Kalp hastalıkları,kalp yorgunluğu,kalp krizini önelem ve diğer kalp ile ilgili hastalıklarda kullanılabilecek şifalı bilgiler ;
*Asma, vücut yağlanmasına, kalp ve böbrek rahatsızlıklarına karşı çok etkilidir.
*Acı marul çiçekleri, toplanır, bol şekerle iyice karıştırılır, güneşte kurutulur. Elde edilen bu lezzetli ilaç kalp hastalıklarına iyi gelir ve kalbi kuvvetlendirir. Bu ilçtan günde 1-2 kahve kaşığı alınabilir.
*Anason, tohumlarını çiğnemek kalp çarpıntısını giderir.
*Cevizde ki yağın yapılan araştırmaların kolestrolü yükseltmeyip düşürdüğünü ortaya çıkardığından, kalp krizini önlemek için günde üç ceviz yemenin yaralı olduğu anlaşılmıştır.
*Erik, Erkeç otu kalbi kuvvetlendirir.
*Fındık, (günde bir avuç) tüketilmesi enfarktüsü önler. Haşhaş tohumları kalp hastalarına iyi etki eder.
*Karnabahar, kalp rahatsızlıklarına karşı etkilidir.
*Kedi otu, kalp atışlarını düzenleyicidir.
*Kekik, kalp çarpıntısını önler.
*Kereviz, üzüm, soğan, nar, kalp yorgunluğuna iyi gelir.
*Limon, melek otu, kalbi kuvvetlendirir.
*Lahanada, bulunan potasyum vücudun suyunu alarak kalp ve dolaşımı rahatlatır. Vücudun zehirini atmasını sağlar.
*Marul, sinirsel kalp çarpıntılarına iyi gelir.
*Sarımsak, kandaki kolestrolü dengelediği için kalp krizi riskini azaltır.
Şifalı bitkilerle cilt bakımı ve güzellik kürleri. Ayrıca Uzmanlar tarafından Çeşitli kürler ve tavsiyeleri,Çocuk ve bebek sağlığı
Kalp Sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kalp Sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Mayıs 2009 Pazar
13 Aralık 2008 Cumartesi
Siyah çikolata kalbe yararlı
Uzmanlar siyah çikolatanın kalbe yaralı olduğunu açıkladılar...
Siyah çikolata kalbe yararlı. Haftada birkaç parça siyah çikolata, iltihaplanma ve kalp -damar hastalıklarından koruyabilir
İtalya'daki Campobasso Üniversitesi'nden bilim adamlarının Milano Kanser Enstitüsü ile ortaklaşa yaptığı araştırma, haftada 2-3 kez 1-2 parça siyah çikolatanın kronik iltihaplanmaya karşı koruyabileceğini, kalp krizi ve beyin kanaması riskini azaltabileceğini gösterdi.
Katılımcıların kanındaki, kalp-damar hastalıklarına neden olabilen iltihaplanmanın göstergesi olan C-reaktif protein (CRP) seviyesini ölçen araştırmacılar çikolata yiyen gruptakilerin CRP seviyesinin yüzde 17 düştüğünü belirledi. Bu da çikolatanın kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskini kadınlarda üçte bir, erkeklerde dörtte bir azaltabileceği anlamına geliyor.
Ancak en iyi koruyucu etkinin günde ortalama 6,7 gram siyah çikolatayla olduğunu vurgulayan araştırmacılar, 6,7 gramın üzerine çıkıldığında koruyucu etkinin kaybolduğuna dikkat çekti.
Siyah çikolatanın içindeki kakao tanecikleri önemli oranda antioksidan içeriyor. Sütle karışınca bazı maddelerin emiliminin azalması nedeniyle sütlü çikolata siyah çikolatayla aynı koruyucu etkiyi göstermiyor.
Siyah çikolata kalbe yararlı. Haftada birkaç parça siyah çikolata, iltihaplanma ve kalp -damar hastalıklarından koruyabilir
İtalya'daki Campobasso Üniversitesi'nden bilim adamlarının Milano Kanser Enstitüsü ile ortaklaşa yaptığı araştırma, haftada 2-3 kez 1-2 parça siyah çikolatanın kronik iltihaplanmaya karşı koruyabileceğini, kalp krizi ve beyin kanaması riskini azaltabileceğini gösterdi.
Katılımcıların kanındaki, kalp-damar hastalıklarına neden olabilen iltihaplanmanın göstergesi olan C-reaktif protein (CRP) seviyesini ölçen araştırmacılar çikolata yiyen gruptakilerin CRP seviyesinin yüzde 17 düştüğünü belirledi. Bu da çikolatanın kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskini kadınlarda üçte bir, erkeklerde dörtte bir azaltabileceği anlamına geliyor.
Ancak en iyi koruyucu etkinin günde ortalama 6,7 gram siyah çikolatayla olduğunu vurgulayan araştırmacılar, 6,7 gramın üzerine çıkıldığında koruyucu etkinin kaybolduğuna dikkat çekti.
Siyah çikolatanın içindeki kakao tanecikleri önemli oranda antioksidan içeriyor. Sütle karışınca bazı maddelerin emiliminin azalması nedeniyle sütlü çikolata siyah çikolatayla aynı koruyucu etkiyi göstermiyor.
25 Nisan 2008 Cuma
Diyetçi margarinciye yağ mı çekiyor

Yıllardır kalp hastalıklarına neden olduğu söylenen margarini gönül rahatlığı ile sofralarımıza alabilecek miyiz? Yılların diyetisyenleri saf mı değiştiriyor?
Mutfak Ürünleri ve Margarin Sanayicileri Derneği MÜMSAD, son yıllarda margarinden uzaklaşan tüketicileri yeniden margarinle buluşturmak amacıyla bir kampanya düzenliyor.
Yani, amaç kalp sağlığına zararlı olduğunu düşündüğümüz için uzak durduğumuz margarine, yeniden dönüşü sağlamak. Yıllardır trans yağların zararlı olduğunu söyleyen uzmanlar şimdi neden margarine yönelik olumlu açıklamalar yapıyor. Bir süre önce 'margarinden kaçınılmalı' diyen Taylan Kümeli, bu kampanyada yer alıyor. Prof. Dr. Ayşe Baysal, Neşe Erberk ve diyetisyen Salahattin Dönmez de bu kampanyaya destek oluyor.
Özellikle 'Çocuklarınızı katkı maddeler içeren yiyeceklerden uzak tutun' diyerek yıllardır bu konuda halka bilgiler veren Prof. Dr. Rasim Küçükusta, margarini asla tüketmediğini söylüyor: "Sağlıklı beslenme için benim yediğim ve hastalarıma tavsiye ettiğim iki yağ var. Biri zeytinyağı diğeri hakiki tereyağı. Ben margarin yemiyorum ve kimseye de tavsiye edemem. Bana göre diyetisyenler margarin üreticilerine yağ çekiyor" dedi.
MASUM YAĞ YOK
Beslenme Diyet uzmanı Gürsel Doğan'a göre her şeyin aşırısı riskli. 'Margarin sağlık açısından riskli' denilebilmesi için günlük kullanım miktarını aşmamak gerekiyor. Doğan, "Tereyağı, zeytinyağı ve margarinin de dozu olmalı. Biz, yemeklerde 10 gram öneriyoruz. Oran önemlidir. Eğer 30 gram olursa kalp- damar riski taşıyor. Aslında biz toplum olarak zeytinyağının da ölçüsünü bilemedik. Zeytinyağı da masum değil" şeklinde konuştu.
MARGARİNDE 10 YILDIR TRANS YAĞI YOK
MÜMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Metin Yurdagül, son yıllarda kamoyunda margarin ile trans yağ arasında yanlış bir algılamanın oluştuğuna da dikkat çekiyor. Yurdagül, "Türk margarin sanayisinin önde gelen temsilcileri bu sorunu 1990'ların sonunda çözdüler. Ancak Türk margarin üreticileri trans yağ sorununu çözdüğü dönemde kamuoyunda trans yağa ilişkin yeterli bilinç yoktu. Şimdi yeni devreye giren etiketleme tebliğine göre ürünlerimizde 'Trans Yağ Yoktur' amblemini kullanarak sorumluluğumuzu yerine getireceğiz" dedi.
Zeytinyağını öneriyorum
Dr. Ender Saraç ise, 2000 yılından sonra margarinlerde iyi firmaların trans yağ oranını ya en aza indirdiğini ya da tamamen yer almadığını söyledi. "Ben yine de zeytinyağını öneriyorum" diyen Saraç, mutlaka margarin kullanmak isteyenlere önerilerde bulundu: Saraç, "Marketten margarin alırken, iyi firmaların ürettiklerini satın almalısınız. İçiriğinde trans yağın var olup olmadığına bakmalısınız. Ama trans yağı yoksa margarin gönül rahatlığı yenilebilir. Margarinler kolesterol de içermiyor." Beslenme uzmanları margarin hakkında bunları söylüyor. Kardiyoloji uzmanı Ferhan Meriç, ise "İçinde trans yağı varsa, zararlıdır. Ancak burada önemli olan bu maddenin varlığı. Firmalar trans yağının artık olmadığı söylüyor. Yani kalp-damar hastalığına neden olan madde trans yağıdır. Eğer içinde yoksa risk aza iniyor" dedi.
Depresyon kalp krizine yol açıyor

Depresyon kalp krizine, atlatılan kalp krizi sonrası devam eden depresyon ise erken ölüme yol açıyor.
ABD’de yapılan araştırmaya göre, kalp krizinden kurtulmayı başaran yetişkinlerde depresyonun devam etmesi ölüm riskini artırıyor ve ömrü kısaltıyor.
Uzmanlar, araştırmada incelenen kişilerin yüzde 76’sının geçirdiği kalp krizinin altında ağır depresyonun yattığını belirtiyor.
14 Nisan 2008 Pazartesi
Kalp krizi aniden gelmiyor

Kardiyolog Prof. Dr. Sadi Güleç, kalp krizinin aniden gelmediğini, sigara kullanımı, yüksek kolesterol ve yüksek kan basıncı nedenlerle yıllar süren bir yaşam tarzının sonucu olduğunu belirtiyor.
Göbeğiniz büyüdüğü zaman kalp hastalığı riskiniz de büyüyor” diyen Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sadi Güleç, “bir gün kalp krizi geçiriyorsunuz ve dönüp baktığınızda, ‘aniden oldu’ demeye hakkınız yok. Aslında yıllar süren bir yaşam tarzının sonucunda bu gerçekleşiyor” dedi.
Antalya’da düzenlenen 5. Metabolik Sendrom Sempozyumu’na katılan Prof. Dr. Sadi Güleç, gazetecilere yaptığı açıklamada, yaşam tarzı bozukluğu hastalığı olarak adlandırılan metabolik sendromun etkisiyle yaşanabilecek kalp krizlerine dikkati çekti. Kalp krizinin halk arasında “aniden oldu” diye anlatıldığını belirten Güleç, kalp krizinin sanıldığı gibi “aniden” gelmediğini vurguladı.
Prof. Dr. Güleç, kalp krizi ile göbek bölgesindeki yağlanma arasındaki bağlantıya işaret ederek, şöyle konuştu:
“Bugüne kadar göbeği hep estetik bir sorun olarak gördük. Göbek için ‘insanın nefesini tıkayan, görüntüsünü çirkinleştiren şey’ dedik. Ama göbekte bulunan yağ dokusunun farklı özellikleri olduğu anlaşıldı. Göbek orada sessiz sessiz durup, sadece estetik kaygı yaratmıyor, orada salgılanan bazı maddeler hem pankreasta bozukluk yapıp şeker hastalığının gelişmesine neden oluyor hem de koroner kalp hastalığının ve kalp krizinin ortaya çıkmasına aracılık ediyor. Göbeğiniz büyüdüğü zaman bir yandan da bilmelisiniz ki kalp hastalığı riskiniz de büyüyor. Bir gün kalp krizi geçiriyorsunuz ve dönüp baktığınızda, ‘aniden oldu’ demeye hakkınız yok. Aslında yıllar süren bir yaşam tarzının sonucunda bu gerçekleşiyor.”
Sadi Güleç, kalp hastalığının “çok nankör” olduğunu da belirterek, “Kalp damarınızın içinde bulunan yağ tabakasına eklenen bir pıhtı, 5 ile 10 dakika arasında kalp krizi geçirmenize neden oluyor. Önce maraton koşacak kadar iyi olmanız da hiçbir şey ifade etmiyor” dedi.
Prof. Dr. Güleç, sigara kullanımı, yüksek kolesterol ve yüksek kan basıncının, metabolik sendromun nedenleri arasında olduğuna dikkati çekti. Bazı vatandaşların, kalp krizi geçiren yakınları için “bugüne kadar aspirin bile almamıştı” diyerek şaşırdıklarını anlatan Güleç, “Bunun sebebi hiçbir şekilde açıklanamaz. ‘Birden bire oldu, nasıl oldu’ diyecek birşey değil, zemininde yıllar süren metabolik sendrom var” şeklinde konuştu.
12 Mart 2008 Çarşamba
Menopoz sonrasında kalp hastalıkları artıyor

Türkiye’de kadınlarda kalp hastalıklarında ciddi oranda artış olduğu, özellikle menopoz sonrasında kalp ve damar hastalıklarının görülme sıklığının erkeklere yakın düzeye geldiği belirtildi.
“Menopoz sonrasında kilo alma, kan basıncında yükselme, kandaki kolesterol değerlerinde artış gibi kalp hastalıklarına zemin hazırlayan önemli değişiklikler olabiliyor” diyen Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Lale Tokgözoğlu, kadının, kalp hastalığından ölüm riskinin, meme kanseri ve trafik kazasından çok daha yüksek olduğunu ifade etti. Tokgözoğlu, Türkiye’de kadınlarda 30’lu yaşlardan itibaren, diyabet, obezite ve hipertansiyon görülme oranının yükseldiğini de vurguladı.
Prof. Dr. Lale Tokgözoğlu, kalp damar hastalıklarının erişkinlerde birinci sırada gelen ölüm nedeni olduğunu söyledi. Kalp damar hastalıklarının daha çok erkeklerde görüldüğünü belirten Tokgözoğlu, son yıllarda çeşitli etkenlere bağlı olarak kadınlarda da ciddi oranda artış olduğuna dikkati çekti.
Tokgözoğlu, kadınlarda daha çok meme kanserinden korkulduğunu ancak kalp hastalıklarına bağlı ölümlerin, trafik kazalarına ve meme kanserine bağlı ölümlerden çok daha fazla olduğunu kaydetti.
Kadınlarda, kalp hastalıklarının görülme sıklığının, genetik özellikler, kolesterol yüksekliği, obezite, hipertansiyon ve diyabet gibi hastalıklara bağlı artış gösterdiğini ifade eden Tokgözoğlu, “Ortalama yaşam süresinin uzaması, hareketsiz yaşam tarzı, sigara kullanımı, beslenme biçimi ve stres gibi modern çağın olumsuz getirileri de önemli risk faktörleri arasında bulunuyor” dedi.
“HASTA SAYISININ YÜZDE 7 ARTMASI ÖNGÖRÜLÜYOR”
Tokgözoğlu, Türkiye’de kadınlarda 30’lu yaşlardan itibaren, kalp hastalıklarına zemin hazırlayan diyabet, obezite ve hipertansiyonun görülme sıklığının arttığına işaret ederek, “Bu risk faktörlerinin artmasına bağlı olarak önümüzdeki 10 yıl içinde kalp damar hastası sayısının geçmiş yıllara oranla yüzde 7 kadar artmasını öngörüyoruz” diye konuştu.
Kadınların damar yapılarının erkeklere göre çok daha ince olduğunu belirten Tokgözoğlu, özellikle çok sigara içen kadınlarda damar daralmadığı halde damar yapısının bozulması nedeniyle kalp krizi riskinin söz konusu olabildiğini söyledi.
Prof. Dr. Lale Tokgözoğlu, kalp hastalığı bulunan kadınlarda stent, balon veya by-pass gibi tedaviler sonrası komplikasyon gelişme ya da damarların tekrar tıkanması riskinin erkeklere göre daha fazla olduğuna dikkati çekerek, “Kalp krizi geçiren kadınlarda ölüm oranı erkeklere göre daha yüksek. Kalp hastalıkları, kadınlardaki ölümlerin yaklaşık yarısından sorumlu ve tüm kanser ölümlerinin neredeyse iki katı” diye konuştu.
Tokgözoğlu, aralarında Türkiye’nin de yer aldığı 22 Avrupa ülkesinde 14 bin hasta üzerinde yapılan “EUROASPIRE” araştırma sonucuna göre, “Türkiye dahil tüm Avrupa’da, kalp hastalığı yerleşmiş kişilerde tansiyon, şeker ve şişmanlığın kadınlarda daha fazla olduğu belirlendi” dedi.
Araştırmada, kalp hastası olan kadınlarda stres ve gerginlik (anksiyete) değerinin erkeklere göre daha yüksek olduğunun tespit edildiğini belirten Tokgözoğlu, gerginlik değerinin kalp hastası kadında yüzde 44, erkekte ise yüzde 26 çıktığını söyledi.
“MENOPOZ SONRASINDA ARTIŞ GÖRÜLÜYOR”
Tokgözoğlu, kalp hastalıkları açısından 40’lı yaşlara kadar erkeklerin kadınlara göre en az 3-4 kat daha fazla yüksek risk altında olduğunu, ancak menopoz sonrasında bu farkın kapanmaya başladığını söyledi.
Kadınların, menopoz öncesi dönemde kalp ve damar hastalıklarından büyük ölçüde korunabildiğini belirten Tokgözoğlu, şunları kaydetti:
“Menopoz sonrasında kilo alma, kan basıncında yükselme, kandaki kolesterol değerlerinde artış gibi kalp damar hastalıklarına zemin hazırlayan önemli değişiklikler olabiliyor. Kadın, bu gibi nedenlerden dolayı, kalp damar hastalıklarına karşı daha savunmasız olabiliyor. Menopozdan önce kadında şeker hastalığı varsa, sigara kullanıyorsa ya da şişmansa, menopoz sonrasında kalp sorunu yaşama olasılığı daha da artıyor.”
“KADINLARDA FARKINDALIK ORANI ÇOK DÜŞÜK”
“Kadının, kalp damar hastalıklarına karşı farkındalığının az olmasına bağlı olarak hekime başvurma ihtimalinin de düşük olduğu” görüşünü savunan Tokgözoğlu, kadınlarda kalp hastalığının belirtilerinin erkeklere oranla daha silik olduğunu söyledi.
Tokgözoğlu, kadının kalp ve damar hastalıklarının belirtilerini menopoz bulgularıyla, yorgunlukla, stres ya da gerginlikle karıştırabildiğini belirterek, “Hekimlerin bile kadınlarda kalp hastalığı olabileceğini düşünülme ihtimali, erkeklere göre daha düşük oluyor” dedi.
Yaşam süresinin uzamasına bağlı olarak mevcut risk faktörlerinin görülme sıklığının da arttığını vurgulayan Tokgözoğlu, şöyle devam etti:
“Yaşam tarzını çok iyi programlamak lazım. Çocukluk döneminde damak tadı gelişmeden sağlıklı bir diyet alışkanlığı kazandırılmalı. Hastalık tanısı konulduktan sonra da çok geç olduğu düşünülmemeli ve hemen önlem alınmalı. Şişmanlık ve hareketsizlikten uzak durulmalı, ideal kiloya ulaşılmalı ve bu kilo korunmalı. Tercihan 5, en az 3 gün 20 dakika tempolu yürüyüş yapılmalı. Sağlıklı ve düzenli beslenme türü benimsenmeli. Doymuş hayvansal yağlar mümkün olduğu kadar az tüketilmeli, antioksidan içeren meyve ve sebze yenilmeli. Zeytin ya da ayçiçek yağı kullanılmalı. İşlenmiş ve hazır gıdalardan kaçınılmalı. Mümkün olduğunca lifli ve tahıllı besinler tüketilmeli, kepek ekmeği beyaz ekmeğe tercih edilmeli. Sakatatlardan uzak durulmalı. Fazla tuz tüketilmemeli, gençlikte tüketilen tuz bile ilerde kan basıncını etkiliyor, hipertansiyon eğilimi artıyor. Bu da kalp krizi riskini tetikliyor. Ara sıra yoğun diyetler yerine sürekli sağlıklı beslenme seçenekleri kullanılmalı ve bu artık yaşam biçimi haline dönüştürülmeli.”
Etiketler:
kadın sağlığı,
Kalp Hastalıkları,
Kalp Sağlığı,
Menopoz
9 Ocak 2008 Çarşamba
İşte hayatımızı kurtaracak 7 besin!

Amerikan Kanser Araştırmaları Enstitüsü 2008'e sağlıklı bir başlangıç yapmanız için, vücudu kanser, kalp krizi gibi ciddi sorunlara karşı koruyan besinlerin listesini açıkladı
Kalbi koruyor
* BADEM:
Her gün, bir çay fincanın yarısını dolduracak miktarda, yani 30 gram badem yemeyi ihmal etmeyin. Omega-3 asitli yağları açısından oldukça zengin bir besin olan badem, kandaki kötü kolesterol (LDL) oranını yüzde 4.4 oranında düşürüyor. Badem böylece damar tıkanıklıklarını önleyerek, dolaşım sisteminin düzenli olarak çalışmasını sağlıyor; kalbi koruyor.
Diyabeti önlüyor
* KAHVE:
Günde iki fincan kahve, özellikle orta yaşlardan sonra görülen Parkinson ve Tip-2 diyabete karşı vücudu koruyor. Kahvede bulunan kafein maddesi, diyabete yakalanma riskini yüzde 35 azaltıyor. Ayrıca ağrı kesici özelliği de bulunuyor. Ancak kahveyi mutlaka kalsiyum deposu olan sütle için. Böylece kafeinin kemikleri zayıflatmasını engellemiş olursunuz.
Sinirleri rahatlatıyor
* TARÇIN:
Her yemekten sonra içinde bir miktar tarçın bulunan bir tatlı yemeyi unutmayın. Tatlı yemek istemiyorsanız, küçük bir çay kaşığı dolusu tarçını doğrudan suya ekleyerek içebilirsiniz. Tarçın kan şekerini düzenliyor, ayrıca sinir sistemini rahatlatıyor. Öte yandan köri baharatının içinde bulunan Tumerik adlı maddenin eklem iltihabını ve romatizmayı önlediğini unutmayın.
Patatesi haşlayın
* PATATES:
Antioksidanlar yönünden çok zengin. Amerikan Tarım Dairesi'ne göre en yararlı 100 besinler arasında 17'nci sırada yer alıyor. Akciğer kanseri, diyabet ve kalp krizine karşı koruyor. Ancak patatesi kızartmak yerine, yağsız bir şekilde haşladıktan veya fırında pişirdekten sonra yemeyi tercih edin.
Kaslar için faydalı
* SEBZE ÇORBASI:
Doyurucu ancak kalorisiz bir yiyecek olduğu için özellikle kilo vermek isteyenlerin bir numaralı tercihi. Ayrıca, özellike sebze çorbası sodyum bakımından zengin. Bir kase sebze çorbasında 500 miligram sodyum bulunuyor. Sodyum, sinir sistemi ve kasların düzenli olarak çalışmasını sağlıyor. Ayrıca vücuttaki sıvı miktarının dengesini düzenliyor. Ancak günde 1500 miligramdan fazla sodyum tansiyon ve kalp rahatsızlıkları konusunda tam bir ters etki yaratıyor.
Kansere karşı birebir
* ZEYTİNYAĞI:
Zeytinyağı kanser riskini azaltıyor. Günde 25 ml. zeytinyağı alanların idrarlarında, hücrelere zarar veren '8oxodG'adlı maddenin seviyesinin azaldığını ortaya çıkardı. Zeytinyağı kanserin yanısıra iyi kolesterol (HDL) oranın artmasını sağlayarak kalbi koruyor. 1 çorba kaşığı zeytin yağında 120 kalori bulunuyor. Bu nedenle günde 6 çorba kaşığını geçmeyin.
Kanseri engelliyor
* ÇAY:
Siyah veya yeşil olsun, çayın her türü kanser riskinin azaltılmasında etkili bir rol oynuyor. Çay, kadınlarda rahim kanserine yakalanma riskini yüzde 50 azaltıyor. Göğüs kanseri içinse bu oran yüzde 60'a kadar çıkıyor. Çay ayrıca Alzheimer ve kalp krizine karşı vücudu koruyor.
Etiketler:
Diyabet,
genel sağlık,
Kalp Sağlığı,
kanser,
kaslar,
Kolesterol,
sağlık merkezi,
tarçın
1 Ocak 2008 Salı
'C' Vitamininin bilinmeyen yönleri!

Halk arasında çok konuşulan ve kış aylarında gribe karşı en çok tavsiye edilen C vitamininin (askorbik asid ) pek bilinmeyen, fakat çok önemli etkileri bulunuyor...
Bu konu hakkında, Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Ali Tarım şu bilgileri verdi:
Gerçekte basit bir şeker olan C vitamini; bitkiler ve hayvanlar tarafından hücrelerinde yapılabilmesine karşılık, insan tarafından üretilememektedir. Dolayısı ile insan C vitaminini dışarıdan almak zorundadır.
1954 yılında Quantum mekaniğinin atom kimyası arasındaki ilişki nedeni ile Nobel Kimya, 1962 yılında nükleer silahlara karşı mücadelesi ile de Nobel Barış Ödülünü kazanan Prof. Dr. Linus Carl Pauling; 1970`li yıllarda C vitamini ile ilgili araştırmalar yapmıştır.
Koroner anjiografi ile kalp damarlarında daralma görülen hastalara çok yüksek doz C vitamini vermiş, koroner damarlara ait şikayet ve lezyonların gerilediğini izlemiştir. Bu araştırmalar ile tüm dikkatler C vitamini üzerine çekilmiştir.
Kuvvetli indirgeyici ve antioksidan olan, kollajen denilen destekleyici bir maddenin üretilmesini sağlayan C vitamini kasların, tendonların, damarların ve kan hücrelerinin yapısını güçlendirmektedir.
Kalbi koruyor..
Vücutta E vitaminine de dönüşebilen C vitamininin kalp-damar hastalıklarında tedavi ve koruyucu etkisi olduğu, yüksek tansiyonu belli oranda düşürdüğü, kan lipid yapısını düzelttiği ve dolayısı ile felç geçirme riskini azalttığı gözlenmiştir.
Akyuvarların mikroplarla mücadele gücünü artırırken; lösemilerde habis olan bozulmuş hücreleri azaltmaktadır. İlginç değil mi? Şizofreni gibi psikotik akıl hastalıklarında C vitamininin tedaviye eklenmesi ile hissedilir düzelmeler görülmüştür.
Yüzyılımızın korkulu rüyası kanserlerden de koruyucu etkisi bulunmaktadır. Özellikle akciğer ve hanımlarda meme kanseri görülme riskini azaltmıştır. Mide kanserine yol açan bazıı maddeler zararsız hale getirdiği, mide ülseri ve gastrite yol açan ‘h.pylori’ adlı mikrobun üremesini engellediği gösterilmiştir.
Aynı şekilde şeker hastalığı ve gözde katarkt gelişimi C vitamini ile azaltılmaktadır. Isı ve ışığa maruz kalınca kolayca bozulan C vitamini; bilindiği gibi portakal, limon, greyfurt, çilek, domates, brokoli ve kırmızı biberde bulunmaktadır. En fazla ise karpuz kabuğundadır.
Günde düzenli olarak doğal kaynaklardan 100 mg. kadar C vitamini alındığında; yukarıda bahsettiğimiz faydalı etkilerden yararlanacağımız şüphesizdir. Ancak bahsedilen hastalıkların tedavisinde çok daha yüksek dozlar kullanıldığı, halen araştırma ve spekülasyonların devam ettiği düşünülürse, bu gibi durumlarda hekime danışılması uygun olur.
Halen umut olmaya devam eden C vitamini, gelecekte bahsettiğimiz hastalıklarda çok etkin kullanılacak ilaçların belki de öncüsü olacaktır.
Etiketler:
akyuvarlar,
c vitamini,
Kalp Sağlığı,
mide kanseri,
şeker hastalığı
Siyah çikolatada aldatan gerçek

Yeni yıl yaklaşırken çikolata hem şık hem güzel bir hediye seçeneği. Siyah (bitter) çikolatadaki flavanolun kalbi koruduğu biliniyor.
Fakat uzmanlar tadının ön plana çıkmasıyla içeriğindeki flavanolun ayrıştırıldığını belirtiyorlar.
Bu sebeple kalp sağlığının korunması için siyah çikolata yemek aldatıcı olabiliyor.
Uzmanlar, çoğu ürünün kalp ve damar rahatsızlıklarını tetikleyen oranda şeker içerdiğini ve şişmanlığa neden olduğunun altını çiziyor.
Etiketler:
bitter çikolata,
kalp,
Kalp Sağlığı,
Siyah Çikolata,
şeker
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Popüler Yayınlar
-
Sistit, genellikle bir enfeksiyon sonucunda idrar kesesi (mesane)nin iltihaplanmasıdır .Prof.Dr.İbrahim Saraçoğlu Sistit için en faydalı ot...
-
Badminton , açık havanın olumsuz etkilerini önlemek amacıyla genellikle kapalı alanlarda oynanır. Kort 13.40 m uzunluğundadır. Genişlik tekl...
-
Bazı kimseler beden yapıları açısından veya bazı psikolojik ve sosyal sebeplerle şehvet arzularının azalmasını isteyebilirler. Dinimiz...
-
Kına Kleopatra zamanından bu yana saç boyamakta başarıyla kullanılagelmiştir. Her ne kadar zamanımızda kimyasal boyalar moda olmuşsa da, bir...
-
SEZARYEN Eskiden sonuçları anne için tehlikelerle dolu olduğundan çok ender başvurulan sezaryen, günümüzde ameliyat ye uyuşturma teknikler...
-
2009 yazının en moda saçları nasıl olacak? 2009 yazında dağınık topuzları, örgülü saçları, uzun kakülleri, dalgaları ve bukleleri göreceğiz....
-
Rektal kanama genelde tuvalet kağında veya dışkıda parlak kırmızı renginde kan ile kendini belli eder. Büyük abdestinizdeki koyu kırmızı re...
-
uzunluk: minimum 90 maksimum 120 m genişlik : minimum 45 maksimum 90 m uluslarası maçlarda, uzunluk: minimum 45 maksimum 90 m genişlik : m...
-
Böbrek taşını harekete geçiren kimyasal güç avakado yaprağında bulunan "Methhychavicol" dur. Avakado yaprağını kaynatarak elde ede...
-
Teninize uygun parfüm olduğu gibi burcunuza görede parfümünüz olduğunu biliyormusunuz...İşte burcunuza uygun parfümler SU GRUBU (Yengeç,Bal...
Uyarı
Bu site yayınlanan sağlık ile ilgili bilgiler , ziyaretçilerini bilgilendirmek amacıyla yayınlanmaktadır.
Burada yayınlanan yazıların tamamı bilgilendirme amaçlı olup, hiçbir şekilde hekim muayenesi ve konsültasyonunun yerine konulmamalı, hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır.
Sağlığınızla ilgili acil durumlarda, bekleme süresi sağlığınızı olumsuz yönde etkileyebileceği için, zaman geçirmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmanızı öneririz.
Genel Kişisel Web
Genel Kişisel Web