22 Ocak 2008 Salı

GRİPTEN KURTULMANIN YOLLARI

Kış aylarında hemen hemen herkes grip olur.Grip'ten kurtulmak için ise
Bazı gıdalar var ki hastayken onların sofranızda bulunması iyileşme sürecinizi de etkileyebiliyor. Eğer gripseniz, mönünüzde bir kase tavuk suyuna çorba, dolmalık yeşil biber, yaban mersini, hardal, yaban turpu ve kızılcığın olmasında yarar var
Grip tedavisi olurken hangi aşamada mutlaka ilaç kullanmak gerekir?
Grip bilindiği gibi standart antibiyotiklerin öldüremediği virüs denilen mikroorganizmalar ile ortaya çıkar. Bu nedenle hafif seyreden vakalarda sadece istirahat ve biraz destek ile vücudun hastalığı yenmesi beklenebilir. Gerekiyor ise basit ağrı kesici ateş düşürücüler ve konjesyon giderici ilaçlar ile destek yapılabilir. Fakat bu tedbirlere rağmen hastalık belirtileri azalmıyor ve genel durum kötüleşiyor ise bir doktora başvurup; 'onun belirleyeceği ilaçları kullanma zamanı gelmiş' demektir.
Grip ve soğuk algınlığı tedavisi, genellikle belirtileri gidermeye yönelik ilaçlarla yapılıyor
Bizim kendi kendimize evde yapabileceğimiz bir şeyler yok mu?
Bunların başında grip ve soğuk algınlığında tedaviye ne zaman başlanması gerektiği gelir. İster inanın ister inanmayın; yaşadığınız o can sıkıcı belirtilerin bir kısmı, doğal iyileşme sürecinin bir işareti ve savunma sisteminin hastalıkla mücadele ettiğinin kanıtıdır. Meselâ ateş, bedeninizin mikropları normalden daha sıcak bir ortamda öldürmeye çalışması nedeniyledir. Normalden daha sıcak bir ortam mikropları öldüren proteinlerin kana daha çabuk ve etkili yayılmasını sağlar. Dolayısı ile orta dereceli bir ateşe bir iki gün tahammül ederseniz, daha çabuk iyileşirsiniz
İSTİRAHAT EN İYİ İLAÇGrip olan kişi daha sıcak bir ortamda mı kalmalı? Vücudu sıcak tutup istirahat etmek ona tüm enerjisini hastalıkla savaşmaya yöneltme fırsatı verir. Bir battaniyeyi üzerinize çekip yatmak yapacağınız en doğru harekettir. Bununla birlikte içeceğiniz sıcak içecekler tıkanıklıkların açılmasına yardımcı olur, susuz kalıp kurumanızı engeller, boğazınızı yumuşatır. Eğer burnunuz ve boğazınız tıkalıysa gece rahat bir uyku uyuyamazsınız. Papatya, nane ve kuşburnu gibi bir bitki ile hazırlanan çayın içine bir tatlı kaşığı bal katıp tatlandırın; eğer içki içiyorsanız dört çorba kaşığı konyak ekleyin, içmiyorsanız yarım limon sıkın. Bunu yatmadan önce sıcak olarak içmek sizi rahatlatacaktır. Bu içeceğin oda ısısına gelmiş halini gargara için de kullanabilirsiniz. Sıcak buharlı bir duş almakta üst solunum yollarını rahatlatarak, kaslarınızı gevşeterek iyileşmenize yardımcı olur.
SEVGİ DOLU BİR ÇORBA
Grip nedeniyle tıkalı olan bir burnu açmak için evde neler yapılabilir? En doğrusu sümkürürken bir burun deliğini tıkayıp diğerini fazla zorlamadan temizlemektir. Bunun yanında tuzlu su ile burnun temizlenmesi hem tıkanıklığı açar hem de virüs ya da bakterileri ortamdan uzaklaştırır. Tuzlu su şöyle hazırlanabilir; 1 su bardağı ılık suyun içine yarım çay kaşığı tuz ve yarım çay kaşığı karbonat eklenir. Eritildikten sonra sıra ile her iki burun deliği bir damlalık veya burun pompası yardımı ile yıkanır.
Tavuk suyuyla yapılan çorba gerçekten grip için ilaç etkisi yapar mı?
Tavuk suyuna sıcak çorbanın grip tedavisindeki hikmeti sıcak olmasından, sulu olmasından, kolay sindirilebilmesinden, içinde bol miktarda değerli besinin bulunmasından gelir. Ama en önemlisi; annemiz ya da eşimiz tarafından o hastalık halinde en ihtiyaç duyduğumuz sevgi ve ilgiyle hazırlanmış olmasından gelir.
kaynak:sabah.com

SİNİRLİOT KANI TEMİZLİYOR

TAZE sinirliot yapraklarıyla hazırlanan şurup kan temizleyici etkiye sahiptir ve her öğünden önce kullanılmalıdır. Yetişkinler 1 yemek kaşığı alırken, çocuklar yarım tatlı kaşığı alabilir. Sinirliot şurubu 2 ayrı reçeteye göre hazırlanabilir:
1- İki avuç dolusu iyice yıkanmış taze sinirliot yaprağı, kıyma makinesinden geçirilir. Bu yaprak lapası biraz su eklenerek sulandırılır. 250 gr çiçek balı ve 300 gr ham şeker eklenir. Çok düşük ısıda sürekli karıştırılarak kaynama derecesine geldiğinde ocaktan indirilir. Yaprak, bal ve ham şekerden oluşan ağdalı şurup, kavanozlara aktarılır ve buzdolabında saklanır.
2- Yıkanmış sinirliot yaprakları bir çömleğin veya cam kabın dibine bir kat dizilir ve üstüne bir kat ham toz şeker serpildikten sonra yine bir kat yaprak dizilir. Kap dolana kadar bu işlem sürdürülür. Kap dolduktan sonra, besinlerin korunmasında kullanılan ince plastik folyolarla, hava almayacak biçimde ağzı iyice örtülür ve bahçeye gömülür. Üstü toprakla örtülmeden önce, kap bir tahta parçasıyla koruma altına alınır. Toprağın altındaki değişmeyen ısıda sinirliot-şeker karışımı mayalanmaya başlar. 8 hafta sonra kap topraktan çıkarılır, oluşan şurup kısaca kaynatılır ve soğuduktan sonra şişelere aktarılır

21 Ocak 2008 Pazartesi

ŞİFA VEREN BİTKİ ÇAYLARI

Kış aylarının vazgeçilmez içeceği şüpesizki çaydır.
Şifa veren bitki çayları

Nane çayı:, mide ve bağırsak gazlarında, bulantı ve kalp çarpıntısında içilir. Sindirim sistemi rahatsızlıklarında, karın ağrısı, ishal, safra kesesi taşı, baş ağrısı, migren, sinüzit, diş ağrısı, halsizlik, bronşit, öksürük gibi rahatsızlıklarda da tedavi edici özelliği olan nane,
Nefes darlığında da şöyle kullanılabilir: Bir tülbentin üzerine bal konulur, üzerine taze veya kuru nane yaprakları serpilir ve yatmadan önce göğüs üzerine bağlanarak, sabaha kadar bırakılır.
Biberiye çayı: Bu güzel kokulu bitkinin kullanılmadığı hastalık yok gibidir. Özellikle kan dolaşımı hastalıklarına, romatizma ve astım hastalıklarına, mide ve bağırsak gazlarına karşı kullanıldığı gibi, ağır yemeklerden sonra içildiğinde de sindirimi kolaylaştırır. Ayrıca bronşit, öksürük, migren, gastrit, baş ağrısı, ağrılı adet, düşük tansiyon, kabızlık, safra kesesi taşı, ishal ve karaciğer rahatsızlıklarına da birebirdir.
Rezene çayı: özellikle gaz ve kramp ağrılarında, mide ve bağırsak rahatsızlıklarında kullanılır. Bebeklerin gazlı olduğu zamanlarda sık başvurulan bir ilaçtır. Öksürük ve soğuk algınlıklarında ve çocuklarda boğmaca hastalığı sırasında, rezene çayı oldukça yararlıdır. Hıçkırık, bulantı, idrar yolları iltihabı, böbrek taşları gibi birçok durumda rezene çayına başvurabiliriz.
Hindiba çayı: Hem salatalarda, hem de haşlanarak zeytinyağı ve limon ilavesiyle kullanılabilen hindiba, iyi bir idrar söktürücüdür. Hindiba, karaciğer hastalarının, romatizmalıların ve şeker hastalarının sofralarının baş köşesine oturtması gereken otlardan biridir. Bunlardan başka bağırsakları yumuşatır, müzmin romatizma, gut, böbrek ve safra kesesi hastalıklarında yararlıdır.
köklerinden yapılan kahve, iyi bir iştah açıcıdır. Romatizma hastaları ilkbahar ve sonbaharda 4-6 hafta arası sabah ve akşam hindiba çayı içerek kür yapabilirler ve faydasını da hızla görürler. Hindiba çayı hazırlamak için kişi başına 1-2 tatlı kaşığı doğranmış hindiba kullanılır.
Ihlamur: Soğuk algınlığına ve öksürüğe karşı en etkili ve en yaygın olarak kullanılan doğal ilaçlardan biri olan ıhlamur, uykusuzluk, spazm ve kan dolaşımı bozukluklarında da kullanılır. Özellikle akşam saatlerinde fazla içmemeye dikkat etmek gerekir, çünkü fazla miktarda alındığında uykusuzluğa neden olabilir. Yapraklarında çok miktarda klorofil taşımasından dolayı kansızlık durumunda kullanılmasında fayda vardır. kaynatmadan demleyerek yapılır
Yogi Çayı: Tam da kış mevsimine uygun, yani ısıtıcı. Ayurvedik bir çay yogi çayı ve yoğun baharatların karışımından oluşuyor. Bu çayı hazırlamak için ufak bir tencereye bir parça kabuk tarçın, 4-5 kakule tanesi, 1 ufak kök zencefil, 2 karanfil ve 4-5 adet tane karabiber koyun. Üzerine 2 su bardağı su ilave edip 5 dakika kadar kaynattıktan sonra dilerseniz içine 1 tatlı kaşığı siyah çay ekleyip biraz demlendirip süzün. Dilerseniz sütle karıştırıp için.
Isırgan: Isırgan, birçok rahatsızlığa iyi gelen ve sonbahardan ilkbaharın sonuna kadar bahçelerde bol miktarda yetişen bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarına, mide, bağırsak, böbrek, romatizma ve gut hastalıklarına iyi gelir. Ayrıca nefrit, sarılık, idrar yolları taşları ve özellikle kansere karşı günde 3-4 fincan ısırganotu çayı çok yararlıdır. Isırgan çayını hazırlamak için kişi başına bir tatlı kaşığı kuru veya bir avuç taze ısırganotu yeterlidir.
Kekik: Kekik çok güçlü bir antiseptik olarak biliniyor. Kekik yağından elde edilen timol birçok ilaçta, hatta ameliyatlarda yara temizlemek için kullanılıyor. Eski zamanlarda salgın hastalıklarda kullanılan kekik günümüzde de grip salgınlarında bol bol kullanılmalı. Ve boğmaca olana, öksürene, bronşite yakalanana, midesi rahatsız olana, ishal olana, adet sancısı çekene kekik çayı içirmeli. Böcek sokmalarında deriye sürülerek kullanılan kekik, cilt hastalıklarında da banyo suyuna atılarak kullanılabiliyor.
Zencefil: Ayurveda ve Çin Tıbbında 5 bin yıldır kullanılan zencefil, ısıtıcı bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarında temizleyici, düzenleyici ve canlandırıcı bir etkiye sahip. Ayrıca faranjitte, ishal, gaz gibi durumlarda, kan dolaşımını artırmak için, kas hastalıklarında ve romatizmal ağrılarda kullanılıyor. Soğuk algınlıklarında çayını içebilir, öksürük için zencefil-zerdeçal-bal karışımını sabah ve akşam aç karnına şurup niyetine kullanabilirsiniz. Zencefil canlandırıcı olduğu için akciğerleri temizler, gazı önler ve terlemeyi artırarak cildin de temizlenmesini sağlar.
Adaçayı: Antibiyotik ilaç görevi gören adaçayı diş eti rahatsızlıklarında ve boğaz ağrılarında çok yararlıdır. Sinir bozukluğu, baş dönmesi, titremeye iyi gelir ve menopoz döneminde karşılaşılan terlemeyi durdurur. Ayrıca dolaşım sistemi hastalıklarında, tansiyon düşüklüğünde, sindirim sistemi bozukluklarında, psikolojik rahatsızlıklarda, halsizlikte, sinir hastalıklarında da kullanılır. Özellikle boğaz ve ağız içi iltihaplarında günde birkaç defa adaçayıyla hazırlanıp soğutulmuş çayla gargara yapın, iyi geldiğini göreceksiniz.
sinameki :Memleketimizde çok kullanılan müshil ilâcıdır. Kolit ve spastik kabızlıkta kullanılmaz.
Elma: Elma, besin değeri dışında nefes darlığı ve kalp hastalıklarına karşı koruyucudur. Vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur, lifli olduğu için bağırsakları temizler, karaciğerinden şikayet edenler, romatizmalılar ve hatta şeker hastaları bile elmadan faydalanabilirler. Elma yatıştırıcı, uyku vericidir, başağrılarına iyi gelir. Taze elma suyu cilde sürüldüğünde dokuları sağlamlaştırır ve teni güzelleştirir. İlkbaharda toplanan elma çiçekleri kurutularak sonbahar ve kış aylarında kaynatılır ve göğse ve öksürüğe iyi gelecek bir şurup elde edilir. Kurutulmuş elma parçalarından çay yapabileceğiniz gibi kabuğuyla küçük parçalara böldüğünüz elmaları kaynatarak içine isterseniz limon ve portakal koyarak çay olarak tüketebilirsiniz.
Kuşburnu:Çok yoğun vitamin zenginliği nedeniyle gözlerin dostudur. Vücuda dirilik sağlar. 100 gram kuşburnunda bir sandık portakala eşdeğer C vitamini vardır. İyi bir raşitizm ilacı, etkin bir kan temizleyicisidir. Güçlü bir kurt düşürücü ve bağırsak yumuşatıcısıdır. Mide kramplarına ve sindirim sistemi zorluklarına karşı faydalıdır. Romatizma ağrılarını gideriyor. Basur tedavisinde iyi sonuç veriyor.
Melissa :Yapraklar yatıştırıcı, mîdevî, gaz söktürücü, terletici ve antiseptik etkilere sâhiptir. Huzursuzluk ve sıkıntıları giderir. Hafıza zayıflığına faydalıdır. Baş dönmesi ve kulak çınlaması gibi şikayetleri keser. Hazımsızlık, baş ağrısı ve migrende de faydalıdır. Daha çok çay hâlinde kullanılır
Papatya: Bir bardak sıcak suya 5 adet papatya ufalanıp koyulur 5-10 dakika demlenip içilir. Günde iki bardak yeterlidir.
Fesleğen: Bir bardak suya bir kahve kaşığı konup 10 dakika demleyip süzülür. Günde 2-3 bardak yeterlidir. Karanfil: Bir çay bardağı sıcak suya bir diş karanfil toz halinde dövülüp konur. Şeker koyup içilir.
kaynak:nettenalıntı

GÜL SUYU GÜL YAĞIYLA GELEN SAĞLIK VE GÜZELLİK

Gülün tedavi edici özellik taşıyan bir ilaç olduğunu ortaya çıkardı. Binlerce yıl gül yağı, gül suyu, gül şerbeti, gül reçeli, çeşitli hastalıklarda ilaç olarak kullanılmış ve büyük faydası görülmüş
Gül suyu:
-Ciltteki yaralanmalarda ve cilt hastalıklarının iyileştirilmesinde büyük etkiye sahip.
-Serinletici ve ateş düşürücü özelliği bulunmakta.
-Kırışıklıklara karşı ve yaşlanma etkilerini geciktirici özelliği var.
-Tonik olarak kullanıldığında cildi gerginleştirir ve temizler
Gül yağı:
-Çağımızın hastalığı strese karşı iyi geliyor.
-Osmanlılar'da gül yağı psikolojik tedavilerde kullanılmış.
-Gül yağı ile baş ovulduğunda baş ağrılarına iyi geldiği gözlenmiş.
- Boğaz ve bademcik iltihaplarının giderilmesine yardımcı olur.
- Ellerinizin ve cildinizin güzelleşmesi için gül yağını badem yağıyla karıştırıp, kullanabilirsiniz".
-Antiseptik (mikrop öldürücü )olarak kullanılan gül yağı makyajı temizler, ciltteki doğum lekelerini alır. Alerjik ciltlere iyi gelir. Cilde canlılık kazandırır
Gül reçeli, şurubu ve şerbeti ise mide için bire bir. Hazımsızlıkta, karaciğer hastalıklarında gül reçelinin tedavi etkisi büyük.
kaynak :netten alıntı

19 Ocak 2008 Cumartesi

MEME KANSERİNE KARŞI SOYA FASULYESİ

Soya fasulyesinin çok yendiği Asya ülkelerinde meme kanserinin daha az görülmesi nedeniyle, bu maddenin meme kanseri riskini azalttığı ileri sürülüyor. Soya fasulyesi, vücudumuzda bulunan östrojen hormonuna benzeyen ve 'phyto östrojen' denilen bitkisel kaynaklı bir kimyasal madde içeriyor
Beslenme alışkanlıklarının kanser gelişimi ve kanserden korunmada etkili olduğu önemli bir gerçek. Beslenme Uzmanı Prof. Dr. Bike Kocaoğlu, beslenme ve kanser arasındaki ilişkiye yönelik son araştırmalarla ilgili sorularımızı yanıtladı...
Beslenme ve kanserin ilişkisi nedir?
Kansere yol açan ve 'kanserojen' dediğimiz etkenlerden uzak kalarak, kanser gelişmesini önleyen besinlerden bol tüketerek, kanserden korunabiliriz.
Beslenme şeklinde kanser gelişme riskini artıran etkenler nelerdir?
Yağlı beslenmenin kanser gelişmesine neden olduğunu gösteren birçok çalışma var. Yağlı beslenmenin DNA'sı bozulmuş olan hücrenin çoğalmasını kolaylaştırdığı ileri sürülüyor. Ayrıca, alınan yağın vücutta yakılması sırasında bol miktarda serbest oksijen radikallerinin ortaya çıktığına ve bunların kanser gelişme riskini artırdığına inanılıyor. Özellikle sature yağlardan alınan yağların etkisinin daha fazla olduğu biliniyor. Bu nedenle sature yağları içeren kırmızı et ve tereyağı gibi hayvansal yağlardan uzak durulması öneriliyor.
Besinin pişirilme şekli önemli midir?
Eğer besinler tavada (yağda kızartma) veya ızgarada (közde) pişiriliyorsa, çok yüksek ısıda pişiriliyor demektir. Bu sırada ortaya çıkan bazı maddeler (heterosiklik) kanserojen etkenlerdir. Besinlerin sık sık bu şekilde pişirilerek yenmesi kanser riskini artırıyor. Özellikle kızartmada kullanılan yağların birkaç defa kullanılması bu riski daha da artırıyor. Zeytinyağı kızartmada kullanıldığında, diğer sıvı yağlara kıyasla daha az kanserojen etkisi olan serbest oksijen radikalleri ortaya çıkıyor. Bu nedenle kızartmada zeytinyağı öneriliyor. Besinlerin haşlanarak pişirilmesi ile bu sorun ortadan kalkıyor. Haşlama için kullanılan suyun içine birçok besleyici madde geçtiğinden, bu suyun dökülmemesi gerekiyor. Diğer bir yöntem de besinlerin buhar yoluyla pişirilmesi. Besinlerin pişirilmesi sırasında içerdiği antioksidan maddelerin korunması için en uygun yöntem olarak, buharda veya mikrodalga fırında pişirilmesi öneriliyor.
Besinin saklanma şekli önemli midir?
Taze sebze ve meyve bulunamadığında, donmuş gıdalar tercih edilir. Çünkü donmuş gıdalar hemen tazeyken dondurulduğu için besin özelliklerini korurlar. Donmuş gıdalar konserve yiyeceklere tercih edilmeli.
Beslenme şeklinde kanser gelişme riskini azaltan önlemler nelerdir?
Tahıllara, baklagillere, sebze ve meyvelere dayanan beslenmeyle kanser riskini azaltmak mümkün. Özellikle prostat, meme kanseri gibi hormon bağımlı kanserlerde bu tür beslenmenin kanseri önlediği biliniyor. DNA'da bozulmaya yol açan acetaldehit'in bu etkisini, bir B vitamini olan folat engelliyor. Şu halde alkol kullanan kadınların bol folat içeren diyetle beslenmeleri öneriliyor. Bu sayede meme kanseri risklerini, alkol kullanmayan kadınların seviyesine indirebiliyorlar. Folat; ıspanak, pazı, marul benzeri yeşil yapraklı sebzelerde, limon, portakal suyu gibi narenciyede, kuru fasulye, kuru bezelye gibi baklagillerde bol miktarda bulunuyor. Her gün bir bardak alkol alan kadınların diyetlerinde bu besinlerin bulunması, meme kanseri risklerinin artmasını önlüyor. Soya fasulyesi, vücudumuzda bulunan östrojen hormonuna benzeyen "phyto" östrojen dediğimiz bitkisel kaynaklı bir kimyasal madde içeriyor. Soya fasulyesinin çok yendiği Asya ülkelerinde meme kanserinin daha az görülmesi nedeniyle, bu maddenin meme kanseri riskini azalttığı ileri sürülüyor. Fakat bu görüşü destekleyen bilimsel bir çalışma bulunmuyor.

18 Ocak 2008 Cuma

CİLT PARLAKLIĞI İÇİN

A vitamini ciltte mucizeler yaratır, hücreleri yeniler. Gençlik vitamini olarak tanımlanan C vitamini cildi gergin ve dolgun gösterir. E vitamini yüzdeki ince çizgileri azaltır. Selenyum dokulara nefes aldırır. B-6'nın yeri cilt için her zaman çok özeldir. Yeşil çay ve soya fasulyesinin mucizevi etkisine ise diyecek yok.
Aldığımız veya kendimizi yoksun bıraktığımız tüm gıdalar; genetik yapımızdan hormon dengesine, cildin yağ ve nem oranından genel savunma sistemine, hafızamızdan gözlerimize, sindirim sorunlarından saç ve tırnaklarımıza, hatta duygularımıza, karakterimize kadar yansır. Hele cildimiz, gıdalara karşı öylesine duyarlıdır ki! Güzel, gergin ve ışıltılı bir cilt için bazı besinlerden ve besin takviyelerinden yararlanmak gayet akıllıcadır. Zaten kozmetik sanayi bunlardan adamakıllı yararlanıyor. Bugün size birçoğu cilde haricen de uygulanan bu besin takviyelerinden söz edeceğim.
Cilt dostu beslenme destekleri
Cildimizi geliştiren besinlerin en önde gelenleri, A-B-C-D-E-K vitaminleri, bakır, krom, çinko, demir, selenyum, magnezyum gibi mineraller, coenzim Q-10 enzimi, omega 3 ve omega 6 gibi temel yağ asitleridir. Daha birçok gıda gibi, likopen, yeşil çay ve soya fasulyesi de cildimizi koruyan ve geliştiren, son moda antioksidanlar arasında yer alırlar. Şimdi isterseniz, cildimizin penceresinden bakarak, bu notları biraz genişletelim.
A vitamini ve betakaroten
A vitamini, tek kelime ile ciltte mucizeler yaratır. Akneli veya güneşten hasar görmüş ciltler A vitamini ile tedavi edilir. Bu vitamin, hücre yenilenmesini sağlar, saçları ve mukoza dokusunu korur, yaraların hızla iyileşmesinde önemli bir rol oynar. A vitamini önemli bir antioksidan olduğu için vücudumuzun ve cildimizin enfeksiyonlara karşı direncini arttırır. Betakaroten, A vitamininin değişik bir formudur ve en az A vitamini kadar etkilidir. A vitamininde doz aşılırsa deri kalınlaşır ama betakarotenlerin böyle bir tehlikesi de yoktur.
B vitamini çok özel
Vücudumuzda B vitaminleri eksikliği olması, birçok başka sorunun yanı sıra, cilt sorunlarına da yol açar. Çünkü B kompleks vitaminleri hücresel gelişim için gerekli olan enzimlerin oluşmasına yardımcı olurlar. Genel sağlık için tüm B vitaminleri gereklidir. Ancak cildi korumaya gelince, B-6'nın yeri çok özeldir. Bu vitamin, enfeksiyonları yaratan kimyasalları etkisiz hale getirir. B-3, B-5 ise cildimizin nemini korurlar.
C vitamini 'Gençlik Vitamini'
C vitamini cildimizi gergin ve dolgun gösteren 'kollajen doku'nun oluşumunda birinci derecede etkilidir. Aynı zamanda çok güçlü bir antioksidandır. Tüm bu nedenlerle 'Gençlik Vitamini' olarak bilinir. C vitamini, yara ve yanıkların iyileşmesini hızlandırır, cildimize parlaklık ve yoğunluk kazandırır, kan pıhtılaşmasını ve morarmaları önler, E vitamininin etkisini arttırır, demir emilimini güçlendirir ve stresin üzerimizdeki etkilerini azaltır. Şeffaf ve genç bir cilt için C vitamini çok önemlidir. Birçok kremin içine 'anti-aging' amaçlı olarak C vitamini ilave edilir. Bu kremler son zamanlara kadar pek yararlı olmuyordu. Çünkü kullanılan vitamin molekülleri cilde nüfuz edemeyecek kadar büyüktü. Ama artık cildin emebileceği nitelikte kremler geliştirildi. Bunları her yaşta kullanabilirsiniz.
D vitamini D vitamininin kemik sağlığı için önemli olduğunu gayet iyi biliyoruz. Ama daha fazlası da var. Çünkü D vitamini cildimiz için de gereklidir. Bu vitamin yaraların iyileşmesinde önemli bir rol oynar. D vitamini üretebilmek için biraz güneş ışığına ihtiyacımız var. Haftada 3 kez, 15 dakika kadar yüz, kol ve bacaklarımızı güneşe göstersek yeterlidir.
E vitamini
E vitamini çok etkili bir antioksidandır. C vitamini ve Selenyum ile birlikte alındığında etkisi artar. Bu vitamin hücre yenilenmesine yardımcı olur, yaşlanma sürecini geciktirir, ayrıca yaraların iyileşmesine katkıda bulunur.
E vitamini içeren kremler raflardaki yerini almadan önce, kadınlar gözaltlarına ve ciltlerinin kuru bölgelerine, E vitamini kapsüllerini açıp sürerlerdi. Yani bu vitaminin cildi güzelleştirdiği ve ince çizgileri azalttığı çok eskiden beri bilinir. Yüz kremlerinden vücut ve ayak kremlerine kadar, E vitamini katkılı birçok ürün bulabilirsiniz.
Selenyum
Selenyum, dokuların nefes almasını kolaylaştıran, cildin elastikiyetini arttıran, önemli bir antioksidandır. Aynı zamanda güneşten gelen UV ışınlarının zararlı etkilerini azaltır. E vitamini ile birlikte alındığında vücudumuzu toksinlerden korur. Öte yandan, cildimizi de çok etkileyen tiroid hormonunun etkin çalışmasını kolaylaştırır.
Bakır
Bakır peptid en etkili cilt yenileme ürünlerinden biri sayılır. Bu madde kollajen ve elastin üretimine yardımcı olan bir antioksidandır. Aynı zamanda cildimizi dolgun tutan başka maddelerin yapımına yardımcı olur. Bakır peptid kozmetikleri cildi hızla toparlar. Cildimizde hasar gören kolajen ve elastin'in yenilenmesini sağlar, daha sıkı ve pürüzsüz bir doku oluşmasına yardımcı olur.
Çinko
Azıcık çinko nelere kadirdir bir bilseniz! Vücutta 100 kadar enzimi harekete geçirir. Hücre yenilenmesi için gerekli olan genetik materyalin bir kısmını temin eder, A vitamininin kullanılmasını sağlar. Çinko cilt sorunlarında, özellikle aknede en etkin tedavilerden biridir. Cilde sıkılık ve gerginliğini veren kolajen ve elastin üretimine yardımcı olur, böylece zamansız kırışmayı önler.
Coenzyme Q-10
Son yıllarda kalp ve damar sistemini korumak için sıkça önerilen bu enzimin etki sistemi E vitaminine benzer. Anti aging yararları saymakla bitmez. Cilde haricen uygulandığında (ki bazı kremlerde var), cildin nem tutma yeteneği artar, kaz ayakları ve diğer ince kırışıklıklar azalır, yaşlılık lekeleri hafifler.
Popüler olanlar
Soyalı kremler cildin su tutma gücünü arttırıyor. İnce kırışıklıkların hafifletilmesinde etkili oluyor. Pişmiş domateste ise bol miktarda bulunan likopen, son derece etkili bir antioksidan. Cildimizi ne kadar antioksidanla beslersek, kalitesini o kadar arttırırız
Yeşil çay
Cilt bakımındaki son modalardan biri de yeşil çaydır. Arizona Üniversitesi'nde yapılan araştırmalar, bu modayı doğrular nitelikte. Konsantre haldeki yeşil çay cilde sürüldüğünde güneş hasarlarını önlüyor. Ayrıca iltihaplanmaya karşı direnci arttırıyor, cildi yumuşatıyor. Yeşil çay maskesi gözaltı morluklarını hafifletiyor.
Soya fasulyesiSoya fasulyesinde bulunan genistein maddesinin, kolajen üretimine yardımcı olduğu biliniyor. Ayrıca soyalı kremler cildin su tutma gücünü arttırıyor. Böylece ince kırışıkların hafifletilmesinde yardımcı oluyor. Soyanın doğal partikülleri ışığın yansımasını engelleyerek cildin daha pürüzsüz görünmesini sağlıyor. Cildimize dost olan daha sayısız gıda ürünü sıralayabilirim size. Örneğin Likopen! Pişmiş domateste bol miktarda bulunan likopen, son derece etkili bir antioksidandır. Kuşkusuz cildimizi ne kadar fazla antioksidanla beslersek, kalitesini o kadar arttırabiliriz. Sonra hemen her ürüne girmiş olan aloe vera, gayet kailteli bir omega 6 yağ asidi içeren 'evening primrose oil', bal, zeytinyağı, avokado, şarap ve daha birçokları


Kaynak:Hürriyet

17 Ocak 2008 Perşembe

ELMA SİRKESİNİN FAYDALARI

Elma Sirkesi'nin mucizevi özellikleri arasında zayıflatma etkisi de bulunuyor .

Elma Sirkesi
* Cilt rahatsızlıkları, yaralanma, güneş yanığı,
* Baş ağrısı, mide rahatsızlığı,Kadın hastalıkları,
*Soğuk algınlığı ve ateşli hastalıkların tedavisinde
*Yıllardır yararları pek çok kişi tarafından bilenen Elma Sirkesi'nin son mucizesi ise zayıflatma özelliğinin bulunması.
* Elma Sirkesi düzenli kullanıldığında sindirime yardımcı olarak, kilo vermeyi kolaylaştırıyor. Sabahları kahvaltıda, içine 1-2 kaşık elma sirkesi ve 1 kaşık bal karıştırılmış bir bardak su, uygun bir rejimle birlikte kullanıldığında düzenli kilo kaybetmenizi sağlıyor.
SİRKENİN YARARLARI
* Antiseptik: Meyve ve sebzelerin elma sirkesi katılmış su ile yıkanması onların mikroplardan arınmasını sağlar. Ayrıca Bakteri ve mikropların barınmaması için mutfak ve banyolarınızda elma sirkeli su kullanmanız önerilir.
* Boğaz ağrısı: Anjin ve streptokok dahil olmak üzere tüm boğaz ağrılarında, 1 bardak suya katılan 1 kahve kaşığı elma sirkesi ile her saat başı yapılacak gargara rahatlatıcı bir çözüm olacaktır.
*Migren: Bir tasın içerisine eşit miktarda su ve elma sirkesi koyup kaynatın. Daha sonra altını kısarak yüzünüzü buhara tuttun. Bu şekilde 3 dakika kadar soluk almanız migren ağrılarının yok olmasını sağlayacaktır."
*Ayaklar: Ayaklarınız için bir leğene ayak bileklerinize kadar ılık su doldurun ve içine yarım şişe elma sirkesi ilave edin. Sabah ve akşam, en az 5 dakika, ayaklarınızı bu su içinde dinlendirin."
* Yorgunluk ve uykusuzluk: 1 litre suya 3 yemek kaşığı elma sirkesi ve bir fincan bal ilave edin. Her gece yatmadan önce 2 yemek kaşığı içeceğiniz bu karışımla uykusuzluğunuzun ve yorgunluğunuzun kaybolduğunu göreceksiniz."
*Kaşıntılar: Böcek ısırmalarına ve kurdeşene bağlı kaşıntılarda, arı sokmalarında ve cilt çatlaklarında sürülecek elma sirkesi rahatsızlığı ve acıyı giderecektir."
*Mide bulantısı: Mide bulantısının ve kusmanın önüne geçmenin yolu; ılık elma sirkesine bir bezi batırıp sonra sıkmak ve bu bezi midemizin üstüne yerleştirmektir. Bez soğudukça ılık bir bez ile işlem yeniden yapılmalı.
*Sivilceler: Sağlıklı bir cilt için banyo suyunuza biraz elma sirkesi ilave edin. Cildinizin yumuşadığını ve parladığını fark edeceksiniz. Sivilceler için, su ile seyreltilmiş elma sirkesiyle yüzünüzü silin ve durulayın. Elma sirkesi akneye neden olan mikropları öldürür.
*Kepeksiz saçlar: Saçınızı yıkadıktan sonra, durulama suyuna elma sirkesi ekleyin. Saçınız kepekten arınacak ve parlaklaşacak
* Varisler: Varislerin yol açtığı ağrıdan şikayetçiyseniz, sirkeli bir bezi, bacaklarınıza sarın ve 30 dakika bekletin. Otuz dakikalık süreyi bacaklarınızı yukarı kaldırarak geçirin. Bu işlemi sabah ve akşam tekrarlayın.
* Nasırlar: En bilinen yollardan biri bayat ekmeği elma sirkesine batırıp nasırlı bölgenin üzerine koymak ve gece boyunca orada muhafaza etmektir. Sabah kalktığınızda nasırın veya sertliğin kaybolmuş olduğunu göreceksiniz. Bir başka yol ise ılık suyun içine yarım bardak sirke koyup, yarım saat süre ile nasırlı bölgeyi bu suda bekletmek ve daha sonra bir havlu ile kurulayıp ponza taşı ile bölgeyi ovuştu
rmaktır.
KAYNAK:HÜRRİYET.COM

Popüler Yayınlar

Related Posts with Thumbnails
Pasta Tarifleri

Uyarı

Bu site yayınlanan sağlık ile ilgili bilgiler , ziyaretçilerini bilgilendirmek amacıyla yayınlanmaktadır. Burada yayınlanan yazıların tamamı bilgilendirme amaçlı olup, hiçbir şekilde hekim muayenesi ve konsültasyonunun yerine konulmamalı, hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Sağlığınızla ilgili acil durumlarda, bekleme süresi sağlığınızı olumsuz yönde etkileyebileceği için, zaman geçirmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmanızı öneririz.
Genel Kişisel Web