Menopoz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Menopoz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Temmuz 2009 Salı

Gebelik Önleyici Yöntemler Erken Menopoz Yaratmaz


Gebelik önleyici yöntemlerin erken menopoza yol açtığı yönündeki inanışın yanlış olduğunu belirten Op. Dr. Mete Bostancı, ekliyor: "Doğum kontrol hapları, spiral ve tüplerin bağlanması gibi gebelik önleyici yöntemlerin hiç birinin, yumurtalıkların hormonal faaliyetleri üzerinde etkisi yoktur. Bu yöntemlerin menopoza yol açtığı düşüncesi doğru değildir. Rahim alındığında menopoza girdiğini düşünmek de yanlıştır. Menopoz, yumurtalıkların hormonal faaliyetleri ile ilgilidir. Rahim alındıktan sonra menopoz oluşmaz."

20 Mart 2009 Cuma

Menopoza bağlı ateş basmalarına karşı

Prof.Dr. İbrahim Saraçoğlu'ndan menopoza bağlı ateş basmalarına karşı:

İki bardak klorsuz suyu (yaklaşık 250-300 ml) kaynatınız. Orta boy yemeklik kuru soğanın en dış açık kahverenkli ince kabuğunu soyduktan sonra dörde veya altıya bölüp kaynamakta olan suyun içerisine atınız. Ağzı kapalı olarak beş dakika kaynattıktan sonra ocaktan indirip ılımaya bırakınız. Ilıyınca, süzülür ve ılık olarak bir su bardağı öğle yemeğinden on dakika önce içilir. Aynı şekilde akşam yemeğinden önce tekrar taze olarak hazırlanıp on dakika önce içilir. Bu küre onbeş gün devam edilir ve kür sonlandırılır.

Dikkat: Kırmızı veya mor soğan amaca uygun değildir. Uygulanacak olan soğan kürünün taze hazırlanması ve ılık olarak içilmesi şarttır. Soğuk olarak veya beklemiş haşlama suyu içilmemelidir.
Dikkat: Hipoglisemi şikâyetiniz var ise bu kürü uygulamayınız.
Dikkat: Buradaki bilgilerin herhangi bir hastalığı teşhis amacı kesinlikle yoktur. Bir rahatsızlığınız var ise, mutlaka bir hekime danışınız.

11 Mayıs 2008 Pazar

Menopoza çare: Günde 50 gram soya



Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halis Arıoğlu, menopoza giren kadınlara, besin kaynağı olarak soyalı ürünler tüketmelerini, günde 50 gram soya almalarını önerdi. Soya başka nelere iyi geliyor?

Arıoğlu, zeytin ve zeytinyağı ile diğer bitkisel yağların üreticilerinin sorunlarının belirlenmesi ve çözümlerin tespiti amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonuna, soyalı ürünlerin insan sağlığı için faydalarını içeren bir rapor sundu.

Raporda soya, ''sarı altın'' ya da ''asrın harika bitkisi'' olarak adlandırılıyor. Dünya bitkisel yağlı tohum üretiminin yüzde 50'si ve bitkisel ham yağ üretiminin yüzde 27'sinin karşılandığı soya, sanayide ham madde olarak da kullanılıyor.

Soya yağı insan bünyesindeki yağ ve lipid metabolizmasını düzenleyen yağ asitleri içerdiğinden; şeker hastalığı, damar sertliği ve kroner kalp hastalığı olan kişilere soya veya soya yağı öneriliyor. Atardamar daralmasını önleyici etkiye sahip soya yağı, ayrıca kandaki kolesterol miktarını da düşürüyor.

-''GÖĞÜS KANSERİNE YAKALANMA RİSKİNİ AZALTIYOR''-

Kadınlarda ostrojen hormonunun kansorojen etkisini önleyen ve zararlı hücrelerin gelişimini durduran soya, bu nedenlerden dolayı kadınlarda göğüs kanserine yakalanma riskini azaltıyor. Her gün soya ile beslenen Japon kadınların göğüs kanserine yakalanma riskinin, Avrupalı kadınlara göre 4 kat düşük olduğu belirtiliyor.

İleri yaşlardaki kadınlarda ortaya çıkan menopozun etkisini giderebilmek için, vücuda doğal ostrojen hormonu takviyesinin gerekli olduğu hekimler tarafından belirtiliyor. Menopoz dönemindeki kadınlara ve diyet beslenmesinde vazgeçilmez besin kaynağı olarak soyalı ürünler öneriliyor.

Raporda, menopoz döneminde soyalı ürünlerle beslenen kadınlarda, yüzde 40 daha az ateş basması şikayetlerinin olduğu, kadınların bu dönemde bozulan vücut dengesinin soya proteini tarafından giderildiği kaydedildi.

Kadınlarda, menopoz belirtilerinin görülmeye başlanması ile birlikte günde 25 gram soya proteini tozunun alınması, menopozun tam etkisine girilmesi halinde ise bu miktarın 40 grama çıkarılmasının hekimler tarafından önerildiği bildirilen raporda ayrıca, menopoz dönemine giren kadınların sağlıklı şekilde yaşamlarını sürdürebilmeleri için günde 50 gram soya almalarının gerekli olduğu da vurgulanıyor.

-''KEMİK ERİMESİ HASTALIĞINA KARŞI SOYALI ÜRÜNLER ÖNERİLİYOR''-

Raporda, ''Menopoz sonrası kadınlarda, her yıl ortalama yüzde 5 oranında kemik ağırlığında azalma meydana gelmektedir. Bunun sonucu olarak kadınlarda ortaya çıkan en büyük sorunlardan biri olan kemik erimesi hastalığına karşı soyalı ürünler önerilmektedir. Çünkü soya proteini sayesinde vücuda alınan kalsiyumun dışarı atılması yüzde 50 oranında azılıyor'' denildi.

Soya yağının, bol miktarda kalsiyum, demir ve çinko elementleri ile E ve B vitamini içerdiği için insan beslenmesinde önemli bir yere sahip olduğu ifade edilen raporda, soyalı ürünlerin, hazmı kolaylaştırdığı, çocuklarda kemik gelişimini artırdığı kaydedildi. Çocuklarda ortaya çıkan kronik sindirim zorluğu ve kabızlığın da soya sütü ile büyük oranda atlatıldığı belirtildi.

Raporda, yüksek oranda protein içeren soya ununun, ekmek ununa yüzde 3-5 oranında katıldığında, ekmeklerin lezzetini artırdığı ve bayatlamalarını geciktirdiğine de yer verildi.

12 Mart 2008 Çarşamba

Menopoz sonrasında kalp hastalıkları artıyor



Türkiye’de kadınlarda kalp hastalıklarında ciddi oranda artış olduğu, özellikle menopoz sonrasında kalp ve damar hastalıklarının görülme sıklığının erkeklere yakın düzeye geldiği belirtildi.

“Menopoz sonrasında kilo alma, kan basıncında yükselme, kandaki kolesterol değerlerinde artış gibi kalp hastalıklarına zemin hazırlayan önemli değişiklikler olabiliyor” diyen Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Lale Tokgözoğlu, kadının, kalp hastalığından ölüm riskinin, meme kanseri ve trafik kazasından çok daha yüksek olduğunu ifade etti. Tokgözoğlu, Türkiye’de kadınlarda 30’lu yaşlardan itibaren, diyabet, obezite ve hipertansiyon görülme oranının yükseldiğini de vurguladı.

Prof. Dr. Lale Tokgözoğlu, kalp damar hastalıklarının erişkinlerde birinci sırada gelen ölüm nedeni olduğunu söyledi. Kalp damar hastalıklarının daha çok erkeklerde görüldüğünü belirten Tokgözoğlu, son yıllarda çeşitli etkenlere bağlı olarak kadınlarda da ciddi oranda artış olduğuna dikkati çekti.

Tokgözoğlu, kadınlarda daha çok meme kanserinden korkulduğunu ancak kalp hastalıklarına bağlı ölümlerin, trafik kazalarına ve meme kanserine bağlı ölümlerden çok daha fazla olduğunu kaydetti.

Kadınlarda, kalp hastalıklarının görülme sıklığının, genetik özellikler, kolesterol yüksekliği, obezite, hipertansiyon ve diyabet gibi hastalıklara bağlı artış gösterdiğini ifade eden Tokgözoğlu, “Ortalama yaşam süresinin uzaması, hareketsiz yaşam tarzı, sigara kullanımı, beslenme biçimi ve stres gibi modern çağın olumsuz getirileri de önemli risk faktörleri arasında bulunuyor” dedi.

“HASTA SAYISININ YÜZDE 7 ARTMASI ÖNGÖRÜLÜYOR”
Tokgözoğlu, Türkiye’de kadınlarda 30’lu yaşlardan itibaren, kalp hastalıklarına zemin hazırlayan diyabet, obezite ve hipertansiyonun görülme sıklığının arttığına işaret ederek, “Bu risk faktörlerinin artmasına bağlı olarak önümüzdeki 10 yıl içinde kalp damar hastası sayısının geçmiş yıllara oranla yüzde 7 kadar artmasını öngörüyoruz” diye konuştu.

Kadınların damar yapılarının erkeklere göre çok daha ince olduğunu belirten Tokgözoğlu, özellikle çok sigara içen kadınlarda damar daralmadığı halde damar yapısının bozulması nedeniyle kalp krizi riskinin söz konusu olabildiğini söyledi.

Prof. Dr. Lale Tokgözoğlu, kalp hastalığı bulunan kadınlarda stent, balon veya by-pass gibi tedaviler sonrası komplikasyon gelişme ya da damarların tekrar tıkanması riskinin erkeklere göre daha fazla olduğuna dikkati çekerek, “Kalp krizi geçiren kadınlarda ölüm oranı erkeklere göre daha yüksek. Kalp hastalıkları, kadınlardaki ölümlerin yaklaşık yarısından sorumlu ve tüm kanser ölümlerinin neredeyse iki katı” diye konuştu.

Tokgözoğlu, aralarında Türkiye’nin de yer aldığı 22 Avrupa ülkesinde 14 bin hasta üzerinde yapılan “EUROASPIRE” araştırma sonucuna göre, “Türkiye dahil tüm Avrupa’da, kalp hastalığı yerleşmiş kişilerde tansiyon, şeker ve şişmanlığın kadınlarda daha fazla olduğu belirlendi” dedi.

Araştırmada, kalp hastası olan kadınlarda stres ve gerginlik (anksiyete) değerinin erkeklere göre daha yüksek olduğunun tespit edildiğini belirten Tokgözoğlu, gerginlik değerinin kalp hastası kadında yüzde 44, erkekte ise yüzde 26 çıktığını söyledi.

“MENOPOZ SONRASINDA ARTIŞ GÖRÜLÜYOR”
Tokgözoğlu, kalp hastalıkları açısından 40’lı yaşlara kadar erkeklerin kadınlara göre en az 3-4 kat daha fazla yüksek risk altında olduğunu, ancak menopoz sonrasında bu farkın kapanmaya başladığını söyledi.

Kadınların, menopoz öncesi dönemde kalp ve damar hastalıklarından büyük ölçüde korunabildiğini belirten Tokgözoğlu, şunları kaydetti:
“Menopoz sonrasında kilo alma, kan basıncında yükselme, kandaki kolesterol değerlerinde artış gibi kalp damar hastalıklarına zemin hazırlayan önemli değişiklikler olabiliyor. Kadın, bu gibi nedenlerden dolayı, kalp damar hastalıklarına karşı daha savunmasız olabiliyor. Menopozdan önce kadında şeker hastalığı varsa, sigara kullanıyorsa ya da şişmansa, menopoz sonrasında kalp sorunu yaşama olasılığı daha da artıyor.”

“KADINLARDA FARKINDALIK ORANI ÇOK DÜŞÜK”
“Kadının, kalp damar hastalıklarına karşı farkındalığının az olmasına bağlı olarak hekime başvurma ihtimalinin de düşük olduğu” görüşünü savunan Tokgözoğlu, kadınlarda kalp hastalığının belirtilerinin erkeklere oranla daha silik olduğunu söyledi.

Tokgözoğlu, kadının kalp ve damar hastalıklarının belirtilerini menopoz bulgularıyla, yorgunlukla, stres ya da gerginlikle karıştırabildiğini belirterek, “Hekimlerin bile kadınlarda kalp hastalığı olabileceğini düşünülme ihtimali, erkeklere göre daha düşük oluyor” dedi.

Yaşam süresinin uzamasına bağlı olarak mevcut risk faktörlerinin görülme sıklığının da arttığını vurgulayan Tokgözoğlu, şöyle devam etti:
“Yaşam tarzını çok iyi programlamak lazım. Çocukluk döneminde damak tadı gelişmeden sağlıklı bir diyet alışkanlığı kazandırılmalı. Hastalık tanısı konulduktan sonra da çok geç olduğu düşünülmemeli ve hemen önlem alınmalı. Şişmanlık ve hareketsizlikten uzak durulmalı, ideal kiloya ulaşılmalı ve bu kilo korunmalı. Tercihan 5, en az 3 gün 20 dakika tempolu yürüyüş yapılmalı. Sağlıklı ve düzenli beslenme türü benimsenmeli. Doymuş hayvansal yağlar mümkün olduğu kadar az tüketilmeli, antioksidan içeren meyve ve sebze yenilmeli. Zeytin ya da ayçiçek yağı kullanılmalı. İşlenmiş ve hazır gıdalardan kaçınılmalı. Mümkün olduğunca lifli ve tahıllı besinler tüketilmeli, kepek ekmeği beyaz ekmeğe tercih edilmeli. Sakatatlardan uzak durulmalı. Fazla tuz tüketilmemeli, gençlikte tüketilen tuz bile ilerde kan basıncını etkiliyor, hipertansiyon eğilimi artıyor. Bu da kalp krizi riskini tetikliyor. Ara sıra yoğun diyetler yerine sürekli sağlıklı beslenme seçenekleri kullanılmalı ve bu artık yaşam biçimi haline dönüştürülmeli.”

1 Ocak 2008 Salı

Düzensiz kanamalar miyom işareti olabilir



Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Fatih Güçer, genç kadınlarda şiddetli adet kanamalarının tehlikeli olabileceğini söyledi.

Kadınların yaklaşık yüzde 25'inde bulunan miyomların rahmin kas tabakasından kaynaklanan iyi huylu urlar olarak tanımlandığını ifade eden Doç. Dr. Fatih Güçer, "Gerçek bir tümör olmadıkları için de metastaz yapmaz, yani bir organa yayılmazlar. Diğer taraftan miyomlar rahimde bulundukları yerlere göre farklı bulgular verirler. Saplı olan ve karnın içerisine doğru büyüyen miyomlar kanama bozukluğuna yol açmazken, rahim duvarını tutan veya rahim boşluğuna doğru büyüyen miyomlar kanama bozukluğunun sık rastlanan sebeplerinden birini oluştururlar" dedi.

"Bir adet döneminde ortalama 20-60 ml. kan kaybedilir. Sağlıklı kadınların yaklaşık yüzde 10-15'inde bu sorun gelişebilir" diyen Güçer, "Ortalama adet sıklığı 28 günde birdir, 25 günden kısa ve 35 günden uzunsa bir problem olabilir. Adet kanamalarının şiddetli olmasının başlıca sebepleri arasında hormonal denge bozuklukları vardır. Bu tür kanama pelvik veya sistemik bir hastalık olmaksızın ortaya çıkan rahim orijinli aşırı, uzamış veya sık kanamadır. Hiçbir nedenin bulunmadığı, rahim ve rahim içinin
tamamen normal yapıda olduğu, hormon ve pıhtılaşma sisteminin normal fonksiyon gördüğü bu grup, disfonksiyonel kanama bozukluğu başlığı altında toplanır. Muayenelerin 1/5'i, cerrahi girişimlerin 1/4'ü bu sebeple yapılır. Böyle bir durumda ayırıcı teşhiste akla gebelik, çeşitli ilaç kullanımları, var olan sistemik hastalıklar ile miyom ve polip gibi rahme ait olan patolojik durumlar mutlaka gelmelidir. Adenomyosis denilen ve rahmin kas tabakasında endometriozis varlığı ile tanımlanan durum da şiddetli kanamaya yol açabilir. Nadiren de olsa rahim kanserinin kendisi veya öncü lezyonları da bu tip anormal kanamalara yol açabilir. Ayrıca kanın pıhtılaşmasını ve
kanamanın durmasını sağlayan pıhtılaşma sistemi denge bozukluklarında da adet kanamaları şiddetli olabilir" diye konuştu.

Güçer, "Miyom söz konusu ise, doğum yapmamış genç kadınlarda miyomektomi denilen sadece miyomun çıkarılması tercih edilirken, hormonal tedaviye cevap vermeyen ileri yaş hastalarda çocuk doğurma isteği de tamamlanmışsa, yumurtaları bırakarak sadece rahmin alınması gerekebilir. Tedaviye cevap vermeyen aşırı kanamalarda alternatif olarak, rahmin iç yüzeyinin ısı veya elektrik enerjisinden yararlanılarak yakılması düşünülebilir. Poliplerin rahim ağzından dışarıya çıkacak kadar büyük olanları, dibinden tutularak cerrahi olarak çıkartılabilir. Genç yaştaki kadınlarda şiddetli adet kanamaları dışında kısırlığa neden olabildikleri için cerrahi olarak çıkarılması esas tedaviyi oluşturur. Ayrıca menopoz döneminde ve menopoz sonrası dönemde poliplerin teşhisi ve tedavileri ayrı bir anlam kazanır, çünkü polipler bu dönemde kanserle birlikte gelişebilir. Tüm poliplerde yüzde 10 oranında 1-10 yıllık süreçte kanser gelişimi de gözlendiğinden çıkarılmaları şarttır" diye bilgi verdi.

Popüler Yayınlar

Related Posts with Thumbnails
Pasta Tarifleri

Uyarı

Bu site yayınlanan sağlık ile ilgili bilgiler , ziyaretçilerini bilgilendirmek amacıyla yayınlanmaktadır. Burada yayınlanan yazıların tamamı bilgilendirme amaçlı olup, hiçbir şekilde hekim muayenesi ve konsültasyonunun yerine konulmamalı, hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Sağlığınızla ilgili acil durumlarda, bekleme süresi sağlığınızı olumsuz yönde etkileyebileceği için, zaman geçirmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmanızı öneririz.
Genel Kişisel Web