği zevk aldığı ve annesiyle sıkı bir duygusal bağ kurduğu özel bir andır.



Emzirmeye başlamadan önce, eller iyice yıkanmalıdır; göğüsler de dahil her şey temiz olmalıdır.



Anne rahatlamalıdır yoksa yorulur. Yorgunluğunun nedeni emzirme zanneder ve bir an önce bitmesi için sabırsızlanır.



İskemlenin veya koltuğun kol dayamak için yanlarının olması oldukça faydalıdır.



Ayrıca gerektiğinde ön tarafta ayakların üzerine koyulabileceği alçak, küçük bir tabure bulundurabilir.



Emzirme anında bebek yarı-dikey pozisyonunda, baş ayaklara göre daha yüksekte ve annenin kolunun kıvrımındadır.



Bebeğin sadece başı değil, tüm vücudu anneye dönük olmalıdır.



Bebeğin tüm meme ucunu ve meme ucunun etrafındaki kahverengi kısmın tamamını ağzına alması sağlanmalıdır.



Emme esnasında bebeğin nefes almakta zorlanmaması için burnunun rahat bir pozisyonda olmasına dikkat edilmelidir.



Etkili emmede bebeğin şakağı ve kulağı oynar ve her bir veya iki memeden sonra yuttuğu duyulur.



Emzirmenin başında, bebek açtır ve çok güçlü emer. Doymaya başlayınca yavaşlar. Hafif hafif emmeye devam ederse onu durdurmak gereklidir. Aksi halde hava yutabilir.



Bebeğin ağzını açması için yavaşça parmağınızla dudaklarının birleştiği yere dokunun.



Bebeğin her emzirmeden sonra geğirmesi sağlanmalıdır.



Bebek emzirmeden sonra biraz süt çıkartabilir. Bu fazla emdiği sütün dışarı atılmasıdır ve normaldir.



Emzirdikten sonra, meme uçları temiz bir mendil ile kurutulmalıdır.



Meme uçlarına göğüs pedi koyulmalı ve nemlendikçe de değiştirilmelidir.



İlk günler emzirme süresi, her meme için on dakikadır.



Meme bezlerinin düzenli çalışması için çocuğun emmesi gereklidir. Bunun için de sütün salgılanması beklenmeden bebek emzirilir. Genel olarak doğumdan hemen sonra bebek emzirmeye başlanır.



Bebek ne kadar iyi emerse, süt o kadar çok olur.





SÜTÜM AZ GELİYOR



Sütün salgılanmasının henüz düzensiz olduğu ilk haftalarda anne ne kadar çok üzülürse sütü o kadar az gelir. Yorgunluk salgılanmayı azaltan diğer önemli bir faktördür. Anne dinlenmeye ihtiyacı olduğunu daima hatırlamalıdır. Sütü sürekli ve çok gelmesi için bebeği düzenli bir şekilde her iki göğüsten emzirmelidir.

Bebeğini memeyle besleyebilmek için annenin başlangıçta mümkün olduğunca sabırlı davranması gereklidir.





KÜÇÜK GÖĞÜSTE SÜT AZ OLURMU?



Küçük göğüslü bir annenin de çok sütü olabilir. Büyük göğüsler bol süt demek değildir. Önemli olan annenin bebeği düzenli emzirmesi, uygun beslenmesi ve yeteri kadar dinlenmesidir.

10 Mart 2010 Çarşamba

Bebek Büyütürken Yapılan Hatalar

Bebek Büyütürken Yapılan Hatalar

Bebek büyütürken yapılan ve çocukların sağlığını olumsuz etkileyecek doğru bilinen yanlışlar neler?

Çocuk yetiştirmede anne-babaların en çok etkilendiği konulardan biri de kendi büyüklerinden gördükleri ve duydukları ‘geleneksel inanışlar’dır. Çok fazla inanmasalar bile şartlanmış bir şekilde bunları uygulamak isterler. Oysa bunların bir kısmı doğru değildir. Peki çocukların sağlıklı gelişimini olumsuz etkileyebilecek bu yanlışlar neler olabilir? ‘Bebeğim ve Biz’ dergisi, Çocuk Sağlığı Uzmanı Dr. Feyza Çivici Gümüş ile çocukları büyütürken yapılan hataları konuştu. İşte bu hatalar:

* Sütü yetmiyor!
Yeni annelerin en çok endişe ettiği konulardan biri, bebeğin aç kalmasıdır. Bu nedenle de çoğu zaman bebekler, anne sütü yerine mamayla beslenir. Oysa anneler, sütünün yetip yetmediğini bebeğinin çişini takip ederek anlayabilir. 24 saatte en az beş kez bezini ıslatan bebek, anne sütüyle doyuyor demektir. Anne sütü yetersizliğine ancak bir çocuk hastalıkları uzmanı doktor karar verebilir.

* Sarılık için şekerli su
İlk günlerde anne sütünün gelmesinde yaşanabilecek bir sorun, bebeğin zayıflamasına ve sarılık oluşumuna yol açabilir. Halk arasında, aç kalan ve az idrara çıkan bebeklere şekerli su verilmesi önerilir. Oysa bebek beslenmesinde şekerli suyun yeri yoktur.

* Bezi bırakma yaşı
İki yaş, çiş eğitimi vermek için başlangıç dönemidir. Bezi tamamen bırakma dönemi değildir. Tuvalet eğitimi verildiği dönemde çocuk zorlanmamalı, altına kaçırdığı için kızılmamalıdır.

* Dondurma hasta eder
Dondurma, tüm çocukların sevdiği ve yararlı bir yiyecektir. Bu yüzden onları bu güzel yiyecekten tamamen mahrum bırakmak doğru değildir. Yasaklamak yerine bu yiyeceğin hastalık nedenini ortadan kaldırmak gerekir. Bu doğrultuda dondurma, boğaz ağrısına neden olmaması için yalayarak yenmeli ve yanında su içilmelidir.

* Gürbüz çocuk sağlıklıdır
Gürbüz çocuk, sağlıklı çocuk değildir! Dengeli beslenen çocuk, zayıf da olsa sağlıklıdır. Çocukları yemek yeme konusunda zorlamayın, yemediği zaman beslenmeyi sonlandırın!

* Sıcak hava sever
Hayır, çocuklar her zaman terlemeyeceği şekilde giydirilmelidir. Üşüyeceği korkusuyla çocukları çok giydirmek, terlemeye ve hasta olmaya yol açar. Pamuklu kıyafetler idealdir.

* Aman terlemesin!
Hasta olur endişesiyle çocuğun hareket etmesini kısıtlamak yanlış bir yaklaşımdır. Her çocuk hareket edince terler; terleyince üstünü değiştirebilirsiniz! ‘Çok terledin artık yerine otur’ demek, onu tembel, hantal ve mutsuz yapar. Zaman içinde metabolizma hızı azalan çocuk, hızla kilo almaya başlar. Hareket etmelerini kısıtlamaktansa, onu spora yönlendirin.

* Şaşılık geçer
Çocuklarda şaşılık bir yaşına kadar fizyolojik kabul edilir. Ancak bir yaşından sonra düzelmeyen şaşılıklar için mutlaka göz doktoruna başvurulmalıdır. Bir yaşından önce bebeklerde Nistagmus (göz küresinin istemsiz titremesi) görüldüğünde de mutlaka bir göz doktoruna muayene ettirilmelidir.

* Fazla süt gaz yapar
Çocukların beslenmesinde bir yaşından önce inek sütü yer almamalıdır. Ancak bir yıldan sonrada günlük süt tüketimi 400 CC’yi geçmemelidir. Sütün içinde bulunan laktoz adlı şeker gaza yol açar. Fakat artık piyasada laktozsuz sütler de bulunabiliyor. Çocuğa süt vermemek çözüm olmamalı.

22 Ocak 2010 Cuma

Emzirme Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Emzirme Hakkında Bilmeniz Gerekenler


Emzirme saatlerinin ayarlanması

Emzirmenin etkili bir şekilde başlayıp sürdürülmesi için en ideal ve doğal olan yöntem; doğumdan hemen sonra bebeğin çıplak olarak annenin çıplak göğsüne konarak tensel temasın sağlanması ve emmeye hazır olduğunu belli eder etmez emzirilmesidir. Bu mümkün değilse en geç 1 saat içinde anne göğsüne konarak aynı şekilde emzirilmesi sağlanmalıdır. Çünkü bebeğin emmeye en istekli olduğu ilk 1 saat geçirilirse bebek uzunca bir süre isteksizlik duyar ve ilk emzirme çok gecikebilir. Bazı bebekler daha çabuk hazmettiklerinden daha sık, bazıları da yavaş hazmettiklerinden daha aralıklı beslenme gereksinimi duyabilirler. Fakat hangisi olursa olsun bebekler istediklerinden fazlasını ya da azını emmezler.

Anne sütü çabuk hazmedildiğinden özellikle ilk haftalarda bebekler sıkça ve düzensiz olarak beslenmek isterler. Bu yüzden bebeğinizin düzensiz de olsa emme isteğini reddetmemelisiniz. Ancak bazı bebeklerde birkaç hafta sonra emme isteği daha düzenli aralıklar halini alır. İlk iki haftanın ardından bebekler genellikle 2-3 saat ara ile emmeye ihtiyaç duyarlar. Ancak bazı bebeklerde bu aralık daha kısa olabilir. Özellikle ilk aylarda emme saatlerinin mekanik olmadığını aklınızda bulundurmalı ve bebeğiniz istedikçe emzirmelisiniz.

Emzirmeye hazırlık
Bebeği emzirme kararı alındıysa; bu işin her şeyden önce sabır, direnme ve irade gerektirdiğini unutmamak gerekir. Çünkü, bebeği tam anlamıyla doyurmaya yetecek sütün, memelerden gelmesi bazen belli bir süre alabilir.
• Anne sütünün gelme süresi kadından kadına değişebilir.
• Doğum sonrasında asıl sütün gelmesinden önce memeden ‘kolostrum’ (ağız sütü) olarak adlandırılan kıvamlı, koyu, sarı renkte, az yağlı, bol proteinli ve antikorlu bir sıvı gelir. Bu sıvının yüksek besleyici niteliği ve antikor açısından zengin bir yapısı vardır.
• Başlangıçtaki ağız sütü bebek için yeterlidir. Sonraki günlerde emzirme belli bir düzene girince annenin memelerinden süt gelişi fazlalaşır.
• Anne emzirirken önce bir memesindeki sütün boşalmasını sağlamalıdır. Eğer bebek doymadıysa diğer memeye geçmelidir.
• İlk günler emzirme süresi, her meme için 10 dakikadır. Daha sonraları emzirmeler 15 ile 25’şer dakika sürecektir. İlk günlerde bebek, her emzirme seansında 10 gram kadar içerken on aylık bebeğin içtiği miktar yaklaşık 100 gramdır. Emzirme süresinin uzaması da bundandır ve gayet normaldir.

Emzirirken dikkat edilmesi gerekenler
Anne ile bebek arasında kurulan duygusal bağın bebeğin sağlıklı gelişimine katkısı sanıldığından çok daha fazladır. Emzirme seansları bu konuda önemli bir rol oynar. Çünkü meme emme anları bebeğin gevşediği, kendisini güvende hissettiği, zevk aldığı, annesi ile sıkı bir duygusal bağ kurduğu özel anlardır. Emzirme anlarının her yönüyle doyurucu olabilmesi ise emzirme tekniklerinin ne kadar bilindiğine ve uygulandığına bağlıdır.

• Öncelikle ilk emzirme seanslarının sakin bir yerde yapılmasına dikkat etmek gerekir. Daha sonra anne ve bebek alıştığında emzirme rahat edilebilecek herhangi bir yerde yapılabilir.
• Emzirmeye başlamadan önce, eller iyice yıkanmalı; göğüsler de dahil her şey tertemiz olmalıdır.
• Anne, rahat bir şekilde emzirmelidir. Özellikle sırtını yaslayacağı, emzirirken bebeği yatırdığı kolunun destek alacağı bir koltuk tercih edilmelidir. Annenin rahat etmesi çok önemlidir. Çünkü, anne iyi yerleşmemişse aşırı yorulur ve yorgunluğun nedenini emzirme zannederek bir an önce bitmesi için sabırsızlanır. Bu da her emzirme seansının bir külfet ve eziyet haline dönüşmesine yol açar.
• Oturarak emzirmek için ideal olan pozisyon, rahat bir koltuk ya da sandalyeye sırtın dayanarak oturulmasıdır. Bu şekilde bebeğin başı annenin dirseğinin iç tarafına, yüzü ise anne eğilmeden memenin hemen yanı başına rahatça gelebilecektir. Koltuk ya da sandalyenin kol dayama yerlerinin olması oldukça faydalıdır. Eğer yoksa (veya tam rahat edilemiyorsa) dirseğin dayanması için yan taraflara yastık yerleştirilebilir. Ayrıca gerektiğinde ön tarafta ayakların üzerine koyulabileceği alçak, küçük bir tabure bulundurulabilir.
• Emzirme anında bebek annenin kolu tarafından aynı düzlemde tutulmalı ve annenin kolunun iç yüzeyine başı ve gövdesi gelecek şekilde uzanmalıdır. Bebeğin sadece başı değil, tüm vücudu anneye dönük ve yakın tutulmalıdır.
• Bebek annenin göğsüne yakın olduğunda içgüdüsel olarak memeye yönelir. Ancak ilk zamanlarda meme ucunu kendiliğinden ağzına alamaz. Bunun için yardıma ihtiyacı olabilir. Bu noktada anne, meme başını bebeğin yanağına dokundurarak emme arama refleksini uyarmalı, bebeğin kendisinin meme başını bulmasını, tüm meme ucunu ve etrafındaki kahverengi kısmın tamamını ağzına alması sağlamalıdır.
• Anne gerekirse serbest olan elinin baş ve işaret parmağı üstte meme başını çevreleyen kahverengi kısmın kenarında diğer üç parmağı ise bu bölümün altında olacak şekilde tutarak memesini destekleyebilir ve ancak sıkı sıkı bastırmamalı ve makas hareketi yapmamalıdır.Çünkü sıkı bastırma ve memeyi makaslama, süt kanallarının akışını zorlaştırabilir.
• Bebeğin emmesinin etkili olup olmadığını şakak ve kulağından anlamak mümkündür. Etkili emmede, bebeğin şakağı ve kulağı oynar. Çektiği sütü yutması ise memeyi her bir iki çekişinin ardından olur.
• Emzirmenin başında, bebek açtır ve çok güçlü emer. Sonra doymaya başlar ve yavaşlar. En sonunda ise tatmin olduğundan dolayı uyuya kalır ya da kendisi emmeyi bırakabilir.
• Bebek düzgün yerleştiyse, emzirmenin anneye acı vermemesi gerekir; belki başlangıçta göğüslerde hafif bir batma olabilir fakat bu his bir iki çekişten sonra geçer. Eğer devam ederse bebeğin ağzından meme ucu geri çekilip düzgün olarak tekrar bebeğin ağzına yerleştirilmelidir.
• Bebeğin her emzirmeden sonra gazını çıkarması sağlanmalıdır.
• Emzirdikten sonra, meme uçları temiz bir mendil ile kurutulmalıdır. Emzirilmediği zamanlarda da memelerden süt geliyorsa, meme uçlarına göğüs pedi koyulmalı ve bunlar nemlendikçe de değiştirilmelidir.

İlk 6 Ay Sadece Anne Sütü

İlk 6 Ay Sadece Anne Sütü


Sağlıklı bir toplum yaratmanın ilk adımı, öncelikle bebeklerimize sağlıklı başlangıçlar sunarak atılır.

Nedir sağlıklı başlangıçlar?...
Birincisi, bebeklerimize anne karnında sağlıklı bir süreç yaşatmaktır.
İkincisi, onları sağlıklı koşullarda dünyaya getirmektir.
Ve üçüncüsü, doğduktan sonra ne olursa olsun onları anne sütünden mahrum bırakmamaktır.

Bebekler beslenme bozukluklarından ölüyor...
Araştırmalar, ülkemizde binlerce bebeğin sırf anne sütünden doğru bir şekilde yararlanamadığı için yaşamını yitirdiğini ortaya koymaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın 2002 verilerine göre, ülkemizde canlı doğan her bin bebekten yaklaşık 38’i bir yaşına gelemeden yaşama veda etmektedir. Daha açık bir ifadeyle her yıl ülkemizde doğan yaklaşık bir buçuk milyon bebekten ortalama elli bini 1 yaşına gelemeden kaybedilmektedir. Bebeklerin ölüm nedenleri arasında beslenme bozuklukları ikinci sırada yer almaktadır. İlk bakışta bu olanaksız gibi gelebilir. Çünkü hepimizin de bildiği gibi, ülkemizde emzirme oldukça yaygın. Doğumdan sonraki ilk aylarda hemen her bebek anne sütü ile beslenmektedir. İstatistiklere göre ise, ülkemizde emzirmeye başlangıç oranı yüzde 95’in, ortalama emzirme süresi ise 12 ayın üzerindedir. Fakat yine de bebeklerimiz beslenme bozukluklarından ölebilmektedir. Neden? Uzmanlara göre bunun en önemli nedeni, ülkemizde emzirmenin yaygın ve süresinin uzun olmasına karşın, ek besinlere gerekenden çok erken ya da çok geç bir dönemde başlanmasıdır. Örneğin; bebeklerin ilk 6 ayda ‘sadece anne sütü’ almaları gerekirken bu dönemde gereksiz olduğu halde ishal riskini arttıran su ilavesi yapılabilmektedir. Ya da sindirim sistemlerinin henüz yeterli olgunluğa ulaşmadığı ilk altı aylık dönemde, onlara ek besin verilmeye başlanabilmektedir.

Her beş yılda bir gerçekleştirilen Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmalarına göre ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenen bebek oranı 1998’de yüzde 1.3 iken 2003’te yüzde 21’ e çıkmıştır.

Araştırmalar, ‘ilk altı ayda sadece anne sütü alan bebeklerin’ oranının artmış olduğunu gösterse de sonuç yine de yeterli değildir. Peki bu yanlış beslenmenin bedelini, toplum olarak nasıl ödemekteyiz?

Ne yazık ki; bebeklerimiz hala yetersiz ya da yanlış beslenmeden dolayı ölebilmektedir. Hem de bunu önlemek son derece basitken. İlk altı ay yalnızca anne sütü, daha sonra ise ek besinlerle beraber emzirmenin 2 yıla kadar sürdürülmesi... Sadece bu kadar...

İşte bu bilincin yaygınlaştırılabilmesi ve beslenme bozuklukları nedeniyle bebek ölümlerinin yaşanmaması için 1-8 Ekim arası, tüm dünyada ve ülkemizde ‘Dünya Emzirme Haftası’ olarak kutlanıyor. Ve biz, bu hafta aracılığıyla bebeklerimiz için eşi bulunmaz bir besin olan anne sütü ve emzirmenin faydalarını bir kez daha vurguluyoruz.

İlk altı ay ‘mutlaka’ ve ‘sadece’ anne sütü...
Yaşamlarının ilk altı ay içerisinde bebeklerimize sunabileceğimiz en ideal besin maddesi anne sütüdür. Bunun birçok nedeni var. Birkaçını hatırlatacak olursak...

Anne sütü içerdiği koruyucu maddelerle, bebeklerimizin mikroplara karşı ilk aşısıdır. Onları birçok hastalıktan korur, bağışıklık sistemlerinin güçlenmesine de yardım eder. Bebeklerimizin gereksinim duyduğu tüm besin maddeleri, en uygun oranda sadece anne sütünde mevcuttur. Anne sütü mikropsuzdur, her an hazırdır ve ekonomiktir... İlk altı ay boyunca bebeklerimize anne sütü vermek onlara sunabileceğimiz en değerli armağandır. Altıncı aydan sonra ek gıdalara başlanmasıyla beraber, emzirmenin iki yaşına kadar sürdürülmesi ayrı bir önem taşır. Çünkü büyüme ve gelişmelerinin çok hızlı olduğu bu iki yıllık süre zarfında onları emzirmek, sadece o andaki değil ileriki yıllardaki fiziksel ve ruhsal sağlıklarını da olumlu yönde etkiler. Onları olabildiğince uzun bir süre emzirmek, özellikle de beslenme bozukluklarının önlenmesinde önemli bir role sahiptir. Uzun süre emzirilen bebeklerin ilerde bazı hastalıklara karşı daha dirençli olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, bu bebeklerin daha zeki olduklarına dair çeşitli araştırma sonuçları da mevcuttur.
Anneler emzirerek kendi sağlıklarına da katkıda bulundukları gibi ekonomik, hijyenik, zahmetsiz bir besleme şansı da yakalarlar.

Bebekler içinse emmek, her yönüyle idealdir. Kendisi için gerekli bütün besinleri anne sütünden sağladığı gibi, annesinin sıcaklığını tensel temas yoluyla hisseder. Bu temas, bebekte güven duygusunun gelişmesini destekler. Daha doğar doğmaz, dünyaya gözlerini açtığı ilk saatlerde ve daha sonraki aylardaki kendisi için gerekli olanları, anne sütünü emerek sağlayabilir. İşte bu yüzden;
Her annenin bebeğine verebileceği en değerli armağan; anne sütüdür.

13 Ocak 2010 Çarşamba

Bebeğim Cok Ağlıyor

Bebeğim Cok Ağlıyor

Ağlama bebeklerin çevresi ile tek iletişim kurma şekli olup, basit bir nedenden ya da bir hastalıktan da kaynaklanıyor olabilir. Ağlama anne babayı endişelendiren, sık sık doktora başvurmalarına neden olan bir durumdur. Başlıca sepebler aşağıdakiler olabilir

Açlık ve susuzluk

Beslenme problemleri

Hastalıklar

Anneye temas isteği

Ortamın çok sıcak ya da soğuk olması

Altının ıslak olması ya da kaka yapması

9 Ocak 2010 Cumartesi

Bebeğimin Genel Bakımı Yeni doğanda Cilt Bakımı

Bebeğimin Genel Bakımı Yeni doğanda Cilt Bakımı

Deri birçok rolü ve fonksiyonu olan yaşamsal bir organdır. Toksin ve infeksiyonlara karşı bariyer, ısı dengesi, su ve elektrolit dengesi, yağ deposu, yalıtım ve dokunma duyusunu sağlar. Bu fonksiyonlar doğumdan itibaren bazı değişikliklerle sağlanır. Değişikliklerin en yoğun olduğu dönem doğumdan sonraki ilk iki yıldır. Aköz fakat steril atmosferden patojenlerden zengin kuru ortama geçiş yenidoğan derisinde dramatik bir değişim oluşturur. Epidermal bariyerin bütünlüğü su kaybı ve mikroorganizma direnci için önemlidir. Temel deri bakımının amacı travmatik yaralanmaları azaltmak, olgunlaşmamış bariyer fonksiyonunu korumak, deri bütünlüğünü sağlamaktır.

VERNİKS KAZEOZA

Verniks kazeoza anne karnındaki dönemde fetusu koruma görevinin yanısıra antioksidan, yara iyileşmesini kolaylaştırma, su geçirmezlik özellikleri de olan fizyolojik bariyerdir. Doğumda deri verniks kazeoza ile kaplıdır. Bu beyazımsı yağlı tabaka tüm vücudu örtebilir veya sadece kıvrım bölgelerinde var olabilir. Doğumu izleyen saatlerde kurur ve dökülür. Rengi anne karnındaki dönemdeki problemleri yansıtabilir.
Verniks kazeozanın kaldırılması: Genellikle doğumdan hemen sonra bebek yıkanmadan önce temiz bir havlu ile silinir.

ISI DENGESİ

• Zamanında doğan bebeklerde ilk üç gün içinde ısı dengesinin sağlanmasına yönelik işlemler başlar.
• Terleme ilk olarak alında başlar ve daha sonra gövde ve ekstremitelerde ortaya çıkar. Preterm bebeklerde yaşamın ilk günlerinde ısıya karşı terleme görülmez.
• Deri vücudun ısısını kontrol etmede yardımcı olur. Çok küçük çocuklarda, aşırı sıcak ya da soğukla başa çıkmada ısı kontrolü daha zordur.
• Üşümemesi için ne kadar giydireceğinize gelince; yetişkinlere göre bir kat fazla giysi giydirilmesi, uykusu sırasında üzerinin örtülmesi yeterlidir.
• Çok küçük bebeklerde el ve ayaklar soğukta mavi benekli bir görünüm alabilir. Bu önemli bir sorun değildir. Ancak, soğukta el ve ayakları örtmek bu durumu önleyecektir.
• Giyimli olduğu halde elleri soğuksa üşüyor olabilir, kolayca terliyorsa fazla giydirilmiş olabilir. Koltuk altından derece ile ölçülen vücut ısısı 36-36.5°C ise üşümüyor demektir.
• Bebeğinize kundak yapmayınız. Kundak doğumda normal olan bebeğin kalçasında çıkıklığa yol açabilir. Bunun yerine bebeğinize onlar için yapılmış zıbın, tulum, pijama şeklinde giysileri giydiriniz. Bazen bebeklerin kaburga kemiklerinin batmaması için göğüs çevresine sıkı sıkıya bir sargı yaparlar. Bunu da yapmayınız, bu sargılar bebeğinizin nefes alıp vermesini güçleştirir. Bebeğiniz için çarşıdan aldığınız giysileri paketini ilk siz açsanız bile yıkamadan giydirmeyiniz. Pamuklu, yumuşak dikişli, rahat ve kolay yıkanıp ütülenebilen, tüylü olmayan kumaşlardan yapılan bebek giysilerini ve battaniyelerini tercih ediniz. Bebeğinizin giysi ve battaniyelerini, havlu ve nevresimlerini sabun veya sabun tozu ile yıkayınız ve ütüleyiniz. Çamaşır makinesinin son durulama işleminde suya herhangi bir kimyasal madde ilave etmek gerekmez.

SAÇ VE TIRNAK BAKIMI
Lanugo: Prematürelerde özellikle sırt, omuzlar ve yüz lanugo denilen kıllarla kaplıdır. Bu kıllar normalde doğumdan bir ay önce anne karnındayken dökülür ve yerine zamanında doğanlarda görülen daha kısa lanugo çıkar. Saçlar gibi bunlarda ilk aylar içinde yerlerini vellus kıllara bırakırlar. Kalıtsal bir hastalık olan konjenital hipertrikozis lanuginozadan ve hipertrikoz ile seyreden hastalıklar ayırt edilmelidir.

Bazı bebekler fazla saçlı olarak doğarlar. Bu saçlar, tekrar yumuşak ve ince yeni saçlar çıkmadan önce ilk birkaç ay içinde dökülebilir. Bebeklerin yumuşak olan saçları, daha kuvvetli, uzun ve kalın olan yetişkin saçlarından farklıdır.

Bazı bebekler çok az saçla doğarlar. Bu saçlar giderek normal büyüme düzenine döner ve ilk bir ya da ikinci yılda dökülürler. Çocuk ve küçük bebeklerin saçlarının kesilmesi gerekmez.
Sırtüstü yatan ve hareket eden bebeklerin başlarında saç derisinin yatak çarşaflarına sürtündüğü yerlerde saçlarda seyrelme olabilir.

Küçük bebeklerin çoğunun saçlarını şampuan ile yıkamaya gerek yoktur. Eğer şampuan kullanılacaksa, olabildiğince az miktarda ve sıklıkta çok hafif bir şampuan kullanmak uygun olur. Çocuklarda, saçlı derideki yağ bezlerinin çalışma bozukluğu sonucu oluşan kabuklu deri iltihabı oldukça yaygın olup, çoğu zamanla geçer. Kabuklar, baş derisine bebe yağı ya da nemlendiriciler ile masaj yaparak çıkarılabilir.

Bebeklerde saç rengi oldukça çeşitlilik gösterir. Bazı bebeklerin saçları doğduklarında koyudur. Bu saçlar daha sonra dökülerek yerlerine açık renkli saçlar çıkar. Tersi daha az yaygındır. Kızıl saç, saçların normal büyüme düzenine girdikleri altı ya da dokuz aya kadar belirgin olmayabilir. Ayrıca, saç rengi, bebek büyüdükçe de değişebilir. Bu bağlamda, sarışın çocukların saçları genellikle sekiz yaş civarında koyulaşır.

Bebeğin tırnağını, ona özel bir bebek tırnak makası ile kesebilirsiniz. Uzamış tırnaklarıyla bebek, yüzünü ve gözünün kornea tabakasını çizebilir. Bebek tırnak makasıyla tırnağın keskin ve sivriköşeleri de ince bir törpüyle yumuşatın. Bu işlemi yaparken yanınıza bir yardımcı almalısınız.
Bazen tırnak altındaki deri tırnağın ilk gelişimi sırasında yeterince düz olmayabilir. Bu durumda tırnak deriye batar ve el ya da ayak parmağının ucunda şişlik veya kızarıklık oluşabilir. Bu, tedaviye gerek kalmadan tırnak büyüdükçe zamanla geçecektir.
GÖZ BAKIMI:
Doğumu takip eden günlerde gözlerde çapaklanma, akıntı ve kızarıklık ile kendini gösteren konjonktivit (göz iltihaplanması) ile de sıkça karşılaşılır. Bunun nedeni yeni doğan bebeklerde üretilen göz yaşını burun içine akıtan kanalın drenajının bazen yeterli olmamasıdır. Doğum sonrası göz bakımını yaparken günlük kaynamış ılınmış su ile ıslatılmış lokmalar halinde pamuk parçalarını kullanabilirsiniz. Önce ellerinizi sabunlu suyla yıkayıp temiz havlu ile kurulamayı unutmayınız. Islattığınız pamuk lokması ile bebeğin gözünü pınarından başlayıp kuyruğuna kadar yumuşakça bir kerede siliniz. Diğer göz için yeni bir pamuk lokması kullanınız. Bu bakıma rağmen bebeğinizin gözü çapaklanıyor, sulanıyorsa doktorunuza başvurunuz.
KULAKLAR VE BURUN BAKIMI:
Temizlik ve bakım için pamuklu çubuk ve benzeri şeyler kullanmayınız. Bunlar bebeğin kulaklarını ve burnunu tahriş edebilir. Bir parça kaynatılmış ılık su ile ıslatılmış pamuk veya yumuşak bir peçete ile kulakların ve burunun giriş delikleri silinebilir.

DİĞER
Miliarya (İsilik): Derideki küçük ter bezi kanalları olan gözeneklerin sıcak ve nemli havaya ve yüksek ateşe bağlı aşırı terleme sonucu tıkanması ile oluşur. Sıcak ve nemin fazla olduğu ortamlar, geçirgenliği olmayan giysiler miliarya oluşumunda önemli rol oynar. Aşırı nemlendirici kullanma, sabun ve deterjanlar sorunu daha da artırabilir. Tıkanıklık düzeyine göre farklı döküntüler gelişir. Daha hafif olan isilik küçük ve kolayca patlayıp ince pullar oluşturan su kabarcıkları halinde görülür. Daha ağır vakalarda, kaşıntılı ve su toplayan kırmızı döküntüler oluşabilir. Bu döküntüler sıcakta karıncalanma veya kaşınma hissi yaratabilir. En yaygın olarak alın, yanaklar, gözkapakları ve bazen de burunda oluşur. Ayrıca, bel lastikleri gibi giysi malzemelerinin ter bezlerini tıkadığı yerlerde de görülebilir.

İlk iki hafta içinde sık görülür.
Sıcak havada bebeği serin tutmak önemlidir. Bezler sık sık kontrol edilmeli ve ıslak olmaları halinde değiştirilmelidir. Bel lastiği sıkı naylon kilotlar kullanmaktan kaçınmak gerekir. Nemlendirici kullanılıyorsa, çok sık olmamak şartıyla hafif bir şekilde sürülmelidir. Sıcak havalarda koyu nemlendirici kullanmaktan kaçınınız. Cildi, ılık suyla yıkanmalıdır. İnfeksiyon şüphesi varsa antibiyotik başlanmalıdır. Kalamin veya lanolin içeren losyonlar, şeklinde zayıf etkili kortikosteroidli losyonların geçici kullanımı yararlıdır. Tekrarlayabilir.

Yenidoğan aknesi: Yenidoğanın baş boyun bölgesinde yerleşir. Anneden geçen hormonların etkisiyle ortaya çıkar. Genellikle 3-6 ay içinde kendiliğinden iz bırakmadan geçer. Bazı bebeklerde devam edebilir; bu durumda ilaç kullanmak gerekebileceğinden mutlaka dermatoloji uzmanına başvurmak gerekir.

CİLT LEKELERİ
Çiller: Normal olarak doğumdan sonra oluşur. Pigmentlerin ürettiği boya maddeleri ile renkleri koyulaşır. Çiller, çocukluk döneminde yanaklar, ellerin üst kısımları ve dirsekle bilek arası gibi vücudun en fazla güneş gören yerlerinde normal ile aşırı güneş ışınlarına maruz kalma sonucu oluşmaktadır. Çil oluşumu iyi bir güneşten korunma yöntemi ile önlenebilir. Güneşli havada ince giysiler giydirme, şapka takma, çocuk arabasına gölgelik takma dışarıda gölgede durma güneşin morötesi ışınlarına (UV) karşı en iyi korunma yöntemleridir. Gerekli olduğunda, koruma faktörü 15 ya da daha fazla olan koruyucu bir güneş kremi, giysilerle korunmayan yüz,ellerin üst kısmı ve ayaklara az miktarda sürülebilir. Çok küçük çocuklar için, hafif bir losyon ağır bir kremden daha yararlıdır. Çocuğun derisinin çok kuru olması durumunda, krem losyondan daha etkili olabilir.

Doğumsal benler: Yenidoğanların yaklaşık %1’inde doğumsal benler vardır. Küçük ve orta büyüklükteki benler klinik fotoğraflarla izlenir, yapısındaki değişikliklere göre çıkartılabilir.
Yaşam boyu malign melanom riski %4.6-8 arasında değişmekte bunların yarısı ilk beş yaş içinde ortaya çıkmaktadır. Habis dönüşüm en çok puberte öncesi dönemde gelişmektedir. Dev doğumsal benler olabildiğince erken dönemde büyüklüğü ve yeri uygun olduğu durumlarda tamamen çıkartılmalıdır.

Hemanjiomlar (Kırmızı benler/damar benleri):
Yenidoğanların %1-2.6’sında rastlanır, kız çocuklarda erkeklerden dört kez daha fazladır ve özellikle prematüre doğanlarda sıktır. Yaklaşık yarısı doğumda vardır. Diğerleri ilk ay içinde ortaya çıkar. En çok baş ve boyun bölgesinde yerleşir. On yaş civarında çoğunda tamamen geriler, ancak yerlerinde iz ya da renk değişikliği kalabilir. Çok sayıda hemangiomun bir arada oluşu iç organ tutulumu ile giden ölüm oranı yüksek hastalıkların habercisi de olabilir.

Mongol lekesi: En sık görülen pigmenter değişikliktir. Doğulu siyah ırka mensup olanlarda daha sık görülür. Sakral bölge veya sırt alt kısım en çok yerleştiği alanlardır. Mavi-siyah tonda birkaç milimetreden 10 cm veya daha büyük çaplara uzanan yapılardır. Hemen hemen bütün mongol lekeleri puberte öncesi kaybolur.

Café-au-lait makülleri: Yuvarlak veya oval, açık kahverengi lekelerdir. Çapları birkaç mm.den 20mm’ye ulaşabilir. Sağlıklı yenidoğanda en çok gluteal bölgede tek lezyon olarak görülür. Seyrek olarak beyaz ırka mensup çocuklarda üç, diğer ırklarda beşten fazla cafe-au-lait makülü bulunur. Puberte öncesi altı veya daha fazla sayıda 0.5 cm. ve daha büyük puberte sonrası ise 1.5 cm veya daha büyük maküllerin varlığı tip 1 nörofibromatöz lehinedir
DİKKAT!
Bebeğinize bakım yapacağınız zaman ellerinizin temiz olduğundan emin olunuz.
İlk haftalarda karşılaşabileceğiniz döküntü veya sarılık gibi renk değişikliği şeklindeki cilt sorunlarınız olabilir. Cilt değişikliklerinin ne olduğunun tanımlanmasının en iyi görülerek yapılacağını unutmayınız ve dermatoloji uzmanı ile bağlantı kurunuz.

Bebeklerde Beslenme Ve Babanın Yeri

Bebeklerde Beslenme Ve Babanın Yeri


Anne-babasıyla yakın, sevecen ilişkisi olan bebek çok şanslıdır. Bebeklerin fiziksel yakınlığa ihtiyaçları vardır ve emzirme dışında, bebeğin bulunabileceği en şahane yer babasının sevecen kollarıdır. Bebek ile sıcak ve bağlı (düşkün) bir ilişki kurmak için babanın onu beslemesi gerekmez. Sarılarak, severek, oynayarak onunla bu ilişkiyi kurabilir. Babasının omzunda sallanmak veya göğsünün üzerine yatmak bebeğin çok hoşuna gider.

Bırakın beslenmesi bitmiş bebeğinizi babasının göğsüne, onunla kalsın, babası onu sallasın kollarında. Bebeğin altını değiştirmek, yıkamak, ağladığı zaman yatıştırmaktan başka babanın onunla paylaşabileceği şeyler vardır, biraz hayal gücü yeterlidir. Hatırlanması gereken en önemli şey de bebeğin hem anneye hem babaya gereksinim duymasıdır.

Bebeğin ihtiyaçlarının her ikisi tarafından da karşılanacağını bilmesi çok önemlidir. Babanın, anne ile olan bağlılığı bebekle bağlılığını pekiştirir. İlk aylarda babanın asıl görevi anneyi rahatlatmaktır ki o da rahat rahat emzirsin, bunu da evdeki bazı işlerin yükünü üstünden alarak ve yardımcı olarak sağlar

4 Ocak 2010 Pazartesi

Bebeğin Davranışları Beyin Gelişimini Gösteriyor

Bebeğin Davranışları Beyin Gelişimini Gösteriyor

Türkiye'de yeni kullanılmaya başlanılan ''General Movements yöntemiyle, bebeğin 28. haftadan 56-58. haftaya kadar yaptığı hareketlerin özel bir teknikle takip edilerek, beyin gelişiminin sağlıklı olup olmadığını tespit edilebiliyor...

Eskiden iki yaşına gelinceye kadar çocuğa kesin tanı konulamazken, yeni yöntem sayesinde erken tanı ve erken rehabilitasyon tedavisi sayesinde çocukların motor-mental gelişimleri destekleniyor.

Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Kıymet İkbal Karadavut, çocuklarda serebral palsi (SP) diye tanımlanan gelişimsel bozuklukların erken yaşlarda tespit edilmesinin çok zor olduğunu, ilk aylarda gelişim bozukluğu tanısının konamayacağını ve hatta iki yaşına kadar kesin tanı yapılamadığını söyledi.

Gelişim bozukluğunda erken tanının, erken dönemde rehabilitasyona olanak verdiği için önemli olduğuna işaret eden Karadavut, erken başlayan rehabilitasyonla spastik çocukların motor-mental gelişimlerinin daha iyi olduğunu bildirdi.

-''YÖNTEMLE, HAREKETLERİN KALİTESİNE BAKIYORUZ''-

Bebeklerde nörolojik sorunlar açısından gebelik takibinin çok önemli olduğunu vurgulayan Karadavut, ikiz gebelik, erken doğum, sağlık durumunun riskli olabileceği öngörülen bebekler ile doğumda gelişebilecek komplikasyonların bebekte nörolojik bozukluklara yol açabileceğini anlattı. Karadavut, bu bebeklerin ilerleyen yaşlarda yürüme, oturma sıkıntıları, beyin felci, el ya da ayakta tutukluk sorunu yaşayabileceklerini, spastik hareketler gösterebileceklerini belirterek, riskli görülen bebeklere ''General Movements'' isimli yeni bir yöntemin uygulanarak erken dönemde tanı ve tedavi imkanının sağlandığını bildirdi.

Yöntemin Avrupa'da çok sık kullanıldığını, ancak Türkiye'de yeni olduğunu anlatan Karadavut, ''Yöntem, Türkiye'de ilk defa Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi'nde uygulanmaktadır'' dedi.

General Movements yöntemiyle ilgili olarak eğitimini Hollanda'da tamamlayarak Türkiye'de uygulamaya başlayan Karadavut, 28. haftadan 56-58 haftaya kadar bebekler tarafından yapılan motor hareketlerin kalitesinin değerlendirilmesini sağlayan yöntemle, risk öngörülen bebeklerin hareketlerinin doğum sonrasında ilk günden itibaren takip edildiğini anlattı.

Kimi sağlık sorunları olan gebelerin, erken doğum ihtimali olanların, ikiz gebelikleri olanların, daha önce spastik bir çocuğu olan hamilelerin bebeklerinde gelişim bozukluğu riskinin bulunduğuna dikkati çeken Karadavut, erken dönemde nörolojik bozukluk tanısına olanak veren yöntem hakkında şu bilgileri verdi:

''Tıbbi literatüre göre, bir bebeğe 2 yaşına kadar spastik ya da özürlü olup olmayacağına ilişkin kesin bir tanı yapılamıyor. Bu çocuklarda, her türlü tahlil yapılmasına karşın ancak yüzde 60'lık bir öngörüde bulunulabiliyor. Ancak yeni tanı yöntemiyle yüzde 98 oranında bebeğin ilerde bir sorun yaşayacağı saptanabiliyor. Tüm canlıların beyninde 4 aya kadar devam eden bir nöron ağı vardır. Bu ağ, 4. aydan sonra yok oluyor. Nöron yumağı, 4 ay boyunca bebeğin yapması gereken bazı hareketleri tetikliyor. Bu hareketlerin de sağlıklı çocuklar da birbirine benzer kalitede olması gerekiyor. Bizler de bu yöntemle, hareketlerin kalitesine bakıyoruz.''

-''REHABİLİTASYON İLE BEBEKTEKİ ÖZÜR ORANI AZALTILIYOR''-

Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Karadavut, anne babaların bebeklerinin vücut hareketlerine karşı doğumdan itibaren duyarlı olmaları gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

''Örneğin, erken doğan (prematüre) bebekler, kafalarını tutamayacakları için bir yatırıldığında kaba, yılan gibi kıvrılır şeklinde hareket etmelidir. Bunu yapamayan bebeklerin nörolojik gelişimi takip edilmelidir. 40. haftadaki bebeklerin ise kolunu, ayağını kendine çeker gibi ve içe dışa döndürerek hareket ettirmesi uygundur. Göbeğini ve kalçasını kabaca oynatması gereklidir. 2 ve 4 aylık bebeklerin ise ellerini, parmaklarını ve bileklerini dans eder gibi oynatması, kıvırması uygundur. Bebeklerin hareketlerinin 4. aydan sonra amaca yönelik olmalıdır. Çıngırağı tutmaya, anneye uzanmaya çalışmalıdır.''

Sağlıklı bir bebeğin başını tutabildiğini, oturma dengesini tutturabildiğini ve emekleyebildiğini ifade eden Karadavut, ''Spastik olan bir bebek ise bu tür eylemlerin hiçbirini yapamaz. Çünkü, bebek başını tutamadığı için beyni de bir süre sonra bunu doğru olarak kabul eder ve başı dik tutmayı öğrenemez. General Movements yöntemiyle, sorun olacağı tahmin edilen bebeğe normal duruş ve pozisyon öğretilip, beynin anormali öğrenmesine izin vermeden doğruyu öğrenmesi hedefleniyor'' diye konuştu.

Karadavut, çok belirgin anormal tanısı konulan bebeklerin, hastanede yattıkları süre boyunca rehabilitasyon programına alındığının altını çizerek, rehabilitasyon ile bebekteki özür oranının azaltılmasına çalışıldığını, doğru hareketleri yapması öğretilen bebeklerin, ileride daha kolay beceri kazanabildiklerini sözlerine ekledi.

24 Aralık 2009 Perşembe

Bebeğinizle konuşun

bebeğinizle konuşun

Bebeğiniz sizi dinler.Onunla konuşup iletişiminizi sıcak tutun.

Bebeğiniz konuşmayı duyarak öğrenir. Bebekler, konuşmadan önce kelimeleri anlamaya başlarlar. Bebeklerle konuşulursa, isimleri, nesneleri, insanların yaptığı işlerin isimlerini öğrenirler. Bu sebeple, bebeklerle vakit geçirdiğinizde, ne yapıyorsanız, kelimelerle de ifade etmeniz gerekir. “Bebeğim seni yıkıyorum, giydiriyorum, siliyorum”, gibi. Sizin onunla konuştuğunuz zamanlar, bebeğiniz için en mutlu anlardır.
Siz bebeğinizin en iyi, en candan, en sevgili öğretmenisinizdir. Bebeğiniz herzaman sizin onunla ilgilenmenizi ister. Asla bebeğinizi bir TV önünde oturtup yanlız bırakmayın. Bebeğiniz, oynamakla, ilgilenilmekle öğrenirler; yavaş da olsa.

Ne söylediğinizden daha önemli olan, belki de nasıl baktığınızdır. Ses tonunuz, kelimelerden daha ağır ifadeler taşır. Bebeğiniz de size sözcüklerle olmasa da mutlu olduğunu rahatlıkla ifade eder.

Ona şarkı söyleyin. Devamlı olarak konuşun, konuşun. Yavaş ve yumuşak seslerle konuşun. Basit kelimeleri seçmeye önem verirn. Cümlelerinize ara verin. Kelimelerinizin hakkını verin. Yarım konuşmayın. Her şeyden konuşun. Sizin kelime hazneniz, onun dağarcığınızın başlangıcıdır. Onun cevap vermesini bekleyin. O da konuşsun. Ona zaman tanıyın. Konuşurken onun yüzüne bakın. Onunla iletişim kurduğunuzu anlasın. Onu dinlediğinizi gösterin. Onun kelimelerini tekrar edin. Yaptıklarını tekrar edin. Bebeğinizle birlikte oynayın. Onun sevdiği TV programlarını berarber seyredip hislerinizi onunla paylaşın. Ancak bu anlarınızı uzatmayın. Arka plan seslerini mümkün olduğunca azaltın. Sizin seslerinize odaklansın.

Her bebeğin konuşmayı öğrenme yaşı farklıdır.

İlk doğum gününden önce

•Yüzünüze bakmaktan hoşlanır

•Hoşlandığını ifade eder

•Onu tekrarlamanızdan memnun olur.

•Tanıdık sesleri olur.

•Bazı müziklerden hoşlanır.

•Kendine göre bir lisanı olur.

•İlk doğru kelimelerini söyleyebilir.

Çoğu bebek ilk doğru kelimelerini 12-18 aylık iken söyler. 3 yaş civarında da 4 kelimeden oluşan cümle kurabilirler. Bebeğiniz 18 aylık olmasına rağmen hala anlamlı kelime söyleyemiyorsa, 2,5 yaşında olup da anlamlı cümle kuramıyor ise, ne söylediğinizi anlayanıyor ve etrafına ilgisi zayıf ise, duyma sorunu olabilir. Bu sebeple bir uzmana başvurmanız gerekebilir.

Gebelikte eğzersiz

Gebelikte eğzersiz

Gebelik kadın vücudunda fiziksel, metabolik, psikolojik ve hormonal birçok değişikliğin meydana geldiği bir dönemdir. Fiziksel yönden aktif kadınların daha kolay doğum yaptığına dair kanıtlar çok eski yıllara dayanmaktadır. Hamileliğe karar verildiğinde egzersizlere mutlaka başlamalıdır. Gebelikte gerek fiziksel gerek ruhsal sağlığın korunması için kontrollü bir egzersiz programı oldukça yararlıdır.

Gebelikte yapılan düzenli egzersizin yararları şöyle sıralanabilir;

• Fiziksel kondisyonun korunmasını sağlar• Duruş bozukluklarını önler• Dolaşım ve sindirim işlevlerini düzenler• Doğum için, gereken kas aktivitesini destekler• Gebelikte oluşan eklem ağrılarını azaltır• Gebelikte kilo kontrolünü sağlar• Doğum süresini kısaltır• Düşük ağırlıklı bebek doğma riskini azaltır• Gebelikte ve lohusalıkta depresyonu önlemeye yardımcıdır• Doğum sonrası iyileşmeyi hızlandırır.
Gebelikte oluşan değişiklikler düşünülerek planlanan egzersiz programı haftada 1, 2 ve 3 seanslık programlar halinde uzman fizyoterapist eşliğinde uygulanmaktadır. Egzersizler 6 kişilik gruplar halinde sürdürülebildiği gibi bireysel ve eşlerin katıldığı programlar halinde de planlanabilir.

İdeal olanı kişinin gebe kalmayı planladığı andan itibaren başlayıp doğum sonrasında da kişiye özel olarak en az haftada 2 seans olan bir egzersiz eğitimi programına dâhil olmasıdır.

Öncelikle tüm gebeler egzersiz eğitimine alınmadan önce detaylı bir değerlendirmeden geçerler. Bu değerlendirmede; gebelik ile ilgili detaylı sözel değerlendirmenin yanı sıra, kas iskelet sistemini ilgilendiren ayrıntılı fiziksel muayene ve testler yapılır ve tüm bunların eşliğinde kişiye özel bir egzersiz - eğitim programı belirlenir.

Egzersiz eğitim programı şunları içerir;

• Düzgün vücut duruşu sağlanması ve korunması• Uygun vücut mekaniklerinin öğretilmesi• Doğum sonrası çocuk bakımı için gerekli kol kas kuvvetinin sağlanması• Artan vücut ağırlığının taşınabilmesi için bacakların kuvvetlendirilmesi• Ödem, varis ve krampları önlemek için egzersiz eğitimi• Gebelik süresince ve sonrasında idrar kaçırmanın önlenmesi için pelvik taban kaslarının kuvvetlendirilmesi• Karın kaslarının kuvvet kaybının ve sarkmalarının önlenmesi• Kalp damar siteminin dayanıklılığın korunması için egzersiz eğitimi• Doğumda kullanılacak kasların kuvvetlendirilmesi• Gevşeme tekniklerinin öğretilmesi• Solunum tekniklerinin öğretilmesi
Bu programa gebeliğin 32. haftasına kadar devam edilir. 32. haftadan itibaren gebeyi doğuma hazırlamak, doğum hakkında bilgilendirmek ve doğumu kolaylaştırmak için doğum eğitimi programına geçilir.

Su içi gebelik egzersizleri:

HRS hastanesinde uzman fizyoterapist eşliğinde Türkiye’de ilk defa gebelere özel su içi egzersiz eğitimi verilmektedir. Su içi egzersizlerin karada yapılan egzersizlere oranla çok daha etkili olduğu ve doğumu kolaylaştırdığı, doğum süresini ve gebelikte oluşan eklem ağrılarını azalttığı yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır. Su içi egzersizler, hijyenik koşulları sağlanmış vücut ısısına uygun havuzda bireysel veya 2 kişilik gruplar halinde yapılabilir. Gebelere havuzda özel olarak planlanmış egzersiz programı uzman fizyoterapist eşliğinde yaptırılır.

Bu programın etkileri şunlardır:

• Suyun kaldırma kuvveti nedeniyle vücut ağrılığı ortadan kaldırılarak gebelikte oluşan eklem ağrılarını, krampları, ödem ve varisleri azaltır• Vücut sıcaklığına uygun su ısısı nedeniyle genel iyilik halini arttırır• Vücut sıcaklığına uygun su ısısı ve 30 dakikayı geçen egzersiz eğitimi sayesinde mutluluk hormonu salınımı artar• Fiziksel kondisyonun korunmasını sağlar• Duruş bozukluklarını önler• Dolaşım ve sindirim işlevlerini düzenler• Doğum için, gereken kas aktivitesini destekler• Gebelikte kilo kontrolünü sağlar• Doğum süresini kısaltır• Düşük ağırlıklı bebek doğma riskini azaltır• Gebelikte ve lohusalıkta depresyonu önlemeye yardımcıdır• Doğum sonrası iyileşmeyi hızlandırır.

19 Aralık 2009 Cumartesi

Bebek ve uyku

Bebek ve uyku

UYUMAYI 7 GÜNDE ÖĞRETİN

Bazı bebekler vardır ; doğumdan hemen sonra hayatlarının başlayacağı eve geldiklerinde ya tüm ev halkına hükmeder, istediğini yaptırır, ya da söz dinleyen bir bebek olur .( TABİİ BU NADİREN GÖRÜLÜR).Bazı bebekler vardır ki annelerini geceler boyunca uyutmaz, gündüzleri uyur, geceleri oyun oynamak ister. Zavallı anne uykusuzluk çeker, yorgun düşer.

Bebeğiniz doğduğu andan itibaren onun için her şeyin en iyisini istiyorsunuz. Belki de bu yüzden ilk günlerde geçirdiğiniz uykusuz geceler sizin için hiç önemli değil. Ama bu bu tempoya ne kadar dayanacaksınız! Haftalar hatta aylar boyu gecenin bir yarısında tatlı uykunuzdan uyanmak hiç hoş olmasa gerek Geceleri arada bir eşinizden yardım isteyecek oluyorsunuz ama o yorganı başına çekip daha derin bir uykuya dalıyor. Bir gün olsun yataktan dinlenmiş ve kendinizi iyi hissederek kalkmanın nasıl bir his olduğunu unuttunuz artık!

Siz bebeğinize düzenli bir uyku alışkanlığı kazandırmak istiyorsanız en başta karar vermelisiniz. Sabırlı olacak , bu yaptıklarınızın sonucunda bebeğinize uyku alışkanlığı kazandıracağınızı aklınıza getireceksiniz. Bebekler onlara izin verildiği takdirde 3-4 ay arasında kendiliğinden uyuma alışkanlığı kazanıyor. Tabii bu söylenen, siz onu yıllarca sürecek yanlış bir uyku düzenine alıştırmazsanız geçerli. Hele ki bebeğiniz 6 aylıksa ve siz hala gece kuşu olmayı sürdürüyorsanız burada bahsedeceğimiz programı hemen uygulamaya başlayın. Çünkü 7 günde düzenli uykuyu garanti ediyoruz. Bizden söylemesi...

1. GÜN
Yeni Bir Düzen Kurun
Uzun saatler süren öğle uykusu nedeniyle birçok bebeğin günü ve gecesi birbirine karışıyor. Böylece bebek uykuda olması gereken bir saatte oyun oynamayı tercih ediyor. Şimdi bu durumu düzeltmenin zamanı geldi! Son araştırmalar bebeklerin gece ile gündüzü ayırt edebildiğini ortaya koyuyor. Bunun için ona gerekli ipuçlarını vermeniz yeterli.
Yarından başlayarak onu sabah erkenden kaldırın ve her gün aynı saatte uyandırmaya özen gösterin. Yatağını pencerenin yakınına koyun ve perdeleri aralık bırakın. Gün ışığı onun uyanmasına yardımcı olacaktır. Öğle uykusuna yatırdığınız zaman bile hava kararmadan önce onu uyandırın. Böylece gün ışığında uyanması gerektiğini, gece ise uyuması gerektiğini anlayacaktır. Bebeğinizi akşamları da aynı saatte yatağına yatırın. Gerekirse loş ışıkta ona kitap okuyun veya şarkı söyleyin.

2. GÜN
Uygulamaya Devam
Dün başladığınız rutin programa devam edin. Hemen pes etmeyin. Geceleri karnı acıktığı için ağlamaya devam edebileceğini unutmayın. Onu emzirmek ya da beslemek zorunda kalıdığınızda bunu hafif karanlık bir ortamda yapın. Özellikle geceleri bebeğinizi nelerin rahatlattığını iyi gözlemleyin. Ilık banyonun bir çocuk için sakinleştirici, bir başkası içinse tam tersi olabileceğini aklınızdan çıkarmayın. Gece yatırdığınızda müzik dlinletmek gibi rutin alışkanlıklar kazandırın.

3. GÜN
Ağlama Başlıyor
Ağlamak çocukların en büyük silahı! Anne ve babaların da dayanamadığı bir durum. Ancak, sabırlı olun ve kendi kendinize şunu mırıldanın: "Sonuç uyku olacak!" Onu uyutmaya çalışırken ağlaması karşısında endişelenmeyin. Bırakın koyduğunuz uyku kurallarına alışsın. Program değişiklikleri 6 aylıktan küçük çocukları çok daha fazla üzüyor. Bebeğiniz en fazla 15-20 dakika ağlar ama kötü uyku alışkanlığı yıllarca sürebiliyor. Unutmayın ki bu çocuğunuzla sizin aranızdaki bir savaş. Onunla ilgilenmeyin ama kendi merakınızı gidermek için 5-10 dakikada bir kapı aralığından onu kontrol edin. Susması için ışıkları açmayın, yataktan çıkarmayın ya da biberon vermeyin, aksi takdirde ertesi gece de dakikalarca ağlayacağından emin olun.

4. GÜN
Ağlama Savaşı Sürüyor
Geçen gece oldukça uzun sürdü değil mi? Bu gece biraz daha rahat geçecek. Ama bilin ki o yine de ağlamaya devam edecek. Ancak, bu kez daha kısa sürecek, bize inanın. Bunun için kurallarınızın kesin olduğunu ona ispatlamanız gerekiyor. Sabırlı davranmaya devam edin. Ona karşı yumuşak olduğunuz hissini uyandırmayın. Yoksa geçen geceye göre 2 kat daha fazla ağlayacaktır. Sakın ona bu kozu vermeyin.

5. GÜN
Bebeğiniz Sakinleşiyor
Bebeklerin çoğu 3-5 gün içersinde bu programa alışıyor. Dolayısıyla, bu gece belki de şanslı geceniz! 5 dakikada bir onu kontrol etmeyin, en az 15 dakika aralıklarla odasına uğrayın. Bazı bebekler odaya sık sık girilmesinden rahatsız oluyor. Bu nedenle kapı aralığından onu izleyin. Hem unutmayın ki bu gece daha az ağlıyor.
Uyku problemlerinin arasında sıkça rastlananların başında gece emzirmesi ve alt değiştirme geliyor. Tabii ki size bunları yapmayın demiyoruz ama mümkün olduğunca kısa ve sessiz olmasına özen gösterin. Altını değiştirirken bile kesinlikle ışıkları açmayın. Gereginden çok emzirmeyin. Böylece hem onu rahatsız etmemiş olursunuz, hem de yeniden altını değiştirmek, zorunda kalmazsınız!

6. GÜN
Bebeğiniz Uyuyor!
Mucize gibi geliyor değil mi? Sakın, bu mutluluğu günlerdir uyguladığınız kuralları rafa kaldırarak bozmayın. Uyumasını garip karşılayarak onu sık sık kontrol etmeyin, Gevşeyin!
Onu sıcak tutan bir pijama giydirin.Böylece üstünü açmasını kendinize dert etmeyin. Bebek monitörünün sesini kısın ve sadece çok ihtiyacı olduğunda onu duyun. Başarınızı gölgeleyecek davranışlarda bulunmamaya özen gösterin.

7. GÜN
Uyku Sırası Sizde!
Kendinize bir iyilik yapın ve bu gece derin bir uyku çekin. Son 6 gündür belki çok uykusuz kaldınız ama buna değdi değil mi? Çocuğunuza muhteşem bir armağan verdiniz: Düzenli uyku alışkanlığı. Hiç şüphe yok ki, bu program hastalık, tatildeki otel odası gibi etkenler nedeniyle zaman zaman aksaklığa uğrayacaktır. Oysa unutmayın ki, hiç uyku problemi yaşamamış bebekler bile bu durumlarda sorun çıkarıyor. Uyku problemi yeniden baş gösterecek olursa planı en baştan yeniden uygulayın, ikinci sefer ilkinden çok daha kolay olacaktır.

19 Kasım 2009 Perşembe

Bebekleri Anlama Rehberi

‘Bebekleri anlama’ rehberi


Anneler bebekleri doğduğunda ne kadar kitap okurlarsa okusunlar, hatta anneleri, kayınvalideleri, arkadaşları ve kız kardeşlerinden bebek bakımı konusunda destek de alsalar, bebeklerini büyütürken onlarca soruyla karşı karşıya kalırlar.

Bu soruların yanıtlanmaması endişeye dönüşür. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İbrahim Çelik, annelerin bebek bakımında artık halk efsanesine dönüşmüş bilgilerin doğrularını anlatarak, annelere bir mini rehber oluşturdu. İşte anneler için bebeklerini anlama rehberi:

1- Anne üşütünce kendi karnı ağrır, bebeğe bir şey olmaz!
Anne üşütürse en fazla kendi karnı ağrır, zira soğukta bağırsak hareketleri hızlanır, bu da karın ağrısı olarak hissedilir. Ancak bu durumun süt yoluyla bebeğe geçmesi söz konusu değildir.

2- Anne gazlı içecek tüketirse bebekte gaz olmaz
Gazlı içecekler, sıkıştırılmış karbondioksit içeren sıvılardır. Bunlar içildiğinde açığa çıkan serbest karbondioksit midede gaz baloncukları şeklinde şişkinliğe yol açar. Ancak bu gaz baloncuklarının süt yoluyla bebeğe geçmesi fiziksel olarak imkânsızdır. Benzer şekilde gaz yapan yiyecekler, annede gaz yapabilir. Ancak bu gazın da süt yoluyla fiziksel olarak bebeğe geçmesi söz konusu değildir.

3-Yeşil kaka yapıyorsa araştırmak gerekir
Bebeğin kakasının yeşil olmasına neden olan çok sayıda sebep vardır. En temel neden bağırsak pasajının hızlanmasıdır. Bağırsak hareketini artıran her türlü fiziksel ve kimyasal etken bebeğin kakasının yeşil olmasına neden olur. Bu, çoğunlukla da belirgin bir sebep olmadan olur.

4- Anne strese girince sütü de etkilenir
Bilimsel olarak süt salgısını artırdığı kanıtlanmış özel bir gıda ne yazık ki yok. Anne sütü üzerine etkili olan temel faktörler şunlardır: Annenin yapısal ve genetik özellikleri, emzirmeye olan arzu ve inancı, normal doğum sonrası en kısa sürede bebeğin anne memesiyle buluşması, annenin ağrı, sancı ve stresinin olmaması, doğru teknikle ve sık aralıklarla emzirmesi, bol sıvı alması ve dengeli beslenmesi.

5- Tırnak kesmek için kırkının çıkmasını beklemeyin
Bebeğin tırnakları, tırnak yatağını ne zaman geçerse o zaman kesilir, bunun için kırkını beklemeye gerek yoktur.

6- Hava sıkışınca hıçkırık olur
Bebeğin hıçkırmasının nedeni midede sıkışıp kalan bir hava cebininin mideden dışarı diyafram kasına doğru bir baloncuk oluşturup bu kası uyarmasıdır. Sıkışan bu hava kitlesi çıkıncaya kadar hıçkırık sürer.

7- Göz yaşarması, göz zarının tahriş olması demektir
Bebeğin göz yaşarması çoğunlukla mikrobik, alerjik ya da fiziksel bir etkenin göz zarını tahriş etmesine tepkisel olarak ortaya çıkar. Bazen de gözyaşı kanallarının doğuştan tıkalı olması nedeniyle gözyaşının buruna drenajındaki zorluk nedeniyle olur.

8- Yer yemez kaka yapmasından korkmayın
Tüm canlılarda var olan bir refleksin yenidoğandaki görünümü gastrokolik refleks, mideye bir gıda maddesi girdiğinde, eş zamanlı olarak kalın bağırsaklar da harekete geçerek bağırsak içinde bulunan dışkının dışarı atılması hadisesidir. Son derece sağlıklı ve fonksiyonel bir süreçtir; kesinlikle sindirim ya da emilim bozukluğunun işareti değildir.

9-Şekerli suya alışınca memeyi reddeder
Yenidoğan sarılığında bebeğin beslenmesinin rolü büyüktür. Anne sütü yetersiz olan bebeklerde sarılık daha erken ve uzun sürer. Önceki yıllardan kalma bir alışkanlık olarak, aç kalan bebeğin en azından şekerli suyla beslenmesi gereksiz, hatta zararlı bir davranır olabilir. Zira şekerli suyun tadına alışan bebek anne memesini reddedebilir.

10- İlk üç ay yalancı meme vermeyin
Bebeğin yalancı emziği tutmak için yaptığı dil-damak-dudak hareketleri anne memesini emerken yaptığından farklıdır. İlk günlerde bebekler yalancı emziği tutmakta çok başarılı olamaz Ancak bir kere bu işi başardıklarında bu kez de anne memesini kavramakta zorluk çekerler. Bu da memenin bırakılması ve biberonla beslenmeye geçiş anlamına gelir. Mümkünse ilk üç ay bebeklere yalancı meme verilmemelidir.

11- Ağlayan bebeği sık sık kucaklayın
Yenidoğan bebeğin kendini güvende ve huzurlu hissedeceği tek ortam olan anne kucağından şımaracağı gerekçesi ile mahrum kalması ne acı! Bebeğiniz her ağladığında kucaklayın.

12- Bebek memeyi bulunca rahatlar
Bebekleri hayata bağlayan, güçlü arama refleksleridir. Bu refleks sayesinde bebek, anne memesini arar, bulunca da emer. Böylece hem karnı doyar, hem de kendini güvende hisseder. Dolayısıyla karnı tok bile olsa yenidoğan bebek, sürekli doğru yeri bulana kadar aranır.

13- Sık hapşırması reflekstir
Yenidoğan bebekler genellikle doğum sırasında burunlarında bulunan salgı ve mukusu atmak için sık sık hapşırırlar. Bu tamamen refleks bir olay olup üşütme ile ilgili değildir.

14- Bebeğin memesinde süt toplanırsa korkmayın
Anneden gecen hormonların etkisiyle yenido-ğan bebeğin memelerinde süt toplanabilir, buna hiç el sürmemek en iyisidir. Bu, bir kaç hafta içinde zaten kendiliğinden geçecektir. Masaj, memede enfeksiyona yol açabilir...

15-Göbeğinde fıtık varsa kendiliğinden geçer
Göbek fıtıkları, portakal büyüklüğünde bile olsa genellikle kendiliğinden geçen oluşumlardır. Üzerine bağlanacak cisimlerin bu sürece olumlu ya da olumsuz etkisi olmaz.

16- Göbeği düşsün diye toz kullanmayın
Göbek tozu çok eski yıllarda kullanılan bir çeşit antibiyotik olup günümüzde kesinlikle kullanılmamaktadır. Göbeğe kullanılacak en iyi madde yüzde 70’lik alkol solüsyonlarıdır.

17-Gözündeki çapağa anne sütü damlatmayın
Evet anne sütü içindeki antimikrobial maddeler yüzeysel göz enfeksiyonlarında işe yarayabilir. Ancak en doğrusu hekimin görüp karar vermesidir.

18- Bitki çayı gazı gidermez
Bitki çaylarının ya da geleneksel gaz gidericilerin bilimsel olarak bir faydası kanıtlanmamıştır. Bu içeceklerin temelde zararı içlerinde bulunan şeker nedeniyle bebeğin anne sütünden soğuması ve biberona alışmasıdır.

19- Her gün yıkamak çok önemli
Bazı bebekler banyodan sonra çok rahatlar. Büyüme hormonu uykuda salgılandığından dolaylı yolla banyo, büyümesine katkı sağlayabilir.

20- Bebeği tuzlamanın ölümcül tehlikesi var
Anadolu’da halen yaygın olarak kullanılan yenidoğan bebeğin tuzlanması âdeti, son derece tehlikeli ve ölümcül sonuçları olabilecek çağdışı bir uygulamadır.

Anneler İçin Emzirme Rehberi

Anneler için emzirme rehberi


Bu tarihlerde hem sivil toplum örgütleri, hem de Sağlık Bakanlığı emzirmeyi sürekli gündemde tutmak için etkinlikler ve kampanyalar düzenliyor

Bebekle en yakın temas emzirmeyle sağlanır
Emzirme, anne ile bebeğin baş başa kalabildiği, gözleri ile konuşabildiği çok özel bir süreçtir. Bebek ile en yakın temas, emzirme ile sağlanabilmektedir. Mükemmel ve eşsiz bir besin içeriğine sahip olan anne sütü, aynı zamanda bebeğin mikrobik hastalıklardan korunmasında önemli rol oynar. Son yıllarda yapılan çalışmalar, emzirmenin bebeğin beyin gelişimini desteklediğini; obezite, diyabet gibi hastalık risklerini de azalttığını göstermektedir.

Emziren annelerde doğum sonrası kanamalar daha az olmakta; meme ve yumurtalık kanseri, kemik erimesi gibi hastalıklar da daha az oranda görülmektedir. Başarılı bir emzirme süreci için doğru bir başlangıç yapılması çok önemlidir. Bebeğini besleyebilme içgüdüsü, bazen annelerde yoğun bir kaygıyı da beraberinde getirir. Bu dönemde anneye güven telkin etmek, olumsuz düşüncelerden uzaklaştırmak ve destek olmak çok önemlidir. Amerikan Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Hilda Çerçi Özkan konuyla ilgili bilgiler verdi:

Doğar doğmaz emzirilmeli

* Anneler, kendilerini psikolojik olarak emzirmeye hazırlamalı, emzirmenin bir sabır işi olduğunu bilmelidir.
* Sütün gelmesini beklemeden bebek doğar doğmaz ilk yarım saat içerisinde emzirmeye başlanmalıdır. Bu sürede bebeğe kesinlikle şekerli su verilmemelidir.
* Doğumdan itibaren her ağlama ya da süt isteme durumunda, saat sınırlaması olmaksızın bebekler emzirilmelidir. İlk haftalarda üç saatten fazla uyuyan bebekler, uyandırılarak da olsa, emzirilmelidir.
* Bebeğin memeye doğru şekilde yerleştiğinden emin olmalıdır. Bunun için bebek ağzını tam olarak açmalı ve meme ucu çevresindeki kahverengi bölgeyi tamamen ağzına almalıdır. Bebeğin çenesi memeye gömük, alt dudak hafif dışa kıvrılmış pozisyonda olmalıdır.
* Emzirmeden önce veya sonra bebeğe mama, şekerli su ve diğer besinleri vermekten kaçınılmalıdır.
* Emzirme döneminde bebeğe biberon verilmemeli ve hatta ilk haftalarda emme şaşkınlığını önlemek için emzik bile kullanılmamalıdır.
* Gebelikte olduğu gibi anneler kendilerine özen göstermeli, dengeli beslenmeli, günde 2-3 litre sıvı tüketmelidir. Anneler, ayrıca yeterince dinlenmeli, moralini yüksek tutmak için eşinden ve çevresinden yardım almalıdır.

Çalışan annelere önemli ipuçları

* Anne sütünü sağmak için iyi emen bir makine edinilmelidir.
* Eğer annenin sütü çoksa işe başlamadan önce günde en az bir kez süt sağarak, ufak bir depo oluşturmalıdır.
* İşyerinde süt sağmak için uygun bir ortam sağlanmalıdır. Bu konu için gerekli izinler alınmalıdır.
* 3-4 saatte bir sağılan süt, buzdolabında saklanmalı; eve götürülürken, buz kalıpları arasında özel soğutuculu bir çantada taşınmalıdır.
* Elde edilen sütler, saklama poşetleri içinde buzdolabında 24 saat, iki kapılı buzdolabının buzluğunda 3 ay, derin dondurucuda 6 ay saklanabilir. Süt saklama poşeti içinde bulunan sütler, bebeğe verilmeden önce ılık su dolu bir kap içerisinde ısıtılabilir.
* Isıtılan süt; kaşıkla, bu amaçla üretilen küçük plastik kadehlerle bebeğe verilmelidir. Bebek sütü bu şekilde almıyorsa, biberon da kullanılabilir.
* Yakınlık hissi için anneler, bebeğin resmi veya ona ait bir giysisini işyerine götürülebilir.
* Anneler, evden çıkarken ve işten döner dönmez bebeğini emzirmelidir.

Bebeği memeden kesmek sabır ister

Amerikan Hastanesi Yenidoğan Bölümü Emzirme Danışmanı Hemşire Beyhan Numan’ın, bebeğini memeden kesmek isteyen annelere önerileri var:
Bebeğin memeden kesilmesi için belirlenmiş bir zaman yoktur. Burada iki önemli faktör vardır. Hem bebeğin hem de annenin bu duruma hazır olması gerekir.
Bebeği memeden kesmek için çelik gibi sinir ve sabır gerekir. Bu dönemde annelerin kendilerini suçlu hissetmeleri normaldir. Bebeği memeden kesmek bir günde uygulanabilecek bir işlem değildir.
Memeden kesmenin bebeğin hasta olduğu dönemlere denk getirilmemesine dikkat edilmelidir.
Memeden kesme bir gün içinde gerçekleşirse bebek huzursuz olabilir. Annenin ise memeleri şişer ve ateşi çıkar. Memelerde dolgunluk ve tıkanıklık gelişip antibiyotik kullanımı gerekebilir. Tıkanıklıkların açılmaması durumunda ameliyata kadar gidilebilir.
Bebek, emzirme seansları azaltılarak ve emzirme süreleri kısaltılarak emzirmeden kesilmelidir. Dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri önce gündüz seanslarını azaltmak, daha sonra gece seanslarına geçmektir. Eğer hiçbir şekilde başarılı olunmuyorsa bebeğiniz hazır değil demektir.

18 Kasım 2009 Çarşamba

Emzirmenin Bebeğiniz İçin Faydaları

Emzirmenin bebeğiniz için faydaları


Emzirmenin asıl amacı bebeğin beslenmesidir.Ayrıca emzirmenin bir aile planlaması yöntemi olarak kullanılabilmesi,desteklenmesini sağlaması açısından önemlidir.Yaşamın özellikle ilk 6 ayı içinde bebeği beslenmenin en sağlıklı yolu emzirmedir.


İlk iki yıl içinde beslenmenin ana kısmını anne sütünün oluşturması önemlidir.

Emzirmenin bebek sağlığı açısından faydaları

· Bebeğin bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkisiyle bebeği hastalıklardan korur.Yenidoğan bağışıklık açısından olgun değildir.Bu görevi anne sütü yüklenir.İlk günlerde kolostrumla çok yüksek miktarda geçen antikorlar bebeği sistematik hastalıklardan korur.Bebeğin mide-bağırsak sisteminin emzirmeyle korunması daha da uzun sürelidir.Böylece yenidoğan yaşamını tehdit eden pnömoni,tüberkiloz,ishal,kızamık gibi hastalıklardan korunur.Ani bebek ölümleri önlenir.

· Anne sütü çocukluk çağı alerjilerine karşı koruyucudur.

· Bebeğin diş ve damak gelişimi için daha iyi olur.

· Anne sütü verilen bebeklerde ileriki zamanlarda şişmanlığa daha az rastlanır.

· Anne sütüyle beslenen prematüre bebeklerde zeka gelişiminin daha iyi olduğu saptanmıştır.

Emzirmenin anne sağlığı açısından faydaları

· Uterus kasılmalarını sağlar,involüsyon hızlanır.Uterus küçülüp eski haline gelir.

· Meme kanserinden korur.

· Endometriyum ve over kanserinden korur.

· Anne – bebek ilişkisi güçlenir.

14 Kasım 2009 Cumartesi

bebeklerde Beslenme Önemi

Bebeklerde beslenmenin önemi

Yeni doğan 3.0 – 3.5 kg ağırlıkta bir bebeğin normal büyümesi ve gereksinmesi büyük ölçüde beslenmesine bağlıdır. Vücudun yapı maddeleri, besin öğelerinin yeniden düzenlenmesi ve hücre yapısına dönüşmesiyle sağlandığına göre bebeğin beslenmeden normal büyümesi ve gelişmesi olanaksızdır.

Hücre çalışması ve yeni hücrelerin oluşması için gerekli olan enerji ve besin öğeleri yeterli miktarda ve düzenli olarak karşılanmazsa, çocukta büyüme ve gelişme bozuklukları seyreder

Çoçukların beslenmesinin; bedensel, ruhsal ve zihinsel yönden normal olmalarında, sağlıklı büyümeleri ve gelişmelerinde önemi büyüktür. Çocuklarına iyi beslenmesi; sağlıklı birey, aile ve toplum oluşmasında ilk adımdır. Bugünün çocuklarının iyi beslenmesinin gelecek kuşakların da iyi beslenmesi ve sağlıklı olmasının payı olacağı unutulmamalıdır.

Çocukların beslenmesi özel uygulamalar gerektirir. Çocuğun yaşı ne kadar küçükse, büyümesi o derece hızlıdır; sindirim sisteminin özellikleri nedeniyle getirilebilecek besinler sınırlıdır, beslenme yönünden de başkalarına bağımlıdır; hastalıklara ve dış etkilere dayanıksızdır. Büyümenin en hızlı olduğu ilk aylarda enerji ve besin öğeleri ihtiyacı, vücut ağırlığının kilosu başına en yüksektir. Bu nedenle, çocuğun yaşının özelliklerine göre beslenmesi, normal büyümesi gelişmesi , sağlıklı olmasında, ayrıca gelecekteki yaşamında da büyük önem taşır.

Büyüme ve gelişme, vücudun ölçü ve çalışma düzenindeki erişkinliğe doğru değişme ve olgunlaşma sürecidir. Büyüme ve gelişme, birbirini etkileyen tamamlayan olgulardır. Bu iki olgu, ayrı olarak tamamlanırsa, büyüme; vücutta ölçü yönünden olgunluğa yaklaşmada hücre ve dokuların gösterdiği değişmedir. Gelişme ise, hücre ve dokuların çalışma düzeninde değişmeler ve olgunluk yaklaşma sürecidir. Çocuğun büyümesii gelişmesi, sağlığı ve yaşamını ;beslenme yanında, kalıtım ve çok çeşitli çevre özellikleri etkiler.

Çocuk beslenmesinde amaç, çocuğun olabildiğince en üst düzeyde sağlıklı büyümesi ve gelişmesini sağlamaktır. Tek başına beslenmeyle, çeşitli çevresel etkileri tümüyle yenmek, kalıtsal özellikleri değiştirmek olanaksızdır. Örneğin, sosu kısa boylu bir çocuk iyi beslenmeyle uzun boylu olamaz, ancak iyi beslenmeyle boyunun olabildiğince en üst düzeyde uzamasına yardımcı olunur.

Çocuklar insanların atalarıdır. Çocukların, yapısal ve doğal özellikleriyle ihtiyaçlarına uygun beslenmesi, sağlıklı, güçlü, verimli kuşakların yetişmesinde önemli olduğu kadar sonraki kuşaklar için de ciddi anlamda önem taşır

13 Kasım 2009 Cuma

İlk Ay Sadece Anne Sütü

İlk Ay Anne Sütü


Sağlıklı bir toplum yaratmanın ilk adımı, öncelikle bebeklerimize sağlıklı başlangıçlar sunarak atılır.

Nedir sağlıklı başlangıçlar?...
Birincisi, bebeklerimize anne karnında sağlıklı bir süreç yaşatmaktır.
İkincisi, onları sağlıklı koşullarda dünyaya getirmektir.
Ve üçüncüsü, doğduktan sonra ne olursa olsun onları anne sütünden mahrum bırakmamaktır.

Bebekler beslenme bozukluklarından ölüyor...
Araştırmalar, ülkemizde binlerce bebeğin sırf anne sütünden doğru bir şekilde yararlanamadığı için yaşamını yitirdiğini ortaya koymaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın 2002 verilerine göre, ülkemizde canlı doğan her bin bebekten yaklaşık 38’i bir yaşına gelemeden yaşama veda etmektedir. Daha açık bir ifadeyle her yıl ülkemizde doğan yaklaşık bir buçuk milyon bebekten ortalama elli bini 1 yaşına gelemeden kaybedilmektedir. Bebeklerin ölüm nedenleri arasında beslenme bozuklukları ikinci sırada yer almaktadır. İlk bakışta bu olanaksız gibi gelebilir. Çünkü hepimizin de bildiği gibi, ülkemizde emzirme oldukça yaygın. Doğumdan sonraki ilk aylarda hemen her bebek anne sütü ile beslenmektedir. İstatistiklere göre ise, ülkemizde emzirmeye başlangıç oranı yüzde 95’in, ortalama emzirme süresi ise 12 ayın üzerindedir. Fakat yine de bebeklerimiz beslenme bozukluklarından ölebilmektedir. Neden? Uzmanlara göre bunun en önemli nedeni, ülkemizde emzirmenin yaygın ve süresinin uzun olmasına karşın, ek besinlere gerekenden çok erken ya da çok geç bir dönemde başlanmasıdır. Örneğin; bebeklerin ilk 6 ayda ‘sadece anne sütü’ almaları gerekirken bu dönemde gereksiz olduğu halde ishal riskini arttıran su ilavesi yapılabilmektedir. Ya da sindirim sistemlerinin henüz yeterli olgunluğa ulaşmadığı ilk altı aylık dönemde, onlara ek besin verilmeye başlanabilmektedir.

Her beş yılda bir gerçekleştirilen Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmalarına göre ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenen bebek oranı 1998’de yüzde 1.3 iken 2003’te yüzde 21’ e çıkmıştır.

Araştırmalar, ‘ilk altı ayda sadece anne sütü alan bebeklerin’ oranının artmış olduğunu gösterse de sonuç yine de yeterli değildir. Peki bu yanlış beslenmenin bedelini, toplum olarak nasıl ödemekteyiz?

Ne yazık ki; bebeklerimiz hala yetersiz ya da yanlış beslenmeden dolayı ölebilmektedir. Hem de bunu önlemek son derece basitken. İlk altı ay yalnızca anne sütü, daha sonra ise ek besinlerle beraber emzirmenin 2 yıla kadar sürdürülmesi... Sadece bu kadar...

İşte bu bilincin yaygınlaştırılabilmesi ve beslenme bozuklukları nedeniyle bebek ölümlerinin yaşanmaması için 1-8 Ekim arası, tüm dünyada ve ülkemizde ‘Dünya Emzirme Haftası’ olarak kutlanıyor. Ve biz, bu hafta aracılığıyla bebeklerimiz için eşi bulunmaz bir besin olan anne sütü ve emzirmenin faydalarını bir kez daha vurguluyoruz.

İlk altı ay ‘mutlaka’ ve ‘sadece’ anne sütü...
Yaşamlarının ilk altı ay içerisinde bebeklerimize sunabileceğimiz en ideal besin maddesi anne sütüdür. Bunun birçok nedeni var. Birkaçını hatırlatacak olursak...

Anne sütü içerdiği koruyucu maddelerle, bebeklerimizin mikroplara karşı ilk aşısıdır. Onları birçok hastalıktan korur, bağışıklık sistemlerinin güçlenmesine de yardım eder. Bebeklerimizin gereksinim duyduğu tüm besin maddeleri, en uygun oranda sadece anne sütünde mevcuttur. Anne sütü mikropsuzdur, her an hazırdır ve ekonomiktir... İlk altı ay boyunca bebeklerimize anne sütü vermek onlara sunabileceğimiz en değerli armağandır.

Altıncı aydan sonra ek gıdalara başlanmasıyla beraber, emzirmenin iki yaşına kadar sürdürülmesi ayrı bir önem taşır. Çünkü büyüme ve gelişmelerinin çok hızlı olduğu bu iki yıllık süre zarfında onları emzirmek, sadece o andaki değil ileriki yıllardaki fiziksel ve ruhsal sağlıklarını da olumlu yönde etkiler. Onları olabildiğince uzun bir süre emzirmek, özellikle de beslenme bozukluklarının önlenmesinde önemli bir role sahiptir. Uzun süre emzirilen bebeklerin ilerde bazı hastalıklara karşı daha dirençli olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, bu bebeklerin daha zeki olduklarına dair çeşitli araştırma sonuçları da mevcuttur.
Anneler emzirerek kendi sağlıklarına da katkıda bulundukları gibi ekonomik, hijyenik, zahmetsiz bir besleme şansı da yakalarlar.

Bebekler içinse emmek, her yönüyle idealdir. Kendisi için gerekli bütün besinleri anne sütünden sağladığı gibi, annesinin sıcaklığını tensel temas yoluyla hisseder. Bu temas, bebekte güven duygusunun gelişmesini destekler. Daha doğar doğmaz, dünyaya gözlerini açtığı ilk saatlerde ve daha sonraki aylardaki kendisi için gerekli olanları, anne sütünü emerek sağlayabilir. İşte bu yüzden;
Her annenin bebeğine verebileceği en değerli armağan; anne sütüdür.

5 Mart 2008 Çarşamba

Uyumayan çocuk obez oluyor

Uykusuzluk, çocuklarda obezite riskini artırıyor. “Obesity” adlı ABD dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, çocukların bir saat fazladan uyumasıyla obezite riski yüzde 9 azalıyor.
WASHINGTON - “John Hopkins” üniversitesi uzmanlarının çalışması, uyku süresiyle obezite riski arasında bağlantı bulunduğuna işaret ediyor.
Araştırma ekibinin başkanı Youfa Wang, “Bu konuda daha önce yapılan 17 araştırmayı kıyasladığımızda, uyku arttıkça riskin azaldığını gördük” dedi.Wang, en az uyuyan çocukların obez olma riskinin, yeterince uyuyan çocuklara oranla yüzde 92 arttığını tespit ettiklerini belirtti.5 yaşın altındaki çocukların günde 11, 5-10 yaş arasındakilerin 10, 10 yaşın üstündekilerin de 9 saat uyuması tavsiye ediliyor.

Temizlik ürünleri bebeklerin ciğerlerine zararlı

Hamileyken ya da doğumdan hemen sonra evde sık kullanılan dezenfektan ve koku gidericiler bebeğin ciğerlerine zarar veriyor.
PARİS - İngiltere’nin Bristol Üniversitesi’nden John Henderson ve ekibi hamilelerin evde bu tür kimyasal ürünleri kullanma sıklığı ile bunların çocukların solunum yollarına etkilerini inceledi.

Araştırmaya 7 bin 162 çocuk katıldı. Annelerse çamaşır suyu, dezenfektan, böcek ilacı, halı temizleyicisi gibi 15 ürüne ilişkin soruları cevapladı.Hamileliğin son döneminde ve doğumun hemen ardından bu kimyasal ürünleri evde çok sık kullanan annelerin çocuklarının ciğerlerinde hırıltı, 8 yaşından itibaren ise bu çocukların solunum yeteneklerinde azalma olduğu görüldü.Henderson, bu ürünlerden en fazla hangisinin zararlı olduğunun bilinmediğini ancak çoğunun benzer maddeler içerdiğini belirterek, sonuçların doğrulanması ve ayrıntılar için başka araştırmalar gerektiğini söyledi.Daha önce yapılan benzer araştırmalar da bu tür kimyasal ürünleri kullanan kişilerde astım riskinin fazla olduğunu göstermişti.Araştırma “European Respiratory Journal” dergisinin mart sayısında yer alıyor.

14 Şubat 2008 Perşembe

Kabakulak Aşısı

- Ülkemizde kabakulak aşısı tek kabakulak aşısı şeklinde bulunmamakta; kızamık, kızamıkçık, kabakulak üçlü aşısı şeklinde bulunmaktadır.

- Kızamık, kızamıkçık, kabakulak aşısı çocuklarda 12. aylıktan itibaren başlamak üzere iki doz olarak önerilmektedir. İkinci doz 4-6 yaşlarında uygulanmalıdır.

- Kızamık, kızamıkçık, kabakulak üçlü aşısı erişkin yaşta da güvenle uygulanabilmektedir. Bu hastalıklardan herhangi birini geçirmiş olmak bu aşının uygulanması açısından bir engel oluşturmamaktadır.

- Kızamık, kızamıkçık, kabakulak aşısı hamilelere uygulanmamalıdır! Kızamık, kızamıkçık, kabakulak aşısı yapılan kadınların en az bir ay süreyle hamile kalmamaları önerilmektedir

Popüler Yayınlar

Related Posts with Thumbnails
Pasta Tarifleri

Uyarı

Bu site yayınlanan sağlık ile ilgili bilgiler , ziyaretçilerini bilgilendirmek amacıyla yayınlanmaktadır. Burada yayınlanan yazıların tamamı bilgilendirme amaçlı olup, hiçbir şekilde hekim muayenesi ve konsültasyonunun yerine konulmamalı, hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Sağlığınızla ilgili acil durumlarda, bekleme süresi sağlığınızı olumsuz yönde etkileyebileceği için, zaman geçirmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmanızı öneririz.
Genel Kişisel Web