Diyabet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Diyabet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mart 2008 Pazar

Diyabetlilere stres yöntemi



İstanbul Üniversitesi (İÜ) İstanbul Tıp Fakültesinden emekli oluncaya kadar 23 yıl boyunca diyabet diyetisyeni olarak çalışan Doç. Dr. Emel Özer, diyabetlilerin, beslenme tedavisi uygulamadığı sürece kan şekerini düzenli tutup, sağlıklı bir diyabetli olarak yaşamasının mümkün olmadığını bildirdi.

Halen KKTC Yakın Doğu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Anabilim Dalı Başkanlığı görevini yürüten Doç. Dr. Özer, karbonhidratların kan şekeri düzeyini etkileyen en önemli besin maddesi olduğunu vurguladı.

Kan şekerinin sürekli yüksek olmasının diyabette komplikasyon denilen birtakım yan hastalıklara neden olduğunu anlatan Özer, “O nedenle diyabet tedavisinde amaç komplikasyonları önlemek, kan şekerini düzenli tutmaktır” dedi.

Bunu sağlamak için gerekli sacayaklarını “beslenme, ilaç ve insülin şeklindeki medikal tedavi, egzersiz, hareketli bir yaşam ve tüm bunlarla birlikte diyabet bilgisi ve eğitimi”nin oluşturduğunu belirten Özer, şöyle konuştu:

“Beslenme de eğitimin bir parçası. Beslenmede eğer yediklerinize, özellikle yediğiniz karbonhidratlara dikkat etmezseniz kan şekeri kontrolünü sağlama şansınız yok. Beslenme o sacayağında çok önemli. Kişi isteği kadar en iyi ve uygun olan ilacı veya insülini kullansın, beslenme tedavisini uygulamadığı sürece, o ilaçla veya yaptığı insülinle kan şekerini düzenli tutup, sağlıklı bir diyabetli olarak yaşaması mümkün değil.”

Diyabette, karbonhidrat sayımının 1994 yılından sonra üzerinde önemle durulduğunu belirten Özer, o yıllarda yayınlanan Diyabet Kontrol ve Komplikasyonları Çalışması bulgularının da diyabette hem ekip tedavisi, hem de karbonhidrat sayımının önemini gösterdiğini ifade etti.
Yine bu yılın başında ABD Diyabet Birliği'nin yayınladığı öneriler dizisinde, kanıta dayalı beslenme tedavisi önerisi yapıldığını ifade eden Özer, “Orada diyor ki, diyabetli birey yediklerini karbonhidrat sayımına göre yapmalı, yediklerinin içindeki karbonhidrat miktarını hesaplamasını ve kaç gram karbonhidrat aldığını bilmeli. Eğer insülin kullanıyorsa dozunu buna göre yapmalı” dedi.

Türkiye'de diyabetle ilgili çok fazla kitap bulunmaması nedeniyle hasta ve hasta adaylarına yönelik olarak karbonhidrat sayımının anlatıldığı ve bir ilk niteliğinde olan “Diyabetliler İçin Hayatı Kolaylaştırma Kılavuzu” adlı kitap hazırladığını kaydeden Özer, kitabın içinde bine yakın besin, içecek ve Türk mutfağından çeşitli yemeklerin sağladığı enerji, karbonhidrat, lif ve yağ miktarlarının yer aldığını söyledi.

“Bir diyabetlinin öncelikle karbonhidrata dikkat etmesi gerektiğini bilmesi gerekiyor. Su gibi ayran içiyor, ayranda karbonhidrat olduğunu bilmiyor” diyen Özer, genelde diyabetlilere daha önceden hazırlanmış bir diyet listesi verildiğini ifade etti.

Hastaların beslenme alışkanlıklarını gazetede yer alan ya da koçandan kopartılarak verilen bir diyet listesiyle kazanamayacağına işaret eden Özer, “Sağlıklı beslenme hepimiz için çok önemli. Ancak diyabetlilerin kan şekerini kontrol altına alarak sağlıklı beslenmeleri gerekiyor. Onun için diyabetlilere diyoruz ki, 'Amacımız sağlıklı beslenme ama buradaki öncelikli konumuz karbonhidratları size öğretmek. Yağ, protein, vitamin, öğün zamanı da çok önemli. Ancak bu önemde öncelik karbonhidratların'. Karbonhidrat sayımı, diyabetli bireyi diyet yapma zorunluğundan ve stresinden uzaklaştıran, yaşam kalitesini artıran bir öğün planlama yöntemidir” diye konuştu.

Her diyabetlinin enerji ihtiyacının farklı olduğunu, ancak gün içinde alması gereken karbonhidrat miktarının hiçbir zaman 200 gramın altına düşmemesi gerektiğini vurgulayan Emel Özer, “Üst sınır ise kişiye göre değişir. Onun için en fazla alması gereken miktarları mutlaka çalıştığı diyetisyenle saptaması lazım” dedi.

Kitapta, açma, poğaça, pilav, irmik, çeşitli çorbalar, çikolata, dondurma gibi pek çok yiyeceğin kase, bardak ve adet ölçüsü bakımından karbonhidrat miktarı ile düşük karbonhidratlı yemek tarifleri de yer alıyor.

9 Ocak 2008 Çarşamba

Diabet cinsel sağlığı olumsuz etkiliyor



Türkiye’de yaklaşık beş milyon insanın sorunu olan diyabet, cinsel yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor. Ancak bu sorunların bir çoğu basit tedbir ve tedavilerle düzeltilebiliyor

Daha çok kalıtım ve hormonsal bozukluklarla ortaya çıkan ve önemli bir sağlık sorunu olan diyabetin görülme sıklığı giderek artıyor. Özellikle son yıllarda kalorili, şekerli ve yağlı yiyeceklerin fazla tüketilmesi bu artıştaki en önemli neden olarak gösteriliyor. Uzun yıllar kontrol edilmeden devam eden diyabette diğer komplikasyonlara paralel olarak cinsel sorunlar da gelişebiliyor.

Ancak diyabetin yarattığı cinsel sorunların yaşam kalitesini düşürmesine izin vermemek mümkün. Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz, diyabette cinsel sağlığı korumanın yolları ve yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi. Tip 1 veya Tip 2 diyabetin kadınlarda seksüel hayatı fiziksel olduğu kadar ruhsal açıdan da etkilediğini ifade eden Prof. Yılmaz, “Özellikle diyabetin neden olduğu kilo artışı başta olmak üzere bir takım fiziksel değişikliklerin kadınların cinsel hayatında bir takım olumsuzluklar yarattığı söylenebilir” dedi.

Ancak bu sorunların büyük çoğunluğunun basit önlemler veya tedavilerle düzeltilebildiğini kaydeden Yılmaz, “Özellikle iyi glisemi ayarı, bunun gibi birçok sorunu ortadan kaldırıyor. Bizim toplumumuzda kadınlarda diyabetin cinsel sağlık üzerine olan etkisi, erkeklere göre daha az dile getirilmekte ve irdelenmekte olmasına rağmen sorun hiç de azımsanacak ölçüde değildir” diye konuştu.

Diyabetin kadınlarda en sık neden olduğu cinsel sorunlardan bahseden Prof. Yılmaz, “Diyabetin kadınların cinsel sağlığı üzerinde yarattığı en önemli etki, enfeksiyonlardır. Vajinal enfeksiyonlar ve üriner sistem enfeksiyonlarına diyabetik kadınlarda, özellikle kan şekerinin yüksek olduğu dönemlerde daha sık rastlanıyor” şeklinde konuştu.

Ne tür tedbirler alınabilir

Prof. Dr. Yılmaz, “Kadınların bu sorunların üzerine gitmeleri ve basit önlemlerle giderilecek sorunların, cinsel yaşamlarını olumsuz etkilemesine izin vermemeleri gerekir” tavsiyesinde bulundu.

Diyabetin erkekler üzerindeki komplikasyonlarına da değinen Yılmaz, “Bunlar arasında en az tartışılan ve diyabetik erkeklerin hekime başvuru nedenleri arasında hemen hemen en son sıralarda yer alan sorun ise iktidarsızlık. Bu sorunun tıp dilindeki karşılığı ‘impotans veya erektil disfonksiyon’. Diyabetik olmayan bireylerde de ilerleyen yaşla beraber cinsel aktivitede bir yavaşlama olduğunu belirten uzmanlara göre, tüm impotans nedenlerinin yüzde 40’ının nedenini diyabet oluşturuyor” dedi.

Diyabetlilerde impotans tedavisi için üç seçenek olduğunu bildiren Prof. Yılmaz, şunları söyledi;
“Yalnızca psikolojik faktörleri düzeltmek ve impotansa neden olabilecek ilaçları kesmek, bu seçeneklerin başında geliyor. İkinci sırada ise ilaç tedavisi var.”

Diyabetten kaynaklanan cinsel sorun tedavisindeki son seçenekte ise cerrahi yöntemlerin yer aldığını ifade eden Prof. Yılmaz, ilaç tedavisinden cevap alınamayan kişilerde bu tedavinin uygulanabileceğini söyledi.

İşte hayatımızı kurtaracak 7 besin!



Amerikan Kanser Araştırmaları Enstitüsü 2008'e sağlıklı bir başlangıç yapmanız için, vücudu kanser, kalp krizi gibi ciddi sorunlara karşı koruyan besinlerin listesini açıkladı

Kalbi koruyor
* BADEM:
Her gün, bir çay fincanın yarısını dolduracak miktarda, yani 30 gram badem yemeyi ihmal etmeyin. Omega-3 asitli yağları açısından oldukça zengin bir besin olan badem, kandaki kötü kolesterol (LDL) oranını yüzde 4.4 oranında düşürüyor. Badem böylece damar tıkanıklıklarını önleyerek, dolaşım sisteminin düzenli olarak çalışmasını sağlıyor; kalbi koruyor.

Diyabeti önlüyor
* KAHVE:
Günde iki fincan kahve, özellikle orta yaşlardan sonra görülen Parkinson ve Tip-2 diyabete karşı vücudu koruyor. Kahvede bulunan kafein maddesi, diyabete yakalanma riskini yüzde 35 azaltıyor. Ayrıca ağrı kesici özelliği de bulunuyor. Ancak kahveyi mutlaka kalsiyum deposu olan sütle için. Böylece kafeinin kemikleri zayıflatmasını engellemiş olursunuz.

Sinirleri rahatlatıyor
* TARÇIN:
Her yemekten sonra içinde bir miktar tarçın bulunan bir tatlı yemeyi unutmayın. Tatlı yemek istemiyorsanız, küçük bir çay kaşığı dolusu tarçını doğrudan suya ekleyerek içebilirsiniz. Tarçın kan şekerini düzenliyor, ayrıca sinir sistemini rahatlatıyor. Öte yandan köri baharatının içinde bulunan Tumerik adlı maddenin eklem iltihabını ve romatizmayı önlediğini unutmayın.

Patatesi haşlayın
* PATATES:
Antioksidanlar yönünden çok zengin. Amerikan Tarım Dairesi'ne göre en yararlı 100 besinler arasında 17'nci sırada yer alıyor. Akciğer kanseri, diyabet ve kalp krizine karşı koruyor. Ancak patatesi kızartmak yerine, yağsız bir şekilde haşladıktan veya fırında pişirdekten sonra yemeyi tercih edin.

Kaslar için faydalı
* SEBZE ÇORBASI:
Doyurucu ancak kalorisiz bir yiyecek olduğu için özellikle kilo vermek isteyenlerin bir numaralı tercihi. Ayrıca, özellike sebze çorbası sodyum bakımından zengin. Bir kase sebze çorbasında 500 miligram sodyum bulunuyor. Sodyum, sinir sistemi ve kasların düzenli olarak çalışmasını sağlıyor. Ayrıca vücuttaki sıvı miktarının dengesini düzenliyor. Ancak günde 1500 miligramdan fazla sodyum tansiyon ve kalp rahatsızlıkları konusunda tam bir ters etki yaratıyor.

Kansere karşı birebir
* ZEYTİNYAĞI:
Zeytinyağı kanser riskini azaltıyor. Günde 25 ml. zeytinyağı alanların idrarlarında, hücrelere zarar veren '8oxodG'adlı maddenin seviyesinin azaldığını ortaya çıkardı. Zeytinyağı kanserin yanısıra iyi kolesterol (HDL) oranın artmasını sağlayarak kalbi koruyor. 1 çorba kaşığı zeytin yağında 120 kalori bulunuyor. Bu nedenle günde 6 çorba kaşığını geçmeyin.

Kanseri engelliyor
* ÇAY:
Siyah veya yeşil olsun, çayın her türü kanser riskinin azaltılmasında etkili bir rol oynuyor. Çay, kadınlarda rahim kanserine yakalanma riskini yüzde 50 azaltıyor. Göğüs kanseri içinse bu oran yüzde 60'a kadar çıkıyor. Çay ayrıca Alzheimer ve kalp krizine karşı vücudu koruyor.

Popüler Yayınlar

Related Posts with Thumbnails
Pasta Tarifleri

Uyarı

Bu site yayınlanan sağlık ile ilgili bilgiler , ziyaretçilerini bilgilendirmek amacıyla yayınlanmaktadır. Burada yayınlanan yazıların tamamı bilgilendirme amaçlı olup, hiçbir şekilde hekim muayenesi ve konsültasyonunun yerine konulmamalı, hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Sağlığınızla ilgili acil durumlarda, bekleme süresi sağlığınızı olumsuz yönde etkileyebileceği için, zaman geçirmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmanızı öneririz.
Genel Kişisel Web