27 Mart 2008 Perşembe

Prematüre doğanlar daha nazlı oluyor



Norveçli bilim adamları, 22-27 hafta arasında doğan bebeklerin hastalanarak ölme riskinin, normal bebeklere oranla 5 kat fazla olduğunu saptadı.

Norveç’te yapılan araştırmada, vaktinden önce dünyaya gelenlerin çocukken ölme riskinin daha fazla olduğu, yetişkinliklerinde de üreme ihtimallerinin daha düşük olduğu belirlendi.

37 haftadan önce doğan bebeklerin, zamanında doğanlara kıyasla daha çok sağlık ve gelişme problemleriyle karşılaştığı biliniyordu. Ancak prematürelerin uzun dönemde karşılaştığı problemlerle ilgili pek fazla araştırma yapılmadı. ABD’li ve Norveçli bilim adamlarınca yapılan yeni araştırmada 60 bin 354 prematüre doğum incelendi.

Araştırmada çok erken doğanlarda (22 ila 27 hafta) 6 yaşına kadar ölüm oranının vaktinde doğanlara göre oğlanlarda 5 kat, kızlarda ise neredeyse 10 kat fazla olduğu belirlendi. 13 yaşına kadar olan dönemde ise bu oğlanların ölme riskinin normal doğanlara oranla 7 kattan fazla olduğu saptandı. Bu dönemde kızlar arasında ölüm riskinde artış olmadığı saptandı.

28 ila 32 haftada doğan erkek çocuklarının ölüm riskinin normal doğanlara oranla 2,5 kat daha fazla olduğu bildirildi. Bu grupta da kızlarda ölüm riskinde artış saptanmadı.

YAŞAMLARI ÜZERİNDEKİ ETKİ
Bu çocukların yaşamlarının da erken dünyaya gelmiş olmaktan etkilendiği belirtildi. Genel olarak bu çocukların ortaokulu bitirme ve ileride çocuk sahibi olma ihtimallerinin daha düşük olduğu ortaya çıktı.

Araştırma kapsamındakilerden erkeklerin yüzde 14’ü, kadınlarınsa yüzde 25’i çocuk sahibi olabildi. Normal doğanlarda ise bu oranların sırasıyla yüzde 50 ve 68 olduğu hatırlatıldı.

Bununla birlikte bilim adamları, prematüre bebek dünyaya getirenlerin illa kötü bir şey olacak diye endişe etmelerine mahal olmadığını bildirdi. Bilim adamları, araştırma kapsamındakilerin doğum tarihlerinin 1967’ye kadar gittiğini, dolayısıyla bu çocukların modern teknolojinden yararlanmadığını hatırlattı.

Bilim adamları yine de, “araştırmanın prematüre doğumun tahmin edilenden daha büyük bir problem olduğunu gösterdiğini” belirtti.

HÜLYA LEYLA ÇABUKTAN ÖZEL REÇETELER

HERBALİST LEYLA ÇABUKTAN ÖZEL REÇETELER
Leyla Çabuk, kılların dökülme süresine bağlı olarak yeniden çıktığını anlattı ve "Kanın dönüp geldiği yerde stres olduğu zaman saçlar dökülüyor. Stres onun başına vuruyor da sırtına vurmuyor mu? O zaman neden sadece saçlar dökülüyor? Önce inanmıyorlar bana. Şu kadar zaman kullan gel diyorum. Örneğin 20 yılda dökülmüşse saçı 20 ay gibi bir sürede ancak yerine gelir. Birden saçları dökülen erkeklerin ise ürünü kullandıktan sonra yine birden saçları çıkmaya başlar" dedi.
KELLİĞE KARŞI:Aynı yöntem uygulanıyor.Dağlama bitkisi suyu sorunlu bölgeye uygulanıyor.Bu üstteki deriyi dağlıyor.Alttaki deri kendine geliyor.Hücreler yenileniyor.
DOĞAL ALLIK:Yabani böğürtlenden elde edilen su yüze sürülüyor.Bu losyon yüzde pembelik sağlıyor.
MASKELER:Bakla nohut ve fasülye gibi bitkilerin kabuğu alınıp içi eziliyor.Yoğurtla karıştırılıp yüze sürülüyor.
TÜYLER İÇİN:Karadeniz'de yetişen tane bitkisi kandavuz ve zambak'ın kökleri kurutulduktan sonra değirmende çekiliyor.Yaprakları kaynatılıyor.Aknıdırık bitkisi ile tüyler temizleniyor.Sonra üzerine bitki karışımı konuyor.Üç günde kıl kökleri kurutuluyor
kaynak:netten alıntı

İNCİ TOZUNDAN GELEN GÜZELLİK

inci tozu ile yapılan maskeler ve kremler

Araştırmalar sonucunda incinin içinde bulunan bir çok amino asit ve besleyici maddelerin cilt bakımı için mükemmel bir kaynak olduğunu düşünen uzmalar inci tozundan bakım ürünleri geliştirmiş. Eskiden Asya’da hanedan kadınlarının genç görünüm ve güzelliklerini borçlu olduğu inci tozu; protein, yirmiden fazla amino asit ve birçok mineral içeriyor. İnci tozu; kolye yapımında kullanılan gerçek okyanus incilerinin defalarca öğütülüp toz haline getirilmesiyle yapılıyor. Çok ince olan bu toz, gözeneklerin içine nüfuz ederek cilt tarafından kolayca absorbe ediliyor.

İnci tozundan üretilen maske cildi derinlemesine temizliyor, pürüzsüz ve elastik olmasını sağlıyor, kırışıklıkların oluşumunu önlemeye yardımcı oluyor. Haftada iki kere uygulanması tavsiye edilen ürünler % 100 doğal ve hiç bir katkı maddesi içermiyor.

inci tozundan yapılan ürünler arasında her cilt tipine uygun nemlendirici, temizleme sütü, göz jeli ve göz kremi bulunuyor. Maskeyi erkekler de rahatlıkla kullanabiliyor. Kolojen yapı taşları ve proteinler değişik görevler üstlenerek cildin taze ve pürüzsüz olmasını sağlarlar.İnci, aynen insanın cilt dokusu gibi, mineral tabanlı organik yapısında İçerdiği mineral ve amino asitlerin zenginliği açısından özellikle Güney Asya Denizi'nde yetişen istiridyelerden elde edilen incilerle üretileninci tozu ürünleri cildin iyileşme hızının artmasına kırışıklıkların önlenmesine, cildin parlaklık kazanmasına,pürüzsüz bir cildin oluşmasına, cildin güneş ışınlarından korunmasına, hücre yenilenmesine, cildin elastiklik kazanmasına,dolaşımın hızlanmasına, cildin doğal renginin korunmasına, porların küçülmesine, aknelerin küçülmesine , ölü hücrelerin atılmasına, kızarıklıkların azalmasına, çillerin belirginliğinin azalmasına yardımcı olur.
kayanak:netten alıntı

26 Mart 2008 Çarşamba

KÜÇÜK GÖĞÜSLERE BİTKİSEL ÇÖZÜM

*Tıptaki gelişmeler doğal maddelerle göğüs büyüten,hiçbir riski olmayan ameliyatsız bir tedavi alternatifi ortaya çıkardı.Kadında hormon metobolizmasında dengeleyici etkisinden dolayı uzun yıllardır kullanılan yan etkisiz 8 bitkinin uyumlu kompozisyonu ile elde edilen preparat(probust) bugün göğüs büyütmek için başarıyla kullanılıyor.
*California Bradford Research Institute'den Prof Dr.Robert Bradford'un araştırmasına göre bu bitkisel karışımla yüzde 82 olguda 9 ay içerisinde göğüslerde 7,5 cm büyüme oluyor.
*Aynı preparat regl dönemi gerginliğinide vakaların yüzde 95 inde çok aza indirmiş.Bitkisel kompozisyon damiana, melekotu(dişi ginseng) oğul otu, aslan kuyruğu,boston otu testere palmiyesi,yams kökü,karahindiba karışımı bitkileri içeriyor.
HANGİ BİTKİ NE İŞE YARIYOR?
DAMİANA:Özellikle afrodizyak olarak tanınır.Günümüzde birinci sırada kadın rahatsızlıklarında kullanılıyor.
MELEKOTU:Kadın rahatsızları en önemli kullanım alanı,dolaşım bozukluğu, diabet,kabızlık ve kanserde kullanılıyor.Kadında hormon metobolizmasına etki gösterir.
OĞUL OTU:Antibiyotik özelliği vardır.Huzursuzluk korku ve yara iyileşmesinde kullanılır,kas spazmlarını çözer.
ASLAN KUYRUĞU:Çayı yıllardır kalp rahatsızlıkları ve kadın hastalıklarında kullanılıyor
BOSTAN OTU:Çok eski yıllarda sarılık,mide/böbrek rahatsızlıkları migren problemlerinde kullanılıyordu,şimdi ise kadın rahatsızlıklarında kullanılıyor
TESTERE PALMİYESİ:Çok sayıda sağlık problemlerinde kullanılıyor,erkeklerde prostas sorunlarında kısırlık ve iktidarsızlık için kullanılıyor.Bu etkin bitki kadında bir dizi tedavi olanakları sağlıyor.Meme bezlerinin gelişmesine etkisi olur.
YAM KÖKÜ:Meksika'da eski yıllarda chiapas kabilesi kadınların doğum yapması sırasında bu bitkiyi kullanıyordu,kadınlarda hormon yapımını uyarıcı etkisi var ve memeleri büyütüyor
KARA HİNDİBA:En önemli ekisi karaciğer üzerinedir.Safra akışını düzenler,Hindistanda karaciğer hastalıklarında sıkça kullanılır.Vitamin ve minaral bakımından zengindir.
Zararlı kimyasal ilaçlara,oparatif müdahalelere ve implantlara karşı doğal bir altarnatif olup,güzel göğüslere sahip olmak için ideal bir yöntemdir.Kapsüllerden 6 ay süresince günde 2 kez 3'er kapsül alınır.Etkiyi arttırmak için kremleriyle birlikte kullanılabilir.

25 Mart 2008 Salı

GÖZALTI TORBALARINDAN NASIL KURTULURSUNUZ ?

Gözaltı torbalarının şiş görünmesinin birçok nedeni olabilir. Nedenleri doğru belirlenip uygun tedavi edildiği takdirde sorun çözülür.
Gözü besleyen kanalların yavaş akması sonucu gözlerde şişlik oluşabilir. Sürülecek bir solüsyon ile ilgili kanalların daha iyi akışı sağlanabilir. Derin nefes alma, masaj ve egzersiz de size yardımcı olur. 10 kez derin nefes alın, 10 kez gözlerinizi altından ve üstünden kukla oynatır gibi çekin. 10 dakika içinde en iyi kremden daha etkili olduğunu göreceksiniz.
Eğer düz bir zeminde veya yüz aşağı yatarak uyuduysanız, sıvı gözlerinizde birikmiş olabilir. Şekerleme yaparken başınızın dik olmasına dikkat edin.
Her yemekte tuzluk kullanıyor musunuz? O halde bu da gözlerinizin şişmesine neden olabilir. Tuzu ve diğer sodyum içeren yiyecekleri azaltın. Sushinizi yerken soya sosuna batırmak da aşırı sodyum almanıza neden olabilir.
Aşırı su içmek de diğer önemli bir nedendir. Aşırı alınan su sistem tarafından dışarı atılmaya çalışılır. Bu nedenle ne kadar su içtiğinizi akılda tutmaya çalışın.
Gözlerdeki şişlik kızarmış gözlerle ilişkilendirilebilir. Her iki sorunda yanmayı önleyici salatalalık veya papatya gibi malzemelerle giderilebilir. Göz kapaklarınızın üzerine papatya çayı veya kahve poşeti de koyabilirsiniz. 4 dakikada şiş gözler ve kızarıklık sorununuz giderilecektir.
Şiş gözler yaşınızla da ilişkili olabilir, bu nedenle profesyonel tedavi uygulanması gerekebilir. Şişlik yağla ilgiliyse cerrahi müdahale gerekebilir. Bu tip şikayetleriniz varsa doktorunuzla konuşmalısınız.
Son olarak da, gözaltı şişlikleri için hemoroid kremi kullanmanın faydalı olup olmayacağı merak ediliyor. Bu tür kremleri tercih ediyorsanız dikkatli olmalısınız. Denemek istiyorsanız, alerjik reaksiyonlar ile göz çevresinin çok hassas bir cilde sahip olduğunu gözönünde bulundurmalısınız. Özellikle düğün günü kesinlikle kullanmayın, gözaltı şişliğinizi tercih eder duruma düşebilirsiniz

24 Mart 2008 Pazartesi

TİBETİN GENÇLİK PINARI 5 HAREKET

Yaşınız ve fiziksel durumunuz ne olursa olsun gençlik, sağlık ve canlılık kazanmak için her gün kısa bir süre de olsa bu egzersizleri uygulayabilirsiniz. Bu hareketleri gerçekleştirirken yavaş ve derin soluklar almak yeterli. Soluk alıp vermenin bu hareketlerin yararları arasında doğrudan bağlantısı var.
Peter Kelder'in yazdığı "Tibet'in Gençlik Pınarı" (orijinal adı: Ancient Secret of the Fountain of Youth ) adlı kitapta yer alan, emekli bir İngiliz subayı tarafından Batı’ya aktarılan beş Tibet egzersizinin çok büyük yararları var. Dünyada ilgiyle okunan kitapta sağlık için gerekli fiziksel hareketlerin yani sıra beslenme sırları da var.....
Başlangıçta her hareketin 3 kez yapılması tavsiye ediliyor. Daha sonra her hafta tekrar sayısını 2 şer arttırarak 21 tekrara ulaşıncaya kadar arttırmaya devam edin.Yani 2.hafta her hareketi 5 kez,3. hafta 7 kez, 4. hafta 9 kez ve bu şekilde arttırmaya devam edin 10 hafta sonra her hareketi 21 kere yapabilir duruma geleceksiniz.
Bu 5 hareketi tamamladıktan sonra ılık yada serin suyla duş almanız tavsiye ediliyor. Ama asla soğuk suyla yıkanmayınız.

Faydaları : Dolaşımı geliştirerek varisli damarlar, osteoporoz ve bas ağrılarına iyi geliyor. Her gün yapmak tüm bedeni gençleştiren bir süreci başlatabilir.
Uygulanışı : Kollarınızı iki yana açarak avuç içleriniz yere bakacak şekilde saat yönünde dönün. İkinci hareketFaydaları : Tiroit bezi, böbreküstü bezleri, böbrekler, sindirim organları ve prostat ile rahmi de içine alacak şekilde cinsel organlar ve bezler üzerinde onarıcı bir etkisi var. Arterit, osteoporoz, düzensiz regller, menopoz semptomları, sindirim ve bağırsak sorunları, sırt ağrısı, bacak ve boyunlardaki sertliğe iyi geliyor.
Uygulanışı :
1-
Sırtüstü yatarak ellerinizi vücudunuzun yanına koyun.
2-Çenenizi göğsünüze doğru yaklaştırın
3-Bacaklarınızı yere dik olacak şekilde kaldırırken dizlerinizin dik olmasına gayret edin
Üçüncü hareket
Faydaları : İkinci gibi üçüncü de tiroit bezlerini, böbreküstü bezleri, böbrekleri, sindirim sistemi organlarını ve prostat ile rahmi de içine alarak cinsel organları gençleştiriyor. Menopoza girmiş ve düzensiz veya tembel regl dönemleri geçirme eğilimindeki kadınlar için özellikle iyi.
Uygulanışı :
1-Vücudunuzu dik tutarak dizlerinizin üzerinde durun.Ellerinizi kalçalarınızın altına dayayın
2-Çenenizi göğsünüze yaklaştırın.
3-Başınızı yavaşça mümkün olduğu kadar geriye doğru eğerken,sırtınızı arkaya doğru esnetin.

Dördüncü hareket: Faydaları : Tiroit bezi, sindirim sistemi, prostat ile rahmi de içine alacak şekilde cinsel organları ve bezleri dolaşım ve lenfatik akış üzerinde canlılık veren bir etkisi var. Karın bölgesini, uylukları, kolları ve omuzları güçlendirir. eğer sinüs tıkanıklığınız varsa bu hareketin burun deliklerinizi açtığını da fark edebilirsiniz.
Uygulanışı :
1-
Bacaklarınızı ileriye doğru uzatarak yere oturun.Ayaklarınız hafifçe aralık olsun ve ellerinizi yere koyun
2-Çenenizi göğsünüze doğru eğin.
3-Başınızı mümkün olduğunca arkaya doğru eğin.
4-Kollarınızı düz tutarak ayak tabanlarınızı ve ellerinizi yere basarken dizlerinizi kırın ve gövdenizi yere paralel olacak şekilde havaya kaldırın.Adalelerinizi bir süre kasın ve ardından gevşeyin.
Beşinci hareket:


Faydaları : bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkisi olan dolaşım ve lenfatik akışın geliştirilmesine yardımcı olur. Derin soluk alıp vermeyi, enerji ve canlılığı uyarır. Diğer hareketlerde olduğu gibi özellikle menopoz ve düzensiz regl dönemleri semptomlarını hafifletiyor.
Uygulanışı :
1-Kollarınız dik ve bedeniniz aşağı sarkmış halde ( kobra yılanı ) şeklinde durun. Avuçlarınızı yere koyun. Başınızı yumuşak bir şekilde mümkün olduğu kadar geriye yatırın.
2-Ayaklarınızı ve ellerinizi oynatmadan,kalçanızı yukarıya kaldırın ve vücudunuzla ters v şekli meydana getirin.Çenenizi göğsünüze doğru yaklaştırın.

HANGİ SAATTE NE YİYELİM?

DR. MURAT TOPOĞLUYLA DOĞRU VE ZAMANINDA BESLENME
Aldığımız kilolar tabi ki en çok gün içinde yediklerimizle ilgili, ancak önemli bir diğer noktada bu besinleri hangi saatlerde tükettiğimiz...

Çünkü günün belli saatlerinde metabolizmamız çok hızlı çalışırken, geri kalan zamanlarda oldukça yavaş hareket ediyor.
Doğru zamanda doğru besinleri aldığınızda enzimler harekete geçiyor ve vücuttaki yağlar çok daha kolay yakılıyor. Ayrıca besinlerin doğru zamanda yenilmesi ile kilo ve hazımsızlık gibi problemler de ortadan kalkıyor.Yani kısacası artık ne yediğimizden çok ne zaman yediğimiz daha fazla önem kazanıyor.
O zaman hangi saatte ne yiyelim?
Sabah : Metabolizmanın oldukça hızlı olduğu ve enerji gereksinimimizin de fazla olduğu sabah saatlerinde güne iyi bir kahvaltı başlamak gerekir. Kahvaltıda kepekli ekmek, peynir, domates, salatalık hem tok tutmaları hem de besleyici olmalarından dolayı mutlaka tüketilmelidir. İlk yendiklerinde tok tutuyor gibi görünmelerine rağmen sonradan açlık hissini uyandıran bal, reçel gibi şekerli besinlerden uzak durmak ya da çok az miktarda tüketmek gerekir.
Öğle :Öğlen saatlerinde de vücudun kalori yakma hızı oldukça yüksektir. Bu nedenle günlük enerji ihtiyacımızın üçte ikisini bu saate kadar tüketmemizde yarar vardır. Öğlen yemeğinde et ve ekmek grubu ağırlıklı beslenmek daha doğrudur. Çünkü bu besinlerin kalori değerleri yüksek olduğundan bu saatlerde daha kolay sindirilirler.
İkindi : İkindi vakti yani saat 16.30-17.00 civarında kan şekerinde bir düşüş olabilir. Bu nedenle bu öğünde meyve, küçük sandviçler yada bisküvi ile bunu önleyebilirsiniz. Ancak diyet döneminde bisküvi vb. yüksek kalorili yiyeceklerin light olanlarını tercih edebilir ya da normal olanların miktarını sınırlayabilirsiniz.
Akşam :Akşam saatlerinde metabolizma işlevleri yavaşlar. Bu nedenle bu saatlerde fazla aşırıya kaçmadan yemek yenmelidir. Sebze yemekleri, salata, çorba, ya da ızgara et gibi kolay hazmedilen besinler küçük porsiyonlar halinde tüketilmelidir. Ancak maalesef Türk Toplumu olarak akşam yemeklerini çok daha ağır yemekleri fazla miktarda yiyoruz. Yemek sonrası hareket de fazla olmadığı için yediklerimizin tamamı sindirilemiyor ve yakılamıyor.
Özellikle bir de akşam yemeğinden sonra sürekli bir şeyler yenmeye devam ettiğinde durum daha da karmaşık bir hale dönüşüyor. Burada önemli olan doğru besinleri seçebilmek...Gün içerisinde herhangi bir öğünü atlamamak gerekir. Çünkü atlanan her bir öğün diğer öğünlerdeki besin tüketimini arttırır. Özellikle sabah ve öğle öğünlerini atlayarak akşama yüklenmek ( yani pek çoğumuzun yaptığı gibi ) yapılacak en yanlış davranıştır.Yapılması gereken ise; yiyeceklerimizi öğünlere bölmek ve yüksek kalorili olanları akşama bırakmamaktır.

kaynak.murat topoğlu

Popüler Yayınlar

Related Posts with Thumbnails
Pasta Tarifleri

Uyarı

Bu site yayınlanan sağlık ile ilgili bilgiler , ziyaretçilerini bilgilendirmek amacıyla yayınlanmaktadır. Burada yayınlanan yazıların tamamı bilgilendirme amaçlı olup, hiçbir şekilde hekim muayenesi ve konsültasyonunun yerine konulmamalı, hastalık ve diğer sorunlara yönelik teşhis ve tedavi amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Sağlığınızla ilgili acil durumlarda, bekleme süresi sağlığınızı olumsuz yönde etkileyebileceği için, zaman geçirmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmanızı öneririz.
Genel Kişisel Web