16 Mart 2010 Salı

Ağlayan Bebeğin Yatıştırma

Ağlayan Bebeğin Yatıştırma

Bebeklerimizin ağlamasına anne ve babaların dışında bebek ile ilgilenen tüm kişiler dayanamazlar. Bebeğin bir an önce yatıştırılması için herkes elinden geleni yapmak ister. Bu çabalar sırasında bilinçli davranmak hem bebeği hem de anneyi rahatlatacaktır. :)



Bebek, genellikle acıktığı zaman ağlar, ancak huzursuzluk, yalnızlık ve can sıkıntısı gibi durumlar da bu tepkiye neden olabilir. Bebekle sürekli ilgilenen kişi, çeşitli nedenlerden kaynaklanan farklı ağlayış biçimlerini ayırt etmeyi kısa zamanda öğrenecektir. Ne var ki bebeğiniz bazen nedensiz olarak da ağlayabilir. Bu durum, kendilerine çok güvenen anne babaları bile üzecek ve morallerini bozacaktır. Bundan alınmayın, yalnızca varlığınızla onu rahatlatın ve kendini güvende hissetmesini sağlayın.



Bebeğinizin ağlamalarına birkaç dakika içinde yanıt vermeniz önemlidir. Nekadar uzun süre ağlarsa, o kadar rahatsız olacaktır. Ağlamaya terk edilirse, dahada huzursuz olacak ve derdini anlamanız iyice güçleşecektir.



Ağlamalarına kulak asılmayan bebekler, büyüdükçe daha da huysuz olurlar. Şundan emin olmalısınız; ağlamasına yanıt vermeniz onu şımartmaz. Tam tersine, gereksinimleriyle ilgilendiğinizi ve bunları karşılayacağını belirtir.

Bebeği Emzirmenin İncelikleri

Bebeği Emzirmenin İncelikleri

Emzirmenin İncelikleri:

Meme verirken sakin bir ortam seçilmelidirMeme emme anı bebeğin gevşediği zevk aldığı ve annesiyle sıkı bir duygusal bağ kurduğu özel bir andır.



Emzirmeye başlamadan önce, eller iyice yıkanmalıdır; göğüsler de dahil her şey temiz olmalıdır.



Anne rahatlamalıdır yoksa yorulur. Yorgunluğunun nedeni emzirme zanneder ve bir an önce bitmesi için sabırsızlanır.



İskemlenin veya koltuğun kol dayamak için yanlarının olması oldukça faydalıdır.



Ayrıca gerektiğinde ön tarafta ayakların üzerine koyulabileceği alçak, küçük bir tabure bulundurabilir.



Emzirme anında bebek yarı-dikey pozisyonunda, baş ayaklara göre daha yüksekte ve annenin kolunun kıvrımındadır.



Bebeğin sadece başı değil, tüm vücudu anneye dönük olmalıdır.



Bebeğin tüm meme ucunu ve meme ucunun etrafındaki kahverengi kısmın tamamını ağzına alması sağlanmalıdır.



Emme esnasında bebeğin nefes almakta zorlanmaması için burnunun rahat bir pozisyonda olmasına dikkat edilmelidir.



Etkili emmede bebeğin şakağı ve kulağı oynar ve her bir veya iki memeden sonra yuttuğu duyulur.



Emzirmenin başında, bebek açtır ve çok güçlü emer. Doymaya başlayınca yavaşlar. Hafif hafif emmeye devam ederse onu durdurmak gereklidir. Aksi halde hava yutabilir.



Bebeğin ağzını açması için yavaşça parmağınızla dudaklarının birleştiği yere dokunun.



Bebeğin her emzirmeden sonra geğirmesi sağlanmalıdır.



Bebek emzirmeden sonra biraz süt çıkartabilir. Bu fazla emdiği sütün dışarı atılmasıdır ve normaldir.



Emzirdikten sonra, meme uçları temiz bir mendil ile kurutulmalıdır.



Meme uçlarına göğüs pedi koyulmalı ve nemlendikçe de değiştirilmelidir.



İlk günler emzirme süresi, her meme için on dakikadır.



Meme bezlerinin düzenli çalışması için çocuğun emmesi gereklidir. Bunun için de sütün salgılanması beklenmeden bebek emzirilir. Genel olarak doğumdan hemen sonra bebek emzirmeye başlanır.



Bebek ne kadar iyi emerse, süt o kadar çok olur.





SÜTÜM AZ GELİYOR



Sütün salgılanmasının henüz düzensiz olduğu ilk haftalarda anne ne kadar çok üzülürse sütü o kadar az gelir. Yorgunluk salgılanmayı azaltan diğer önemli bir faktördür. Anne dinlenmeye ihtiyacı olduğunu daima hatırlamalıdır. Sütü sürekli ve çok gelmesi için bebeği düzenli bir şekilde her iki göğüsten emzirmelidir.

Bebeğini memeyle besleyebilmek için annenin başlangıçta mümkün olduğunca sabırlı davranması gereklidir.





KÜÇÜK GÖĞÜSTE SÜT AZ OLURMU?



Küçük göğüslü bir annenin de çok sütü olabilir. Büyük göğüsler bol süt demek değildir. Önemli olan annenin bebeği düzenli emzirmesi, uygun beslenmesi ve yeteri kadar dinlenmesidir.

Bebeğin Zeka Düzeyi Bebek Sağlığı

Bebeğin Zeka Düzeyi Bebek Sağlığı

Yapılan araştırmalar, bebekken anne sütüyle beslenen çocukların zekâ düzeylerinin mamayla beslenenlere göre 8 puan daha fazla olduğunu ortaya koydu.



Çocuk yaşamında sağlıklı bir beslenmeye giden yolda atılması gereken ilk adım, anne sütü ile emzirme. Uzmarlar, emzirmenin desteklenmesi ve yaygınlaştırılması gerektiğine dikkat çekiyorlar ve anne sütü ile beslenen çocukların zeka düzeylerinin mamayla beslenenlere göre 8 puan daha yüksek olduğunu belirtiyorlar.


Sağlık Bakanlığı'ndan edinilen bilgilere göre, anne sütüyle emzirme, sağlıklı bir beslenmenin üç temel öğesini ‘‘yiyeceği, sağlığı ve bakımı’’ kusursuz biçimde kaynaştırıyor.



Yapılan araştırmalar, bebekken anne sütüyle beslenen kişilerin zeka düzeylerinin(IQ) mamayla beslenenlere göre 8 puan daha yüksek olduğunu gösteriyor. Öte yandan araştırmalar, emzirmeye erken başlama ile doğum sonrası kanama riskinin azalması arasında güçlü bir bağlantı olduğunu da ortaya koyuyor. Ayrıca, bebeğin emzirilmesine doğumdan hemen sonra başlanılması, rahimde kasılmayı uyarıyor ve kan kaybını azaltıyor. Bebeklerini emziren annelerde menapoz öncesi göğüs kanseri riski azalıyor.



Emzirme ne kadar uzun sürerse kanser riski o kadar düşüyor. Alınan bilgilere göre, bebek ölüm oranlarının yüksek olduğu ülkelerde, mamayla beslenen bir bebeğin, yalnızca anne sütüyle beslenen bir bebeğe göre ishalden ölme riski 14, zatürreden ölme riski 4 kat daha fazla gerçekleşiyor

13 Mart 2010 Cumartesi

Kansere ''Papaya Meyvesi iyi geliyor''

Günümüzde insanların korkulu hastalığı olarak bilinen ve ne yazıkki çaresinin çok fazla bulunmadığı ölümcül hastalık kanser için çok etkili olduğu japon ve amerikalı profösörlerin araştırmaları sonucunda ortaya çıkan Papaya meyvesi son günlerde sık sık adını duyurmaya başladı.Özellikle rahim ,meme akciğer ,karaciğer ve Pankreas kanseri hücrelerinin büyümesini yavaşlattığını ispatladı.Papaya meyvesinin yaprağıda kanser hücrelerinin büyümsini yavaşlatıyor.Üstelik 24 saat içerisinde kanser hücrelerine etki ettiği belirtilmektedir...

11 Mart 2010 Perşembe

0– 1 Yaş Grubu Bebeklerin Beslenmesi

0– 1 Yaş Grubu Bebeklerin Beslenmesi


Yaşamın ilk birkaç yılı, sağlığın temellerinin atıldığı son derece önemli bir dönemdir. Bu kritik dönemde çocukların yaşaması ve sağlıklı büyüme ve gelişmelerinde yeterli ve dengeli beslenme belli başlı etmenlerden birisi, belki de enönemlisidir. Kişinin temel ihtiyaçlarından birisi olan beslenme; büyüme, gelişme ve sağlığın korunmasındaki en önemli faktördür.


0 – 6 aylık bebeklerin, sadece anne sütü ile beslenmesine “doğal beslenme”denir. Doğal beslenme ilk 4 – 6 aylık bebekler için en iyi beslenme şeklidir. 6 aydan büyük bebeklerde (bazen 4. aydan sonra) anne sütü tek başına yeterli olmaz. Bu nedenle diyete daha katı besinleri eklemek gerekir. Bu aylarda ek besinlere başlanmasının bir diğer nedeni bebeği diğer besinlerin tadına alıştırmaktır. Bebeğin kilo alma durumuna göre ek besinlere 4 – 6. aylar arasında başlanması sağlanmalıdır. Başlangıçta anne sütünü tamamlayıcı olarak verilen bu besinler, 9 – 12. aylarda esas besin olarak bebeğin beslenmesinde yer alır.






Ek besinler; teker teker, az miktarlarda (1 – 2 çay kaşığı) başlanmalı, her gün miktarı artırılmalı, yeni bir ek besin 1 – 2 gün ara ile eklenmeli, kaşık ve bardak ile verilmelidir. İlk başlanacak ek besinler elma veya şeftali suyu ve püresi ile yoğurttur. Bunları izleyerek diyete sebzeler, diğer meyve suları, yumurta, etler eklenir. Sebze ezmeleri ve çorbaları her gün taze olarak pişirilir. İçine un ve yağ da eklenerek zenginleştirilir.






Normal süt veren annenin sütü 4 ile 6 ay kadar bebeğin enerji ve besin öğeleri gereksinmelerini karşılayacak durumda olduğuna göre, bu dönemde anne sütü alamayan bebeğe, eğer olanak varsa en azından 4 – 6 aya kadar anne sütüne en yakın olan ticari formüla sütleri de verilebilir.
Normal süt veren bir anneden bebek ortalama günde 700 – 800 ml. Kadar süt emmektedir. Bu miktardaki süt bebeğin ilk 4 – 6 ayına kadar büyüme ve gelişmesini sağlayabilir, ancak bu aylardan sonra gerek annenin süt salgısının gittikçe azalması, gerekse bebeğin ağırlık kazanarak büyümesi, bebeğe, anne sütü yanı sıra tamamlayıcı besinlerin verilmesini gerektirmektedir. Normal anne sütü ile beslenen bebeğe verilecek ek besinler şunlardır:
Yoğurt :Anne sütünden sonra ilk başlanan ek besinlerden biridir. İlk kez 1 kaşık verilerek miktarı zamanla artırılır.






Meyve suları ve ezmeleri :Anne sütü yeterli olduğunda 4 – 6. ayda verilir. C vitamini için en uygun yiyecekler turunçgiller ve domatestir. Bunların bulunmadığı yerlerde elma, şeftali suları da verilebilir. Meyve önce iyice yıkandıktan sonra suyu sıkılır. Günde 1 çay kaşığı ile başlamak suretiyle miktar gittikçe artırılır. Meyveler sıkılır sıkılmaz bekletilmeden bebeğe verilmelidir. Yalnız anne sütü ile beslenenlere 6. aydan itibaren verilmeye başlanır. Meyve ezmeleri 4. aydan itibaren verilir. Anne sütüyle beslenen bebeğe meyve suyu, meyve ezmesi, anne sütü ile aynı zamanda verilmez. Meyve suyu, ezme ve püresi anne sütü verildikten 2 saat sonra verilir.






Tahıllar : Pirinç unu, buğday unu, pirinç, bulgur, ekmek içi, yoğurtla çorba yapılarak verilir. Tarhana çorbası da bebek için uygun ek besindir. Tahıllar 4. ayda verilir.
Çorbalar : Yoğurda alışmış bebeğe 1 yemek kaşığı ile başlamak suretiyle tarhana, yayla, sebze çorbaları gibi besleyici değeri yüksek olanlardan verilmeye başlanır.
Yumurta :Yoğurt, meyve, tahıllı besinler ve sebze çorbasına alıştırılmış bebeğe, suda katı pişmiş yumurta sarısından 1 çay kaşığı verilir ve miktarı zamanla artırılır. Yumurta, sebze çorbasına karıştırılarak verilebileceği gibi, ekmek içi ve sütle ezilerek de verilebilir. Yumurta beyazı 7 – 8. aylarda verilir.






Et ve kurubaklagiller : Yoğurt, sebze, tahıllı besinlere alışmış bebeğin, sebze çorbasının içine biraz kıyma konularak ete alıştırılır. Zamanla tavuk ve balık etleri de sebzelerle birlikte ezilerek verilebilir. Yine kıyma yerine, sebze çorbasına kırmızı – sarı mercimek, pişmiş nohut konularak çocuk bu besinlere alıştırılır. Et, kıyma yada püre olarak 5. aydan itibaren çorbalara eklenerek verilir. Tavuk ve kılçıksız balık eti çocuklar için tercih edilir. Karaciğer püre olarak 7 – 8. aylarda verilmelidir. Öte yandan bebekler için beyin önerilmemektedir.






Görüldüğü gibi, 4 – 6 aylık dönem, ek besinlere alıştırma dönemidir. Her bir besin tek tek, az sulu kıvamda verilir. Şeker, şekerli çay ve lokum çocuğa yarardan çok zarar verir.
6. aydan sonra yukarıdaki yiyeceklerin miktarları biraz daha artırılarak çocuğa verilir. 7. aydan sonra çocuk, ailenin yediği baharatlı ve çok yağlı olmayan yemekten alabilir. Sadece yemeğin suyu değil, kendisi ezilerek verilmelidir. Ayrıca yemeklere ilave olarak çocuğun günde 2 su bardağı kadar yoğurt veya süt ile 1 yumurta yemesi sağlanmalıdır.
* Bu arada peynir 8. aydan önce önerilmez. Veriliyorsa da kesinlikle pastörize olduğundan emin olunmalıdır.






Tamamlayıcı Besinlere Alıştırma
Tamamlayıcı besinlerin çocuğun sindirim sistemine uygun olup olmadığı kontrol edilmelidir. İshal, kusma veya allerjik belirtilere neden olan besinleri belirleyebilmek için aşağıdaki kurallara uyulmalıdır:






o Bir günde birden fazla yeni besin verilmemelidir.
o Her yeni denenecek besinin miktarı önceden birkaç tatlı kaşığı olmalıdır. Herhangi bir sorun olmadığında besinin miktarı sonraki günlerde artırılmalıdır.
o Yeni verilen besin, çocuk aç iken verilmelidir.
o Lezzeti beğenilmeyen, kusma yada ishal gibi durumlara neden olan besinler birkaç gün beklenip tekrar denenmelidir.






o Yemek suyu ve et suyu tek başına tamamlayıcı besin değildir. Bu nedenle gerek yemek suyuna gerekse et suyuna ekmek doğrayıp vermek yerine, suyu içinde ezilmeli; et suyu da çeşitli çorbaların yapımında kullanılmalıdır.






o Çay, kolalı içecekler, hazır çorbalar bu yaş grubu çocuklara verilmemelidir.
Çocuklara, su kaynatılmadan verilmemelidir !






Özellikle kış günlerinde ve güneş ışınlarından yararlanamayan çocuklarda
1. aydan 1 yaşına kadar günde 400 IU vitamin D verilmelidir

10 Mart 2010 Çarşamba

Dut Mikrop Öldürücü Harika Bir Meyve

Dut'un sağlığımız üzerindeki faydaları gözardı edilemez.Meyveleri beyaz ve kara olan dut, içeriğinde barındırdığı vitamin ve minerallerinin yanında mikrop öldürücü özelliği ile de bilinmektedir. Ayrıca dutun yaprakları dünyada çok değerli olan ipek böceklerinin beslendikleri tek bitkidir. Dutun kullanım alanları arasında en şifalı olanı reçeli ve pekmezidir.
Faydaları:
Vücuda kuvvet verir.
Kansızlığı giderir.
Ateş düşürür.
Mide ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar.
Özellikle yemekle birlikte yenildiğinde hazmı kolaylaştırır.
Aç karnına yenildiğinde kabızlığı giderir.
Bağırsak kurtlarını düşürür.
İshal yapar.
Dutun kaynatılarak gargara yapılması diş ağrılarını dindirir.
Dut şurubu mide ve bağırsak iltihaplarını kurutur.

Kedi otunun faydaları Nelerdir?

Kedi otunu küçümsememk lazım..Mağrifetleri o kadar fazlaki sinir sistemi üzerindeki yatıştırıcı etkiye sahip olmasından dolayı ağrılara ve uykuszluğa birebir...
Kedi otu, Ballıbabagiller familyasına aittir. Nemli yerlerde yetişen, pembe ve beyaz renkte çiçekler açan ve 1,5 metreye kadar boylanabilen çok yıllık otsu bir bitkidir. Bu bitki Avrupa ve Asya'nın batısında yaygın olarak yetişir ve genellikle nemli orman, mera ve çimenliklerle su kenarlarında yetişir. 150 değişik türü olduğu bilinir. Kediler, kedi otunun köklerini kazıyarak çıkarırlar. Bu yüzden bitkiye kedi otu denmiştir. İçeriğinde uçucu yağ, tanen, reçine, çeşitli alkolidler, nişasta ve şeker barındırır. Kedi otu çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılabilir. Sinir sistemi rahatsızlıkları ve tüm vücudun rahatlatılması için en iyi sinir yatıştırıcı bitkilerden biridir.
Faydaları;
Sinir sistemi üzerinde yatıştırıcı etkisi vardır.
Sara, nevrasteni, histeri gibi sinir rahatsızlıklarında faydalıdır.
Yatıştırıcı etkisi ile stresi ve spazmları giderir.
Ateş düşürür.
Sinirsel baş ağrılarına, çarpıntılara ve uykusuzluğa iyi gelir.
Mikrop öldürücü etkileri vardır.
Yaraların iyileşmesini kolaylaştırır.
Bu bitki çocuklardaki çeşitli sinir rahatsızlıklarının tedavisinde de kullanılmaktadır. Almanya'da yapılan bir çalışmada, aşırı hareketlilik, uyku bozuklukları, hiperaktivite, öğrenme bozuklukları, yatak ıslatma, endişe, baş ağrısı, parmak emme ve tırnak yeme gibi sorunları olan 120 çocuğa kedi otu ekstresi verilmiş, 3 haftalık kullanımından sonra herhangi bir yan etki olmadan çocukların yüzde 75'inde belirgin gelişmeler kaydedilmiştir. İpucu: Kedi otunun kökü sökülüp temizlendikten sonra parçalanıp kurutularak kullanılır. Parçalanmış kökler kaynatılarak suyu içilir. Not: Fazla kullanılması zehirlenmelere neden olmakla birlikte baş ağrısı, hazımsızlık ve halsizlik gibi yan etkilere neden olabileceğinden tavsiye edilmez. Ayrıca, reçeteli uyku ilaçlarıyla birlikte kullanılmamalıdır. Hamilelere doktora danışmadan kullanılması asla önerilmez.

Popüler Yayınlar

Related Posts with Thumbnails
Pasta Tarifleri

Uyarı

Bu site yayınlanan sağlık ile ilgili bilgiler , ziyaretçilerini bilgilendirmek amacıyla yayınlanmaktadır. Burada yayınlanan yazıların tamamı bilgilendirme amaçlı olup, hiçbir şekilde hekim muayenesi ve konsültasyonunun yerine konulmamalı, hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Sağlığınızla ilgili acil durumlarda, bekleme süresi sağlığınızı olumsuz yönde etkileyebileceği için, zaman geçirmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmanızı öneririz.
Genel Kişisel Web