9 Mayıs 2008 Cuma

PROF.DR.OSMAN MÜFTÜOĞLUNDAN SAĞLIKLI YAŞAM SIRLARI

PROF.DR.Osman Müftüoğlundan uzun yaşamın sırları ;
Metabolizmanızı ateşleyinKilonuzu kontrol altında tutamıyorsanız? Kolay kilo alıyorsanız ve aldığınız kilolarla başınız derde giriyorsa,vermekte zorlandığınızı düşünüyorsanız? Eğer yeterince kalori kısıtlaması yaptığınızdan ve gereği kadar aktif bir yaşam sürdürdüğünüzdende eminseniz, metabolizmanızı biraz ateşlemeyi deneyin. İşte size kolay uygulanabilir bazı öneriler:
TİROİDE KONTROL: Tiroid bezinizin normal çalışmaması, kilo almanızı kolaylaştırır. Guatr sorunu olanların önemli bir kısmında tiroid bezi yeterli tiroid hormonu üretemez. Normalden daha az tiroid hormonu vücudun normalden daha az enerji yakmasına neden olur. Tiroid bezinizin iyi çalışıp çalışmadığından emin olmak için tiroid bezi hormonlarınızın ölçülmesi yeterli olacaktır. Eğer tiroid hormonu eksikliğiniz söz konusu ise bu eksiklik deneyimli bir uzman gözetiminde düzeltilebilir.
UZUN YÜRÜYÜŞLER: Yürürken daha uzun mesafeleri amaçlayın. Daha hızlı gitmeyi değil, daha uzun mesafeleri gitmeyi deneyin. Vücudunuzun oksijen eşliğinde yaptığı hareketler (ritmik yürüyüşler, yüzme, golf...) ne kadar uzun sürerse bedeninizin o kadar çok yakıt (yağ depolarınız) harcayacağından emin olabilirsiniz.
HIZLI ADIMLAR: Dolaşmayın, yürüyün! Adımlarınızı biraz sıklaştırırsanız metabolizmanızı daha da hızlandırır, daha çok yağ yakabilirsiniz. Uzun mesafeleri katetmek her zaman iyidir, bu mesafeleri daha hızlı adımlarla katemek daha iyidir. Belirli bir zamanda daha fazla kalori yakmanın kolay bir yolu da yürüyüşünüzü -aerobik karakterini bozmadan- biraz daha hızlandırmaktır.
YEMEK SONRASI YÜRÜYÜŞ: Yemek sonrası kısa yürüyüşleri unutmayın! Yemeği takiben yaptığınız hafif yürüyüşlerde metabolizmanın daha hızlı bir süreçle işlediği, daha çok kalori (enerji), daha çok yakıt tükettiği biliniyor. Yemek sonrası yürüyüşlerin metabolizmayı hızlandırıcı etkisinden yararlanın.
SIK AMA AZ YİYİN: Sık sık ve az az yiyin. Öğün atlamayın. Yavaş ve uzun süre çiğnerek yemeyi deneyin.
BAHARAT KULLANIN: Hayatınızı baharatlandırın: Kırmızı acı biber, turp ve hardal gibi baharatların metabolizmayı hızlandırabileceği düşünülür. Baharatlar vücudunuzu daha bir hızlı bir çarka sokabilir, metabolizma hızınızı yükseltebilir. Ayrıca daha çok baharat kullanmak sizi tuzdan ve krema-mayonezden uzak tutar. Daha az tuz ve krema-mayonez daha kolay kilo kontrolü demektir.
YASAKLI MADDELER: Doktorunuz tarafından reçete edilip önerilmeyen metabolizmanıza etkili hiçbir ilacı (tiroid ekstreleri, amfetamin, sibutramin, efedrin), bitkiyi (Ephedra-Ma-Huang), yağ bağlayıcıyı (Orsilat), minerali (Chromium picolinate) veya maddeyi (kafein) kullanmamaya özen gösterin.Damarlarınız yaşam bağlarınızdırDoğal desteklerden yararlanarak kalp ve damar sağlığınıza önemli katkılar sağlayabilirsiniz. Bu destekleri deneyimli bir uzman desteği alarak, sürekli doktorunuzla işbirliği yaparak kullanırsanız daha iyi sonuç alırsınız.
Unutmayın: Damarlarınız yaşam bağlarınızdır. Onları hep açık tutmaya bakın:
E Vitamini: Günde 200-250 mg E vitamini damar sertliği oluşumunu yavaşlatabilir, kanı inceltir. Eğer kanı sulandırıcı diğer bir ilaç kullanıyorsanız doktorunuzla konuşmalısınız.
C Vitamini: Günde 2 kez 500 mg C vitamini almanız damarlarınızı genç tutar. Aç karna almalısınız. Mide sorunları ve ishal oluşuyorsa azaltabilirsiniz.
Omega-3 Yağ Asitleri: EPA ve DHA en çok önerilenlerdir. Eğer bitkisel destekleri tercih ediyorsanız (vejateryansanız) keten tohumundan, cevizden yararlanabilirsiniz. Kan sulandırıcı ilaçlar kullanıyorsanız Omega-3 destekleri kullanırken doktorunuza danışmalısınız.
Magnezyum: Tavsiye edilen destek miktarı günde 200-400 mg kadardır. Böbrek hastalığınız varsa kullanmamalısınız.
Grape Seed Exract: Üzüm çekirdeğinde bulunan Proanthocyanidinler kalp ve damar dostu güçlü antioksidanlardır. Kaliteli üzüm çekirdeği süzüntülerinde yüzde 90'dan daha fazla proantosiyadin bulunur.
B6-B12-Folik Asit: Düzenli ve dengeli tüketimleri homosistein seviyelerini kontrol altında tutarak kalp ve damarlarınızı korur. B6 vitaminin uzun süre, kontrolsüz kullanımının sinir hasarı yapabileceğini dikkate almalısınız.
Kanser Savaşçısı 10 Besin
BROKOLİ: Kansere karşı koruyucu olduğu belirlenen sulforaphane, beta-karoten ve indole-carbinol ile etkin bir koruma sağlıyor.
DOMATES: İçerdiği ‘‘likopen’’ maddesinin prostat kanserini önleyebildiği, meme ve rahim ağzı kanserleri için koruyucu olduğu belirtiliyor.
ISPANAK: İhtiva ettiği ‘‘gluthation’’ çok güçlü bir antioksidandır.
PORTAKAL: Bir C vitamini ve bioflavinoid deposudur.
SARIMSAK: Aktif ‘‘allicin’’ maddesi ile bağışıklığı güçlendiriyor.
ELMA: Pektin isimli eriyebilir lif ve Elagic Acid en etken maddeler. Kırmızı elmada likopen de var.
SOYA: Soyadaki ‘‘genistein’’ etkili bir kanser koruyucudur.
HAVUÇ: Bol miktarda beta-karoten ve lif ihtiva eder.
ACI-KIRMIZI BİBER: Çok faydalı bir madde ‘‘capsaicinden’’ zengindir.
YEŞİL ÇAY: Koruyucu ve yararlı bir ‘‘bioflavinoid’’ ihtiva ediyor.(Men's Health'den
yararlanılmıştır)
Genç Bir Cilt İçin İpuçları

Sağlıklı ve genç bir cilde sahip olmak istiyorsanız kahvaltınızda 2-3 adet yumurta beyazını deneyin. 2-3 adet haşlanmış yumurtadan hazırlayacağınız yumurta beyazını sadece karabiber ekleyerek ve tuz kullanmadan tüketin. Bu amaçla bazen 3 yumurtanın beyazı ve sadece sebze (domates, yeşil biber, taze mantar) kullanılarak hazırlanmış omleti de deneyebilirsiniz. Bu kahvaltı sizin için yeterince doyurucu değilse, 1 dilim kavun, 5-6 adet çilek veya 8-10 adet kiraz, 1 adet şeftali, 1 adet kivi diğer seçenekleriniz olabilir.

Kaynak:Hürriyet

Hiç yorum yok:

Popüler Yayınlar

Related Posts with Thumbnails
Pasta Tarifleri

Uyarı

Bu site yayınlanan sağlık ile ilgili bilgiler , ziyaretçilerini bilgilendirmek amacıyla yayınlanmaktadır. Burada yayınlanan yazıların tamamı bilgilendirme amaçlı olup, hiçbir şekilde hekim muayenesi ve konsültasyonunun yerine konulmamalı, hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Sağlığınızla ilgili acil durumlarda, bekleme süresi sağlığınızı olumsuz yönde etkileyebileceği için, zaman geçirmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmanızı öneririz.
Genel Kişisel Web