Günümüzde insanların korkulu hastalığı olarak bilinen ve ne yazıkki çaresinin çok fazla bulunmadığı ölümcül hastalık kanser için çok etkili olduğu japon ve amerikalı profösörlerin araştırmaları sonucunda ortaya çıkan Papaya meyvesi son günlerde sık sık adını duyurmaya başladı.Özellikle rahim ,meme akciğer ,karaciğer ve Pankreas kanseri hücrelerinin büyümesini yavaşlattığını ispatladı.Papaya meyvesinin yaprağıda kanser hücrelerinin büyümsini yavaşlatıyor.Üstelik 24 saat içerisinde kanser hücrelerine etki ettiği belirtilmektedir...Şifalı bitkilerle cilt bakımı ve güzellik kürleri. Ayrıca Uzmanlar tarafından Çeşitli kürler ve tavsiyeleri,Çocuk ve bebek sağlığı
kanser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kanser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Mart 2010 Cumartesi
Kansere ''Papaya Meyvesi iyi geliyor''
Günümüzde insanların korkulu hastalığı olarak bilinen ve ne yazıkki çaresinin çok fazla bulunmadığı ölümcül hastalık kanser için çok etkili olduğu japon ve amerikalı profösörlerin araştırmaları sonucunda ortaya çıkan Papaya meyvesi son günlerde sık sık adını duyurmaya başladı.Özellikle rahim ,meme akciğer ,karaciğer ve Pankreas kanseri hücrelerinin büyümesini yavaşlattığını ispatladı.Papaya meyvesinin yaprağıda kanser hücrelerinin büyümsini yavaşlatıyor.Üstelik 24 saat içerisinde kanser hücrelerine etki ettiği belirtilmektedir...26 Şubat 2010 Cuma
Patates Cipsi Kanser Yapiyor

Aman dikkat! Çocukların çok sevdiği patates cipsi kanser yapıyor.
Uzun süreli patates cipsi tüketiminin, kanserojen 'akrilamid' maddesinin kanda birikmesine neden olduğu bildirildi.
Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Biyokimya Klinik Şefi Prof. Dr. Necat Yılmaz, doğal beslenmenin, sağlığı korumanın en kolay ve ucuz yolu olduğunu söyledi.
Doğal beslenme konusunda kendilerini destekleyen son bir çalışmanın İsveç ve Polonyalı araştırmacılar tarafından yapıldığını ve 'American Journal of Clinical Nutrution' isimli çok saygın bir derginin 2009 Ocak sayısında yayınlandığını belirten Prof. Dr. Yılmaz, bu araştırmanın, patates cipsi gibi çok yaygın olarak tüketilen yiyeceklerin nasıl sağlığa zarar verdiğini gösterdiklerini ifade etti.
Araştırmacıların yetişkin 40 sağlıklı insana 4 hafta boyunca 160 gram patates cipsi yedirdiğini, bu miktar cipsin içinde 157 miligram akrilamid maddesi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Yılmaz, şöyle dedi:
''Akrilamid sık tüketilen birçok yiyecekte bulunan bir molekül olup en fazla kızarmış patates ve mısır gevreğinde bulunur. Dört hafta sonrasında araştırmaya katılanların kanlarında akrilamid birikimi olmuş, ayrıca iltihaplanmaya yol açan hs-CRP ,IL-6 ve oksijen radikallleri artmıştır. Ayrıca kanda iltihabi reaksiyonlara cevap olarak beyaz kan hücrelerinin aktivasyonu da artmıştır.''
Prof. Dr. Yılmaz, akrilamidin; yüksek ısıda besinlerde çıkan vücuda zararlı kimyasal bir madde olduğunu, yüksek ısıda protein ile şekerin kimyasal reaksiyona girip 'akrilamid'i doğurduğunu vurgulayarak, ''Bu madde plastik sanayiinde kullanılıyor. Sigarada kansere yol açtığı sanılan maddeler, arasında akrilamid de bulunuyor'' diye konuştu.
İltihabi reaksiyonların kalp krizi, kanser gibi birçok hastalığın sebeplerinin başında geldiğini, çocukların daha küçük yaşlardan itibaren sağlıklı beslenme konusunda bilgilendirip onlara örnek olunması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Patates cipsi, kalp rahatsızlıkları, obezite ve kanser riskini artırıyor. Çocukların geleceğini karartıyor. Dünya Sağlık Örgütü ile Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu'na göre, bir yetişkinin günde en fazla 6 gram tuz alması, 65 gram yağ tüketmesi gerekiyor. Yani günde 2 paket cips yiyen bir çocuk, bu oranları fazlasıyla aşıyor.
Tüm çocukların bayıldığı patates cipsi, aslında bu minik vücutlar için zehirden farksız. Dünya Sağlık Örgütü ile Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu'nun (FDA) verileri, günde 2 paket cips yiyen bir çocuğun, bir yetişkinin bile almaması gereken oranda yağ ve tuz tükettiğini gösteriyor. Bu iki kurumun uzmanlarına göre, günde ortalama 2000 bin kalori alan bir yetişkinin en fazla 65 gram yağ tüketmesi gerekiyor. Üstelik bu toplam yağ miktarının içinde, kalbe zararlı olan doymuş yağ oranının 20 gramı aşmaması gerekiyor. Sigara kadar tehlikeli olan trans yağların ise hiç tüketilmemesi gerekiyor.''
Türkiye'de satılan patates cipslerinin üzerinde hangi oranda doymuş ve trans yağ kullanıldığı bilgisinin yer almadığını kaydeden Prof. Dr. yılmaz, şunları söyledi:
''Ancak İngiliz Kalp Vakfı'nın (BHF) verilerine göre, 100 gramlık patates cipsindeki doymuş yağ oranı 10, trans yağ oranı ise 3 grama kadar çıkabiliyor. Tuz oranı da 3 grama kadar yükseliyor. Bir başka deyişle günde 100 gramlık iki paket cips yiyen bir çocuk, aslında bir yetişkin alması gereken yağ ve tuz oranını tüketmiş oluyor.
ABD'deki California Üniversitesinin araştırmasına göre de, doymuş yağ tüketimi günlük 20 gramı aştığında obezite riski yüzde 80 ve kalp rahatsızlıklarına yakalanma riski yüzde 60 yükseliyor. Trans yağ ise damarlarda tıkanmaya yol açarak kalp rahatsızlıklarına yakalanma riskini 2 kat artırıyor. Patates cipsinin yağda kızartılması sırasında ortaya çıkan kanserojen ''akrilamid'' adlı maddenin kanda birikmesine neden olduğu artık biliniyor.''
Prof. Dr. Yılmaz, aşırı patates cipsi tüketiminin dengesiz bir beslenme şekli olduğunu, çocukların kalsiyum ve proteine, vitamin minerallere ihtiyacı olduğunu belirterek, ''Her gün köfte, tavuk veya balık, süt veya ayran meyve ve sebze tüketilmeli. Çocuğa yasak koymak yerine yediklerini dengeli hale getirmeyi öğretmek önemli'' dedi.
21 Mayıs 2009 Perşembe
Kansızlığa ve Kansere Karşı Isırgan Otu
Şu sıralar taze ısırganın tam mevsim. Isırgan otu, kanı temizleyebilen ve vücudun kan üretimine destek veren bir bitkidir. Pankreas üzerinde ki olumlu etkileri kandaki şeker düzeyini düşürebilir. İdrar yolları hastalıkları ve enfeksiyonlarında, karaciğer, safra kesesi hastalıklarında, solunum sistemi enfeksiyonlarında, mide bağırsak ülserlerinde ve akciğer hastalıklarında önerilir. Ödemlerde büyük yarar sağlar. Kansızlıkta, solgun olan kişilerde, alyuvarlar eksikliğinde yardımcı olur.
Isırgan otu, soğuk algınlığına yatkınlığı önleyebilir, romatizma ve gut hastalıklarında yardımcı olur. İleri yaşlarda bedende azalan demir nedeniyle görülen yorgunluk ve bitkinlik halleri için demir içerikli taze ısırgan otu ile çok olumlu sonuçlar alınabilir. Son yıllarda ısırgan otunu kanserle savaşta öneren doktorlarda vardır.
Isırgan otu, soğuk algınlığına yatkınlığı önleyebilir, romatizma ve gut hastalıklarında yardımcı olur. İleri yaşlarda bedende azalan demir nedeniyle görülen yorgunluk ve bitkinlik halleri için demir içerikli taze ısırgan otu ile çok olumlu sonuçlar alınabilir. Son yıllarda ısırgan otunu kanserle savaşta öneren doktorlarda vardır.
11 Mayıs 2009 Pazartesi
Kanserden Korunma Yolları
Uzmanlar, kanserden korunmak için beslenmede bitkisel ürünlerin kullanılmasını, sebze ve meyvenin tercih edilmesini, kilonun korunmasını ve aktif bir yaşam sürülmesini öneriyor.
Günlük 7 veya daha fazla öğün baklagil, patates, fındık, fıstık tüketin. Her gün 5 veya daha fazla porsiyon sebze ve meyve yiyin. Kilonuzu koruyun, aktif yaşam sürün. Sigara içmeyin. İçki kullanıyorsanız, erkekler günde 2, kadınlar ise 1 bardaktan az alınmalı. Yağ ve tuz oranı düşük besinler tüketin. Besinleri güvenli hazırlayıp saklayın.
Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanlığı uzmanlarınca hazırlanan bilgi notunda, kanserden korunmak için yapılması gerekenler böyle sıralanıyor. Buna göre, kansere karşı atılacak pratik adımların başında, “bitkisel diyetlerin tercih edilmesi” geliyor. Özellikle az işlenmiş olmak üzere, günlük 600-800 gram nişastalı veya bitkisel proteinli yiyeceklerin tercih edilmesini öneren uzmanlara göre, bu da günlük 7 veya daha fazla öğün, ekmek, pirinç, makarna, bezelye, fasulye gibi baklagiller, patates gibi kök bitkileri, fındık, fıstık gibi tohumsal bitkilerin tüketilmesi anlamına geliyor.
Bitkisel besinler, vücuttaki kanserojenlerin kansere sebep olmadan önce yok edilmelerini sağlayan gerekli vitamin, mineral, diyetsel lifler ve diğer önemli maddeleri içeriyor. Yağdan ve kaloriden fakir olan bitkisel besinler, sadece kanseri önlemekle kalmayıp aynı zamanda fazla kilo alımını da engelliyor.
Kabak, havuç, domates
Kansere karşı atılacak ikinci adım, “bol sebze ve meyve tüketmek.” Yıl boyunca her gün 400-800 gram veya 5 veya daha fazla porsiyon çeşitli sebze ve meyve yenmesi gerekiyor. Bilimsel veriler, sebze ve meyveden zengin diyet seçiminin kanser riskini yüzde 20 oranında azalttığını gösteriyor. Özellikle yeşil yapraklı bitkilerin; şalgam, kabak, havuç, domates ve turunçgillerin kansere karşı koruyucu olduğu düşünülüyor.
Kilonuzu koruyun
Diğer bir öneri de, “sağlıklı kilonun korunması ve fiziksel aktif bir yaşam” sürülmesi. Aşırı veya düşük kilolu olmak, kanser riskini artırıyor. Bu nedenle kalori alımını kontrol altında tutmanın yanı sıra sürekli ve düzenli bir fiziksel hareketlilik gerekiyor.
Uzmanlar, sakin bir iş yaşantısı olanlara şu önerilerde bulunuyor: “Her gün yapabileceğiniz bir saatlik yürüyüş ve haftada bir yapabileceğiniz daha ağır bir egzersiz, size yeterli olacaktır. Günlük toplam aktivite önem taşıdığından, gün içinde düzenli olarak bir saat ayıramadığınız durumda, kısa zaman dilimlerinde yapacağınız sık egzersizler denenebilir. İşyerinize yürüyerek veya bisikletle gidip gelin, bahçeyle, ev işleriyle uğraşın, merdiven çıkın.”
Yağ ve tuzdan uzak durun
“Yağ ve tuz içeriği düşük besinlerin tercih edilmesini” bir başka adım olarak öneren uzmanlara göre, günlük toplam yağ alımının kısıtlanması, tuz kullanımının bir çay kaşığını geçmemesi gerekiyor. “Birçok paketlenmiş hazır yemeğin içinde yüksek miktarlarda tuz olduğunu unutmayın” uyarısında bulunan uzmanlar, tuz miktarı fazla olan yiyeceklerde aynı zamanda yağ miktarının da fazla olduğuna işaret ediyor. Yağ alımını azaltmak için, şu uyarılar yapılıyor:
“Kaymaksız sütü tercih edin, kızartmalar yerine haşlama, ızgara yiyin, kırmızı et ve ürünlerini kesin, kırmızı etin yağsız kısımlarını tercih edin, kümes hayvanlarının derisini atın, bisküvi, kek ve pastane ürünlerinden uzak durun.”
Kansere karşı çay halinde kullanılabilecek bitkiler
- Isırgan yaprağı
- Karabaş otu
- Ökse otu
- Civanperçemi
- Kekik
- Yeşil çay
- Nane
Sadece birkaç bitki çayı kullanarak veya beslenmeye dikkat edilerek kanser iyileştirilemez. Bitki çaylarından çok saf bitki özleri kullanılması taraftarıyım. Yoğunlaşmış bitki özleri bitki çaylarından çok daha iyi antioksidan ve anti kanser özellik taşımaktadır.
Küflü ve yanmış yemeklere dikkat
Uzmanlar, kanserden korunmada son adım olarak “besinlerin güvenli hazırlanıp saklanmasına dikkat edilmesini” istiyor.
Bazı mantar ve küflerin kansere neden olabilecek toksik maddeler ürettiklerini belirten uzmanlara göre, yiyeceklerin buzdolabında saklanması ve saklama kurallarına uyulması gerekiyor. Yapılması gereken diğer noktalar şöyle:
“Son kullanma tarihi geçen besinleri yemeyin, küflü besinleri derhal atın, besinlerin hazırlanma şekli de kanser riskini etkileyeceğinden, et ve balığı fazla pişirmeyin. Yanmış et suyunda kanserojenler mevcuttur. Etlerin mangal, barbekü gibi doğrudan ateş üzerinde pişirilmesi de yiyeceğin üzerinde kanserojenlerin oluşmasına neden olur. Bu yüzden bu tür beslenmeden uzak kalın ve etlerin üzerindeki yanmış kısımları temizleyin.”
Kanserle savaşan yiyecekler
Mesane kanseri: Sarımsak, yeşil yapraklı sebzeler, soya ürünleri, çay (yeşil ya da siyah), sarı-turuncu sebzeler, yoğurt ve diğer fermente süt ürünleri.
Göğüs kanseri: Yüzde 1 yağlı süt, elma, buğday kepeği, Brezilya fındığı, baklagiller ve fasulyeler, brokoli, Brüksel lahanası, küçük mantarlar, lahana, havuç ve havuç suyu, kiraz, vişne, yağlı balık (somon, ton), keten tohumu, keten tohumu yağı, sarımsak, kök lahana, düşük yağlı süt ürünleri, kabuklu yemişler, kırmızı turp, soya ürünleri, ıspanak, tam tahıllar, sarı-turuncu sebzeler, yoğurt.
Yemek borusu kanseri: Yeşil çay, domates, domates ürünleri.
Karaciğer kanseri: Sarımsak, yeşil çay.
Kolon kanseri: Brezilya fındığı, brokoli, Brüksel lahanası, lahana, havuç, karnabahar, sap kereviz, yağlı balıklar, sarımsak, üzüm ve üzüm suyu, kara lahana, baklagiller, kıvırcık, düşük yağlı süt ürünleri, kabuklu yemişler, yulaf kepeği, tam tahıllar, yoğurt ve diğer fermente süt ürünleri.
Yumurtalık kanseri: Brokoli, Brüksel lahanası, lahana, karnabahar, kara lahana ve diğer yeşil yapraklı sebzeler, sarı-turuncu sebzeler.
Pankreas kanseri: Baklagil, çay, domates ve domates ürünleri.
Akciğer kanseri: Brezilya fındığı, brokoli, Brüksel lahanası, lahana, havuç ve diğer sarı turuncu sebzeler, karnabahar, acı biber, kara lahana, düşük yağlı süt ürünleri (kaymağı alınmış süt hariç), soğan, portakal, ıspanak, diğer yeşil yapraklı sebzeler, domates ve domates ürünleri.
Prostat kanseri: Brezilya fındığı, Brüksel lahanası, brokoli, lahana, kanola yağı, karnabahar, kara lahana, az yağlı süt ürünleri, zeytinyağı, fıstık yağı, soya ürünleri, domates ve domates ürünleri.
Mide kanseri: Brokoli, Brüksel lahanası, lahana, bakla, sarımsak, yeşil çay, kara lahana, soğan, portakal ve diğer narenciye meyveleri, domates ve domates ürünleri, tam tahıllar.
Günlük 7 veya daha fazla öğün baklagil, patates, fındık, fıstık tüketin. Her gün 5 veya daha fazla porsiyon sebze ve meyve yiyin. Kilonuzu koruyun, aktif yaşam sürün. Sigara içmeyin. İçki kullanıyorsanız, erkekler günde 2, kadınlar ise 1 bardaktan az alınmalı. Yağ ve tuz oranı düşük besinler tüketin. Besinleri güvenli hazırlayıp saklayın.
Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanlığı uzmanlarınca hazırlanan bilgi notunda, kanserden korunmak için yapılması gerekenler böyle sıralanıyor. Buna göre, kansere karşı atılacak pratik adımların başında, “bitkisel diyetlerin tercih edilmesi” geliyor. Özellikle az işlenmiş olmak üzere, günlük 600-800 gram nişastalı veya bitkisel proteinli yiyeceklerin tercih edilmesini öneren uzmanlara göre, bu da günlük 7 veya daha fazla öğün, ekmek, pirinç, makarna, bezelye, fasulye gibi baklagiller, patates gibi kök bitkileri, fındık, fıstık gibi tohumsal bitkilerin tüketilmesi anlamına geliyor.
Bitkisel besinler, vücuttaki kanserojenlerin kansere sebep olmadan önce yok edilmelerini sağlayan gerekli vitamin, mineral, diyetsel lifler ve diğer önemli maddeleri içeriyor. Yağdan ve kaloriden fakir olan bitkisel besinler, sadece kanseri önlemekle kalmayıp aynı zamanda fazla kilo alımını da engelliyor.
Kabak, havuç, domates
Kansere karşı atılacak ikinci adım, “bol sebze ve meyve tüketmek.” Yıl boyunca her gün 400-800 gram veya 5 veya daha fazla porsiyon çeşitli sebze ve meyve yenmesi gerekiyor. Bilimsel veriler, sebze ve meyveden zengin diyet seçiminin kanser riskini yüzde 20 oranında azalttığını gösteriyor. Özellikle yeşil yapraklı bitkilerin; şalgam, kabak, havuç, domates ve turunçgillerin kansere karşı koruyucu olduğu düşünülüyor.
Kilonuzu koruyun
Diğer bir öneri de, “sağlıklı kilonun korunması ve fiziksel aktif bir yaşam” sürülmesi. Aşırı veya düşük kilolu olmak, kanser riskini artırıyor. Bu nedenle kalori alımını kontrol altında tutmanın yanı sıra sürekli ve düzenli bir fiziksel hareketlilik gerekiyor.
Uzmanlar, sakin bir iş yaşantısı olanlara şu önerilerde bulunuyor: “Her gün yapabileceğiniz bir saatlik yürüyüş ve haftada bir yapabileceğiniz daha ağır bir egzersiz, size yeterli olacaktır. Günlük toplam aktivite önem taşıdığından, gün içinde düzenli olarak bir saat ayıramadığınız durumda, kısa zaman dilimlerinde yapacağınız sık egzersizler denenebilir. İşyerinize yürüyerek veya bisikletle gidip gelin, bahçeyle, ev işleriyle uğraşın, merdiven çıkın.”
Yağ ve tuzdan uzak durun
“Yağ ve tuz içeriği düşük besinlerin tercih edilmesini” bir başka adım olarak öneren uzmanlara göre, günlük toplam yağ alımının kısıtlanması, tuz kullanımının bir çay kaşığını geçmemesi gerekiyor. “Birçok paketlenmiş hazır yemeğin içinde yüksek miktarlarda tuz olduğunu unutmayın” uyarısında bulunan uzmanlar, tuz miktarı fazla olan yiyeceklerde aynı zamanda yağ miktarının da fazla olduğuna işaret ediyor. Yağ alımını azaltmak için, şu uyarılar yapılıyor:
“Kaymaksız sütü tercih edin, kızartmalar yerine haşlama, ızgara yiyin, kırmızı et ve ürünlerini kesin, kırmızı etin yağsız kısımlarını tercih edin, kümes hayvanlarının derisini atın, bisküvi, kek ve pastane ürünlerinden uzak durun.”
Kansere karşı çay halinde kullanılabilecek bitkiler
- Isırgan yaprağı
- Karabaş otu
- Ökse otu
- Civanperçemi
- Kekik
- Yeşil çay
- Nane
Sadece birkaç bitki çayı kullanarak veya beslenmeye dikkat edilerek kanser iyileştirilemez. Bitki çaylarından çok saf bitki özleri kullanılması taraftarıyım. Yoğunlaşmış bitki özleri bitki çaylarından çok daha iyi antioksidan ve anti kanser özellik taşımaktadır.
Küflü ve yanmış yemeklere dikkat
Uzmanlar, kanserden korunmada son adım olarak “besinlerin güvenli hazırlanıp saklanmasına dikkat edilmesini” istiyor.
Bazı mantar ve küflerin kansere neden olabilecek toksik maddeler ürettiklerini belirten uzmanlara göre, yiyeceklerin buzdolabında saklanması ve saklama kurallarına uyulması gerekiyor. Yapılması gereken diğer noktalar şöyle:
“Son kullanma tarihi geçen besinleri yemeyin, küflü besinleri derhal atın, besinlerin hazırlanma şekli de kanser riskini etkileyeceğinden, et ve balığı fazla pişirmeyin. Yanmış et suyunda kanserojenler mevcuttur. Etlerin mangal, barbekü gibi doğrudan ateş üzerinde pişirilmesi de yiyeceğin üzerinde kanserojenlerin oluşmasına neden olur. Bu yüzden bu tür beslenmeden uzak kalın ve etlerin üzerindeki yanmış kısımları temizleyin.”
Kanserle savaşan yiyecekler
Mesane kanseri: Sarımsak, yeşil yapraklı sebzeler, soya ürünleri, çay (yeşil ya da siyah), sarı-turuncu sebzeler, yoğurt ve diğer fermente süt ürünleri.
Göğüs kanseri: Yüzde 1 yağlı süt, elma, buğday kepeği, Brezilya fındığı, baklagiller ve fasulyeler, brokoli, Brüksel lahanası, küçük mantarlar, lahana, havuç ve havuç suyu, kiraz, vişne, yağlı balık (somon, ton), keten tohumu, keten tohumu yağı, sarımsak, kök lahana, düşük yağlı süt ürünleri, kabuklu yemişler, kırmızı turp, soya ürünleri, ıspanak, tam tahıllar, sarı-turuncu sebzeler, yoğurt.
Yemek borusu kanseri: Yeşil çay, domates, domates ürünleri.
Karaciğer kanseri: Sarımsak, yeşil çay.
Kolon kanseri: Brezilya fındığı, brokoli, Brüksel lahanası, lahana, havuç, karnabahar, sap kereviz, yağlı balıklar, sarımsak, üzüm ve üzüm suyu, kara lahana, baklagiller, kıvırcık, düşük yağlı süt ürünleri, kabuklu yemişler, yulaf kepeği, tam tahıllar, yoğurt ve diğer fermente süt ürünleri.
Yumurtalık kanseri: Brokoli, Brüksel lahanası, lahana, karnabahar, kara lahana ve diğer yeşil yapraklı sebzeler, sarı-turuncu sebzeler.
Pankreas kanseri: Baklagil, çay, domates ve domates ürünleri.
Akciğer kanseri: Brezilya fındığı, brokoli, Brüksel lahanası, lahana, havuç ve diğer sarı turuncu sebzeler, karnabahar, acı biber, kara lahana, düşük yağlı süt ürünleri (kaymağı alınmış süt hariç), soğan, portakal, ıspanak, diğer yeşil yapraklı sebzeler, domates ve domates ürünleri.
Prostat kanseri: Brezilya fındığı, Brüksel lahanası, brokoli, lahana, kanola yağı, karnabahar, kara lahana, az yağlı süt ürünleri, zeytinyağı, fıstık yağı, soya ürünleri, domates ve domates ürünleri.
Mide kanseri: Brokoli, Brüksel lahanası, lahana, bakla, sarımsak, yeşil çay, kara lahana, soğan, portakal ve diğer narenciye meyveleri, domates ve domates ürünleri, tam tahıllar.
22 Mart 2009 Pazar
ELİF GÜVENOĞLU KANSERDEN KORUNMAK İÇİN BİTKİ ÇAYI
Elif Güvenoğlu günüzün en sık rastlanılan hastalığı olan kanserden korunmak için şifalı bitkilerden hazırladığı çayın tarifini açıkladı...
Kansrden korunmak için çay
-Kekik
-Yeşil çayı
-Isırgan yaprağı
Hazırlanışı: İçmek istediğiniz kadar sıcak suyun içersine kekik,ısırgan yaprakları ,ebegümeci yapraklarını ve bögürtlen yapraklarından eşit miktarda koyun yeşil çayı biraz daha fazla koyun ve 10 dakika kaynatmadan demlendirin. Daha sonra için.
elifgüvenoğlu
Kansrden korunmak için çay
-Kekik
-Yeşil çayı
-Isırgan yaprağı
-Böğürtlen yaprağı
-Ebegümeci yaprağıHazırlanışı: İçmek istediğiniz kadar sıcak suyun içersine kekik,ısırgan yaprakları ,ebegümeci yapraklarını ve bögürtlen yapraklarından eşit miktarda koyun yeşil çayı biraz daha fazla koyun ve 10 dakika kaynatmadan demlendirin. Daha sonra için.
elifgüvenoğlu
19 Mart 2009 Perşembe
Hem kanseri önleyin hemde güzelleşin
Hem kanseri önlüyor hem de güzelleştiriyor... Güçlü saçlar, sağlıklı tırnaklar tertemiz lekesiz bir cilt için birebir...
Limon kabuklarının kansere karşı koruyucu etkisi kanıtlandı. C vitamini içerdiği için hastalıklara karşı da koruyor. Limon sadece sağlıkta değil, güzellikte de etkili.
İşte limonun güzelliğe faydaları:
Tırnakları parlatıyor: Tırnaklarınızı 10 dakika limon suyunda bekletin. Ellerinizi limon suyuyla ovuşturun.
Sirke, sıcak su karışımı ile fırçalayın. Sonra durulayın.
Lekelerde etkili: Yatmadan önce limon suyu ile ellerinizi ve yüzünüzü iyice ovuşturun. Sabah ılık suyla ellerinizi ve yüzünüzü durulayın. Siyah, kahverengi lekelerin kaybolması için bu işlemi her akşam yapın.
Güçlü saçlar: Dökülen ve cansızlaşan saçlarınızı yeniden canladırmak ve parlaklık kazandırmak için 3/4 fincan zeytin yağı, 1/2 fincan bal ve aşağı yukarı 3 yemek kaşığı limon suyunu karıştırın. Saçlarınızı suyla durulayın, havluyla kurulayın ve daha sonra az bir karışımı tarakla saçlarınıza yedirin. Daha sonra saçlarınızı plastik bone ile sarın 30 dakika bekleyin. Şampuanlayın, durulayın, parlaklığı fark edeceksiniz.
Nefesi tazeliyor: Nefesiniz kötü kokuyorsa ağzınıza birkaç damla limon suyu damlatın ve yutun. Sitrik asit, kötü kokuya neden olan bakterileri öldürecektir.
Limon kabuklarının kansere karşı koruyucu etkisi kanıtlandı. C vitamini içerdiği için hastalıklara karşı da koruyor. Limon sadece sağlıkta değil, güzellikte de etkili.
İşte limonun güzelliğe faydaları:
Tırnakları parlatıyor: Tırnaklarınızı 10 dakika limon suyunda bekletin. Ellerinizi limon suyuyla ovuşturun.
Sirke, sıcak su karışımı ile fırçalayın. Sonra durulayın.
Lekelerde etkili: Yatmadan önce limon suyu ile ellerinizi ve yüzünüzü iyice ovuşturun. Sabah ılık suyla ellerinizi ve yüzünüzü durulayın. Siyah, kahverengi lekelerin kaybolması için bu işlemi her akşam yapın.
Güçlü saçlar: Dökülen ve cansızlaşan saçlarınızı yeniden canladırmak ve parlaklık kazandırmak için 3/4 fincan zeytin yağı, 1/2 fincan bal ve aşağı yukarı 3 yemek kaşığı limon suyunu karıştırın. Saçlarınızı suyla durulayın, havluyla kurulayın ve daha sonra az bir karışımı tarakla saçlarınıza yedirin. Daha sonra saçlarınızı plastik bone ile sarın 30 dakika bekleyin. Şampuanlayın, durulayın, parlaklığı fark edeceksiniz.
Nefesi tazeliyor: Nefesiniz kötü kokuyorsa ağzınıza birkaç damla limon suyu damlatın ve yutun. Sitrik asit, kötü kokuya neden olan bakterileri öldürecektir.
14 Aralık 2008 Pazar
Kansere karşı soya
ABD Karmanos Kanser Enstitüsü'nün doktorları, soyanın hem kanseri önlemede hem de tedavinin yan etkilerini azaltmada olumlu etkisi olduğunu açıkladılar
THE Marmara Oteli'nde dün düzenlenen "Onkolojide Yeni Gelişmeler" konulu sempozyumda konuşan, enstitünün Türk doktorlarından Prof. Dr. Ömer Küçük, gerek kanseri önlemede gerekse kanser tedavisindeki yan etkilerin önüne geçmede olumlu etkisi olan soyayı tedaviye ek olarak kullandıklarını söyledi.
PROSTAT, meme ve pankreas kanserlerinde hayvan deneylerinden sonra insanlarda da klinik çalışmalara başladıklarını söyleyen Küçük, "Hastalara ucuz ve yan etkisi bulunmayan bir yöntem geliştirmek istedik. Bunun için Uzakdoğu'ya baktık. Oralarda soya çok tüketiliyor ve kanser daha az görülüyor" dedi.
SOYANIN kemoterapinin yaptığı 'kemobrain' (hafıza kaybı) ve radyoterapi sonrası görülen kanlı idrar gibi yan etkileri önlediğini söyleyen Küçük, hastalara hap şeklinde soya isoflavonları verdiklerini söyledi ve kanserden korunmak için günde 2-3 bardak soya sütü içmeyi önerdi.
THE Marmara Oteli'nde dün düzenlenen "Onkolojide Yeni Gelişmeler" konulu sempozyumda konuşan, enstitünün Türk doktorlarından Prof. Dr. Ömer Küçük, gerek kanseri önlemede gerekse kanser tedavisindeki yan etkilerin önüne geçmede olumlu etkisi olan soyayı tedaviye ek olarak kullandıklarını söyledi.
PROSTAT, meme ve pankreas kanserlerinde hayvan deneylerinden sonra insanlarda da klinik çalışmalara başladıklarını söyleyen Küçük, "Hastalara ucuz ve yan etkisi bulunmayan bir yöntem geliştirmek istedik. Bunun için Uzakdoğu'ya baktık. Oralarda soya çok tüketiliyor ve kanser daha az görülüyor" dedi.
SOYANIN kemoterapinin yaptığı 'kemobrain' (hafıza kaybı) ve radyoterapi sonrası görülen kanlı idrar gibi yan etkileri önlediğini söyleyen Küçük, hastalara hap şeklinde soya isoflavonları verdiklerini söyledi ve kanserden korunmak için günde 2-3 bardak soya sütü içmeyi önerdi.
12 Aralık 2008 Cuma
Erkan Topuz Siyah Çikolata Sağlığın Dostu
Siyah (sütsüz) çikolatanın içerdiği yararlı maddeler vücutta kansere karşı doğal bir kalkan oluşturuyor, kalp ve damar hastalıklarına larşı koruyor. Prof. Dr. Erkan Topuz "Aşırı kilolu değilseniz memenizde fibrokist yoksa hergün bir parça çikolata tüketin" diyor.
Siyah (bitter) çikolata çok faydalıdır, 150'nin üzerinde aktif flavon içerir. Flavon kanserin tedavi ve korunmasında etkili olduğu bilinen bitkisel bir maddedir. Genel durumu bozuk olan hastalarda yararlıdır. Vücutta kansere karşı doğal bir kalkan oluşturur. Araştırmalar siyah çikolatanın tansiyona ve kalp hastalıklarına karşı koruduğunu gösteriyor. Özellikle kakao oranları yüksek olan çükolataları seçin, sütlü cikolatadan uzak durun. Çünkü çikolatdaki süt miktarı arttıkça kakaounun içerdiği yararlı maddelerin miktarı azalır.
Çikolata tüketiminde miktarı fazla abartmayın, fazla kilolu değilseniz hergün bir parça çikolata (50 gram) yiyebilirsiniz. Aşırı şişmanlar ve memesinde fibrokist olanlar ise çikolatadan uzak dursun.
Siyah (bitter) çikolata çok faydalıdır, 150'nin üzerinde aktif flavon içerir. Flavon kanserin tedavi ve korunmasında etkili olduğu bilinen bitkisel bir maddedir. Genel durumu bozuk olan hastalarda yararlıdır. Vücutta kansere karşı doğal bir kalkan oluşturur. Araştırmalar siyah çikolatanın tansiyona ve kalp hastalıklarına karşı koruduğunu gösteriyor. Özellikle kakao oranları yüksek olan çükolataları seçin, sütlü cikolatadan uzak durun. Çünkü çikolatdaki süt miktarı arttıkça kakaounun içerdiği yararlı maddelerin miktarı azalır.
Çikolata tüketiminde miktarı fazla abartmayın, fazla kilolu değilseniz hergün bir parça çikolata (50 gram) yiyebilirsiniz. Aşırı şişmanlar ve memesinde fibrokist olanlar ise çikolatadan uzak dursun.
5 Kasım 2008 Çarşamba
AHMET MARANKİ KANSERDEN KORUNMANIN YOLLARI
Prof. Dr.Ahmet Maranki çağımızın hastalığı kanserden korunmanın yolların açıkladı.
Kanserden Korunmak için ve Sağlıklı Yaşamak için Marankiden Öneriler
-Öncelikle konsantire yiyecek ve içeceklerden uzak durmalıyız
-salam sosis gibi şarküteri ürünleri tüketmeyin.
-Hibrit tohumu.yla üretilmiş sebze ve meyvelerden uzak durun,Mevsiminde yetişen ürünler tüketin.
-Beyaz ekmet tüketiminden sakının bunun yerine kepek ekmeği buğday ekmeği yada halk ekmeği tüketin
-Tavuk ve et alırken dikatli olun şişirilmiş olanlardan sakının tanınmış markaları terçih edin.-Oğlak eti keçi peyniri sütü terçih edin keçinin kılından bile zarar gelmez.
-Kızartmalardan ve fasfood yiyeceklerinden uzaklaşın.
-Kefir tükedin keçi sütünden yapıldığı için çok sağıklıdır,
Daha sonra ise kesinlikle bu yiyecekleri evimizde bulundurmalıyız...
Defne yaprağı ,ısırgan otu,ada çayı,yeşil çay,zencefil,zeytin,incir,brokoli,soya fasülyesi,kefir,zeytin yağı,sarı kantaron,kimyon,kapari kaparinin kanser hastaları için çok önemli olduğunu belirten maranki kanser hastaralı için tronbositin çok önemli olduğunu ve kaparininde mükemmel bir tronbosit oluşumunda etkili olduğunu açıkladı...
maranki.com
Kanserden Korunmak için ve Sağlıklı Yaşamak için Marankiden Öneriler
-Öncelikle konsantire yiyecek ve içeceklerden uzak durmalıyız
-salam sosis gibi şarküteri ürünleri tüketmeyin.
-Hibrit tohumu.yla üretilmiş sebze ve meyvelerden uzak durun,Mevsiminde yetişen ürünler tüketin.
-Beyaz ekmet tüketiminden sakının bunun yerine kepek ekmeği buğday ekmeği yada halk ekmeği tüketin
-Tavuk ve et alırken dikatli olun şişirilmiş olanlardan sakının tanınmış markaları terçih edin.-Oğlak eti keçi peyniri sütü terçih edin keçinin kılından bile zarar gelmez.
-Kızartmalardan ve fasfood yiyeceklerinden uzaklaşın.
-Kefir tükedin keçi sütünden yapıldığı için çok sağıklıdır,
Daha sonra ise kesinlikle bu yiyecekleri evimizde bulundurmalıyız...
Defne yaprağı ,ısırgan otu,ada çayı,yeşil çay,zencefil,zeytin,incir,brokoli,soya fasülyesi,kefir,zeytin yağı,sarı kantaron,kimyon,kapari kaparinin kanser hastaları için çok önemli olduğunu belirten maranki kanser hastaralı için tronbositin çok önemli olduğunu ve kaparininde mükemmel bir tronbosit oluşumunda etkili olduğunu açıkladı...
maranki.com
10 Ekim 2008 Cuma
PROF DR OSMAN MÜFTÜOĞLU
Kanser Sa vaşçısı 10 Besin
BROKOLİ: Kansere karşı koruyucu olduğu belirlenen sulforaphane, beta-karoten ve indole-carbinol ile etkin bir koruma sağlıyor.
DOMATES: İçerdiği ‘‘likopen’’ maddesinin prostat kanserini önleyebildiği, meme ve rahim ağzı kanserleri için koruyucu olduğu belirtiliyor.
ISPANAK: İhtiva ettiği ‘‘gluthation’’ çok güçlü bir antioksidandır.
PORTAKAL: Bir C vitamini ve bioflavinoid deposudur.
SARIMSAK: Aktif ‘‘allicin’’ maddesi ile bağışıklığı güçlendiriyor.
ELMA: Pektin isimli eriyebilir lif ve Elagic Acid en etken maddeler. Kırmızı elmada likopen de var.
SOYA: Soyadaki ‘‘genistein’’ etkili bir kanser koruyucudur.
HAVUÇ: Bol miktarda beta-karoten ve lif ihtiva eder.
ACI-KIRMIZI BİBER: Çok faydalı bir madde ‘‘capsaicinden’’ zengindir.
YEŞİL ÇAY: Koruyucu ve yararlı bir ‘‘bioflavinoid’’ ihtiva ediyor.(Men's Health'den yararlanılmıştır)
KAYNAK.netten
BROKOLİ: Kansere karşı koruyucu olduğu belirlenen sulforaphane, beta-karoten ve indole-carbinol ile etkin bir koruma sağlıyor.
DOMATES: İçerdiği ‘‘likopen’’ maddesinin prostat kanserini önleyebildiği, meme ve rahim ağzı kanserleri için koruyucu olduğu belirtiliyor.
ISPANAK: İhtiva ettiği ‘‘gluthation’’ çok güçlü bir antioksidandır.
PORTAKAL: Bir C vitamini ve bioflavinoid deposudur.
SARIMSAK: Aktif ‘‘allicin’’ maddesi ile bağışıklığı güçlendiriyor.
ELMA: Pektin isimli eriyebilir lif ve Elagic Acid en etken maddeler. Kırmızı elmada likopen de var.
SOYA: Soyadaki ‘‘genistein’’ etkili bir kanser koruyucudur.
HAVUÇ: Bol miktarda beta-karoten ve lif ihtiva eder.
ACI-KIRMIZI BİBER: Çok faydalı bir madde ‘‘capsaicinden’’ zengindir.
YEŞİL ÇAY: Koruyucu ve yararlı bir ‘‘bioflavinoid’’ ihtiva ediyor.(Men's Health'den yararlanılmıştır)
KAYNAK.netten
6 Eylül 2008 Cumartesi
AHMET MARANKİ
KOZMİK BİLİM UZMANI AHMET MARANKİ
Tabiatta her meyve sebze insan organlarına benzemektedir ve şifa vermektedir yeterki nasıl kullanılacağını bilmek gerekir diyen maranki açıklamalarını sürdürdü... Herkesin iyi düşünce gücüne sahip olması gerektiğini aksi taktirde sürekli mutsuz olacaklarını belirti ,sürekli hastayım diyen birinin asla hastalıktan kurtulmayacağını adeta hastalığı çağıracağını söyleyen maranki cevizin bademin ve fındığın yaşanttımızda çok önemli oldunu ve herkesin günde birer avuç fındık ,badem ve ceviz yemelerini önerdi
Ceviz;İnsan beynine benzer dolayısıyla unutkanlığı azaltır,hafızayı güçlendirir beyni çalıştırır.Ayrıca toite çok iyi gelir. Cevizi kabuklu alın böylelikle sağlıklı ceviz yersiniz ayrıca cevizin kabukları atmayın.
Saçlarınızın dökülmemesini ve beyazlarınızın kapanmasını istiyorsanız.10 adet ceviz kabuğunu 1litre suda 15 dakika kaynatın, ve saçlarınızı kaynattığınız ceviz suyuyla 3 hafta boyunca yıkayın.saçlarınızın güçlendiğini ve renginin değiştiğini göreceksiniz.
Patatesin :Mideye benzediğini bu nedenle mide sorunu olanların( reflü mide yanması)patasesin ve lahananın suyunu içmelerini önerdi.Zencefil:İnsan vücuduna benserve çok faydalıdır kesinlikle tüketilmelidir.
Mısır;Çok faydalır cildi güzelleştirir,dışı bedene taneleri tenedeki lekelere benzediği için vitiligo(ala )hastalığına çok iyi geilr dedi...
Kişniş:özellikle af ,behçet hastalığına çeşitli oluşan ağız yaralarına çok faydalıdır diyen maranki ekledi;bir miktar kişnişi havanda dövdükten sonra 1 bardak kaynar suyun içine atın ve 10 dkk beklettikten sonra için 1 hafta tekraralayın kesinlikle yaralarınızdan kurtulacaksınız... Sarıkantoron:Uykusuzluğa,defresif rahatsızlığa sinir sistemine karşı çok faydalıdır.Depresyondan kurtarır.
kaynak:HERTELDEN
Tabiatta her meyve sebze insan organlarına benzemektedir ve şifa vermektedir yeterki nasıl kullanılacağını bilmek gerekir diyen maranki açıklamalarını sürdürdü... Herkesin iyi düşünce gücüne sahip olması gerektiğini aksi taktirde sürekli mutsuz olacaklarını belirti ,sürekli hastayım diyen birinin asla hastalıktan kurtulmayacağını adeta hastalığı çağıracağını söyleyen maranki cevizin bademin ve fındığın yaşanttımızda çok önemli oldunu ve herkesin günde birer avuç fındık ,badem ve ceviz yemelerini önerdi
Ceviz;İnsan beynine benzer dolayısıyla unutkanlığı azaltır,hafızayı güçlendirir beyni çalıştırır.Ayrıca toite çok iyi gelir. Cevizi kabuklu alın böylelikle sağlıklı ceviz yersiniz ayrıca cevizin kabukları atmayın.
Saçlarınızın dökülmemesini ve beyazlarınızın kapanmasını istiyorsanız.10 adet ceviz kabuğunu 1litre suda 15 dakika kaynatın, ve saçlarınızı kaynattığınız ceviz suyuyla 3 hafta boyunca yıkayın.saçlarınızın güçlendiğini ve renginin değiştiğini göreceksiniz.
Patatesin :Mideye benzediğini bu nedenle mide sorunu olanların( reflü mide yanması)patasesin ve lahananın suyunu içmelerini önerdi.Zencefil:İnsan vücuduna benserve çok faydalıdır kesinlikle tüketilmelidir.
Mısır;Çok faydalır cildi güzelleştirir,dışı bedene taneleri tenedeki lekelere benzediği için vitiligo(ala )hastalığına çok iyi geilr dedi...
Kişniş:özellikle af ,behçet hastalığına çeşitli oluşan ağız yaralarına çok faydalıdır diyen maranki ekledi;bir miktar kişnişi havanda dövdükten sonra 1 bardak kaynar suyun içine atın ve 10 dkk beklettikten sonra için 1 hafta tekraralayın kesinlikle yaralarınızdan kurtulacaksınız... Sarıkantoron:Uykusuzluğa,defresif rahatsızlığa sinir sistemine karşı çok faydalıdır.Depresyondan kurtarır.
kaynak:HERTELDEN
1 Eylül 2008 Pazartesi
ACI OTU KANSERE KARŞI FAYDALIMI?
Kanal D'de Pakize Suda ve Burçin Şimşeğin sunduğu Konuşa konuşa programına katılan Ege Lokmanın verdiği bilgiye göre;Acı otu kanser hastalarına umut ışığı oldu.Kanser hastalarının tedavisinde olumlu sonuçlar aldıklarını belirten Ege Lokmanı,özellikle Lösemi Hataları için ümit vadeden Acı otunun Amerikada incelendiğini belirtti.
Acı otunun faydaları
Vücuda kuvvet verir.
Göğsü yumuşatır, balgamı söker ve öksürüğü keser.
Bu etkileri ile bronşit ve soğuk algınlığına iyi gelir.
Nefes darlığını giderir. Mide ve bağırsak hastalıklarında faydalıdır.
Ülser şikâyetlerini azaltır.
İdrarı ve safra salgılarını arttırır.
Vücutta biriken fazla tuzu dışarı atarak vücutta aşırı su toplanmasını önler.
Bağırsak solucanlarını düşürmeye yardımcı olur.
İdrar yolu iltihaplarında ve adet zorluğunda faydalıdır.
Gaz söktürücüdür.
Acı otunun faydaları
Vücuda kuvvet verir.
Göğsü yumuşatır, balgamı söker ve öksürüğü keser.
Bu etkileri ile bronşit ve soğuk algınlığına iyi gelir.
Nefes darlığını giderir. Mide ve bağırsak hastalıklarında faydalıdır.
Ülser şikâyetlerini azaltır.
İdrarı ve safra salgılarını arttırır.
Vücutta biriken fazla tuzu dışarı atarak vücutta aşırı su toplanmasını önler.
Bağırsak solucanlarını düşürmeye yardımcı olur.
İdrar yolu iltihaplarında ve adet zorluğunda faydalıdır.
Gaz söktürücüdür.
14 Ağustos 2008 Perşembe
GÖĞÜS KANSERİ
GÖĞÜS KANSERİNİN NEDENLERİ VE GÖRÜLME SIKLIĞI
-En sık görülen tipi süt kanallarında başlayan ductal carsinom dur.
-Diğer bir tipide lobuler carsinom dur.
-Göğüs kanserinin birçok tipi için sebep bilinmemektedir.
-Gögüs kanserinin ailevi tipinden yani genetik olabilmektedir
-Şişmanlık, erken menarş ve çocuk doğurmamış veya geç doğurmuş olmak riski arttırmaktadır.
-Erkeklerde de kadınlar kadar sık olmasa bile görülme olasılığı vardır.
-İstatistiklere göre her 8-9 kadından birinde hayatının herhangi bir döneminde göğüs kanseri gelişmektedir.
-30 yaşından sonra risk artmaktadır.
-Göğüs kanseri teşhis edilen kadınların ortalama yaşı 60 dır.
Risk faktörler:
*Annesinde veya kardeşinde göğüs kanseri olanlar
*Yumurtalık kanseri,kalın barsak kanseri,uterus kanserleri
*Erken Menarş (12 yaşından önce adet kanamasının başlaması)
*Geç Menapoz (55 yaşından sonra)
*30 yaşından sonra hamile kalmak veya hiç hamile kalmamak
*Radyasyona maruz kalmak
*Postmenapozal östrojen tedavisi ve doğum kontrol hapı kullanımı (Yapılan son çalışmalar böyle bir riski doğrulamamaktadır.)
*Bazı çalışmalar göğüs kanserinin bazı tiplerinde diyetin etkili olduğunu göstermiştir.Çok yağlı yiyen bayanlarda daha sık görülmektedir.Yaşlı ve şişmanlarda görülme olasılığı artmaktadır.Bazı bilim adamları az yağlı, dengeli ve sebze-meyve ağırlıklı diyetin ve kilonun korumasının riski azalttığını öne sürmektedirler.
*Alkol kullanmak ta riski arttırmaktadır.
BELİRTİLERİ VE TEŞHİS
- Kendi kendine göğüs muayenesi ile göğüste görülen kitle ve şekil değişikliği(genellikle ağrılı, sert ve sınırları belirsiz bir kitle)
-Koltuk altında kitle
-Anormal Meme başı akıntısı.Genellikle kanlı veya kirli sarı akıntı.İltihap benzeri akıntı. - Göğüste meme başı ve areola civarında renk değişikliği ve ciltte çekilmeler. -Meme başında şekil değişikliği, çekilmeler
-Sadece bir göğüste rahatsızlık
-Sadece bir göğüste büyüme
-Kemik Ağrıları - Kilo Kaybı -Kolda şişlik -Göğüs ağrısı
Belirtiler ve tetkikler: Doktor tarafından hastanın kendi kendine yaptığı meme muayenesindeki bulgular değerlendirilerek iyi huylu-kötü huylu kitle ayrımı için ön fikir alınır.
• Mammografi kitlenin tanımlanmasında yardımcıdır.
• Termografi kitlenin tanımlanmasında yardımcı olabilir.
• Meme başı aspirasyon materyali veya kitle biyopsisi kistik veya solid kitleyi, ayırt etmede yardımcı olabilir.
• Kitlenin bir kısmı alınarak yapılan cerrahi biopsi tanı da yaralıdır.
Evreleme:
1. Tümör çapı 2cm den az, nodül yok, uzak metastaz yok 2. Tümör çapı 5cm den az, nodül fixe değil, uzak metastaz yok 3. Tümör çapı 5cm den büyük, cilt veya göğüs duvarına yapışıktır.Supra klavikular nodüller vardır, uzak metastaz yok 4. Uzak metastaz oluşmuştur. Bunlardan başka CEA (carcinoembryonic antigen) testi ve göğüs rontgeni gibi araştırmalar gerekebilir.
Tedavi:
• Lokal Tedavi:Lumpektomi.mastektomi parsiyel, total veya koltuk altı lenflerini de içeren radikal) ve radyasyon tedavisi direk olarak tümoer yönelik tedavilerdir.
• Sistemik Tedavi:Kemoterapi ve Hormon tedavisi Hastaların çoğunda cerrahi tedavi, radyasyon tedavisi,kemoterapi ve/veya hormon tedavisi kombinasyonu uygulanır.Genellikle iyileşebilir meme kanserlerinde aksiller diseksiyon ile birlikte parsiyel mastektomi ve radyasyon tedavisi en çok önerilen tedavidir.
kaynak:bayan.us
-En sık görülen tipi süt kanallarında başlayan ductal carsinom dur.
-Diğer bir tipide lobuler carsinom dur.
-Göğüs kanserinin birçok tipi için sebep bilinmemektedir.
-Gögüs kanserinin ailevi tipinden yani genetik olabilmektedir
-Şişmanlık, erken menarş ve çocuk doğurmamış veya geç doğurmuş olmak riski arttırmaktadır.
-Erkeklerde de kadınlar kadar sık olmasa bile görülme olasılığı vardır.
-İstatistiklere göre her 8-9 kadından birinde hayatının herhangi bir döneminde göğüs kanseri gelişmektedir.
-30 yaşından sonra risk artmaktadır.
-Göğüs kanseri teşhis edilen kadınların ortalama yaşı 60 dır.
Risk faktörler:
*Annesinde veya kardeşinde göğüs kanseri olanlar
*Yumurtalık kanseri,kalın barsak kanseri,uterus kanserleri
*Erken Menarş (12 yaşından önce adet kanamasının başlaması)
*Geç Menapoz (55 yaşından sonra)
*30 yaşından sonra hamile kalmak veya hiç hamile kalmamak
*Radyasyona maruz kalmak
*Postmenapozal östrojen tedavisi ve doğum kontrol hapı kullanımı (Yapılan son çalışmalar böyle bir riski doğrulamamaktadır.)
*Bazı çalışmalar göğüs kanserinin bazı tiplerinde diyetin etkili olduğunu göstermiştir.Çok yağlı yiyen bayanlarda daha sık görülmektedir.Yaşlı ve şişmanlarda görülme olasılığı artmaktadır.Bazı bilim adamları az yağlı, dengeli ve sebze-meyve ağırlıklı diyetin ve kilonun korumasının riski azalttığını öne sürmektedirler.
*Alkol kullanmak ta riski arttırmaktadır.
BELİRTİLERİ VE TEŞHİS
- Kendi kendine göğüs muayenesi ile göğüste görülen kitle ve şekil değişikliği(genellikle ağrılı, sert ve sınırları belirsiz bir kitle)
-Koltuk altında kitle
-Anormal Meme başı akıntısı.Genellikle kanlı veya kirli sarı akıntı.İltihap benzeri akıntı. - Göğüste meme başı ve areola civarında renk değişikliği ve ciltte çekilmeler. -Meme başında şekil değişikliği, çekilmeler
-Sadece bir göğüste rahatsızlık
-Sadece bir göğüste büyüme
-Kemik Ağrıları - Kilo Kaybı -Kolda şişlik -Göğüs ağrısı
Belirtiler ve tetkikler: Doktor tarafından hastanın kendi kendine yaptığı meme muayenesindeki bulgular değerlendirilerek iyi huylu-kötü huylu kitle ayrımı için ön fikir alınır.
• Mammografi kitlenin tanımlanmasında yardımcıdır.
• Termografi kitlenin tanımlanmasında yardımcı olabilir.
• Meme başı aspirasyon materyali veya kitle biyopsisi kistik veya solid kitleyi, ayırt etmede yardımcı olabilir.
• Kitlenin bir kısmı alınarak yapılan cerrahi biopsi tanı da yaralıdır.
Evreleme:
1. Tümör çapı 2cm den az, nodül yok, uzak metastaz yok 2. Tümör çapı 5cm den az, nodül fixe değil, uzak metastaz yok 3. Tümör çapı 5cm den büyük, cilt veya göğüs duvarına yapışıktır.Supra klavikular nodüller vardır, uzak metastaz yok 4. Uzak metastaz oluşmuştur. Bunlardan başka CEA (carcinoembryonic antigen) testi ve göğüs rontgeni gibi araştırmalar gerekebilir.
Tedavi:
• Lokal Tedavi:Lumpektomi.mastektomi parsiyel, total veya koltuk altı lenflerini de içeren radikal) ve radyasyon tedavisi direk olarak tümoer yönelik tedavilerdir.
• Sistemik Tedavi:Kemoterapi ve Hormon tedavisi Hastaların çoğunda cerrahi tedavi, radyasyon tedavisi,kemoterapi ve/veya hormon tedavisi kombinasyonu uygulanır.Genellikle iyileşebilir meme kanserlerinde aksiller diseksiyon ile birlikte parsiyel mastektomi ve radyasyon tedavisi en çok önerilen tedavidir.
kaynak:bayan.us
7 Ağustos 2008 Perşembe
Kansere Karsi Mucizevi Yontem

Kansere karşı yüksek dozda C vitamini ile çözüm aranıyor..
ABD’deki araştırmalara göre C vitamini, kanserli hücrelerin ürettiği kimyasallarla reaksiyona girerek hastalığın ilerlemesini engelleyip tümörleri küçültüyor
ABD’li bilim adamları, yüksek dozda C vitamininin kanserin ilerlemesini durdurabileceğini açıkladı. Bilim adamları, C vitaminin kanserli hücrelerin ürettiği kimyasallarla reaksiyona girerek asit oluşturduğunu söyledi. “Askorbat” da denilen C vitaminin ürettiği bu asit nedeniyle kanser hücrelerinin ölebileceği de kaydedildi.
Maryland’deki Ulusal Sağlık Enstitüsü’nde yapılan deneylerde yüksek dozda C vitamini verilen laboratuvar farelerinde beyin, yumurtalık ve pankreas tümörlerinin yarı yarıya küçüldüğü gözlemlendi. Bilim adamları, fareler üzerindeki bu başarılı deney üzerine söz konusu tedavi yönteminin insanlarda da uygulanabileceğini belirttiler.
Hapla olmaz!
Bilim adamları, C vitamini dozajını vücudun toplam ağırlığına göre kilo başına 4 gram olarak belirledi. Bu miktarın vitamin hapları ile elde edilemeyeceği, çünkü sindirim sisteminin belirli bir miktarın üzerinde C vitaminini emmediği bildirildi. Bu nedenle laboratuvar hayvanlarına yüksek dozda C vitamini karın bölgelerine yapılan enjeksiyonla verildi. C vitamini verilen farelerde kanser küçülürken öteki hayvanlarda kanserler hızla yayıldı.
22 Temmuz 2008 Salı
GÜNEŞ KREMLERİNDE GİZLİ TEHLİKE
Yaz mevsimi geldi ve denizde kullanılan deniz kremlerininde kullanımı arttı.Fakat uzamanların bu konuda uyarıları var. Yazla birlikte çok sık kullanılmaya başlayan kremlerin, içindeki bazı maddelerin toksit olabileceğine dair bütün ülkelerden uyarılar geliyor.
Konuyla ilgili Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, güneş kremlerinde bulunan çinko oksit ve dioksinisimli maddelerin, kansere yol açabildiğini, ve güneş kremi alırken içeriğine çok dikkat edilmesi gerektiğini belirterek şöyle dedi:
"Güneş kremleriyle ilgili çok ciddi çalışmalar yapılıyor. Amerika'da içinde dioksin olan ürünlerin tüketimi konusunda ciddi uyarılar yayınlandı. Güneş kremi alırken içinde çinko oksit ve dioksin bulunmamasına dikkat edilmeli. Ürünü alırken mutlaka içeriğini kontrol edin.
GÜNEŞ KANSERDEN KORUYOR
Güneşe doğru zamanda çıkıp, doğru şekilde güneşlenildiğinde güneşin kanserden koruduğu kanıtlanmıştır. Özellikle pankreas kanserine karşı etkili olan güneş, D vitamini sağladığı için kanserde müthiş etkili olduğu ortaya çıktı. Ayrıca D vitamininin vitamin olmak dışında vücudun gereksinimi sağlamakta ve kanserde müthiş etkili olmaktadır.
Konuyla ilgili Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, güneş kremlerinde bulunan çinko oksit ve dioksinisimli maddelerin, kansere yol açabildiğini, ve güneş kremi alırken içeriğine çok dikkat edilmesi gerektiğini belirterek şöyle dedi:
"Güneş kremleriyle ilgili çok ciddi çalışmalar yapılıyor. Amerika'da içinde dioksin olan ürünlerin tüketimi konusunda ciddi uyarılar yayınlandı. Güneş kremi alırken içinde çinko oksit ve dioksin bulunmamasına dikkat edilmeli. Ürünü alırken mutlaka içeriğini kontrol edin.
GÜNEŞ KANSERDEN KORUYOR
Güneşe doğru zamanda çıkıp, doğru şekilde güneşlenildiğinde güneşin kanserden koruduğu kanıtlanmıştır. Özellikle pankreas kanserine karşı etkili olan güneş, D vitamini sağladığı için kanserde müthiş etkili olduğu ortaya çıktı. Ayrıca D vitamininin vitamin olmak dışında vücudun gereksinimi sağlamakta ve kanserde müthiş etkili olmaktadır.
27 Haziran 2008 Cuma
PROF DR ERKAN TOPUZ
Kanserle ilgili önemli bilgiler veren Prof. Dr. Erkan Topuz, bir çok bitki, sebze , meyve gibi besinler , içecekler hakkında da önemli açıklamalar yapan Topuz. Özellikle yemeklerde fındıkyağı, kanola yağı ve zeytinyağının kullanılmasını tavsiye etti.
Zencefil’in üst solunum yolları ve midedeki gastrit için çok önemli olduğunun altını çizen Erkan Topuz, taze zencefil, papatya, bal ve bir dilim limon kabuğundan yapılacak çayın günde 2-3 kupa içilmesini önerdi.
Zerdaçal’ın da vücut için çok faydalı olduğunu anlatan Erkan Topuz yemeklere, çorbalara, pilavlara konulmasını tavsiye etti.
Keten tohumunu da yemeklere ve çorbalara koyarak tüketilmesini öneren Topuz açıklamalarını sürdürdü.
Kırmızı turp, tere, lahana, karnabahar, soğan, sarımsak gibi bitkilerin yararlarını anlattı ve ekledi; evlerde kullanılan hazır salçalar yerine mevsiminde çıkan domateslerden ev yapımı salçalar kullanılmasını önerdi.
Meyve ve sebzelerin üzerlerindeki ilaçlardan arınması için elma sirkesi ile yıkanmasını öneren Topuz, tezgahlarda parlak görünen bir takım gıdaların parlatılmasında mum kullanıldığını söyledi ve elma sirkesi ile ovulması gerektiğini anlattı.
Yoğurt konusunda da önemli bilgiler veren Erkan Topuz, ev yapımı yoğurdun günde yarım litre tüketilmesini tavsiye etti.
Topuz, günlük sütle yapılmasını salık verdiği yoğurdun ilk mayasının da probiyotik yoğurtla yapılmasını önerdi.
Havuçun da çok önemli bir gıda olduğunu söyleyen Prof. Dr. Erkan topuz, özellikle sebze ve meyvelerin kendi mevsiminde yenilmesi gerektiğini de vurguladı.
Tuzsuz, işlenmemiş ayçekirdeğinin her gün bir avuç yenmesinin sağlıklı olduğunu ve içinde omega 3 bulunduğunu belirten Erkan Topuz, cevizin de omega 3 açısından önemli bir yemiş olduğunu, günde bir avuç yenmesi gerektiğini söyledi ve kabuklu yemişlerin açık değil kabuklu haliyle satın alınmasını önerdi...
kaynak:esraceyhan
Zencefil’in üst solunum yolları ve midedeki gastrit için çok önemli olduğunun altını çizen Erkan Topuz, taze zencefil, papatya, bal ve bir dilim limon kabuğundan yapılacak çayın günde 2-3 kupa içilmesini önerdi.
Zerdaçal’ın da vücut için çok faydalı olduğunu anlatan Erkan Topuz yemeklere, çorbalara, pilavlara konulmasını tavsiye etti.
Keten tohumunu da yemeklere ve çorbalara koyarak tüketilmesini öneren Topuz açıklamalarını sürdürdü.
Kırmızı turp, tere, lahana, karnabahar, soğan, sarımsak gibi bitkilerin yararlarını anlattı ve ekledi; evlerde kullanılan hazır salçalar yerine mevsiminde çıkan domateslerden ev yapımı salçalar kullanılmasını önerdi.
Meyve ve sebzelerin üzerlerindeki ilaçlardan arınması için elma sirkesi ile yıkanmasını öneren Topuz, tezgahlarda parlak görünen bir takım gıdaların parlatılmasında mum kullanıldığını söyledi ve elma sirkesi ile ovulması gerektiğini anlattı.
Yoğurt konusunda da önemli bilgiler veren Erkan Topuz, ev yapımı yoğurdun günde yarım litre tüketilmesini tavsiye etti.
Topuz, günlük sütle yapılmasını salık verdiği yoğurdun ilk mayasının da probiyotik yoğurtla yapılmasını önerdi.
Havuçun da çok önemli bir gıda olduğunu söyleyen Prof. Dr. Erkan topuz, özellikle sebze ve meyvelerin kendi mevsiminde yenilmesi gerektiğini de vurguladı.
Tuzsuz, işlenmemiş ayçekirdeğinin her gün bir avuç yenmesinin sağlıklı olduğunu ve içinde omega 3 bulunduğunu belirten Erkan Topuz, cevizin de omega 3 açısından önemli bir yemiş olduğunu, günde bir avuç yenmesi gerektiğini söyledi ve kabuklu yemişlerin açık değil kabuklu haliyle satın alınmasını önerdi...
kaynak:esraceyhan
19 Haziran 2008 Perşembe
Dikkat! Bu Yaglar Kanser Yapiyor

Defalarca kullanılan kızartma yağı kansere davetiye çıkarıyor..
Erciyes Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmed Kayacıer, Ege Üniversitesi (EÜ) İzmir Atatürk Sağlık Yüksekokulu tarafından düzenlenen Uluslararası Gıda, Beslenme ve Kanser Sempozyumu'na katıldı.
Kızartmanın gıda endüstrisinde yaygın olarak kullanılan bir işleme tekniği olduğunu belirten Doç. Kayacıer, "Genel olarak kızartma işlemi, ürünün derin bir yağ içine daldırılması ve pişirilmesinden ibarettir. Bu süreçte temel amaç, hızlı pişirmenin yanında ürüne farklı bir lezzet kazandırmaktır. Kızartma esnasında ürünle yağ arasında ısı ve kütle transferleriyle bir dizi reaksiyon oluşumu sonucu, yağda çeşitli fiziki ve kimyevi değişimler meydana gelmektedir" dedi.
Kızartmalık yağlarda sıcaklığın etkisiyle trans yağ asidi oluştuğunu anlatan Ahmed Kayacıer, "Bu yağ asitleri, kötü kolestrolü arttırarak kalp damar hastalığı riskini yükseltmektedir. Bazı çalışmalar, yağın kızarması sırasında ortaya çıkan oksidasyon ürünlerinin kanserojen etkili olduğunu ortaya koymaktadır" şeklinde konuştu.
28 Nisan 2008 Pazartesi
PROF.DR. ERKAN TOPUZ KANSERE KARŞI NELER YAPILACAĞINI AÇIKLIYOR
Prof.Dr Erkan Topuz kansere karşı ölümsüzlük mantarını anlatıyorMANTARLARIN KRALI Mantarın şapkası ve sapından elde edilir.Mantarların kralı veya dans eden mantar olarak adlandırılır.Asya ,Avrupa ve Kuzey Amerika’da ılıman bölge ormanlarında yetişir.Günümüze kadar yapılan araştırmalarda,maitake mantarının özellikle T hücrelerini,makrofajları harekete geçirerek vücudun doğal bağışıklığını öne çıkarabilmektedir.
*Maitekenin fraksiyonları akciğer,kolon,karaciğer ,prostat,beyin tümörlerinde büyümeyi yavaşlatan bir potansiyel olarak görülüyor.
*Diabet,kolesterol,hipertansiyon,immun sistem uyarıcısı olarak ve kilo kaybına karşı kullanımı önerilmektedir.
*Kanserden korunmada,kanser tedavisinde destek olarak ve kanser kemoterapisinin yan etkilerini azaltmada kullanılabilir.internetten maitake mantarını search edin daha bir sürü yararı var.90lık kapsülünü yapmıslar eczanelerde satıyolar,ineternette arama motorlarında maitake diye arattıırıp diger ozelliklerie bakın
ÖLÜMSÜZLÜK MANTARI Japonya'da Japon Sağlık Bakanlığı'nın kanserin tek bitkisel ilacı olarak kabul ettiği "Tanrının Bitkisi" Çinde gençlik pınarının, uzun yaşamın kaynağı olarak kabul edilen "Ölümsüzlük Mantarı” Anti-aging, antioksidan, anti-allerjik, anti-hipertansif, anti-diyabetik özellikleri vardır. Bağışıklılık sistemi güçlendiricisidir. Karaciğer koruyucusu ve sinir toniği olarak kullanımları vardır. Linghzi kelimesi Çince'de manevi gücün bitkisi anlamına gelmekle birlikte ölümsüzlük mantarı olarak ün yapmıştır.Latince adı Ganoderma lucidum olan mantar Japonya'da Reishi olarak bilinir.İnsan sağlığına olan sayısız faydalarından ve bugüne kadar herhangi bir yan etkisi görülmediğinden, Doğu'da şifalı bitkiler arasında ün yapmıştır. Linghzi'yi bu kadar ünlü yapan uzun yaşamın sırrını vaat etmesi ve anti-kanser özelliğidir.Astımlı bireylerde öksürük ve diğer solunum şikayetlerinde, bronşitin önlenmesinde,kardiyovasküler tedavide, yüksek trigliserit ve kan basıncı tedavisinde, karaciğer hastalıklarının tedavisinde, alerjilerde, HIV tedavisinde, radyoterapi ve kemoterapinin yan etkisinin azaltılması ya da elimine edilmesinde faydalıdır.
Kullanım Önerisi : Günde 2 defa 1’er kapsül, yemeklerden sonra.eczanlerde satıyorlar‘
LENTİNAN İÇERİĞİ SAYESİNDE KANSER DÜŞMANI' Asyada ormanlarda büyüyen veya kültürde yetişebilen, yemekleri yapılabilen bir mantar türüdür.Mantar içinde bulunan lentinon sayesinde bağışıklık sistemini kuvvetlendirerek kanser ve AİDS'in yayılımını interferon oluşturarak engellediğinden, kullanımı tavsiye edilir. Shiitakenin içerdiği lentininin kanser tedavisinde yan etkileri azalttığı ileri sürülür.Yüksek kolesterolde, bağışıklık sistem uyarıcısı olarak ve enfeksiyonlarda destek tedavidir. Kanserden korunmada, kanser tedavisinde ve kanser kemoterapisinin yan etkilerini azaltmada beslenme desteği olarak etkili olabilecek bir üründür.Yayımlanan makalelerde özellikle mide kanserinde,kolon kanserinde ve prostat kanserinde lentininin, sağkalım ve bağışıklığa önemli katkıları olduğu gösterilmiştir. Kullanım Önerisi: Günde 2 defa 1'er kapsül, yemeklerden sonra.Yeni Bir Bitkisel Keşif Daha ,boswellia Serrata Yani Akgünlük Ağaci.zayiflamak Için Süper Bir Doğal Yöntem Kesfettim.vücüttaki ödemi 3 Gün Icinde Sifira Indiriyor.sonrada Yaglari Yakiyor.sanirim Eczanelerde Bir Amerikadan Firmasi Tarafinda Ithal Edilmis.bitkinin Latince Adi "boswellia Serrata" Firmanin Adini
KAYNAK:netten
22 Nisan 2008 Salı
KANSERDEN KORUNMA YÖNTEMLERİ
Kanserde alternatif tedaviye yeşil ışık
Dünya’da her yıl 6 milyon insanın yakalandığı kanser tedavisi en pahalı hastalıklardan biri
Kanserde tek bir hasta başına düşen tedavi maliyeti 500 milyon lira ile 150 milyar lira arasında değişiyor.Bu yüzden tıp dünyası artık çok ucuz olan bitkilerin,vitamin ve minerallerin yer aldığı alternatif tedaviye artık daha fazla önem veriyor.
Kanserde alternatif tedavi Antalya’da yapılan 15. Ulusal Kanser Kongresi’nin en önemli oturumlarından biri oldu. Oturuma katılan bilim adamları kansere karşı 16 bin bitkinin denendiğini bunların yüzde 16’sının kansere karşı etkinliğinin saptandığını açıkladılar.
Günde 4-5 domates yenilmesi öneriliyor
Bilim adamlarına göre kansere karşı etkili olduğu bilinen en önemli sebzelerden biri domates.. Kongrede bir konuşma yapan İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Erkan Topuz, domatesin sağlık için yararlı etkileriyle ilgili şunları söyledi: “Domatesin içinde bulunan likopen ve selenyum genellikle prostat kanserinde, meme kanserinde, kolon kanserinde, mide kanserinde ve bunlar ispat edilmiştir. Bunun dışında sayabileceğimiz pekçok kanserlerde etkisi çok fazladır. Biz hastalarımıza günde 4-5 tane domates yemesini tavsiye ederiz veyahut likopen dışardan hap olarak da alabilir.”
Havuç
Havuç DNA hasarını önlüyor Domates kadar etkili bir başka sebze ise havuç. Içerdiği betakarotenlerle havuç DNA hasarını önleyici bir etkiye sahip. Prof. Dr. Erkan Topuz, “Bu betakarotenler genellikle kırmızı daha çok olan mesela özellikle havuçta ve sayabileceğimiz pekçok bitkide ve sebzede, meyvelerde olan maddelerdir. Betakarotenler DNA hasarına mani olurlar, kansere karşı vücudun direncini artırırlar, immün sistemi uyarırlar” diyor.
Flavonlar
Kanserde etkili olduğu bilinen bir başka bitkisel madde de flavonlar. Bitkilerde aşağı yukarı 4 bine yakın flavon tespit edilmiş. Bunlar içinde en zengin olanlarının kara üzüm olduğuna dikkat çeken Prof. Dr.Erkan Topuz sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu flavonların en zengin olanların içlerinde genellikle kara üzüm, Kara üzümde 150 civarında flavon var, beyaz üzümde 30 civarında.”
Selenyumun yararları
Minarellerden selenium ise prostat kanseri başta olmak üzere birçok kanserden korunmada etkili rol oynuyor. “Yapılan randomize çalışmalarda yüzde 40 oranında prostat kanserini azalttığı gösterilmiştir” diyen Prof. Drd. Erkan Topuz şöyle konuşuyor: “Bunun dışında selenyum vücuttaki özellikle rahim kanserinde, mide kanserinde, ağız, baş boyun kanserlerinde koruyucu olduğu tespit edilmiştir.Ünite olarak da 200 ünite gibi en az miktarda alınması gereken bir, mineraldir.”
C vitamini
Meyve ve sebzelerde en çok bulunan vitaminlerden biri olan C vitamini hem kanserden korunmada hem de yüksek dozlar tercih edilerek kanser tedavisinde başarıyla kullanılıyor. Prof. Dr. Erkan Topuz, C vitaminin yararlarıyla ilgili şunları söylüyor: “C vitamini senelerdir kanseri tedavi etmek amacıyla veya kanserden korunma amacıyla kullanılmıştır. Normal olarak insanların günlük ihtiyacı günde 2 gram civarındadır. Ama yüksek dozda eğer kanseri tedavi edelim diyorsanız 10 grama kadar çıkması tavsiye edilebilir. Çünkü insan vücudu Cvitaminini yapmadığı ve bundan dolayı da dışarıdan alınan C vitaminin kanseri önlediği ve immün sistemi uyardığı gösterilmiştir.”
Omega 3’ün yararları
Özellikle Kuzey denizi balıklarında bol olarak bulunan omega 3 de kanserden koruyucu özelliği saptanmış maddelerden biri. Başta meme kanseri, prostat kanseri ve kalın bağırsak kanseri olmak üzere koruyucu bir etki sağlıyor.Kanserden korunmak için her gün düzenli olarak omega 3 tüketilmesi öneriliyor. Yeterli omega 3 tüketilebilmesi için haftada 3 defa balık yenilmesinin yeterli olduğu belirtiliyor.
KANSERDEN KORUNMA YÖNTEMLERİ
Prof. Dr. Erkan Topuz, kanserden korunmak isteyen kişilere şu önerilerde bulunuyor: Ailesinde özellikle meme ve kalın bağırsak kanseri olan kişiler 20 yaşından evvel kanserden koruyucu sebze, meyveleri, vitamin ve mineralleri tüketirse yüzde 33 ile yüzde 53 arasında korunabilir.
Mide kanserinden diyetle korunma oranı yüzde 60’a çıkıyor. Biz her gün brokoli, karnıbahar kıvırcık salata, beyaz lahana, kabak ve domatesin bol bol tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Biliyoruz ki şişmanlık en önemli kanser sebeplerinden bir tanesi. Özellikle kalın bağırsak
kanserlerinde ve meme kanserlerinde şişmanlık bizim için en önemli kötü faktörlerden bir tanesidir. Bu yüzden kırmızı etin kesilmesini, beyaz etin tüketilmesini zeytinyağı ve soya gibi yağlarla beslenilmesini öneriyoruz.
Siyah üzümün bol bol tüketilmesinde yarar var. Çekirdeğini de atmadan tüketilmesini istiyoruz. Kabuğunda ve çekirdeğinde vesibretrol dediğimiz çok özel bir madde vardır, bu doğrudan doğruya kansere karşı vücudu korur.
Yapılan araştırmalar, kekik, çörek otu, keten tohumunun da kanserden korunmada etkili olduğunu gösteriyor.
Bitkisel ilaçların kanserde ilaç tedavisi sırasında kullanılmaması gerekiyor. Bitkilerin yan etkileri olabiliyor ve kanser ilaçlarına karşı direnci artırıyor.
Kanser tedavisi sırasında zencefil bulantı problemine karşı kullanılıyor. Papatyanın ise kanser hastalarının ağzında oluşan aftı önleyici bir etkisi var.
Deve dikeni çiçeği ise karaciğer hastalıklarında yıllardır kullanılıyor. Bugün görüyoruz ki karaciğer kanserlerini tedavi edebiliyor, tümörleri küçültebiliyor.
Isırgan yıllardır kanser tedavisinde kullanılıyor. Ancak kökü yararlı. Amerikada kökü ilaç haline getirildi.
Meyve suyunu ihmal etmeyin
Özellikle ailesinde kanser hastalığı bulunanların düzenli bir hayat tarzı ve beslenme biçimiyle, bu hastalığı önleyebileceğine dikkat çeken İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Erkan Topuz, şu tavsiyelerde bulunuyor:
- Havuç suyu, nar suyu, domates, ev yoğurdu, peynir, kayısı, kara üzüm, brokoli, kırmızı ve beyaz lahana, karnabahar, kıvırcık salata, semizotu, şalgam suyu, acı biber, keten tohumu, çörekotu, muz, ananas, soğan ve özellikle de sarmısak kanserden koruyor.
- Ailesinde özellikle meme ve kalın bağırsak kanseri olan kişiler 20 yaşından önce kanserden koruyucu sebze ve meyveleri, vitamin ve mineralleri tüketirse, yüzde 33 ile yüzde 53 arasında bu hastalıktan korunabiliyor.
- Mide kanserinden diyetle korunma oranı yüzde 60''''a çıkıyor. Bu yüzden her gün brokoli, karnabahar kıvırcık salata, beyaz lahana, kabak ve domates tüketin. Domatesin içinde bulunan likopen ve selenyumun, prostat kanserinde, meme kanserinde, kolon kanserinde ve mide kanserindeki koruyucu etkisi ispatlandı. Biz hastalarımıza günde 4-5 tane domates yemelerini tavsiye ediyoruz. Likopen dışardan hap olarak da alınabiliyor.
- Kansere sebep olan en önemli faktörlerden biri şişmanlık. Özellikle kalın bağırsak ve meme kanserlerinde büyük risk yaratıyor. Bu yüzden kırmızı etin kesilmesi, beyaz , zeytinyağı ve soya gibi yağlarla beslenilmesi şart.
Mineraller sağlık kaynağı
- Omega 3: Özellikle Kuzey Denizi balıklarında bol olarak bulunan Omega 3 de kanserden koruyucu özelliği saptanmış maddelerden biri. Başta meme kanseri, prostat kanseri ve kalın bağırsak kanseri olmak üzere koruyucu bir etki sağlıyor.Kanserden korunmak için her gün düzenli olarak Omega 3 tüketilmesi öneriliyor. Yeterli Omega 3 tüketilebilmesi için haftada 3 defa balık yenilmesinin yeterli olduğu belirtiliyor.
- Selenyum: Selenyum prostat kanseri başta olmak üzere birçok kanserden korunmada etkili rol oynuyor. Yapılan çalışmalarda yüzde 40 oranında prostat kanserini azalttığı gösterilmiştir" Bunun dışında selenyum vücuttaki özellikle rahim kanserinde, mide kanserinde, ağız, baş boyun kanserlerinde koruyucu olduğu tespit edilmiştir.
- C vitamini: Meyve ve sebzelerde en çok bulunan vitaminlerden biri olan C vitamini hem kanserden korunmada hem de yüksek dozlar tercih edilerek kanser tedavisinde başarıyla kullanılıyor. C vitamini senelerdir kanseri tedavi etmek amacıyla veya kanserden korunma amacıyla kullanılmıştır. Normal olarak insanların günlük ihtiyacı günde 2 gram civarındadır. Ama yüksek dozda eğer kanseri tedavi edelim diyorsanız 10 grama kadar çıkması tavsiye edilebilir. Çünkü insan vücudu C vitaminini yapmadığı ve bundan dolayı da dışarıdan alınan C vitaminin kanseri önlediği ve bağışıklık sistemi uyardığı gösterilmiştir.
Havuç DNA hasarını önlüyor. Havuç içerdiği "betakaroten" le, DNA hasarını önleyici bir etkiye sahip. Betakarotenler kansere karşı vücudun direncini artırırlar. Siyah üzümün çekirdeğinde ve kabuğunda "Vesibretrol" adı verilen bir madde var. Bu madde vücudu kansere karşı doğrudan koruyor. Yapılan araştırmalar, kekik, çörekotu, keten tohumunun da kanserden korunmada etkili olduğunu gösteriyor. Kanser tedavisi sırasında zencefil bulantı problemine karşı kullanılıyor. Papatyanın ise kanser hastalarının ağzında oluşan aftı önleyici bir etkisi var. Deve dikeni çiçeği karaciğer kanserlerini tedavi edebiliyor, tümörleri küçültebiliyor. Isırgan yıllardır kanser tedavisinde kullanılıyor. Fakat sadece kökü yararlı. Bitkisel ilâçların ilâç tedavisi sırasında kullanılmaması gerekiyor.
Dünya’da her yıl 6 milyon insanın yakalandığı kanser tedavisi en pahalı hastalıklardan biri
Kanserde tek bir hasta başına düşen tedavi maliyeti 500 milyon lira ile 150 milyar lira arasında değişiyor.Bu yüzden tıp dünyası artık çok ucuz olan bitkilerin,vitamin ve minerallerin yer aldığı alternatif tedaviye artık daha fazla önem veriyor.
Kanserde alternatif tedavi Antalya’da yapılan 15. Ulusal Kanser Kongresi’nin en önemli oturumlarından biri oldu. Oturuma katılan bilim adamları kansere karşı 16 bin bitkinin denendiğini bunların yüzde 16’sının kansere karşı etkinliğinin saptandığını açıkladılar.
Günde 4-5 domates yenilmesi öneriliyor
Bilim adamlarına göre kansere karşı etkili olduğu bilinen en önemli sebzelerden biri domates.. Kongrede bir konuşma yapan İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Erkan Topuz, domatesin sağlık için yararlı etkileriyle ilgili şunları söyledi: “Domatesin içinde bulunan likopen ve selenyum genellikle prostat kanserinde, meme kanserinde, kolon kanserinde, mide kanserinde ve bunlar ispat edilmiştir. Bunun dışında sayabileceğimiz pekçok kanserlerde etkisi çok fazladır. Biz hastalarımıza günde 4-5 tane domates yemesini tavsiye ederiz veyahut likopen dışardan hap olarak da alabilir.”
Havuç
Havuç DNA hasarını önlüyor Domates kadar etkili bir başka sebze ise havuç. Içerdiği betakarotenlerle havuç DNA hasarını önleyici bir etkiye sahip. Prof. Dr. Erkan Topuz, “Bu betakarotenler genellikle kırmızı daha çok olan mesela özellikle havuçta ve sayabileceğimiz pekçok bitkide ve sebzede, meyvelerde olan maddelerdir. Betakarotenler DNA hasarına mani olurlar, kansere karşı vücudun direncini artırırlar, immün sistemi uyarırlar” diyor.
Flavonlar
Kanserde etkili olduğu bilinen bir başka bitkisel madde de flavonlar. Bitkilerde aşağı yukarı 4 bine yakın flavon tespit edilmiş. Bunlar içinde en zengin olanlarının kara üzüm olduğuna dikkat çeken Prof. Dr.Erkan Topuz sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu flavonların en zengin olanların içlerinde genellikle kara üzüm, Kara üzümde 150 civarında flavon var, beyaz üzümde 30 civarında.”
Selenyumun yararları
Minarellerden selenium ise prostat kanseri başta olmak üzere birçok kanserden korunmada etkili rol oynuyor. “Yapılan randomize çalışmalarda yüzde 40 oranında prostat kanserini azalttığı gösterilmiştir” diyen Prof. Drd. Erkan Topuz şöyle konuşuyor: “Bunun dışında selenyum vücuttaki özellikle rahim kanserinde, mide kanserinde, ağız, baş boyun kanserlerinde koruyucu olduğu tespit edilmiştir.Ünite olarak da 200 ünite gibi en az miktarda alınması gereken bir, mineraldir.”
C vitamini
Meyve ve sebzelerde en çok bulunan vitaminlerden biri olan C vitamini hem kanserden korunmada hem de yüksek dozlar tercih edilerek kanser tedavisinde başarıyla kullanılıyor. Prof. Dr. Erkan Topuz, C vitaminin yararlarıyla ilgili şunları söylüyor: “C vitamini senelerdir kanseri tedavi etmek amacıyla veya kanserden korunma amacıyla kullanılmıştır. Normal olarak insanların günlük ihtiyacı günde 2 gram civarındadır. Ama yüksek dozda eğer kanseri tedavi edelim diyorsanız 10 grama kadar çıkması tavsiye edilebilir. Çünkü insan vücudu Cvitaminini yapmadığı ve bundan dolayı da dışarıdan alınan C vitaminin kanseri önlediği ve immün sistemi uyardığı gösterilmiştir.”
Omega 3’ün yararları
Özellikle Kuzey denizi balıklarında bol olarak bulunan omega 3 de kanserden koruyucu özelliği saptanmış maddelerden biri. Başta meme kanseri, prostat kanseri ve kalın bağırsak kanseri olmak üzere koruyucu bir etki sağlıyor.Kanserden korunmak için her gün düzenli olarak omega 3 tüketilmesi öneriliyor. Yeterli omega 3 tüketilebilmesi için haftada 3 defa balık yenilmesinin yeterli olduğu belirtiliyor.
KANSERDEN KORUNMA YÖNTEMLERİ
Prof. Dr. Erkan Topuz, kanserden korunmak isteyen kişilere şu önerilerde bulunuyor: Ailesinde özellikle meme ve kalın bağırsak kanseri olan kişiler 20 yaşından evvel kanserden koruyucu sebze, meyveleri, vitamin ve mineralleri tüketirse yüzde 33 ile yüzde 53 arasında korunabilir.
Mide kanserinden diyetle korunma oranı yüzde 60’a çıkıyor. Biz her gün brokoli, karnıbahar kıvırcık salata, beyaz lahana, kabak ve domatesin bol bol tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Biliyoruz ki şişmanlık en önemli kanser sebeplerinden bir tanesi. Özellikle kalın bağırsak
kanserlerinde ve meme kanserlerinde şişmanlık bizim için en önemli kötü faktörlerden bir tanesidir. Bu yüzden kırmızı etin kesilmesini, beyaz etin tüketilmesini zeytinyağı ve soya gibi yağlarla beslenilmesini öneriyoruz.
Siyah üzümün bol bol tüketilmesinde yarar var. Çekirdeğini de atmadan tüketilmesini istiyoruz. Kabuğunda ve çekirdeğinde vesibretrol dediğimiz çok özel bir madde vardır, bu doğrudan doğruya kansere karşı vücudu korur.
Yapılan araştırmalar, kekik, çörek otu, keten tohumunun da kanserden korunmada etkili olduğunu gösteriyor.
Bitkisel ilaçların kanserde ilaç tedavisi sırasında kullanılmaması gerekiyor. Bitkilerin yan etkileri olabiliyor ve kanser ilaçlarına karşı direnci artırıyor.
Kanser tedavisi sırasında zencefil bulantı problemine karşı kullanılıyor. Papatyanın ise kanser hastalarının ağzında oluşan aftı önleyici bir etkisi var.
Deve dikeni çiçeği ise karaciğer hastalıklarında yıllardır kullanılıyor. Bugün görüyoruz ki karaciğer kanserlerini tedavi edebiliyor, tümörleri küçültebiliyor.
Isırgan yıllardır kanser tedavisinde kullanılıyor. Ancak kökü yararlı. Amerikada kökü ilaç haline getirildi.
Meyve suyunu ihmal etmeyin
Özellikle ailesinde kanser hastalığı bulunanların düzenli bir hayat tarzı ve beslenme biçimiyle, bu hastalığı önleyebileceğine dikkat çeken İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Erkan Topuz, şu tavsiyelerde bulunuyor:
- Havuç suyu, nar suyu, domates, ev yoğurdu, peynir, kayısı, kara üzüm, brokoli, kırmızı ve beyaz lahana, karnabahar, kıvırcık salata, semizotu, şalgam suyu, acı biber, keten tohumu, çörekotu, muz, ananas, soğan ve özellikle de sarmısak kanserden koruyor.
- Ailesinde özellikle meme ve kalın bağırsak kanseri olan kişiler 20 yaşından önce kanserden koruyucu sebze ve meyveleri, vitamin ve mineralleri tüketirse, yüzde 33 ile yüzde 53 arasında bu hastalıktan korunabiliyor.
- Mide kanserinden diyetle korunma oranı yüzde 60''''a çıkıyor. Bu yüzden her gün brokoli, karnabahar kıvırcık salata, beyaz lahana, kabak ve domates tüketin. Domatesin içinde bulunan likopen ve selenyumun, prostat kanserinde, meme kanserinde, kolon kanserinde ve mide kanserindeki koruyucu etkisi ispatlandı. Biz hastalarımıza günde 4-5 tane domates yemelerini tavsiye ediyoruz. Likopen dışardan hap olarak da alınabiliyor.
- Kansere sebep olan en önemli faktörlerden biri şişmanlık. Özellikle kalın bağırsak ve meme kanserlerinde büyük risk yaratıyor. Bu yüzden kırmızı etin kesilmesi, beyaz , zeytinyağı ve soya gibi yağlarla beslenilmesi şart.
Mineraller sağlık kaynağı
- Omega 3: Özellikle Kuzey Denizi balıklarında bol olarak bulunan Omega 3 de kanserden koruyucu özelliği saptanmış maddelerden biri. Başta meme kanseri, prostat kanseri ve kalın bağırsak kanseri olmak üzere koruyucu bir etki sağlıyor.Kanserden korunmak için her gün düzenli olarak Omega 3 tüketilmesi öneriliyor. Yeterli Omega 3 tüketilebilmesi için haftada 3 defa balık yenilmesinin yeterli olduğu belirtiliyor.
- Selenyum: Selenyum prostat kanseri başta olmak üzere birçok kanserden korunmada etkili rol oynuyor. Yapılan çalışmalarda yüzde 40 oranında prostat kanserini azalttığı gösterilmiştir" Bunun dışında selenyum vücuttaki özellikle rahim kanserinde, mide kanserinde, ağız, baş boyun kanserlerinde koruyucu olduğu tespit edilmiştir.
- C vitamini: Meyve ve sebzelerde en çok bulunan vitaminlerden biri olan C vitamini hem kanserden korunmada hem de yüksek dozlar tercih edilerek kanser tedavisinde başarıyla kullanılıyor. C vitamini senelerdir kanseri tedavi etmek amacıyla veya kanserden korunma amacıyla kullanılmıştır. Normal olarak insanların günlük ihtiyacı günde 2 gram civarındadır. Ama yüksek dozda eğer kanseri tedavi edelim diyorsanız 10 grama kadar çıkması tavsiye edilebilir. Çünkü insan vücudu C vitaminini yapmadığı ve bundan dolayı da dışarıdan alınan C vitaminin kanseri önlediği ve bağışıklık sistemi uyardığı gösterilmiştir.
Havuç DNA hasarını önlüyor. Havuç içerdiği "betakaroten" le, DNA hasarını önleyici bir etkiye sahip. Betakarotenler kansere karşı vücudun direncini artırırlar. Siyah üzümün çekirdeğinde ve kabuğunda "Vesibretrol" adı verilen bir madde var. Bu madde vücudu kansere karşı doğrudan koruyor. Yapılan araştırmalar, kekik, çörekotu, keten tohumunun da kanserden korunmada etkili olduğunu gösteriyor. Kanser tedavisi sırasında zencefil bulantı problemine karşı kullanılıyor. Papatyanın ise kanser hastalarının ağzında oluşan aftı önleyici bir etkisi var. Deve dikeni çiçeği karaciğer kanserlerini tedavi edebiliyor, tümörleri küçültebiliyor. Isırgan yıllardır kanser tedavisinde kullanılıyor. Fakat sadece kökü yararlı. Bitkisel ilâçların ilâç tedavisi sırasında kullanılmaması gerekiyor.
Kanserde erken tanı mümkün?

İSMEK, her yıl Nisan ayının ilk haftası düzenlenen “kanser haftası” etkinlikleri kapsamında"Kanserde Erken Tanı" başlıklı bir seminer gerçekleştirdi.
İSMEK, her yıl Nisan ayının ilk haftası düzenlenen “kanser haftası” etkinlikleri kapsamında 9 Nisan Çarşamba günü Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi'nde "Kanserde Erken Tanı" başlıklı bir seminer gerçekleştirdi. Seminerin ikinci ayağı, 10 Nisan Perşembe günü Maltepe Belediyesi Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Dr. Fulya Ağaoğlu, kanserde erken tanının, meme kanseri, rahim ağzı kanseri, prostat kanseri, akciğer kanseri gibi kanser türlerinde mümkün olduğunu ifade etti.
İSMEK, 2007–2008 eğitim döneminin ikinci yarıyılında "Kanserde Erken Tanı" başlıklı halk seminerleri ile İstanbul’lularla buluştu. 9 Nisan 2008 tarihinde Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi'nde Dr.Yavuz Dindar’ın verdiği "Kanserde Erken Tanı" konulu seminer, 10 Nisan 2008 tarihinde saat 10:00'da Maltepe Belediyesi Kültür Merkezi'nde tekrarlandı. Doç.Dr. Yeşim Eralp ve Dr. Fulya Ağaoğlu konuşmacı olarak katıldığı ikinci "Kanserde Erken Tanı" seminerine halkımızın ilgisi yoğun oldu. Açılışını İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eğitim Müdürü Mehmet Doğan’ın yaptığı seminere çok sayıda vatandaş katıldı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eğitim Müdürü Mehmet Doğan yaptığı açılış konuşmasında, İSMEK olarak İstanbul’luları bilgilendirme amaçlı pek çok seminer düzenlediklerini ve bu seminerlerin çok verimli geçtiğini ifade etti. İSMEK seminerlerinden biri olan ve kanser haftası münasebetiyle düzenlenen “Kanserde Erken Tanı” seminerinin önemi üzerinde duran Doğan, kanserin çağımızın illeti olduğunu ve bu hastalıkla savaş için yöntemleri öğrenmek gerektiğinin altını çizdi.
Dr. Fulya Ağaoğlu, kanserin çağımızın en önemli sağlık sorunlarından biri olduğunu belirtti. Kanserin tanı ve tedavisindeki yeniliklere değindiği konuşmasında Ağaoğlu, kanserde erken tanının, meme kanseri, rahim ağzı kanseri, prostat kanseri, akciğer kanseri gibi kanser türlerinde mümkün olduğunu ifade etti.
Kanser oluşumunda en büyük rolü sigaranın oynadığını belirten konuşmacı, akciğer kanserlerinin %85'inin sigaradan kaynaklandığını söyledi. Buna ilaveten, güneş ışınlarındaki zararlı maddelerden uzak kalarak cilt kanserinden korunmanın mümkün olduğunun altını çizen Ağaoğlu, sigara içmeyerek, beslenme alışkanlıklarına ve yaşam tarzına dikkat ederek, düzenli muayeneden geçerek kanserden korunmanın mümkün olduğunu belirtti. Seminerde ayrıca bitkisel kaynaklı besinlerin fazla tüketilmesi, özellikle hayvansal kaynaklı yüksek yağlı gıdaların sınırlandırılması, bitkisel yağların tercih edilmesi, fiziksel olarak aktif olup, egzersiz yapılarak ideal ağırlığın korunması ve alkol tüketiminin sınırlandırılmasının kanserden korunmada etkin rol oynadığını belirtildi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Popüler Yayınlar
-
Sistit, genellikle bir enfeksiyon sonucunda idrar kesesi (mesane)nin iltihaplanmasıdır .Prof.Dr.İbrahim Saraçoğlu Sistit için en faydalı ot...
-
Badminton , açık havanın olumsuz etkilerini önlemek amacıyla genellikle kapalı alanlarda oynanır. Kort 13.40 m uzunluğundadır. Genişlik tekl...
-
Bazı kimseler beden yapıları açısından veya bazı psikolojik ve sosyal sebeplerle şehvet arzularının azalmasını isteyebilirler. Dinimiz...
-
Kına Kleopatra zamanından bu yana saç boyamakta başarıyla kullanılagelmiştir. Her ne kadar zamanımızda kimyasal boyalar moda olmuşsa da, bir...
-
SEZARYEN Eskiden sonuçları anne için tehlikelerle dolu olduğundan çok ender başvurulan sezaryen, günümüzde ameliyat ye uyuşturma teknikler...
-
2009 yazının en moda saçları nasıl olacak? 2009 yazında dağınık topuzları, örgülü saçları, uzun kakülleri, dalgaları ve bukleleri göreceğiz....
-
Rektal kanama genelde tuvalet kağında veya dışkıda parlak kırmızı renginde kan ile kendini belli eder. Büyük abdestinizdeki koyu kırmızı re...
-
uzunluk: minimum 90 maksimum 120 m genişlik : minimum 45 maksimum 90 m uluslarası maçlarda, uzunluk: minimum 45 maksimum 90 m genişlik : m...
-
Böbrek taşını harekete geçiren kimyasal güç avakado yaprağında bulunan "Methhychavicol" dur. Avakado yaprağını kaynatarak elde ede...
-
Teninize uygun parfüm olduğu gibi burcunuza görede parfümünüz olduğunu biliyormusunuz...İşte burcunuza uygun parfümler SU GRUBU (Yengeç,Bal...
Uyarı
Bu site yayınlanan sağlık ile ilgili bilgiler , ziyaretçilerini bilgilendirmek amacıyla yayınlanmaktadır.
Burada yayınlanan yazıların tamamı bilgilendirme amaçlı olup, hiçbir şekilde hekim muayenesi ve konsültasyonunun yerine konulmamalı, hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır.
Sağlığınızla ilgili acil durumlarda, bekleme süresi sağlığınızı olumsuz yönde etkileyebileceği için, zaman geçirmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmanızı öneririz.
Genel Kişisel Web
Genel Kişisel Web